şükela:  tümü | bugün
  • muhakkak ki, siyasetin bulaştığı her kurum, kuruluş, kulüp , üniversite , din , diyanet, cami çürüyecek, kokacak , parçalanacak ve ebediyen yok olacaktır.

    hiç bir güç ve kuvvet bu yıkımı engelleyemez..
  • neden çöktüğünü anlamak için sadece bu başlığı okumanın bile yeterli olduğu durum.
    1) rakip takımları aşagıla, küçük gör, küfür et.
    2) kendi takımını süper, dev aynasında gör.
    3) suçu hep başkasında ara.

    hadi şimdi siktirin gidin haftasonu maçlarında hakemleri konuşun.

    not: bunlar daha iyi günler, daha kötü günler çok yakın. *
  • bjkde kendini hiç ayrı tutmasın. geçen sene köy takımlarının olduğu gruptan çıkamadılar... bu sene de bratislavalı, bragalı grupta sıfır çekmiş durumdalar. gs ve ts hali zaten ortada.

    fb'yi de olayın dışında tutmuyorum. çünkü geçen sene dinamo zagrebin şamaroğlanına dönen de bu beyfendilerdi. ondan önceki sene vardara elenen de yine bunlardı...

    başakşehir desen lig için avrupada yedek takımla maça çıkan bir güruh...

    edit: başakşehir'e tebrikler. bahsettiğim geçen yıllardaki a. avcı'lı başakşehirdi.
  • vatan millet çanakkale edebiyatı yapan ne kadar takım varsa hepsi rotasyon yapmış maşallah.

    bizim lig premier lig filan oldu da bana mı haber vermediniz beyler? süper ligi düşünerek uefa’yı sallamayacak duruma ne zaman geldik biz.

    avrupa maçlarını ciddiye alan bi tane takım var ismi lazım değil, onu da hayata küstürdüler zaten rekor manyağı oldu.

    fenerbahçe de sene başındaki audi cup’ta avrupada oynasaydı neler olacaktı bi demosunu gösterdi zaten. şimdi bekara boşanmak kolay.

    ligimizde o kadar kendimizi dev aynasında görüyoruz ki avrupa’da ne halde olduğumuzun farkında değiliz.
  • bu başlıktaki entry'lerden bile rahatlıkla teşhisi koyulabilecek problem.

    sürekli en süper, en temiz-pak, en lekesiz, en canı yanan, en haklı sizin tuttuğunuz takım. herkes sizin takımınıza karşı masabaşı oyunlar kuruyor. hakemler her zaman sizin takımın ipini çekmeye çalışıyor, aynı zamanda diğer 2 takıma ya da en nefret ettiğiniz takıma bedava puanlar dağıtıyor. yani aslında her şey süper gidecek, siz çok iyisiniz ama dış mihraklar size engel oluyor. ne kadar tanıdık bir zihnin yansıması di mi?

    istediğiniz kadar birbirinize bok atın, 3 istanbul takımı hepiniz aynı şeyin lacivertisiniz. 20 senedir tr'de futbol takip eden biri olarak söylüyorum bunu. her dönem, her yıl, özne değişiyor ama ana tema hep aynı, tek yerden baktığınız için bunu göremiyorsunuz... ülke futbolu ahmet ercanlar zihniyetli insanların peşine takılmış kitlelerce takip ediliyor. renk değişiyor ama zihniyet aynı. körsünüz ama işin kötüsü farkında değilsiniz. aleyhinize enin ufak minimal hatada ağzınızdan köpükler çıkartıyorsunuz ama kendi lehinize olduğu zaman değinmeye bile zahmet etmek istemiyorsunuz. sahayı konuşmayı sevmiyorsunuz, daha doğrusu ilk olarak aklınızdan bile geçirmiyorsunuz. işler istediğiniz gibi gitmediği zaman direkt dış etkenlere ve tabi ki ilk olarak hakemlere yöneliyorsunuz. bu da haklı olarak hakemler üzerinde ekstrem derecelerde baskı yaratıyor ve sağlıksız maç yönetimlerinin ortaya çıkmasına yol açıyor. bunu çift taraflı birbirine kıçtan bağlı bi zincir gibi düşünün. baskılama arttıkça, hakemler daha da çığrından çıkıyor, hakemler daha da çığrından çıktıkça, baskılama daha da artıyor.. bizzat hakem camiasının içinden birinci ağızdan birden çok kişiden duyduklarım kapsamında söylüyorum bunları.

