şükela:  tümü | bugün soru sor
  • yine günler uzayacak. günler kısalacak. kuafördeki kızıl saçlı saçlarını beğenmeyecek ama yine de aynı kuaföre gelmeye devam edecek. yine çocuklar ağlayacak. bazıları şeker de yiyebilecekler ama bazılarının üzerine bombalar yağacak. yine insanlar bulundukları coğrafyaya göre çeşitli depresyon, mutluluk ve hatta ölüm biçimlerini benimseyecekler. yine denize girerken ürperilecek. dışarıdan içeri girince sıcaklığın adı konulamamış şefkatine sığınılacak. adamla kadın yine sarılacak. yeni bebekler doğacak. istisnasız hepsi fındık burunlu olacak. martta anne kediler, mayıs gibi yavruları mızırdamaya başlayacak. yine çok yemek yenilecek. o yemeklerin üzerine bi sigara yakılacak. bir yerlerde bir doğum günü kızı doğum günü pastasını üfledikten sonra mutlulukla önce sağındakine sarılacak. yine umutsuzluk yokuşlarına umut vadilerinden geçilip ulaşılacak. yine makarnalar süzülecek, üzerlerine yoğurt dökülecek. yine birileri kavga edecek. ikisi de gözü telefonda mesaj bekleyecek. mesaj gelmediğinde cehennemi, geldiğinde ise cenneti bizzat şah damarında hissedecek. birileri yine taşınacak. o koltuklar kapıdan geçmeyecek. kadınla adam yine sevişecek. yeni kitaplar basılacak. o kitaplara konu olanlar aramızda dolaşacak. yine cin erik çıkacak, ardından yeni dünya ve çilek. karpuza daha zaman olacak ama onun da zamanı gelecek. evlendirme dairelerine mutlulukla giren bazıları bu sefer adliyelerden yine mutlulukla çıkacak. bazıları çıkmayacak. bi kadının memesi çürüyecek. kimseye söyleyemeyecek. berisi deme fırsatı bulmadan kendine mezar beğenecek. nergis çıkacak. sümüklü oğlan çocukları o nergisleri yine kırmızı ışıkta satacak. apartmandan çıkmadan komşular gitsinler diye asosyal asosyal kapının önünde sessizce beklenilecek. sinemaya gidilecek. evdeki mısırlar sinemadaki mısırlar kadar güzel olmayacak. yine. birileri otobüslere el sallayacak. birileri o otobüsün içinden el sallayacak kimseyi bulamayacak. yine çok güzel bir şarkı keşfedip en yakınlarına zorla dinletilecek ve üst üste dinlenecek. yine özlenilecek. daha çok sevilecek. yine ağlanılacak ama saklamaya gerek kalmayacak. bazı sabahlar hasta ama her sabah patates suratla uyanılacak. bazıları bi bankta oturacak ve o bankta şarap içecek. birileri yaşayacak ve birileri ölecek.
  • içimdeki ses yarrak gibi bir sene olacak diyor. umarım yanılırım.
  • yıllar sonra tarih dersinden sınava girecek olan öğrencileri "hocam 2016'nın tamamından sorumlu olmayalım yaa" diye yalvarttıracak sene.
  • (bkz: 12 ocak 2016 sultanahmet ışid saldırısı)
    (bkz: 14 ocak 2016 pkk diyarbakır saldırısı)
    (bkz: 17 şubat 2016 ankara'da patlama)
    (bkz: 13 mart 2016 ankara patlaması)
    (bkz: 19 mart 2016 taksim patlaması)
    (bkz: 31 mart 2016 diyarbakır patlaması)
    (bkz: 28 nisan 2016 ışid gaziantep saldırısı)
    (bkz: 12 mayıs 2016 istanbul sancaktepe patlaması)
    (bkz: 12 mayıs 2016 diyarbakır patlaması)*
    (bkz: 7 haziran 2016 vezneciler patlaması)
    (bkz: 28 haziran 2016 atatürk havalimanı patlaması)
    (bkz: 15 temmuz 2016 darbe girişimi)
    (bkz: 17 ağustos 2016 van patlaması)
    (bkz: 24 ağustos 2016 antalya saldırısı)
    (bkz: 18 ağustos 2016 pkk bitlis saldırısı)
    (bkz: 18 ağustos 2016 elazığ patlaması)
    (bkz: 20 ağustos 2016 gaziantep patlaması)
    (bkz: 25 ağustos 2016 kılıçdaroğlu'na silahlı saldırı)
    (bkz: 26 ağustos 2016 şırnak cizre saldırısı)
    (bkz: 2 eylül 2016 ağrı tendürek çatışması)
    (bkz: 12 eylül 2016 van patlaması)
    (bkz: 15 eylül 2016 ağrı terör saldırısı)
    (bkz: 26 eylül 2016 mardin'de patlama)
    (bkz: 6 ekim 2016 yenibosna patlaması)
    (bkz: 9 ekim 2016 hakkari saldırısı)
    (bkz: 16 ekim 2016 gaziantep patlaması)
    (bkz: 4 kasım 2016 diyarbakır patlaması)
    (bkz: 24 kasım 2016 adana patlaması)
    (bkz: 29 kasım 2016 adana öğrenci yurdu yangını)
    (bkz: 10 aralık 2016 istanbul saldırısı)
    (bkz: 17 aralık 2016 kayseri patlaması)
    (bkz: 19 aralık 2016 rusya büyükelçisi suikasti)
    (bkz: 22 aralık 2016 ışid'in 2 askerimizi şehit etmesi)

