şükela:  tümü | bugün
  • 11 agustos 2000 kocaelispor fenerbahce maciyla baslayan, türkiye 1. futbol ligi 43. sezonu.
    bu sezonda, sampiyonluk yarisi son haftaya kadar sürmüstür. ligin son haftasinda, galatasaray sahasinda trabzonspor'u 4-0'la gecerken, fenerbahce samsunspor deplasmaninda 1-0 yenik duruma düsmesine ragmen, maci 1-3 kazanarak, sampiyon olmustur. o sezon küme düsen takimlar ise ligi son sirada bitiren adanaspor, erzurumspor ve siirt jetpaspor olmustur.
    bu sezonda ligi sampiyon bitiren fenerbahce, sampiyonlar ligi ücüncü eleme turundan, ikinci sirada bitiren galatasaray ise sampiyonlar ligi ikinci eleme turundan itibaren maclar oynayarak sampiyonlar ligine gitmek icin hak kazanmistir.
    ligin flas takimi ise bir önceki sezon oldugu gibi, bu sezonda da ligi ücüncü bitiren gaziantepspor olmustur ve uefa kupasina katilmaya hak kazanmistir. uefa kupasina katilan diger takim ise türkiye kupasi finalinde fenerbahce'yi yenen ve kupayi kazanan genclerbirligi olmustur.
    bu sezonun baska bir özelligi ise memleket plakasindan forma numarasi yapmak anlayisinin ortaya ciktigi sezon olmasidir. formalarin, klasik 1'den 11'e kadar numaralandirilmasi yerine, 1'den 99'a kadar numaralarindirilmaya baslandigi sezon olmustur. bazi türk oyuncularin kendini araba sanmasindan dolayi da forma numaralari genellikle memleketlerinin plaka numaralari olarak secilmistir. bundan dolayi cok acayip numaralarin oldugu, renkli bir sezon olmustur. sezon sonunda ise siralama su sekilde olmustur;

    1- fenerbahce 76
    2- galatasaray 73
    3- gaziantepspor 68
    4- besiktas 64
    5- trabzonspor 58
    6- ankaragücü 56
    7- yimpas yozgatspor 49
    8- samsunspor 48
    9- caykur rizespor 46
    10- genclerbirligi 46
    11- denizlispor 45
    12- istanbulspor 44
    13- kocaelispor 41
    14- bursaspor 40
    15- antalyaspor 36
    16- siirt jetpaspor 24
    17- erzurumspor 21
    18- adanaspor 16
  • galatasaray-ankaragücü maçında dağıtılan teşvik primleri canlı yayınlara kadar çıkmış olmasına rağmen bir allahın kulunun soruşturamadığı utanç sezonu. 0-3'ten 4-3 biten efsanevi fb-gaziantep maçının golleri ise hala hatıralarda.
  • fenerbahçe'nin şampiyonluğuyla sonuçlandı ve fenerbahçe 4 senelik galatasaray hegamonyasından sonra şampiyon olunca taraftar için daha anlamlı bir şampiyonluk oldu ve "efsane geri döndü!" tişörtleri ile kutlamalar yapıldı. bu tişörtler de "şampiyonluk sonrası özel tişört" geleneğinin başlangıcı oldu.

    neyse kupa töreni sonrası gelenekselleşen aziz yıldırım istifalarının ilki ve en ses getireni yaşandı.

    aziz yıldırım maraton'a bağlandı ve şeker hastası olduğunu, kolunu kaybedecek kadar rahatsızlığının ilerlediğini, aynı zamanda kalbinden de - şimdi hatırlamıyorum ne olduğunu - bir rahatsızlığının bulunduğunu söyledi.

    şimdi aziz yıldırım için demediğini bırakmayan erman toroğlu "futbol tarihimizin gördüğü en iyi başkanısınız. umarım kararınızı gözden geçirirsiniz" dedi, aziz yıldırım da "fenerbahçe çok değerli başkanlar gördü ama kararımda kararlıyım" açıklamasını yaptı.

    sonra taraftar aziz yıldırım için gelenekselleşecek ilk yürüyüşünü yaptı, alişan ali şen'in istifasından sonra uydurduğu "ne olur gitme ali şen, ne olur, ne olur yalvarırım" adlı eseri aziz yıldırım'a uyarladı, kimse çakmadı. rıdvan dilmen "başkanım yapma" dedi. fakat aziz yıldırım dönmek istemediğini söyledi.

