şükela:  tümü | bugün
  • [2016 turizm krizi entarisiyle alttakini birleştirip, içine bir çay kaşığı wwoof kattığım yazı ve blog sevmeyenler için medium versiyonu]

    ***

    "2016 turizmci krizi" olmalıydı bu, zira turiste kriz yok.

    schengen alabilenler için konuşuyorum:
    sabiha'dan budapeşte'ye 15-20 euroya uçuşlar var wizzair ile. hem de öyle aylar öncesinden planlamaya gerek yok, 2 hafta öncesi yetiyor. normal boyutta bir sırt çantasını kapın gidin. oranın keyfini çıkardıktan sonra hem wizzair, hem ryanair, hem easyjet ile avrupanın diğer yerlerine de çok ucuza geçersiniz.

    hele öyle 4 kişilik bir grupsanız, ohh, airbnb ile daire ayarlar, güney ispanya veya italyaya gidip kiralık arabayla gezip tozarsınız.

    bir ara 10 euroluk uçuşlar sayesinde aynı gün içinde kahvaltıyı barcelonada etmiş, öğlen şarabı portoda, gece çorbamı da marakeşin meydanında içmiştim (*1). 20 sene önce bunu anca zenginler ve james bond yapardı, şimdi istanbulda rakı balık yapsan daha pahalı.

    boşverin kemer'de otele gidip manda gibi yatmayı (*2), avrupa'da gezin tozun, bangkoka veya kuala lumpura 300-400 dolarlık (*3) biletlerden alın. ya da bizim güneydeki ufak işletmelere, bağ bahçe içindeki aile pansiyonlarına gidip onlara destek olun.

    türkiye'de de, dünyada da güzel ve ucuz yer çok, o yüzden turiste kriz yok.

    ---

    (*1): böyle gezmeyi kesinlikle tavsiye etmiyorum, özel bir nedenim vardı. onun yerine slow travel

    (*2): çocuklu, bütçesi ve zamanı dar ailelerin güneyde manda gibi yatmak istemeleri makul tabii. ama onlar dahi, endüstriyel turizmden uzaklaşmalılar: ailece bir bağ evine, bir çiftliğe gidip kafa dinlemek, çocukların gelişimi için de iyidir. sezon sonlarında kaş, olimpos, assos, bozcaada gibi görece samimi ortamlarda deniz tatili yapmak iyidir. veya avrupa kentlerine gelip, koştur koştur müze gezmeden, sırf kaplıcalarda veya plajlarda veya kafelerde rahat rahat yayılıp kitap okumak da mümkün, zira eskinin aksine "bir daha gelemeyiz, gelmişken her şeyi görmek lazım" diye acele etmeye gerek yok.

    (*3): "nerede bu ucuz biletler, ben baktım yok" mesajları geldi epey. kısaca, wizzairle filan avrupada 20 euroluk bilet bulmak kolay ama 300 euroya güneydoğu asyaya gidip gelmek zor iş, biraz abartmışım o kısmı. fakat fark çok yok, ben en son 400 küsur euroya almıştım.

    ucuz uçak bileti konusunda genel tavsiyeleri şuraya yazdım: (bkz: #58903392).
  • yerli turizm patronlarının, yerli turistlerle imtihanı şeklinde geçecek olan kriz.

    --- spoiler ---
    çok eğlenicez çoook.
    --- spoiler ---

    liseyi de sayarsak, 11 yıl mesleki eğitim almış bir turizmciyim. ülkenin ve dünyanın bir çok yerinde çalıştım. hayatım boyunca barmenlik ve resepsiyonistlik dışında hiçbir iş yapmadım, bu yaştan sonra da yapabileceğimi pek sanmıyorum.

    babamın sağlık sorunlarından dolayı, son 1 yılımı turizmle uzaktan yakından alakası olmayan bir şehirde, tekirdağ'da geçirmek zorunda kaldım ve bir butik otelde müdürlük yapıyorum.

