şükela:  tümü | bugün
  • 21 şubat 2001 tarihinde ecevitin bir çocuk gibi basına ağlayarak yoktan var ettiği cumhuriyet tarihinin en büyük ekonomik krizi.. binlerce kişi işsiz kaldı, çok sayıda işyeri kapandı.
  • kamuoyunda "kara çarşamba" olarak adlandırıldı. en büyük zararı ekonomi öğrencileri gördü. tam rahatta giderken patlayan bu kriz ile hadi açıklayın niye oldu nasıl oldu gibi bir sürü gereksiz sınav sorularını da ortaya çıkardı.
  • 2001 yılında mgk'da ecevit ile sezer arasındaki siyasi gerginlik sonucu patlayan, şubat krizi şeklinde anılan, cumhuriyet tarihinin en büyük ekonomik krizi. ayrıca;

    (bkz: bak sus anayasa geliyo kafaya)
    (bkz: masaya anayasa atmak)
  • milli güvenlik kurulunda dönemin başbakanı bülent ecevit ve cumhurbaşkanı ahmet necdet sezer arasındaki gerginliğin, ecevit'in kafasına anayasa fırlatılmasıyla doruğa ulaştığı, daha sonra ecevit'in canlı yayına çıkarak olayın bir devlet krizi olduğunu belirtmesiyle ülkede felaketler dizisinin başladığı kriz.

    cumhuriyet tarihinin en büyük ekonomik krizi kara çarşamba olarak da anılan o gün başlamıştır. gün içinde imkb %14,6 tarihi düşüşle kapanmış, gecelik faizler %7500 ile tarihi zirvesine ulaşmış, tcmb'den 7,6 milyar dolarlık döviz çıkışı olmuştur. ilerleyen günlerde de kur çıpası sistemi yerine dalgalı kur sistemine geçilmiştir.
  • bu kriz formula 1 i bile etkilemiştir. o günden sonra f1 in köklü takımları kapanmaya başlamıştır. o günden sonra f1 yönetimi bir daha böyle bir olaya mahal vermemek için bir dizi köklü değişimler yapmıştır.* formula 1 gibi bütçelerin sınırlarının olmadığı bir sporu bile böylesine etkilemiştir ecevite fırlatılan anayasa kitapçığı. *
  • büyük olasılık, türkiye'deki bir çok evin bir ferdini işsiz bırakarak, insanların hafızalarında silinmeyecek bir yer etmiştir. yokluk hissini insana fiziken hissettirmiştir.
  • çukurova'nın patronu mehmet emin karamehmet'le dönemin jandarma genel komutanlığı istihbarat daire başkanı levent ersöz arasında geçen görüşmede kullanılan ifadeleri ait olduğu bağlama yerleştirmek niyetiyle taraf gazetesi'nde yayınlanan "karamehmet nasıl kurtuldu" başlıklı yazıda konu edilen kriz. alıntı aşağıda:

    "citibank’a bir gecede 540 milyon dolar
    karamehmet ile ersöz'ün konuşmaları bir diğer kritik döneminin şifrelerini çözer nitelikte: 2001 bankacılık krizi. bddk eski başkanı ve dönemin maliye bakanı zekeriya temizel'in açıklamalarında imf'nin dalgalı kur için baskı yaptığı, dalgalı kura geçilmemesi sonucunda imf'nin türkiye'ye terkettiğini açıklamış ve imf'nin 2001'de türkiye'yi krize sürüklediğini söylemişti. ilginçtir o dönemde imf adına "ya dalgalı kura geçin ya da imf'yi unutun" diyen ve görüşme masasını terkeden isim imf birinci başkan yardımcısı stanley fischer'di. fischer ve hükümet arasındaki bu diyalog sonrası medya citibank'ın türkiye'de tl'den dolara dönerek merkez bankası'ndan 1 milyar dolar çektiğini yazmıştı. ardından meclis araştırma komisyonu'nun talebi üzerine merkez bankası dalgalı kura geçilen 21 şubat 2001'den önce yüklü döviz alan bankaların isimlerini ve aldıkları dövizi açıkladı. citibank hemen önce merkez bankası'ndan tam 1 milyar 63 milyon dolar çekmişti. ve bu operasyonun üç gün sonrasında da türkiye'de devalüasyon olmuş citibank'ın iki gün önce o dönemki döviz kuru olan 630 bin liradan çektiği 1 milyar 63 milyon doların değeri bir gecede dolar kurunun 950 bin liraya yükselmesi sonucunda 1 milyar 603 milyon liraya çıkmıştı. citibank'ın üç günlük kazancı yüzde 50, yani 540 milyon dolara ulaşmıştı. karamehmet'in anlattıkları bu operasyon sırasında yaşanan gelişmeye dikkat çekiyordu. karamehmet son tutanaklarda 2001'deki kriz sırasında devletin acilen 1 milyar dolara ihtiyaç olduğunu söylediğini ve türk bankalarıyla görüşerek bu parayı bulmalarını talep ettiğini söylüyordu. ve "bizim elimizde 270 milyon dolar vardı. biz de madem devletin ihtiyacı var diyip merkez bankası'na verdik" diyordu. arkasından da devalüasyon olduğunu hatırlatıyordu. yani merkez bankası citibank'ın çekmek istediği 1 milyar doları türk bankalarından toplayıp citibank'a vermişti."