    sonrasında 1 oyla geçerek başkan olduğu ali şen'e yakınlığıyla bilinen vefa küçük başkanlığa aday olunca, geri döndüğünü açıkladı ve oy rekoru kırdı. sonrasında yaptığı konuşmada mustafa denizli'yle 10 senelik sözleşme yapacağını söyledi. 5 ay sonra kovdu.
  • ayrıca galatasaray bir önceki sezon uefa ve süper kupa zaferleri elde edince, bu sezonun ilk yarısında reha muhtar'la ana haber'e hemen her hafta bir doktor, psikiyatrist bağlanmaya başlamıştı ve "fenerbahçe taraftarının psikolojisini olumsuz etkiliyor" "fenerbahçe taraftarında kalp hastalıkları daha yaygın" "fenerbahçe taraftarı siki tuttu" gibi kafa sikici açıklamalar ardı ardına geliyordu.

    işte böyle bir atmosferde oynanan bu sezonda "bu sezon da şampiyon olmazsak, kesin kanser olacağız" diyen taraftar, şampiyonluk için kenetlenmiş, içeride 17'de 17 gibi bir başarının elde edilmesini sağlamıştı. aynı taraftar deplasmanda da doğru dürüst galibiyet alamayan takımı yalnız bırakmamış, her mağlubiyet sonrası takımı havaalanında coşkuyla karşılamıştı.

    velhasılı sezon boyunca süren bu atmosferi, ve sonrasında haftalarca süren şampiyonluk kutlamasını ben bir daha görmedim.

    zaten galatasaray ve fenerbahçe bu yüzden birbiri için itici güç. şimdi düşünelim, 2009-2010 sezonunda bursa değil de, fener şampiyon olsaydı, galatasaray 8. olur muydu?

    2011-2012 sezonu başında fenerbahçe şike ile suçlanmasaydı, galatasaray taraftarı transfer sezonunu bu kadar tepkisiz geçir miydi?

    cevaplar, tabii ki hayır. zaten bu yüzden "derbi" diye bir kavramdan söz ediyoruz.
  • oktay derelioğlu geçtiğimiz gün cnn türk'te 26 mayıs 2001 galatasaray trabzonspor maçı'nda fenerbahçe'den teşvik primi aldığını kendi ağzıyla kabul etti. şimdi federasyon başkanı, galatasaray teşvik primi vermişse gereken yapılacak diyor. 20 yıla kadar bütün sezonlar incelenecek diyor. e elinde birinci ağızdan kanıt varken neden bu sezonla ilgili gereken yapılmıyor?

    ankaragücülü cafer'in galatasaray maçı öncesi fenerbahçe'den bir çanta dolusu para aldığını itiraf ettiği sezon da bu sezon. bunlar birinci ağızdan söylenmiş sözler, hala ne bekleniyor gerçekten anlamıyorum.

    kulüp içindeki transferle ilgili bir sorunu şike diye yayıp olaylara galatasaray'ı çekmeye çalışan basın, bu olanları neden görmüyor? basını geçtim, neden kimse burada bunun farkında değil. hala neyi bekliyorsunuz?
  • ersun yanal'ın 13 mayıs 2001 galatasaray ankaragücü maçı için futbolcularının fenerbahçe'den teşvik primi aldığını bizzat ittiraf ettiği, kendi elleriyle futbolcusundan çaycısına kadar da kime ne kadar para dağıttığını bir kağıda yazıp sakladığını söylediği sezon. teşvik primi aldığını ilk kez itiraf eden cafer aydın'ın daha sonra hayati tehlikem var diyerek nasıl geri attığını ve ortadan kaybolduğunu hepimiz hatırlıyoruz. zaten cafer aydın'ın itirafından sonra pek dürüst ersun yanal artık her şeyi itiraf etmek durumda kalmıştı.

    ha bu o sezon yapılan en basit olay, bunu da belirtmek gerekir. o sezon galatasaray'ın şampiyonluğunu çalmak için ne oyunlar oynanadığını dönemin yönetici uğur dündar bir program yapıp arena'da açıklasın ama süre yetmez.