    halkımızın genelindeki otel anlayışı kaçak et kesmekle sınırlı olduğundan, sayılı günler haricinde yılın büyük bölümünü boş geçiyoruz ve misafirlerimizin %99'u yerli turistlerden oluşuyor.

    sizlerle az önce başımdan geçen bir olayı paylaşmak istiyorum. antalya'daki 5 yıldızlı otellerin, temmuz fragmanı gibi düşünebilirsiniz.

    ziraatle alakalı bir seminer için belediyenin davetiyle tekirdağ'a gelmiş 34 misafirimiz var. dün gece giriş yaptılar ve check-out saatlerini 12.30 olarak belirledik. bu yoğunluktan dolayı da şu an için hiç boş odamız yok.

    yaklaşık yarım saat önce bir çift geldi ve yarına kadar bir oda istediler. durumu izah edip öğleden önce yardımcı olamayacağımı, dilerlerse lobide birşeyler içip bekleyebileceklerini söyledim.

    - yapma dostum yaa. biz devamlı geliyoruz.
    + biliyorum efendim, sizi tanıyorum. ancak söylediğim gibi yoğun bir gün geçiriyoruz ve bütün odalarımız dolu.
    - bize yapma bari. her hafta burdayız.
    + dilerseniz buyrun birer kahve ikram edelim. o sırada çıkan ilk odayı hazırlatıp sizi alırım.
    - patron yok mu? o tanır bizi. biz devamlı geliyoruz.
    +patronumuz şu an şehir dışında. merak etmeyin ilk çıkış yapan odaya sizi yerleştiricem. kahveleriniz nasıl olsun?
    - patronun telefonunu versene sen.
    + (kayış kopar) şimdi hatırladım sizi, geçen hafta da burdaydınız. hemen yardımcı oluyorum, bekleyin lütfen.

    yaptığı mantıksızlığı anlayabilmesi için telefonu elime aldım ve bir odayı arıyormuş gibi tuşlara basıp, telefonu kulağıma götürdüm.

    - günaydın. sizin çıkış saatinize 12.30 demiştik dimi? çok üzgünüm ancak hemen odayı boşaltmanız gerekiyor. devamlı misafirlerimizden biri geldi ve onu almamız lazım. anlıyorum, anlıyorum ancak yapabileceğim birşey yok. lütfen boşaltın odayı. kusura bakmayın ama bekleyen misafirimiz sürekli geliyor bu yüzden hemen çıkın odadan. evet. evet devamlı geliyor.

    - kovdum, hemen çıkıyorlar. (ironiyi anlamasını, gülmesini ve özür dilemesini bekliyorum)
    + denize bakan odalardan birini aradın dimi? ne zaman çıkıcakmış?
    - ???!!!!!?!!!?!!!?!?!!

    inanın bana abartmıyorum, yaklaşık 40 dakikadır lobide oturuyorlar ve az önce arayıp kovduğum misafirin çıkmasını bekliyorlar.
    yarım saattir bu entry'i yazıyorum ve bu yarım saatte 2 kere ''arasana tekrar uyudu heralde'' ve ''ben böyle rezalet görmedim.'' gibi cümlelerle yanıma geldiler ve gerçekten çok mağdurlar.

    birazdan sol frame'de 8 mart 2016 tekirdağ x otel rezaleti gibi bir başlık görürseniz, sakın şaşırmayın.
  • her şey kötü giderken, ülke pakistan'a dönerken akp'ye oy verip istikrar sürsün diyordun ya,

    teşvik meşvik ayağına en güzel koylara bedavaya konuyordun ya,

    yeşille mavinin arasına acımadan betonu döküyordun ya,

    boş yer kalmayınca orman yangını çıkartıp doğa katliamı yapıyordun ya,

    denizin etrafını babanın malı gibi çevirip milleti almıyordun ya,

    her yere rüşvet dağıtıp, devlet büyüklerini otellerde ağırlayıp olmayacak işleri olduruyordun ya,

