şükela:  tümü | bugün
  • yazarın biri bu maç hakkında tam 4 karış uzunluğunda değerlendirme yazısı yazmış. insanlar dalga geçiyor.

    acı olan şu ki; galatasaray teknik kadrosunda bu yazar arkadaş kadar rakibe çalışmış maça kafa yormuş birinin olduğunu düşünmüyorum.
  • ulan eskiden şampiyonlar ligi maçının, o maç yayınının bile bir ağırlığı vardı. şimdi yayında yasa dışı bahis reklamları yapılıyor. sözde arıza sonrası yazılan bildiri mesajındaki türkçe bile bozuk. ülke baştan aşağı liyakatsizlikten perişan durumda. siyasetinden sporuna her şey yasa dışı.
  • maç öncesinde şunu yazıp, psv bizi yenerse tüm sözlük ahalisi beni s.... yazan sayın @tahfif medfun kulung yazara selamlar.

    görsel

    daha sonra nasıl olsa bu entryi silersin ss aldım diyince, kendisi şu mesajı da attı.

    --- spoiler ---

    hiçbir şekilde entry silinmeyecek merak etme fakat sizin ağır göt olmanız beni sevindirecek :)21.07.2021 21:23 ...

    --- spoiler ---

    arkadaşı niyetlenicek olan varsa bu entryi kanıt olarak gösterebilir.

    edit: tabiki sildi mk, klasik galatasaraylı.
  • çok zor vs değil, doğrudan doğruya mucize gerektiğini düşündüğüm maç.

    psv geçen sezon başında gelen roger schmidt ile, bir önceki sezonki (19-20) van bommel'li kimlikten uzaklaşıp piston futbola geçti; daha hızlı, daha eforlu, daha presçi bir takım oldular. bu çehre değişimi; bruma, erick gutierrez, ritsu doan gibi elemanların gözden çıkarılması / ikinci plana atılması + dinamo merkez orta saha ibrahim sangare, zıpkın sol bek philipp max, orta saha-forvet bağlantısı kuran mario götze, şeytan tüylü forvet eran zahavi gibi transferler ile oldu. bu sezon ise bu silsileye twente'nin kalecisi joel drommel, mainz'ın inatçı sağ beki philipp mwene, schmidt'in salzburg'dan tanıdığı öğrencisi stoper andre ramalho, ve upuzun bir sakatlıktan çıkmaya başladığı geçen senenin ardından bu sezona yeni transfer gibi giriş yapan marco van ginkel eklendi.

    yani dumfries ve malen'in ayrılacakları için kadroya yazılmadıklarına, ihattaren ile gakpo'nun belirsizliklerine sevindiğimiz ortamda, aslında yerlerini çoktan doldurdular bile; sağ bek yukarda bahsettiğim mwene ile hazır. malen'in yerine 2018 u17 avrupa şampiyonası'ndan beri radarımda olan hücum-presçi forvet yorbe vertessen ilk 11 oyuncusuna dönüştü, sol ayakla sağ kanatta oynayan delici-yaratıcı kanat-forvet noni madueke de hakeza...

    geçen sezondan bu yana 4-4-2 ile 4-2-3-1 arası değişen, isimlerin yerleri değişse de genel oyun şablonunun bu oyuncu tercihlerine bağlı yaşadığı ufak değişimler haricinde sabit olduğu bir şekilde oynuyorlar. bu sezonki hazırlık maçlarına istinaden şöyle çıkmalarını bekliyorum: link

    top kayıplarında hızlıca alan daraltma işi her rakibe karşı yapılmak istense de, schmidt rakibin gücüne göre genel bir karşılama planı belirliyor; rakipler psv'den güçlüyse ikinci bölgede karşılıyor ve orta sahada bozuyor / veya rakibin hücumlarını son kertede bozup kontraya çıkmak istiyorlar. ama eğer rakip dişlerine göreyse, önde epey şiddetli bir presle rakibi daha kaleciden / stoperden kurduğu oyunda bozmak istiyorlar.

    bu sezon da aynen devam ediyorlar. hele paok'a karşı oynadıkları bir hazırlık maçı var ki...

    evet paok abel ferreira'nın gidişinin ardından bir tökezleme dönemine girdi, kadro bayatladı, tazeleyecek transferler de pek yapmadılar henüz, eski hocaları razvan lucescu'yla yeniden anlaştılar, o da kiralıktan dönenleri de ekleyerek bir şeyler kurma gayretinde (şu an için en azından)... ancak her şeye rağmen paok birbirini bilen bir kadroya + r.lucescu gibi belli meziyetleri olan bir hocaya sahip.