    ***

    ..sonra 300 bin doları nasıl dağıtacağımın yöntemini buldum. beyaz bir dosya kağıdı aldım. madem böyle bir şerefsizliğin içindeydik, gelen paradan gariban çaycının bile faydalanmasını sağlayacak bir metot geliştirdim. sayfanın başına 'teşvik primi alanlar' diye yazdım ve her futbolcunun adını alt alta sıraladım. ben ve antrenörlerim bu paraya hiç dokunmadık ama malzemeciye, masöre, çaycıya, tesislerdeki bekçiye varıncaya kadar herkesi bu işten nasiplendirmeliydim. futbolcuları teker teker evime çağırdım ve paylarını dağıttım. adam başı 15 bin dolar civarında bir para düşüyordu. parasını her alan, kendi adının yanındaki boşluğa imzasını attı. mesela cafer 'ben o şerejsizin evine gidip para almam. hakkımı yollasın' demiş, onunkini de takım arkadaşlarından biri götürdü. ama yine ona da imzayı attırdım. bu parayı son dolarına kadar dağıttım, sonra da beyaz dosya kağıdını evimde sakladım.

    ersun yanal
  • tarihin en kirli sezonlarından birisi..

    cihan oskay: parayi dogrudan aziz yildirim'dan aldim!
    telegolde 2000/2001 sezonunda yapilan şike'nin aciklanmasi, hatirlatmak istedim:

    şok!!! şok!!! "aziz yıldırım maçları satın aldı mı?" telegol'den son yılların en büyük bombası!!!

    telegol'de canlı yayına çıkan cihan oskay, başkan aziz yıldırım hakkında inanılmaz suçlamalarda bulundu. yıllardır fenerbahçe camiasında etkili rol üstlenen cihan oskay hangi futbolculara para dağıtıldığını, hangi maçlarda şike yapıldığını itiraf etti.
    27.11.06 23:55

    star tv'de yayınlanan telegol'e katılan cihan oskay bomba iddialarda bulundu. itirafçı cihan oskay, aziz yıldırım'dan taimat aldığını iddia ederek, hangi maçlarda devreye girdiğini, hangi futbolculara para verdiğini açıkladı.

    canlı yayına bağlanan fb asbaşkanı şekip mosturoğlu ise suçlamalara sert tepki gösterdi. cihan oskay "yıllardır demiyor muydunuz, birisi çıksın açıklasın diye, işte ben çıktım kendimi feda ediyorum, ateşe atıyorum, gerçekler ortaya çıksın!" dedi

    bu iddialar türk futbolunu sarsacak.

    "2000-01 sezonunda f.bahçe'nin, samsun'u 3-1 yenerek şampiyon olduğu maçta şike yapıldı. o maçın f.bahçe lehine sonuçlanması için aziz yıldırım'dan 150 bin dolar aldım. trabzon'a da 250 bin dolar teşvik primi götürdüm."

    f.bahçe camiasına yakınlığı ile bilinen cihan oskay, dün akşam katıldığı star tv'deki telegol programı'nda, "2000-2001 sezonunda f.bahçe'nin, samsunspor'u 3-1 yenerek şampiyonluğunu ilan ettiği maçta şike yapıldığını" iddia etti. oskay, "o maçın f.bahçe'nin lehine sonuçlanması için aziz yıldırım'dan 150 bin dolar" aldım. trabzonspor'a da, g.saray'a yenilmemeleri ya da 1 farkla kaybetmeleri için 250 bin dolar teşvik primi götürdüm" dedi.

    selpak gibi kullanıp kenara atıyorlar

    "star tv'de serhat ulueren'e konuşan cihan oskay'ın iddiaları şöyle;

    herkes türkiye'de şike ve teşvik konusunda, 'kardeşim biri çıksın bunu anlatsın' diyordu. işte ben çıktım. türkiye'nin en büyük kulübünün başkanından şahsen direkt parayı alıp, hem teşvik girişimi, hem de şikeyi şahsen yaptım ve buradayım. yıllar sonra kullanıldığımı hissettim. fenerbahçe için bunu yaptığımı zannediyordum. şahıslara hizmet olduğunu anladım. insanları selpak gibi kullanıp bir kenara atıyorlar. konuşmamın birinci nedeni bu. ikincisi de çok eskiye gitmek istemiyorum. rahmetli oğlumu öldüren kişiyle yakın arkadaş olan genel sekreterin tavrı çok yanlıştı. bunları üst üste koyduğunuz zaman belki bunlar tetiklemiş olabilir.

    aziz yıldırım'ın ilk şampiyonluğu

    şimdi olayı anlatayım, sezon 2000-2001... yani aziz yıldırım'ın göreve geldikten sonraki ilk şampiyonluğu. eğer bu şampiyonluğu fenerbahçe alamazsa galatasaray üst üste 5. kez şampiyon olacaktı. aziz yıldırım üç sene sonunda yine başarıya ulaşmamış bir başkan olacaktı."

    soru: bu notları size biri mi yazdırdı?