    bana potansiyel tacizci muamelesi yapıp tek erkek olarak oteline kabul etmiyordun ya,

    garsonundan müdürüne turistin karısına kızına yavşıyordun ya,

    ülke mülteci dolarken ellerini ovuşturup türkleri kovup suriyelileri işe alıyordun ya,

    en güzel koyları kapatıp türk misafir kabul etmiyoruz diyordun ya,

    yerli turiste rus turistin 3 katı fiyat çekiyordun ya,

    yurtdışı acentadan rezervasyon yaptıran türklerden pasaport kontrolü yapıp "fark ücreti" istiyordun ya,

    yazın personel alıp kışın işten çıkartıyordun ya,

    personeli üç kuruşa çalıştırıp hollywood yıldızları ile açılış yapıyordun ya,

    bütün giderlerin tl iken türklere bile euro ile fiyat çekiyordun ya,

    adını bile duymadığım, evin kapısından içeri sokmayacağım markaları açık büfeye doldurup adına da "her şey dahil" diyordun ya,

    alkol pahalı diye milleti kaçak içki ile zehirleyip öldürüyordun ya,

    üç kuruş para için dünden kalan artık etleri kıyma makinesinden geçirip köfte diye servis ediyordun ya,

    en kral her şey dahil otelde bile portakal suyunu, dondurmayı para ile satıyordun ya,

    günlük 300 lira aldığın türkler açık büfede tabağı çok dolduruyor diye şikayet ediyordun ya,

    5 10 20 diye fiyat yazıp, adamına göre tl euro dolar istiyordun ya,

    oteli stajyerlerle doldurup beş kuruş para vermiyordun ya,

    sarışın türk kızlarına "are you sex?" diye yanaşıp, ondan sonra terslenince "kusura bakma bacım, turist zannettik :)" diyordun ya,

    animasyon adı altında turist kızları kucağına oturtup balon patlattırıyordun ya,

    sabahtan akşama kadar bangır bangır rusça müzik çalıp insanda huzur bırakmıyordun ya,

    düğün için fiyat sorandan bir araba parası istiyordun ya,

    kusura bakma kardeşim, bundan sonra benden sana yağmurlu havada su yok.

    şimdiye kadar attığın kazıklara say...
  • hala " abi bize girerse size de girer " diyerek anlatılan kriz. olm anlamadığınız şu, bize girdi zaten. bize girerken çoğunuz gülüyodu, o yüzden işte size su veren itfaiyenin hortumu üzerinden cinsel fantaziler kuruyoruz. yok, 30 tane sektör varmış, da onların suçu neymiş, yok içkiliydi bilmemne. daha önce bir entryde daha kibar yazmıştım, şimdi biraz daha net anlatayım.

    bir turizmci tanıdık, rus uçağının düştüğü gün " türkle şaka olmaz, böyle veririz elinize, helal olsun " manasında birşey yazmıştı. şimdi , çalışanları işten çıkarmak zorunda kaldım diye ağlıyor. kafa bu. turizm krizi mi var? evet var. kim çıkardı? ben çıkarmadım. çıkarana muhalefet ettim. bunun için beni dövdüler, üstüme gaz sıktılar , böceğe sheltox sıkar gibi, işimden kovdular, hatta bazı dönemlerde öldürdüler, sakat bıraktılar. sen naaaptın? oh olsun, istikrar bozucu pezevenk diye güldün, üstüne perde sarıp mitinge gittin, gitmediysen de çalışanlarını yolladın. istikrar çok güzel dedin, ileri demokrasi geldi dedin, anarşist ibneler diye yol kenarında palayla bekledin sanki senden alışverişi ben değil de başkası yapıyomuş gibi. taksine bindim kazıkladın, oteline geldim kazıkladın, hatta bazen tek başıma tatil yapıyorum diye sapık muamelesi yaptın, kapıdan çevirdin sittir git, sana oda yok, o odayı ruslara vericem dedin. güç bela oteline girmeyi becerdik turiste verdiğin paranın 3 katına, onda da sabah akşam hindi-makarna yasladın.