    http://www.taraf.com.tr/haber/27710.htm
  • bu tarih resmi ve gayri resmi tarihimizde kara kara, koca koca harflerle varlığını sürdürecek muhtemelen. hatırlamayanlar için uçmaya yeltenen anayasa kitapçığının yere düştüğü zaman ülkemizde nasıl büyük bir deprem oluşturduğunu söylesem yeter herhalde.
    tabi yıllardır 21 şubatlarda yazılıp çizildi krizin nedenleri, sonuçları, önlemleri. o krizde işsiz kalanlar hiç unutmayacaklar bu tarihi… fakat halkımızın geri kalanının zihninde gittikçe sönükleşiyor bu kara hatıra. ve o krizi yaşayan halk, o krizi yaşatanların ya da benzerlerinin miting alanlarını hınca hınç doldurmaya devam ediyor.
    işte bunları düşündüğüm zaman siyasetçi olasım geliyor (lafın gelişi söylüyorum lütfen ciddiye almayın). yani sen milletin canını yıllarca okuyacaksın. milletin gözü önünde cümle akrabanı karun raddesinde zengin yapacaksın. unutulacak. millet yine de senin meydanlarını tıka basa dolduracak. kazara halk için bir şeyler yaparsan bu yıllar yılı unutulmayacak. hala otuz yıl önce bir iktidardan dişe dokunur bir zam aldı diye o partiye oy verenler var. işte böyle düşününce hak ediyoruz diyorum. bu muamele bize revadır. ama öbür yandan… öbür yandan bu insanların suçu ne diye düşünüyorum. onlar sadece unuttular kendilerine yapılanı. ama başkaca bir kötülükleri yok. ayrıca bu zamanda unutmamak mümkün mü? her akşam gerekli-gereksiz haber bombardımanına maruz kalıyoruz. nasıl unutulmayacak. avrupa’daki bir işçiden daha fazla unutmuyor bizim işçimiz.
    böyle düşününce de “ne yapmalı?” sorusu oturuyor fikrimin terkisine. bu halk için bir şey yapmalı! bulamıyorum bir şey. sadece “bir şey yapmalı” deyip kalıyorum. elimden bir şey gelmiyor. bir an bütün her şeyi değiştirebileceğimi hissediyorum. daha eyleme geçmeden yorulup çekiliyorum köşeme. elimden sadece bu geliyor. oturup yazmak… bir nevi iğneyle kuyu kazmak…
    işte bütün bunları düşünürken gece oluyor, gündüz oluyor, olaylar ‘onların’ istediği gibi gelişiyor ve ben kendimce yanlışlığına kesin olarak inandığım hadiseleri seyirci olarak izlemek zorunda kalıyorum. elimden bir şey gelmiyor. elinden bir şey geleni de görmüyorum. görüyorum ki kendi kanlı ellerinden başka bütün elleri bağlamışlar. sadece ‘onlar’ hamle yapabiliyor. yine de bir umut hakkımı saklı tutuyorum. içimde bir yerde… gelecek… inanıyorum… fakat nasıl geleceğini bilemiyorum.