    "hayır hayır... bunu kim yazdırabilir? bunu bilen biri, yapan benim. ben size şöyle söyleyeyim. 2000-2001 sezonunun en son haftası fenarbahçe ile galatasaray şampiyonluk mücadelesi veriyor. bir önceki hafta fenerbahçe, bursaspor ile oynadı ve maçı 2-0 kazandı. aynı gün de galatasaray, g.antep'te gaziantep'i 2-0 yendi, şampiyonluk son haftaya kaldı.

    0532 547 **** nolu telefonumdan aradı

    g.saray, gaziantep'te puan kaybetse, f.bahçe stadı'nda o gün her şey hazırdı. kutlamalar, son haftaya kalınca gözler samsun-f.bahçe ve istanbul'da oynanacak olan g.saray-trabzon maçlarına çevrildi. buradaki hassasiyet şuydu: bugünkü statü yoktu, yani ikili averaj değil, genel averaj vardı. o genel averaj konusunda da f.bahçe artı üç gol avantajlıydı. yani samsun'da fenerbahçe yenilir, g.saray üç farkla yenerse g.saray şampiyon oluyordu. bursaspor maçının akşamı üstüme kayıtlı olan 0532 547 **** nolu cep telefonuma 0535 899 **** nolu telefondan aziz yıldırım arayarak, samsun maçının önemini belirtti ve bu konuda bir şey yapmamı ve ertesi gün kulübe gelmemi istedi.

    başkanla çok iyi ilişkilerimiz vardı

    soru: niye sizi aracı kullandı?

    başkanla çok iyi ilişkilerimiz oldu. mesela f.bahçe, alpay'ı transfer ederken, onu başkana ben önermiştim. ertesi gün kulüpte buluşacağız, ben akşam düşündüm.orduspor'un eski başkanı mustafa çebi, f.bahçe kongre üyesiydi. dedim böyle böyle bir durum var, onu da oğlu tamer çebi'ye ait 0532 487 **** nolu telefondan arayarak önce tamer'e açtım durumu. sonra mustafa bey'le görüştüm, buluştuk.

    mustafa çebi aracılık yaptı

    bu işin nasıl olup olmayacağını, yardım edip edemeyeceğini sordum, o da samsunspor teknik direktörü yücel uyar'ın, orduspor'da iken kendi futbolcusu olduğunu, babasını tanıdığını, çok iyi ilişkiler içinde olduğunu söyledi. 'o zaman' dedi, 'ben gideyim bir samsun'a. bu görüşmeleri yapayım' dedi. 'yalnız' dedim, 'başkana iletmem lazım', sonra ben aziz yıldırım'ı 0216 418 **** nolu telefondan arayarak bu bilgiyi verdim. 'hemen gitsin' dedi, 'fakat bugün pazartesi, ben işlerimi ayarlayayım, salı günü gideyim' dedi mustafa bey. bunun üzerine başkan, kulübün resmi iş yaptığı turizm şirketinden uçak biletini aldırdı, mustafa bey'in gidiş-dönüş biletini kulüp aldı ve mustafa bey salı günü samsun'a gitti.

    kampı belirli güçler finanse ediyor

    yücel uyar'ın babası ile oturmuşlar, yücel'i de çağırmışlar. mustafa bey anlatmış, 'fenerbahçe gelecek, buradan şampiyon dönmek zorunda' demiş. bunun üzerine yücel uyar'ın ilk tepkisi, 'fenerbahçe iyi takım, bizi normalde yener', olmuş. mustafa bey de, 'ben bu işin garanti olmasını istiyorum' deyince, yücel uyar, 'salı günü sinop'ta kampa giriyoruz. kampı belirli güçler finanse ediyor' yanıtını vermiş ve ne yapabileceğini söylemiş. 'takımı motive etmeyeceğim, üç önemli oyuncuyu; ilhan, tümer ve ali akdeniz'i oynatacağım. ama ilhan, galatasaray ile anlaştı. o iyi oynar. tümer'i oyundan erken alırım. ali akdeniz de zaten fenerbahçe ile anlaştı, sezon biter bitmez fenerbahçe'ye gidecek.'