    şimdi diyosun ki, gemi batarsa beraber batarız, bana girerse size de girer. yok müdür, kusura bakma, aynı gemide değiliz. sen beni gemiden bir tane şişme yelekle suya atalı çok oldu, gemi batarsa sen batarsın, ben zaten denizdeyim , gemide değil. sana giren bana girer mi? girmez. bana zaten giren girdi, girerken de sen güldün, hatta ne gülmesi, kahkaha attın. biraz da sana girsin kardeş, kusura bakma.
  • bu konudaki düşüncelerim tıpkı diğerleri gibi sabittir;

    1- avm tarafından öldürülen, gerektiginde asker polis olan küçük esnafa
    2-fiyatlari şişirdikce şişiren, yerlinin yüzüne bakmayan turizmciye
    3-asgari ücretle 4 kişilik aile geçindirmeye çalışıp istikrar diyene

    üzülenin anasını sikeyim.
    teşekkürler.
  • istanbul'dan antalya'ya uçakla 115 tl'ye uçtum. otobüsle gelsem alanya'ya kadar 80 tl'ydi. havalimanının çıkışında jolly tur (ben onlarla muhattap oldum) ve diğer bilimum tur şirketleri tezgah kurmuşlar; antalya'dan ilçesi alanya'ya götürmek için utanmadan kişi başı 70 tl minübüs ücreti istiyorlar.
    ulan istanbul'dan buraya uçakla 115 tl'ye geldim, otobüs 80 tl istiyor, ne 70 tl'si dedim, pişkin pişkin sırıtıyo turizm katili kavas...
    neyse ki havayolu şirketinin üctersiz servisleri varmış da bu soyguncu çakalların eline düşmedik. sormasak az daha antalya'ya ayak basar basmaz sikileceğiz hıamına goduğum kekolarına. uçaktan inen kaç kişiyi kandırıp minibüse yüklediler bilemem de ücretsiz servisin şöförüne bi'tane abla bizim üzerimizde 70 tl var eşimin parası yetişmedi, onu da alamazmısınız dedi içim parçalandı. onur air'in ücretsiz servisinin şöförü abi de; ne 70 tl'si bacım para mara almıyoruz biz diyince ablanın sevinçten gözleri yaşardı. aynı kekolar ablayı da kandırmaya çalışmış belli ki.
    turist yokmuş da turizmci kan ağlıyormuş...
    böyleleri kan ağlamasın, kan kussun amk.
    sizin ben ticari anlayışınızı sikeyim...

    peşin edit: bu entrynin hemen hemen aynısını jolly tur başlığına da girdim ki millet kimin ne olduğunu görsün

    edit: ekşi sözlügün "entryniziz şu kısmı hukuka aykırılık barındırmakta" uyarısı nedeniyle belirtilen kısım "kavas" olarak değiştrildi.
  • bu başlık altında bazı yazarlar var, adamlar gitmişler kemer'e alanya'ya yapmışlar tatillerini, %50 boştu şuydu buydu diyip ondan sonra başlıyor su veren itfaiyenin demeye. su veren itfaiye sensin kardeş, haberin olsun.

    edit: (bkz: minik ilayda'ya yardım kampanyası)
  • dun bi usta grubu calisirken onlarin yaninda muhabbetlerine kulak veriyordum.

    adamlar ekonominin iyice kotuledigini ve ayrica suriyelilerin sektore cok girdigini, işlerini ellerinden almaya basladigini konusuyordu.

    yerli ustanin hakkinin yendigininden, sektorun yabancilastirildigindan flan bahsettiler. bu suriyelilerin ulkeye gelmesini buyuk problem olarak konustular. birbirlerine sakin iş vermeyin, 10 liraya bile calissa is vermeyin bunlara diye ogutlediler.

    en son dedi ki biri; bunlar hep ecnebinin turkiye ustunde oyunu işte. turkiyede yerli uretimi, yerli ustayi, calisani bitirmek icin yapiyorlar dedi.

