şükela:  tümü | bugün
  • 21.04.2019 tarihinde ankara'nın çubuk ilçesindeki şehit cenazesinde chp genel başkanı kemal kılıçdaroğlu'na yönelik saldıraya ilişkin olarak, türkiye komünist partisi tarafından "iktidar kılıçdaroğlu'na saldırının sorumluluğundan kaçamaz" başlığıyla yapılmış açıklamadır. şu şekildedir:

    cumhuriyet halk partisi genel başkanı kemal kılıçdaroğlu'na dönük ankara çubuk'ta yapılan saldırının hangi "derin" hesabın ürünü olduğu önemli değildir. önemli olan türkiye'de bu hesaplar için fazlasıyla uygun bir zeminin yaratılmış olmasıdır. başta cumhurbaşkanı olmak üzere, siyasi iktidarın temsilcileri ve o iktidarın ortağı partinin genel başkanı her gün onlarca kişiyi tehdit etmekte, hedef göstermekte, hiçbir hukuk ya da kural tanımaksızın insanlara "hain" damgası yapıştırmaktadır.

    bilinmelidir ki, türkiye'de para ve iktidar sahibi bir odağın yönlendirmesi olmadan ana muhalefet partisinin genel başkanına saldırmayı kimse göze alamaz. bu saldırının hükümeti güç duruma düşürmesi ya da siyasi iktidarın içinde başlayan hesaplaşmayla ilgili olma olasılığı yıllardır tehdit, şantaj, hakaret ve linç kültürünü besleyen siyasi iktidarın bu olaydaki sorumluluğunu hiçbir biçimde azaltmaz.

    türkiye'de bu siyaset tarzı, en fazla hakkını arayan emekçileri susturmak için kullanılmış, insanların eşitlik ve adalet arayışı devleti görevlilerinin ya da bu düzenin uşağı kesimlerin tahrik ettirdiği kalabalıklar tarafından boğulmak istenmiştir. şimdi aynı emekçiler "hepimiz kardeşiz, hepimiz kucaklaşalım" söylemi ile yeni bir tuzağa doğru çekilmeye çalışılmaktadır.

    türkiye büyük bir ekonomik kriz yaşamaktadır. eğer halk bu düzenin sahibi para babalarıyla uzlaşırsa, ekmeği daha da küçülecek, krizin faturasını yoksullar ödeyecektir. halkımızın sömürücülerle, hırsızlarla, zorbalarla değil birbiriyle kucaklaşmaya ihtiyacı vardır.

    öte yandan türkiye bir kez daha abd ve avrupalı emperyalistlerle daha uyumlu, daha itaatkar bir döneme sokulmaya çalışılmaktadır. “uzlaşalım, normalleşelim” söylemi bu gidişe de hizmet etmektedir. türkiye'de bütün kötülükler sömürücüler, emperyalistler ve din tacirlerinden kaynaklanmaktadır. bunlar aslında tek bir cephedir, birbirlerini beslerler.

    halkımıza çağrımız şudur: sağa sola saldıran, linççi, faşist güruha ve "şimdi kucaklaşma zamanı" diyenlere boyun eğme! bu iki farklı tarz aynı amaca hizmet ediyor. türkiye'de yoksullar, emekçiler, işçi sınıfı bu oyunu fark etmeye başladı. tek çıkış yolumuz, farklı bir siyaset kültürünü, yalansız, hakaretsiz, tutarlı, açık, aydınlık, insanca ve devrimci bir siyaset tarzını yaymak, örgütlenmektir. yoksa karanlık güçlerin oyuncağı olmaktan kurtulamayız, bu düzen sürer gider.

    chp lideri kılıçdaroğlu ve tüm chp'lilere geçmiş olsun dileklerimizi iletmek insanlık görevimizdir. bu görevi bütün samimiyetimizle yerine getirirken, yurtseverlik ve devrimcilik anlayışımız gereği, başka şeyler bir yana, türkiye'de gericiliğin bu kadar pervasızlaşmasında chp'nin büyük bir sorumluluğunun bulunduğunu da hatırlatmak durumundayız.