    ertuğrul sağlam bu maçta oynamasın

    ayrıca içeride üç adamım var, bunlar gerekeni yaparlar. yalnız bunların ismini veremem, transfer sezonudur. bu işi bana bırakın, gerekirse maçın durumuna göre ikinci yarı kaleci de devreye girer, bu şekilde fenerbahçe kazanır.' mustafa bey, ofisten beni aradı yücel ile birlikte. ben bu bilgileri yıldırım'a anlattım. yıldırım, samsunspor'un kamp yapmasını istemedi. bunu yücel uyar kabul etti. ayrıca nasıl bir kadro çıkaracağını sorduk, kadroyu okudu yücel uyar. aziz yıldırım, ertuğrul sağlam'ın oynamasını istemedi. karşıdan da yücel uyar, 'ertuğrul beş haftadır sakat, o günkü şeyleri araştırırsanız bunlar çıkar, çok kilo aldı ağırlaştı' dedi.

    150 bin usd'yi alıp mustafa çebi'ye teslim ettim

    yücel uyar'ın babası petrol işi yapıyor ve büyük maddi sıkıntı içinde. mustafa amca ilk önce cebinde olan 840 milyon lirayı verdiğini söyledi. bunun üzerine ben aziz yıldırım'dan altunizade'deki bürosundan 150 bin usd'yi, kendisinden bizzat şahsen alarak, kullandığım renault marka araba ile bizzat karayolu ile bu parayı mustafa çebi'ye teslim ettim, gerekli harcamalar için.

    soru: yıldırım'dan mı yoksa sekreterinden mi?

    hayır hayır kendisinden aldım.

    soru: bizzat kendisinden.

    evet, bana tekrar dönmem istendi. istanbul'a ben onu teslim ettim. gerekli organizasyonların yapılacağı bu çerçeve içinde ama samsun'da yaprak oynasa 10 dakika içerisinde mustafa çebi arayarak gerekli bilgileri veriyordu.

    ne parası, maçı hakkımızla kazandık

    samsun'da olan başka bir olay daha var. 150 bin usd daha ihtiyaç doğuyor. mustafa çebi direkt başkana söylüyor, başkan da 'hallederiz' diyor. yani 330'a bitecek iş. öyle olunca istanbul'a dönüşten bir-iki gün sonra ben başkana telefon ettim, 'sen böyle bir söz vermişsin, 150 bin usd daha söz vermişsin' dedim, 'ne parası?' diye karşılık verdi. 'olan oldu, biz zaten oynadık ve aldık' diye kestirip attı. mustafa amca yanımdan abdullah kiğılı'yı aradı, kiğılı, 'beni bu işlere bulaştırmayın' dedi. o maçta ali akdeniz f.bahçe'ye gol attı. ali'ye, 'niye bize gol attın?' dediğimde, 'abi, lazetiç üstüme geldi, vurmazsam ayağımı kıracak, topa vurdum gol oldu' dedi.

    "trabzon, the marmara'da kamp yapıyor. taksim'e, geldim telefon açtım. oktay 6. kata, 603 nolu odaya gel ama arka kapıdan dedi. odaya girdim. futbolcuları ikna etmek için dolarları serdim yatağa. ikişer ikişer geldiler odaya..."

    cihan oskay, f.bahçe başkanı aziz yıldırım'ın isteğiyle 2000-2001 sezonunda oynanan g.saray-trabzon maçı için, trabzonsporlu futbolculara 250 bin dolar teşvik primi götürdüğünü söyledi. oskay, "maç istediğimiz gibi bitseydi oktay derelioğlu'nun kayınbiraderine parayı verecektim. ama 4-0 olunca en çok o adam üzüldü" dedi. işte teşvik primi iddiaları...

    cihan abi 300 bin dolar olur

    samsun maçına ben takım uçağı ile gideceğimi zannediyordum. fakat başkan istanbul'da kalmamı istedi. çünkü oktay'la konuşuyorduk o zaman ve oktay derelioğlu, trabzonspor'da oynuyordu. galatasaray-trabzonspor maçı için trabzonlu futbolculara kazanırlar, berabere kalırlar ya da bir farklı mağlup olurlarsa 250 bin usd para vermem için görüşmemi istedi aziz yıldırım. ben itiraz ettim. samsun'daki o ilişkilerden sonra gerek yok dedim. hayır, sen görüşmeyi yap dedi. 0533 552 hh hh nolu telefondan oktay'ı aradım, aynen bu bilgileri aktardım. cihan abi dedi, 300 bin usd olur, 150 bin usd peşin, 150 bin usd maç sonrasında..

