şükela:  tümü | bugün
  • avrupa birligi ile türkiye'nin beklenen evliliginin yaşanacagı tarih olarak kamuoyuna avuntu olarak verilmiş tarih.

    bilemiyorum artık 80 li yıllardan beri süre gelen bu nişanlılık sürecinin sonunda oluşan bu evlilik ne kadar sağlıklı olur. bi çok avrupalı eş dostun türkiye için "avrupa birliginin daimi nişanlısı" tabirinden sonra...eh be eh...
  • (bkz: 2014)
  • ek$i sozluk klonlarinin yasal dayanaga kavu$mayi bekledikleri yil. (bkz: #157815)

    (bkz: dis fircalarken bosa akittigimiz sular)
  • günhter verheugen tarafından türkiyenin ab'ye girişi için yarıresmi olarak açıklanmış olan tarih. 8 yıl önceyi düşününce 8 yıl sonra dünyanın nasıl olacağını bilmek zor.
    bi nevi bugün git yarın gel.
  • 2013 akdeniz oyunları aday kenti mersin: tanıtım videosu için tıklayınız... http://www.youtube.com/watch?v=afouacgjyzk
    2013 mediaterranean games candidate city is mersin: click for intro... http://www.youtube.com/watch?v=afouacgjyzk
  • "yüzyıl sonra burada, bu ağacın altında"

    uzun kızıl saçları beline gelen güzel sevgilim hüzünlü gözlerle bunu dediğinde, ertesi gün orduya teslim olacaktım. uzun zamandır hiçbir iyi haber gelmediğinden, büyük bir savaşın patlak vereceği belliydi ve ikimiz de geri dönmeyeceğimi biliyorduk. ağacımız olan görkemli zeytin ağacının altında, önümüzde uzayıp giden lacivert denize bakıyorduk. birçok şey yarıda kalmıştı, çocuklarımız hiç olmayacaktı. beni bekleyeceğini söylemişti ama devletim için piyondan farksızdım. şahı korumak için öne sürülen önemsiz bir piyon gibi 1915'i bile göremeyecektim. çocukken kurduğum tüm hayaller, ilk gençlik yıllarımın coşkusu bir günde silinmişti. ölmeye gidiyordum, düşmanımın kim olduğunu bile bilmiyordum. bilinmez bir kurşun göğsümü delecekti, belki de mayına basacaktım.

    son günümüzü bunları konuşarak geçirmek istemediğimden, hayatımın kadınının ellerini tuttum. yüzünün her kıvrımını ezbere bildiğim halde tekrar baktım. ölsem bile unutmayacağım şekilde aklıma kazıdım o güzel yüzü. günün her saati renk değiştiren büyülü gözleri dolmuştu, kederden rengi solmuştu. çıkan rüzgar ikimizi de kutsarken, bir idam mahkumunun son anlarındaki huzuru gibi bir huzur geldi içime. bu hayatta olmayacaktı belki ama, birbirimiz için yaratılmış olmamız sonsuzdu. bundan sonraki hayatlarda birbirimizi bulmaya çalışabilir, bulana kadar vazgeçmezdik. belki 2473'te olurdu belki de daha geç. başkasını sevmek, başkasını tanımak, başkasına bakmak istemiyordum. onun için yaratılmıştım ama neden çıktığını bilmediğim bir savaş, beni zeytinliklerle dolu kasabamdan çekip alacak ve elimde tüfek ile siperde ölümü bekletecekti.

    yüzünü ezberledim, o da lacivert gözlerini benden ayırmadı. birbirimizi aramakla geçecek yüzyılları sessizce kabul etmiştik. bulana kadar yüzlerce kez toprak altına girsek bile, başkaları bize aşık olup evlenmek istese bile, bekleyecektik. belki kimsesiz, köhne odalarda, belki de hayatımızın baharında bir hastalıkla ölecektik ama güzel bir bahar akşamı birbirimizi bulduğumuzda, bu çok uzun süren özlem bitecekti.

    buna tüm kalbimizle inanırken, toscana'ya gece çökmeye, denizin üzerinden kızıl bir dolunay da yükselmeye başlamıştı. 3 mayıs 1913'te o hayatta bir daha göremeyeceğim sevgilimi son kez öptüm. sonra son bir kez daha. sonsuza kadar ayrılmayacağım derken, ölüme erkenden gitmek yüreğime ağır gelmişti.