    o hazırlık maçının ilk 45 dk'sında; yani iki hocanın da esas planlarını yansıttığı ve oyuncu değişiklikleriyle maçı çorbaya çevirmedikleri süre boyunca, paok öyle bir ezildi ki... psv önde bastı, gegenpres yaptı, dönen topları hemen alıp dolaşıma soktu, ters kanada uzayan toplara rakipten önce yetişip hücumu devam ettirdi vs vs... paok sürpriz denebilecek anlardan kaynaklanan 2-3 şanslı geçiş fırsatı haricinde doğru düzgün hücum bile edemedi, rakip sahada kalabalık bir oyun oynayamadı.

    psv paok'un oyun kurulumunu direkt stoperden bozmak istedi, önde ciddi eforlu bir pres uygulayıp, orta saha merkezlerini de öne çekip prese ortak etti. ön dörtlü (vertessen-zahavi-götze-madueke) paok'un stoper ikilisinin hem öne hem de kenarlara olan bağlantılarını kesen bir yerleşim yapıp, topu ayağına alan savunmacı kim ise ona direkt bir pres uygulayarak (ki paok kalecisi de buna dahil) topun rastgele ileri gitmesini amaçladı. top eğer yine de merkez bölgede herhangi bir önliberoya / oyun kurucuya kısa pasla ulaştıysa, bu sefer merkezde erketeye yatan i.sangare veya van ginkel öne koşarak, topu alan o kişiye direkt bastı. eğer bu ikiliyi de geçerse, bu sefer devreye sol stoper olivier boscagli giriyor ve öne çıkıp basıyor (sağ stoper ramalho ağır bir stoper olduğu için çok çıkmıyor). zaten biraz da bu yüzden, ön alan presini, rakibin oyunu boscagli tarafından akıtmasını isteyen bir şekilde yaptılar (yani paok'un sağ stoperini biraz daha rahat bıraktılar).

    paok'un oyun kurarken ön alan baskısını kırıp rakip sahaya bilinçli şekilde geçebildiği tek bir pozisyon var, o da bu:

    - link - ne kadar zorlanıyorlar, topu ayaklarından çok çabuk çıkarmak zorunda kaldılar, ve 45 dk boyunca sadece bu pozisyonda işler yolunda gitti

    yalnız bu pozisyonun devamında ceza sahasına düzgün giremediler, psv çabuk geri dönerek ceza sahasından hemen uzaklaştırdı topu ve paok'u uzaktan şuta mecbur etti.

    yani topsuz oyunda muazzam bir takımla oynayacağız bu akşam.

    ancak bu demek değil ki toplu oyunda iyi değiller. neredeyse hiç kimse 1-1.5 saniyeden fazla tutmuyor topu ayağında. hareketlenmeler, yer değiştirmeler, boş alanlara geçip top istemeler... hepsinin rotası belli, o sayede zaten kimin nerede olacağı biliniyor ve topu ayağına alan uzun uzun bakmıyor etrafına.

    hücum setinde aldıkları asimetrik şekil sağ kanada ağırlık veriyor. sağ bek mwene'nin ileri çıktığı, madueke'nin iç koridora geçtiği ortamda sağ stoper andre ramalho da sağ bek gibi kayıp adeta oyunu oradan yönlendiriyor, gerektiğinde kalemle çizilmiş gibi hedef paslar atıp rakip savunma hattının hemen önünde yer alan arkadaşına (madueke, götze vs) topu direkt ulaştırıp bypass yapıyor. rakibin bu bölgeye fazla ağırlık verdiği anlarda ise oyunu bazen hızlıca ters kanada yönlendirmeleri gerekiyor ve bu anlarda sangare/ginkel'den biri stoper bölgesine gerileyip sol bek philipp max'ı kenara açıyorlar ve uzun topla ona dönülüyor. max önündeki geniş alanı (rakip öyle kabak gibi açmadığı sürece) tekniğiyle / driblingle değerlendirmeyi pek seven bir sol bek olmasa da pas menzili uzun olduğu için kendisine merkezden hızlı desteğe gelen arkadaşlarını hemen besleyebiliyor; ceza sahasına koşmuş birileri varsa uzun adrese teslim bir ortayla, ya da ceza sahası dışına yerden keskin paslarla...