    aman ağabey arkadan gel

    başkana aktardım, 250 bin usd veririz dedi. oktay'ı aradım, peki abi sen gel dedi beraber görüşelim. günlerden cuma, maçlar cumartesi günü oynanacak, öğlenleyin yine altunizade'deki başkanın ofisine gittim, yine 150 bin usd masada duruyordu, bunu al dedi, 100 bin usd ise muhasebe müdürü tamer yelkovan'da hazır, bu 250 bin usd ile git maç öyle biterse maçtan sonra ver, maçtan önce kimseye sakın bir lira verme dedi, peki dedim. bu para ile the marmara oteli'ne doğru yola çıktım. trabzonspor orada kampta kalıyordu. kültür sarayı'nın oradaki otoparktan telefon açtım, oktay'a, abi dedi, arkadan gel, asansörle önden 250 bin usd güvenlik şu bu biz dedi, 6. kat 603 numaradayız.

    yakalansam, esrar mı satıyorum, tabanca mı satıyorum, kime ne izahat vereceksin ki 250 bin usd ile yangın merdivenlerinden çıktım altıncı kata. 603 numaralı odaya girdim. oktay da hoşgeldin abi falan dedi, oda arkadaşı da tamer tuna. o zaman trabzonspor'da oynuyor, daha sonra beşiktaş'a gitti. işte para burada 2-1 yenilin sizin, 3-2 yenilin sizin, yenin zaten sizin. önce bu işin pazarlığı oldu, işte dediler, şu kadar peşin.. dedim, bu işin pazarlığı olmaz bu para benim değil, becerin alın. tabii, ne yapalım dediler, bu iki arkadaş dedi ki, futbolcuları iki iki alalım, onlara anlatayım ben de parayı çıkardım yatağın üstüne serdim. futbolcular iki iki içeriye girmeye başladılar.

    trabzonlulardan saklandı para

    odaya o gün iki iki girenler, metin aktaş, tamer tuna, erman özgür, güngör nesim ki, bizi çek eden nesim, onu da anlatacağım size, ben bunlara parayı götürürken başkan da nesim'i arayıp geldiler mi, gittiler mi diye soruyor, bunu sonradan öğreniyorum. cem, abdülkadir, yançev, nilovski, jarko. olay trabzon doğumlu futbolculara söylenmedi. hami vardı, sakatım oynamayacağım demiş, gökdeniz'e söylenmedi, öyle biliyorum yani. metin aktaş da trabzonlu akçaabat doğumlu. işte buradakilerin hepsi odaya geldi, parayı gördüler. biz elimizden geleni yapacağız dediler. oktay anlatıyor ben de tamamlayıcı bilgi veriyorum.

    o zaman sergen de takımdaydı. sergen çok net tavrını koydu, son maçtı ben 50 bin usd isterim, o oktay'a söylüyor o da bana söylüyor. sergen odaya gelmedi. onu bana telefonla ilettiler. zaten sergen o maçta oynamadı. sonunda paranın nasıl verileceği konusunda anlaştık. trabzonlu futbolcular şunu söylediler: elimizden geleni yaparız. takımın yarısı yok, hami abi oynamıyor, sergen abi falan yok isterse galatasaray bizi 8-0 falan yenebilir. ama biz elimizden geleni yapacağız dediler. oktay derelioğlu'nun kayınbiraderi ile bir yerde siz maçı seyredin, biz hak ettiysek parayı ona teslim edebilirsiniz.

    kalktım cumartesi günü oniki bir arası giyindim artık yola çıkacağım. aziz yıldırım aradı beni.. şimdi sinan engin ile konuştum, bizden kimse gitmemiş trabzon kampına dedi. başkanım olur mu dünden beri ben ne konuşuyorum sizinle dedim, yok dedi şimdi sinan engin, tamer tuna ile konuşmuş, onun üzerine sinan beni aradı dedi. başkan sizden kimse gitmemiş meydanı boş bırakmayın, gidecek bir şey varsa ben götütürüm demiş. ben telefonu kapattım. tamer'i aradım. tamer, engin aradı, parayı sordu. ben de hayır dedim ne diyeyim. yani beşiktaş'a transfer olmuşum para geldi der miyim. ben de tekrar telefon açıp olayı tekrar başkana anlattım. haa iyi dedi, kontrol sende dedi.
    şike mi, evlat acisi öfkesi mi?

