şükela:  tümü | bugün
  • 2019'a girmeden karşılaşabileceğimiz olay,(bkz: 2018 ekonomik krizi) bu isimle anılabilir,gelişmekte olan ülkeler için kış erken gelmiş olabilir.

    -burası çok önemli değil sadece hatırlatma-

    arjantin: ilk düşen ülke oldu; imf ile 50 milyar $'lık stand-by anlaşması imzaladı, yeterli olup olmayacağı belli değil.

    pezo son 1 ayda %11, yıl başından beri %36 değer kaybetti; üstelik bu değer kaybı sürecinde faiz oranları %28'lerden %40'a çekildi.

    brezilya : real son bir ayda %5, yıl başından beri %12 değer kaybetti; 2016'dan beri devam eden faiz oranlarını düşürme politikası bu ay beklentilerin aksine sona ermek zorunda kaldı.

    hindistan: 2014'ten beri devam eden faiz indirimi politikası bu ay sona erdi, rupi'de değer kaybı yıl başından beri %5.

    iran: riyal'de değer kaybı resmi olarak %25 civarında, karaborsada durum daha da olumsuz.

    pakistan: çok uzun yıllardan beri düşüş trendinde olan faiz oranları tekrardan yükselmeye başladı, faizler %5'lerden %7'lere çekilmesine rağmen rupi'de değer kaybı %10' aştı.

    endonezya: son bir ay da iki defa 0,25'lik faiz artırımına rağmen sene başından beri rupiah'taki değer kaybı %3, faiz artırımları sebebiyle olumsuz fiyatlama bir miktar düzeldi. 2015'ten beri devam eden faiz indirimi politikası sonlandırıldı.

    venezüela'ı ve rusya'yı başka etmenlerin de etkisiyle fiyatlanmasından dolayı hiç saymıyorum.

    türkiye: 2018'de faiz oranları %12,75'ten 17,75' e ulaştığı halde tl'de değer kaybı %20'e ulaştı.

    -burası çok önemli değil sadece hatırlatma-

    bu dönemde dxy(amerikan doları endeksi) sadece %1,5 civarında değer kazandı yani aslında dolar değerlenmiyor, gelişmekte olan ülkelerin para birimleri değer kaybediyor/ varlıkları olumsuz fiyatlanıyor ama durum şu ki dxy de artacak beklentisi çok kuvvetli yani fiyatlamalar daha da kötüye gidecek.

    sene başından beri gelişmekte olan piyasalardan milyarlarca dolar para çıktı ,her geçen gün çıkan para artıyor ve bu para geri dönmüyor; bütün gelişmekte olan ülkeler haddinden fazla borçlandığı için şok halinde sermayeye ihtiyaç duyuyorlar ve ''faiz artırımına gidiyorlar'' fakat sıkıntı şu ki bu artırımlar gelişmekte olan piyasalara(gop) para girişi sağlamıyor çünkü;
    1. güvenli tahvillerde de getiri hızla artıyor.(şimdilik abd-ingiltere; yakın zamanda avrupa)
    2. abd'nin(fed) bilanço küçültmesi sebebiyle para dünyada azalıyor, avrupa'da genişlemeyi durdurunca para marjinal şekilde azalmaya başlayacak(eylül gibi, tarih bu hafta netleşebilir.)

    bu durumda ne oluyor? gop(gelişmekte olan piyansalar)'ta sadece risk iştahı yüksek yatırımcılara ait ve hızla azalan para dolaşıyor, düşük faiz verenlerden yüksek faiz verenlere doğru bir akım ortaya çıkıyor ve bu akım düşük faiz verenleri yüksek faiz vermeye zorluyor, düşük faiz veren ülkeler faiz artırınca yüksek verenler daha da yüksek faiz vermek zorunda kalıyor, basitçe'' her ülkenin faiz artırımı geriye yeni faiz artırımı baskısı'' olarak dönüyor.

    bu kısır döngü piyasalar tekrardan dengelenince sona erecek ama bu dönem gop için tam bir ''altta kalanın canı çıksın'' dönemi olacak, göstergeleri nispeten iyi olan ülkeler bile faiz artırımını geciktirirse göstergeleri hızla bozuluyor. biz ise ne yazık ki eli en zayıf ülkeler arasındayız ve o elimizi çok ama çok hızlı kuvvetlendirmeliyiz; bir noktadan sonra vaat ettiğin getirinin hiç bir faydası kalmıyor, şu an arjantin +%20 reel getiriyle bile kötü gidişi sonlandıramıyor.