    "yüzyıl sonra burada, bu ağacın altında seni bekleyeceğim" dedi. sesindeki kararlılık ve tutku binlerce yıllıktı. yüzyıl sonrası hiç gelmeyecek gibi görünürken "3 mayıs 2013'te burada bu ağacın altında, elimde bir demet çiçekle bekleyeceğim ve gelirsen evlenme teklif edeceğim" dedim. gözlerinde yaşlarla gülümsedi, gülümsemek kimseye bu kadar yakışmazken hemen arkamızda ay yükseliyordu. bir daha aynı sabaha bile uyanmayacaktık belki. binlerce yıl birbirimizi arayıp duracak, en sonunda sözlerimizi unutup başkalarıyla olacaktık. bunun olasılığı bile içimi yakıyordu. binlerce yıl sonraki eşini bulup öldürecek ve kadınımı tekrar kazanacak gücü hissettim içimde. aşk sonsuz bir ateş gibi içimi yakıyordu. eminim ki o da aynı şeyi yapar, beni bir şekilde bulurdu.

    son gecemizi birlikte geçirmemizin üzerinden 96 sene geçmiş bile. daha dün gibi oysa zeytin ağacının altındaki öpüşmelerim. şu anda nerede olduğunu bilmiyorum, onu bulurum diye sokaklarda yürüyor uzun saçlı kızların yüzlerine bakıyorum. belki saçlarını kestirmiştir, belki de hafif bir şal atmıştır. ben 1916'nın kasımında ölürken, o 1970'lere kadar yaşamıştır belki. hatırladığım tek şey yüzü, sonsuzluğunda kaybolduğum gözleri bir gün bile aklımdan çıkmadı. ilk buluşmamıza dört sene kaldı, günleri sayıyorum. acaba kaç yaşında? onu son gördüğümde 25 yaşındaydı, acaba sözünden vazgeçip başkasıyla mı evlendi? sonsuz olasılıklar, her gün içimi kemirip dururken, işe odaklanamıyorum. başka kimseyi sevemiyorum, kısa süreli birlikteliklerimde hep onu arıyorum. öpüşürken gözlerimi kapatıp; 1913 baharını, dolunay gecesini düşünüyorum. binlerce yıllık bir oyunun ilk randevusuna, motorsikletim ile gideceğim. 2013 baharında yollara düşüp, 3 mayıs cuma günü orada olacağım. neresi olduğunu çok iyi biliyorum, ağaç her gün rüyama giriyor. ve akşama kadar elimde bir demet kır çiçeği, cebimde bir yüzük bekleyeceğim. o akşam gelmezse, yüzyıllık oyunun ilk bölümünü kaybettiğimi kabul edip bir şişe şarap içeceğim. diğer 3 mayıs için bir yüzyıl daha oyalanacağım. türlü işlere girip, türlü badireler atlatacağım. belki de beklemek yerine, tüm dünyada onu arayıp; lacivert gözlerini bulmak için gerekirse dünyadaki tüm kapıları çalacağım.

    ve inanıyorum ki bir bahar akşamı çıkacak karşıma. "seni özledim" deyip sarılacak. unutuvereceğim yüzlerce yıllık hasreti. uzun saçlarını koklarken, derin denizler gibi gözlerinde kaybolacağım.
  • gerçi 2012'de dünyanın sonunun geleceği de söyleniyor ama gelmezse en azından 12.12.2012'den sonra bir tarih dizesinde aynı sayı üç kez yan yana bulunamayacak. bu sayede 13.13.2013 tarihi olamayacağından bu tarihte evlenmek için kimse kıçını yırtmayacak, çooocuuğun doğum günü bugün olsun diye sevişme zamanı ayarlamaları yapılmayacak, bu tarihle yaptığımız reklam yeter ayağına dandik dandik filmler vizyona girmeyecek, 2012'deki iddialar daha yeni yattığından 2013'te kıyametin kopacağını kimse iddia edemeyecek... yani 2012'yi atlattık mı, işimiz iş. ha gayret.