    daha ne kadar boktan olabilirsin 2016 ?

    edit : bu ülkede boktanligin limitinin olmadigini gostermis yildir. ben bu ulkeden umudu kestim. nasıl olsa her gün yeni bir saldırıyla uyanıyoruz liste uzadıkça güncelleyeceğim.

    tanım : utanç yılıdır hafızalardan silinmeyecektir.
  • göz açıp kapayıncaya kadar* gireceğimiz ve tabi tüketeceğimiz 'nice' yıllardan biri...
  • eski sevgililer resmi geçidi gibi, içen arıyor.
  • n'oldu bitti mi kutladık mı şimdi? aklıma leyla ile mecnun'daki komik ve bir o kadar anlamlı geyik muhabbeti geliyor efenim:

    https://www.youtube.com/watch?v=0ww0i8ie7j8

    - n'oldu girdik mi yeni yıla?
    + girdik.
    - e n'apalım olaysız dağılalım mı?
    + dağılalım iyi haaydi.
  • geldi tipini siktiğim..
  • girmekten vazgeçtiğim yıl. istemiyorum zorla mı? gelme lan, geri git ne bileyim.
  • bir sudan çıktığım kesin de, nefessiz kalıp ölecek miyim, başka bir suya atlayıp boğulacak mıyım yoksa efendi gibi amfibik amfibik yaşamaya devam mı edeceğim, bunu henüz bilmediğim sene.

    belki kara hayvanına evrilmek bu 32. yıla kısmettir ahah dur bakalım.

    2015, hayatımın en "değişik" senesiydi.

    yani elle tutulur değişikliklerden bahsetmiyorum sadece, ben kendim de çok değiştim. gerçi bunların yüzeysel değişiklikler olduğunu, özümdeki münasebetsiz saplantıların aynen devam ettiğini fark edeli henüz birkaç gün oldu. ama mesela bunu fark edecek hale gelmek de bir değişiklikti ve onu da 2015'e borçluyum.

    2015 boyunca, kafamı meşgul eden meseleler iki başlıkta toplanıyordu. iş ve adam.

    bunu henüz aileme söylemediğim için rica ederim beni ispiyonlamayın, fakat düzenli gelir sağlayan müvekkille zaten 2015 aralık başı itibariyle ayrılmıştık. sebepleri uzun hikaye ama netice olarak zaten benim de gönülsüz olmadığım bir ayrılıktı. manen kopmuştum ve son derece isteksizce gidip geliyordum oraya, eğer onlar bırakmasa ben zaten "en fazla 2016 yazına kadar daha dururum" diyordum. o kadar daha sabredecek olmamın tek sebebi düzenli gelirdi. o geliri kaybettikten sonra derin bir "hassiktir" çektim ama bir yandan da "napalım, denize atlamadan yüzmeyi öğrenmek yok" deyip bunu çok da takmamaya karar verdim. dediğim gibi, orayla zaten sorunlarım vardı. (entry'yi göndermeden önceki tekrar okumada göze çarpan detay: "takmamaya karar verdim." işte benim hayatla sorunum da bu zaten. neyse.)