    yaşadığım şehir, tuttuğum takımdan ötürü, epl'yi senelerdir takip ediyorum. haftada 4-5 tane 90 dk maçım var. stadyuma gidiyorum, medyasını da, her takımın sosyal medya taraftarlarını da takip ediyorum. ister inanın ister inanmayın, süper lig'de üstüne kıyamet koparılan skndirik pozisyonların 2-3 katı burada oluyor. ıngiltere'de saçmasapan şekilde uygulanan var, skandal kararlara yol açıyor bu sezon. ama noluyor biliyor musunuz, taraftarlar üstüne 10 dk söylenip geçiyor, olay bu kadar. daha sonra saha içini, takımlarını ve neyi yanlış yaptıklarını konuşmaya devam ediyorlar. peki türkiye'de noluyor? milimetrik şekilde görülebilecek taç atışından ötürü günlerce yer gök inliyor, her hafta ama her hafta istisnasız 3-4 maçta hakem hataları taraftarlar ya da kulüpler tarafından maçın önüne geçirtiliyor. sosyal medyada başka bir şey konuşulmuyor. kulüp başkanları absürt komedi performanslarla hakemleri neredeyse her hafta tehdit ediyor.

    türk futbolunun olmayan saha içi kalitesini ve bu saha dışı rezil muhabbetini midem artık kaldırmıyor. futbolun bu kadar sevildiği, bu kadar para harcanan bi ligin aslında potansiyeli yüksek fakat yanlış yönlendirilmiş fanatizmimiz ve hastalıklı sistemimiz oyunu öldürüyor. keşke bir şeylerin değişebileceğine dair bi umut olsaydı ama aksine vaziyet daha da kötüye gittiğimizi gösteriyor maalesef.
  • milyonlar kazanan eşekleri ölümüne destekleyen fanatik çomarların düşünmesi gereken durum. herifler maç kaybedip dansöz oynatıyor, nusr-et'te after party yapıyor. ekşi sözlük kıraathane timi ise entry kasıyor full küfür kıyamet.
  • aslında doğrusu:

    türk ekonomisinin çöküşünün futbola yansımasıdır.

    futboldaki tüm masraflar avroya bağlı. kulüpler hem kötü yönetiliyor hem de ytl çok değer kaybetti. bu yüzden hiç bir kulüp daha büyük başarı için gerekli kaynağa sahip değil.

    eldeki ekmekle bu kadar köfte çıkıyor. sorun kulüplerden bağımsız, genel bir sıkıntı.
  • buna çöküş demeyelim. biz önce o dünya üçüncülüğü getiren altın jenerasyonun, sonra da düşük döviz kurunun ekmeğini yedik. üstüne de bir şey koymadık ve sonuç bu. normale dönüyoruz.

    fakat büyük baş ülkelerden değilseniz bu normal. 90'lı yıllarda isveç futbolu altın yıllarını yaşadı, sonra jenerasyonlar değişti ve olağan haline döndü. benzer süreci bulgaristan da yaşadı. sırplar 2000'lerde iyi gidiyordu onlar da şimdi normale dönüyor. oluyor yani.

    meziyet bu dönem dönem parlamaları kalıcı hale getirmek, o da güçlü ekonomilerin ve liyakat olan ülkelerin becerebileceği bir durum.
  • takkenin düşüp kelin göründüğü durumdur. federasyonundan yayıncı kuruluşuna, medyasından klüp yönetimine, taraftarından oyuncusuna öyle tel maşa bir sistemimiz var ki, evlere şenlik.

    - klüp yöneticileri kendi reklamlarını yapabilmek, menajerlerden hamudu kapabilmek ve egolarını şişirebilmek için;
    - taraftarlar kendi kısıtlı dünyalarında içinde boğuldukları komplekslerden kurtulabilmek için;
    - hakemler ve federasyon biat edebilmek için;
    - medya maymunları klüp yöneticilerinin kucağında biraz daha parsayı toplayabilmek için;
    - yayıncı kuruluş yediği kazığı çıkartabilmek için;

    el birliğiyle ama birbirlerine rağmen bir şeyler yapmaya çalışıyorlar. elbette ki ellerine yüzlerine bulaştırıyorlar.

    sonunda geldiğimiz nokta nedir? topyekün avrupa kupalarında 0 puan çekmek.

    aslında toplumumuzun aynası futbol. nasıl aslında bir bok değilken kendimizi içinde bulunduğumuz coğrafyanın ağası zannediyorsak; futbolda da böyle.
    gücümüz ve sistemimiz olmadığı ve bir bok olmadığımız halde; en iyiyi hak ettiğimizi zannediyoruz.

    öyle bir dünya yok dostum. kendini geliştirmeyip, yerinde sayarsan futbol arenasından siliniverirsin.
  • uefa'nin politikalari yuzunden biraz da bu hale gelindi. uefa, sampiyonlar ligine iyi para veriyor ama uefa kupasindaki puanlara da iyi ulke puani veriyor. dolayisiyla takimlar sadece sampiyonlar ligini dusunuyor, uefa kupasini bosluyorlar. bu da turkiye gibi periphery ulkelere zarar veriyo cunku yalnizca bi tane takim sampiyonlar ligine gidip para kazaniyor, o parayla har vurup harman savuruyor, digerleri de avrupa'yi boslayip ligi onemsiyorlar ki sampiyon olup sampiyonlar ligine gidebilsinler, para kazanabilsinler. boyle bir kisir dongu.