    cihan oskay yıllar önce çok acı bir olay yaşadı. bir tekne turunda 9 yaşındaki çocuğunu kaybeden oskay'ın bu olaydan fenerbahçe genel sekreterini sorumlu tuttuğu iddia edildi. f.bahçeli yönetici ve futbolcularla işletmeciliğini yaptığı restaurantlarda sık sık bir araya gelen oskay, oktay derelioğlu ve alpay özalan'ın transferlerinde de ön plana çıkmıştı.

    tahir kıran, federasyonun bir yöneticisi.. kıran, f.bahçe'nin, g.saray'ın rakiplerine teşvik primi verdiğini iddia etmişti. şimdi biraz geriye gidelim. kıran'ın bu açıklamalarıyla, telefon kayıtları ne enteresan ki, aynı döneme rastgelmiştir.
  • ersun yenal'dan tesvik pirimi belgesi!
    bunlari bize hic bir zaman unutturamiyacaklar:

    tarih: 15 kasım 2004... yer: milli takım'ın kamp yaptığı polat renaissance oteli'nin lobisi... milli takım, 2 gün sonra servet'in shevchenko kabusu yaşadığı ukrayna maçına çıkacak.

    vatan spor servisi müdürü ibrahim seten kampı ziyaret ediyor. seten, ersun yanal, zaman zaman menajer can çobanoğlu ve mentör turgay biçer'in de katıldığı sohbet saat 22.00 sularında başlıyor, bittiğinde saatler 02.00'yi gösteriyor. o sıralarda beşiktaş-istanbulspor maçında teşvik primi gönderildiği söylentileri var. seten bu konudaki bilgileri yanal'a anlatıyor. yanal, "bak birader" deyip söze giriyor. "benim başımdan öyle bir şey geçti ki, senin anlattıkların solda sıfır. türkiye'de bu iş bitmiş. sana bunları anlatırım ama bana söz ver, eğer bir gün türkiye'de bu işlerin temizlenmesiyle ilgili bir kamuoyu oluşursa bunu kullan. yoksa bizi kimseye kurban etme."

    ve bizzat yaşadığı teşvik skandalını başlıyor anlatmaya:

    "2000-2001 sezonu... f.bahçe ile g.saray kıran kırana bir şampiyonluk yarışı içinde. g.saray, üst üste 5. şampiyonluğa koşuyor. f.bahçe ise mustafa denizli ile onlara yetişmeye çalışıyor... g.saray puan kaybetmezse de f.bahçe'nin şansı hiç yok... son haftalara girildikçe, bizim gibi (teknik direktörü olduğu agücü'nü kastediyor) takımlarla iki kulübün oynadığı maçlar önem kazandı...

    13 mayıs'ta, yani ligin bitmesine 3 maç kala g.saray ile ali sami yen'de karşılaşacağız. hafta boyunca bana f.bahçe kulübü'nden bizim futbolculara teşvik primi gönderileceği yolunda duyumlar ulaştı... takımı toplayıp sert bir konuşma yaptım:

    'teşvik primi alanı bu takımda yaşatmam. helal olmayan bir parayı almak, insanın ailesini satmasıyla eş anlam taşır. g.saray'ı yenmek için f.bahçeliler'in sizinle bağlantı kurmaya çalıştığı dedikodusu ayyuka çıktı. sakın bu yollara girmeyin, primi alanı affetmem. hepiniz ayağınızı denk alın.'

    johnson-kennedy bağlantısı

    tabii bu konuşma oldu ama ben hepsini sonradan öğreniyorum, 2 takım futbolcuları kendi aralarında işi pişirmişler. mesela o sırada f.bahçe'de oynayan johnson, a.gücü'nün yabancılarından kennedy ve augustine'le konuşmuş, onlar para konusunda anlaşmışlar. bu ikisi takımdaki diğer yabancılar kaleci da silva ve stoper rogerio'yu da ayarlamışlar. yani zaten 4 oyuncu teşvik primine kendiliğinden 'okey' vermiş. cafer'le ayrı bağlantı kurulmuş, hakan keleş'le ayrı... takım, kendi kendine f.bahçeliler'den teşvik alma konusunda uzlaşma sağlamış.