    adam konusunda ise "artık cümlem kalmadı" demiştim evet biliyorum, ama zaten bu cümleler onunla ilgili değil. netice olarak yılbaşında defoldu gitti. tekrar anlatmak istemiyorum, bunu okuyacağını bildiğim herkes konuyu biliyor zaten.

    ve yine o herkes biliyor ki, ben 2015'in tamamını, ocak ayının başından 31 aralığa kadar, tamamını kafamda bu adamı evirip çevirip anlamaya çalışarak ve anladığımı sanarak geçirdim.

    kafamda bu iki majör mesele varken, bir yandan evimin salonu tamamen değişti, başka bir sürü ufak tefek eşya alındı, yeni alınacaklar kafada kuruldu planlandı, yeni yollara bakıldı, yeni şeyler düşünüldü, gündelik hayatım düzene girdi, insan ilişkilerinde daha bir "30 yaş üstü ve kendi işini yapan kadın" haline bürünüldü, bunun nasıl bir hal olduğunu sormayın tarif edemem. ama 2015'teki özgüvenimin, şimdikilerin tamamından fazla olduğunu söyleyebilirim.

    çünkü yapabiliyordum.

    insanlar "bana" geliyor ve onlara "ben" yardım ediyordum, teşekkürleri "ben" alıyordum, bunun maddi manevi karşılığı "bana" veriliyordu.

    benim de bu "benliğin" hakkını vermem ve onu doğru düzgün tutmam gerekiyordu. çünkü yetişkinlik tam olarak buydu ve bundan kaçacak hiçbir alanım yoktu artık. zaten kaçmak da istemiyordum, "büyümek" hoşuma gidiyordu çünkü.

    hala istediğim gibi yaşayamıyordum, ama yaşayabileceğime dair hayaller kurabiliyor ve bunların gerçek olma ihtimaline inanabiliyordum.

    hala inanabiliyorum o ayrı, bunlar elbette geçmedi. söylemek istediğim, tüm bunların 2015'te başlamış olması.

    neyse.

    en son lise 1'de, 15 yaşındayken kısa olan saçlarım tekrar kesildi.
    "hayatta takmam" dediğim kemik çerçeveli gözlüğe geçiş de yaptım.
    kırmızı benim üniformam gibidir, hasbelkader içinde kırmızı olmayan bir kıyafet giymişsem bile çantam paltom en olmadı ojem kırmızı olur. her kırmızı da değil, flormar 48 rengi. çok net yani bu. derken bir baktım oha kırmızıdan resmen sıkılmışım, inanılır gibi değil ahah. resmi rengimi mor olarak güncelledim.
    kendime aldıklarım daha pahalı, peşine düştüklerim daha kaliteli olmaya başladı.

    üçün beşin hesabından, fayda maliyet analizine geçtim. daha nasıl özetleyeyim.

    yahu benim avukatlığı yapma, dilekçeyi yazma şeklim bile değişti.

    "tamam güldük eğlendik şimdi yetişkinlik vakti" kafasına geldim, bu gelişten memnundum, hala memnunum, ama bakın bunlar hep 2015'te oldu.

    2016'yı da işte tam bu yüzden aşırı bir umutla bekledim. çünkü her şey çok güzel olacaktı.

    ben nereden bileyim ilk gününün nasıl başlayacağını ahah - heves kıranların heveslenme dürtülerini komple yok et allahım pls ltf tşk.

    dediğim gibi, iş konusu zaten 2015 aralık sonunda değişmişti.
    1 ocak sabahı adam konusu da kapandı.

    kafamı en kurcalayan iki şeyin ikisi de olmadan girdim ben bu yeni yıla.

    ne olacak bilmiyorum.
    ne düşüneceğimi bilmiyorum.
    tamam kafamı kurcalayan şeylerin sona ermiş olması esaslı bir özgürlük, ama bu boş alan kendi kendine ortaya çıkmadı. 12 şiddetinde bir depremden sonra okyanusun ortasında pat diye bir ada oluşuverdi, ben onunla ne yapacağımı bilmiyorum.

    ben yeni kendimle ne yapacağımı bilmiyorum.

    2015'te yaptığım her-bir-şeyden memnunum.
    bu seneye ne kaldığını bilmiyorum.

    bu seneden ilk beklentim, kendime ilgili daha yeni keşfettiğim boku temizlemek*.
    zaten en çok da bunu nasıl yapacağımı bilmiyorum.

    neyse ben onu bir yapayım, gerisi gelir zaten.