    karsinizdaki zihniyet cok acayip bi zihniyet gencler. dunyada yaşam varoldu varolali gecen surecteki cahiliye devrinin doruk noktasindayiz suan bu topraklarda.

    o yuzden bu kriz bile bir sey anlatmayacak onlara. bunu sakin beklemeyin.

    bu krizi bile ruslarin bi oyunu olarak gorecekler. belki almanlarin belki kübanin.
  • sırf istikrar gelsin de kazığı sokmaya devam edelim diyip islamcılara oy yağdıran turizmciler bakıyorum da fıkra anlatmalara başlamış.

    madem biz de bir fıkra anlatalım.

    erzurumlular kurban kesiyorlar bunu gören ermeninin biri arkadaşına

    -bende kurban kesmek istiyorum,der.

    -olur mu saçmala sen müslüman değilsin,kurbanı niye keseceksin ki, diye karşı çıkar arkadaşı.

    tabi ermeni kararlı,gidip bir inek satın alır ve eline bıçağı alıp ineğin başına gelir.elindeki bıçakla ineği ve kendini kan revan içinde bırakır ama bir türlü ineğin canı çıkmaz.bunun üzerine ermeninin arkadaşı yanına gelip

    -ya bu kadar işkence çekeceğine git şu karşıdaki müslüman kahvesine bi tanesinden rica et gelip kessin,der.

    ermeni elinde bıçak üstü başı kan içinde kahveye girer

    - aranızda müslüman var mı?,der.

    kahve halkından biri korkudan ''müslüman burda ne arar sen camiye git müslümanlar orda''der.

    adam camiye gelir elinde bıçakla içeri girip

    -aranızda müslüman var mı?,der.

    cemaatte ses yok.sonunda yaşlı bir adam dayanamaz ve ''ben müslümanım''der.yaşlı adamla ermeni dışarı çıkarlar.

    -amca ben bu ineği kurban etmek istiyorum ama bir türlü beceremedim,der.

    yaşlı adam ineği keser ama çok yorulmuştur ermeniye ''oğlum ben çok yoruldum,derisinide başkası yüzsün.''der.

    ermeni elinde bıçak üstü başı kan içinde camiye gider ve

    -aranızda başka müslüman var mı?, der.

    cemaat, ermeninin yaşlı adamı kestiğini düşünür ve arkası dönük olan hocayı göstererek

    -aramızda en müslüman imam,derler.

    ermeni hocanın karşısına dikilir ve

    - burda tek müslüman sensin heralde?,der.

    hoca kanlı bıçağa bakar ve

    - şurda iki rekat namaz kıldırdık diye hemen müslüman mı olduk,der

    lan iki para kazandınız diye adam mı oldunuz başımıza.

    bu turizmciler sırf para kazanmak, için kendi insanına köpek muamelesi çekmek, insanları köle gibi çalıştırmak gibi ve daha bir çok şeyi yapacak tıynette insanlardır.

    bize ne lan.

    sen türk insanına köpek muamelesi çek, onları kazıkla dur, sonra da yok türk insanı ses çıkarmıyor.
    neden ses çıkaracağım sana?

    dönün de suçu biraz kendinizde arayın. kendi insanımız bizim batmamızı neden istiyor diye bir sorun amk. neden insanlar size düşman bir araştırın.

    insanları kuru kuru sikmeye çalışın sonra "yawww bizim batmamızdan zevk alıyorlar. bunlara hava bile haram"

    asıl size haram amk. batın. aç kalın amk.
  • turizmciyi paramparça etmiştir.