    ben maçtan önce soyunma odasında yaptığım konuşmada herkesi son defa uyardım. neyse sahaya çıktık, olağanüstü oynadık. hakem bülent uzun da bize yardımcı oldu, diyebilirim. (işte burası çok önemli) 10. dakikada faruk ilk golü attı, 1-0 öne geçtik. g.saray ilk yarıda okan buruk kırmızı kartla atılınca 10 kişi kaldı ve paniğe kapıldı. rogerio, 61. dakikada durumu 2-0 yaptı. hasan 63'te skoru 2-1'e getirdi ama yetmedi, biz maçı kazandık, f.bahçe erzurum'u 2-1 yenip büyük avantaj sağladı.

    ne güvenilir taksiymiş ama

    esas bomba maçtan sonra patladı. malzemecimiz 'hocam, bir taksi şoförü bunu size vermemi söyledi f.bahçeti yönetici.. (ismi bizde saklı) yollamış' diyerek soyunma odasına bir çanta getirdi. çantayı açınca beynimden vurulmuşa döndüm. f.bahçeli yöneticilerden birinin bize yolladığı çantanın içinden dolarlar fışkırıyordu. soyunma odasında birden hareketlenme oldu, nerdeyse bıraksam herkes çantanın üstüne atlayıp paraları orada paylaşacak. hepsine çok ağır hakaretler ederek çantayı kapattırdım.

    malzemeciye emanet ettim ve 'hayatımda böyle işlerin içinde olmadım. sizin sayenizde geldiğimiz noktaya bakın. bizim şerefimizin satılık olmaması gerekirdi. ama madem bu para geldi, en azından bunun dağıtımının nasıl olacağını ben belirleyeceğim. herkes duşunu alsın ve benden haber beklesin' deyip kapıyı vurup çıktım.

    neyse, ankara'ya döndük. çantadaki para sayıldı, içinde 300 bin amerikan doları vardı. 3 gün sabahlara kadar uyumadan ne yapacağımı düşündüm. aklımdan parayı alıp federasyona gitmek ve herşeyi anlatmak da geçti. ama cesaret edemedim.

    al parayı, at imzayı!

    sonra 300 bin doları nasıl dağıtacağımın yöntemini buldum. beyaz bir dosya kağıdı aldım. madem böyle bir şerefsizliğin içindeydik, gelen paradan gariban çaycının bile faydalanmasını sağlayacak bir metot geliştirdim. sayfanın başına 'teşvik primi alanlar' diye yazdım ve her futbolcunun adını alt alta sıraladım. ben ve antrenörlerim bu paraya hiç dokunmadık ama malzemeciye, masöre, çaycıya, tesislerdeki bekçiye varıncaya kadar herkesi bu işten nasiplendirmeliydim. futbolcuları teker teker evime çağırdım ve paylarını dağıttım. adam başı 15 bin dolar civarında bir para düşüyordu. parasını her alan, kendi adının yanındaki boşluğa imzasını attı. mesela cafer 'ben o şerejsizin evine gidip para almam. hakkımı yollasın' demiş, onunkini de takım arkadaşlarından biri götürdü. ama yine ona da imzayı attırdım. bu parayı son dolarına kadar dağıttım, sonra da beyaz dosya kağıdını evimde sakladım.

    bu 'beyaz dosya kağıdına imza attırma işi'ni niye yaptım biliyor musun? teşvik primine madem benim dahlim olmadan karıştılar, ben de onları yakacak bir belgeyi elimde sigorta olarak tuttum."

    işte telegol'ün geçen yıl cafer aydın'ı konuşturarak başlattığı teşvik primi skandalının gerçek perde arkası bu...

    300 bin dolarlık teşvik primini yollayan f.bahçeli bir yönetici...

    alan ve aldıkları paranın karşılığında boş bir kağıda imza atan a.güçlü futbolcular...

    ve bu belgeyi o günden beri saklayan teknik direktör ersun yanal...

    o sezonla ilgili daha pek çok hikaye var ama hepsi sırayla...
  • formalarda numaranın üstüne isim basılan ilk sezondur.

    edit: calibra diyor ki; logo üzerine yıldız uygulaması da ilk kez bu sezon gerçekleşmiş.
  • maç başına 3.32'lik gol ortalamasıyla bu alanda bir rekora sahne olan sezon.