    türkiye komünist partisi

    merkez komite

    kaynak: [https://www.tkp.org.tr/…nin-sorumlulugundan-kacamaz https://www.tkp.org.tr/…nin-sorumlulugundan-kacamaz]
  • şimdi kucaklaşma zamanı kalıbı ile ekrem imamoğlu'nu işaret eden ve ekrem imamoğlu'nu da akp zihniyeti ile bir tutmuş açıklama.

    niyet okumayı bırakırsak gericiliğin ve siyasal islamın ülkeyi bataklığa çevirmesine seyirci kalan bir chp olduğu tespiti haklıdır.
  • kucaklaşma söylemi yalnızca imamoğlu tarafından kullanılmamaktadır. bütün düzen siyaseti karşılıklı olarak, bu söylemi söylemektedir. burada yatan amaç, açıklamada da dikkat çekildiği gibi büyük bir ekonomik krizin yaşandığı ülkede, seçimlerin yol açtığı politikleşmeyi söndürmektir.

    bu söylemin iktidar tarafından kullanıldığına inanmayanlar daha iki gün önce cumhurbaşkanı’nın açıklamalarına bakabilir: (#89114917)

    tanım: uzun süredir geri dönülemez şekilde anormalleştirilmiş bir ülkede, birkaç belediyenin kazanılmasıyla normalleşmenin mümkün olmadığını ve bu anormalleşmenin tüm sorumlularını ifşa eden açıklamadır.
  • ne yazık ki bir dönem kendimi siyasal açıdan yakın hissettiğim türkiye komünistlerinden aslında hiçbir halt olmayacağını bana bir kez daha kanıtlayan açıklamadır. siyasilerden en küçük bir kıvılcım sonrasında milyonların birbirini kesip biçmeye başlayacağından habersiz bir güruh, çoktan beridir siyaset dışına itilmiş emekçi sınıfını iktidarı ele geçirmeye çağırıyor.

    bir diğer nokta da şu: sevgili eski yoldaşlar; şunu kabul etmelisiniz ki türkiye komünistleri, uzun zamandır (ama çoook uzun zamandır) iktidar ya da emperyalizm tarafından bir tehdit olarak görülmemektedir çünkü işlevi yoktur. pratiği yoktur. emekçi sınıflar siyaset dışına itilerken sesi çıkamamıştır. tarihsel süreçte pek çok kez yenilmiş, en son "yetmez ama evet" sendromunda eski önderlerinin ne halt olduğunu görüp iyice savrulmuştur. buna rağmen cumhuriyet halk partisi, inönü'nün ortanın solu söylemini ortaya koyduğu andan itibaren sol siyasete gelen neredeyse bütün saldırıları tek başına üstlenmek zorunda kalmıştır. özellikle 12 eylül'den sonra bu daha da belirgindir. chp genel başkanlarına suikast düzenlenmekte, chp örgütleri yakılmakta, chp milletvekilleri sille tokat dövülmekte, sayısız kez hakarete uğramakta, halk nezdinde küçük düşürülmeye çalışılmakta, chp'nin bütün tarihsel liderlerinin hatıralarına (atatürk dahil) amansızca saldırılmaktadır. komünistler, chp'ye ve chp yönetimine saldırıp duracağına (kabul etsinler ya da etmesinler) hala nefes alabildikleri için minnet duymak zorundadırlar. chp komünist bir parti değildir, dolayısıyla komünistlerle aynı düşüncede olması zaten beklenemez ama ülkenin şartları da ortada. hoşuna gitse de gitmese de chp, bu milletin en büyük sol partisidir. hatta sol siyasetin büyük ölçüde çatı partisidir. 3-5 kişinin arada toplanıp merkez komitelerinde makam mevki sahibi olmak için kıyasıya mücadeleye giriştiği bir afiş tasarım atölyesi değildir.