    zamanında -hatalı olabilirim- ''tony blair: ''parasal genişlemenin bedelini gelişmekte olan ülkeler ödeyecek.'' demişti, haklı çıktı.

    sene başında beklenti ocak-ağustos dönemi gelişmekte olan ülkelerde finansal piyasaların son derece olumlu olması, eylül 2018'den sonra ise kademe kademe gerilemeydi ama henüz haziran ayında birçok gelişmekte olan ülke piyasası ''kriz'' havasında, sıkıntısız herhangi bir piyasa yok. üstelik asıl sıkıntılar yılın ikinci yarısında ortaya çıkacak o yüzden henüz en kötüyü görmemiş olabiliriz.

    yılın ikinci yarısı bizim şu an yaşadığımız sıkıntılar bütün gop'a yayılacak ve bu süreçte bircok ülke arjantin'in arkasından imf kapısında sıraya dizilebilir.

    mevcut olumsuzluğun(gelişmekte olan piyasalar açısından) 2020'e kadar devam etmesi bekleniyor, 2020'den sonra ise gelişmiş piyasalarda resesyon bekleniyor ! yani yine bize rahat yok.kısacası en az 3-5 sene mevcut sıkıntılar devam edebilir, sorunlar çözülse bile son senelerde yaşadığımız finansal rahatlık uzun yıllar geri gelmeyecek/büyük ihtimal hiçbir zaman geri gelmeyecek.
  • aslında fed'in çekingen/temkinli tutumu nedeni ile yavaştan 2020'ye ötelenmektedir. obama döneminde abd için yeni bir büyük buhran önlendi, ama artık gelişmekte olan ülkelerin kucaklarında kendi küçük buhranları var. ya sancılı bir şekilde küçülecekler ya da enflasyon içerisinde büyümeye dönecekler. doğrudan yatırımlar, siyasi istikrar ve -yabancı- yatırımcı güveni ekonomik dengeler açısından gitgide daha fazla önem kazanacak.

    (bkz: taper tantrum)
    (bkz: kırılgan beşli)
  • dış mihrakların işidir.
  • okumadım. çünkü bizim resimiz dünya lideri. üçüncü havaalanımızı ve kanalistanbul'u almanya kıskanıyor. amerika ypg'ye ve israil'e destek veriyor.
    ayrıca yol yabdılar.
  • bu kriz, gelişmekte olan ülkelerin kendilerine yeni ''ittifaklar'' ve yeni ''imf''ler aramasına, bulmasına yol açar, ki sanırım bu durum ''gelişmiş ülkeleri''de çok mutlu etmez.

    çünkü o zaman, onların kaderleri de, geleceği de kendilerini dış tehditlerden ''koruyacak'' olan tek bir ülkenin -ki onunda kim olduğu bellidir- iki dudağı arasındadır.

    bakıldığı zaman, dünyada ki gelişmiş ülke kategorisinde kabul edilen ülkelerin 26'sı avrupa kıtasında.

    bunlar;
    almanya, fransa, ingiltere, hollanda, italya, belçika, ispanya, portekiz, norveç, isveç, danimarka, finlandiya, estonya, letonya, litvanya, isviçre, avusturya, çekya, slovakya, izlanda, yunanistan, güney kıbrıs rum yönetimi, lüksemburg, san marino, malta, irlanda, slovenya

    bu ülkelerin tamamı belki ekonomik olarak bağımsızdırlar, bu doğru olabilir.

    ancak gelecek 1.000 yıl da da ''güvenlik'' ve ''enerji kaynakları'' bakımından dışa bağımlıdır.

    son tahlilde, yukarıda ki ülkelerin tamamı, ya ömrü billah abd'ye ''haraç'' vererek kendilerinin korunmasını sağlayacaklar, ya da hiç bir ülkeye karşı düşmanlık yapmayacaklar. veya istemeye istemeye de olsa dara düşenin yanında yer alıp, ufakta olsa omuz atıp, destek çıkacaklardır.

    bu da bir kenarda dursun.

    not : düşmez kalkmaz bir allahtır aga.

    edit : çok mu iyimser düşündüm lan yoksa ? :d