    çok uzun süre bekledim bu başlığa yazmak için. bugün hesabım onaylandı, ilk önce buraya yazayım dedim. sektörden birebir örneklerle dolu, turizmcinin ne hale geldiğini birinci ağızdan anlatan uzun bir entry olacak, peşinen söyleyeyim.

    burada yazdıklarınızı hep okudum. çok güzel açıklamalar olduğu kadar betimlemelerinizde ve olaya yaklaşımınızda bir hata vardı. o da konuyu 'salt oteller üzerinden' ele almanız idi. şu otel yüzde 30 dolu, bu otel 10 müdürünü işten çıkartmış, öbürü bu sezon açılmamış falan... böyle turizm krizi anlatımı eksik olur.

    otel sahibi dediğiniz şahıslar asla sadece bir otel sahibi değildir. inşaat, enerji vb. aklınıza gelebilecek her türlü sektörde oldukları için onlara kolay kolay bir şey olmaz. gelin ben size perişan olan, aç kalan, kepenk kapatan yüzbinlerce turizm esnafından bahsedeyim...

    98 yılından beri antalya kaleiçi'nde turizm ile uğraşıyoruz. bunun yanına son 6 yıldır inşaatı da ekledik. hatta şu an kendi yerimize 8 binalı 50 odalı kendi butik otelimizi yapıyoruz. ben kaleiçi'nde amerikan gemileri geldiğinde dükkana daha fazla müşteri sığmayacak diye kepenk kapatılan dönemleri bilirim. şimdi turist geçmiyor diye kapatılıyor...

    hemen karşımızda kaliteli mallar satan bir butikçi var. aylık kirası 2000 euro... geçen sene sıradan bir sezon gününde bu adam ortalama 500-600 euro iş yapardı. yanına gitsem sohbet edecek 5 dakika bulamazdı, devamlı müşteriyle ilgilenirdi. dükkanda 4 kişi çalışıp, yetişemezlerdi. bu sene aynı adam elektrik faturasını ödeyemedi, dükkanda tek başına duruyor ve dün mal sahibi kirasını ödemediği için kendisine noter kanalıyla ihtar çekti... bu kişinin yan tarafında çantacılık yapan kişi artık dükkanını öğleden sonra 3'te açıp 2 saat takıldıktan sonra kapatıyor. karşısındaki formacı dükkanı kapattı başkasının yanına işçi oldu. onun yanındaki dükkanı karısına bırakıp başkasının yanında işe girdi, yakında dükkanı komple kapatacak...

    bu sene ortalama bir sezon gününde kaleiçine hepi topu 20-30 turist ya girmiştir ya girmemiştir. antalya'da yaşayanlar dikkatli baksın, saat kulesi, dönerciler çarşısı, cumhuriyet meydanı gibi yerlerde tam 'kafa' olarak adlandırılan dükkanlar kapatıp gitmiş. geçen sene (rus uçağı düşmeden önce) o dükkanlardan birine kiracı olmak isteseniz 300-400 bin lira hava parası öderdiniz, şimdi bedavaya kiracı bulamıyorlar. çünkü memlekette turist yok. çünkü böyle güvenlik zaafiyeti olan ülkeye ben bile turist olmazdım.

    antalya'da turizm esnaflığından ayakta kalabilen sadece 2 esnaf türü oldu. bunlardan birisi halıcılar diğeri de kuyumcular. ağır mal sattıkları için 1 tane iş yapsalar 1 ayı kurtarıyorlar. diğerleri battı gitti ama... gitmeyenler de en geç nisan gibi kepengi indirecek. kira alabilen mülk sahibi yok. o yüzden kaleiçi'nde hiç göremeyeceğiniz kadar mülk satılığa çıktı.

    20 euro'ya dükkanına giren pantolonu pazarlara götürüp 2-3 liraya döken adamlar gördüm daha bu hafta. o derece bittiler. fakat hangisiyle konuşsam o süreç içerisinde rus uçağının düşürülmesini savunuyordu, ruslar yine gelir diyordu. şimdi hepsi battı, hala avrupa'nın oyunu diyorlar.

    sanırım bunlara müstahak.

    ve ilk entryim şerefine şu bakınız'ı bırakıp gerçek bir ekşici olmak istiyorum;

    (bkz: su veren itfaiyenin hortumunu sikeyim)