    eğer top uzun değil de kısa paslarla sola gelir ve sol stoper boscagli oyunu kuracaksa, bu sefer en öndeki eran zahavi birden bire geriye gelip pas opsiyonu olarak yorbe vertessen'i ceza sahasına kaçırabilecek pozisyonlar yaratma seçeneği sunuyor. bu olmaz ve boscagli sol bek max'a oynarsa, bu sefer vertessen kanada açılıyor, sangare sol içe desteğe geliyor, zahavi ise savunma arkasına koşu yaparak gerek sızdırma pas istiyor / gerekse de arkasındaki mario götze'ye alan açıyor. zahavi aynı zamanda psv'nin kendi sahasında kaptığı topların ilk adresi olmak adına geriye gelip kontrayı geliştiren kişi de oluyor.

    psv'nin bu bağlantılarının en önemli iki elemanı merkezde. marco van ginkel çok tempolu olmasa da sakin oynayan, kalıplı fiziğini iyi kullanan, top ayağındayken nakış işler gibi pas bağlantısı kuran bir merkez. çok fazla ileri çıkmasa da zaman zaman sangare'yle nöbetleşiyor ve bu anlarda ceza yayı civarında şut imkanı bulursa sağ-sol demeden yabıştırıyor :) partneri ibrahim sangare ise daha dinamik, çevik, ve top ayağındayken kendi çapında pogbacılık oynuyor ancak topu tekniğinden ziyade fiziğiyle/çevikliğiyle koruyabiliyor, pas atarken saçma top kayıpları yapabiliyor.

    buradan galatasaray'a gelirsek;

    1) gs tıpkı paok gibi henüz yeni sezon kadrosunu oturtmadı ve oyun pratiği çok az (üstelik olympiakos maçını da oynayamadılar), üstüne bir de e.akbaba ve yedlin'in korona olduğu söyleniyor.

    2) üç yıldır her sezona, hatta her transfer dönemine "yeni gelmiş hoca" edasıyla başlayan fatih terim'in planlarının ne olacağı hakkında yine net bir done yok, ter atma idmanı gibi geçen iki hazırlık maçından ne gördüysek ona göre biraz fikrimiz var sadece.

    bu fikir de bende; fatih terim'in yine geçen sezonki 4-1-4-1 üzerinden, ancak merkezdeki ikiliden birinin arkadaki önliberoya daha yakın oynayıp, geriden oyun kurma / takım ön alana çıkarsa beyin görevi görme adına oynadığı; bu kişinin de arda turan veya sofiane feghouli olacağı yönünde gelişti. yani bu akşam ikisinin aynı anda sahada olacağı bir başlangıç beni şaşırtır.

    tabii bu düşünce henüz gedson, florentino gibi ismi geçen merkez orta sahaların gelmemesi yüzünden oluşmuş geçici bir plan da olabilir. ama bu yine de, bu akşamki maç için yapılan provaların arda/feghouli'li oyun üzerine olduğu ihtimalini değiştirmiyor, ve schmidt de bu hazırlık maçlarını izlediyse (ki herhalde izlemiştir) gs'nin bu oyununun, psv'nin pres iştahını kabartacağını düşünüyorum.

    yani feghouli oyunu böyle rahat şekillendiremeyecektir: link

    veya arda böyle rahat oyun kuramayacaktır: link

    bu tip oyun kurucu kullanımı, aynı zamanda hücum anlarında takım boyunun uzun bırakılacağının habercisi, nitekim hazırlık maçlarında izledigimiz ön alan kurgusu hem rakibe baskı yaparken arkasına bakmayan/önemsemeyen, hem de toplu oyunda çoğunlukla uzun top isteyen bir kurguydu. yani ön taraf, arkadan kopuk bir oyun oynayacağı sinyallerini verdi, geride arda/feghouli gibi topu gönderebilen oyuncuların kullanılması bu yüzden. gs'nin henüz defans-hücum arasını dolduracak kapasitede merkez oyuncuları yok.

    bu merkez bağlantı zayıflığı nedeniyle -elbette savunma halinde boyu kısa tutabilecekken- hücumda kompakt olun(a)mayacaktır. psv'nin presçi oyununu kırmak o yüzden çok daha zor olacak; hem top kayıplarında psv enerjisiyle direkt kontrolü ele alacak, hem de gs hücum aşkına savunma çizgisini biraz bile öne çekmeye kalksa psv hızlı hücumlarla ceza kesme tehlikesi yaratacaktır.

    ve şu da var; normalde vasat bir oyuncu olan oğulcan'ın olmayışı bile bu akşam ciddi kayıp, d.bükreş'e karşı babel-mohamed-oğulcan, kasımpaşa'ya karşı da kerem-oğulcan-yunus üçlüleriyle başlayan terim'in planı, ilk maçta mohamed'in erken sakatlığı, ikinci maç sonrası ise oğulcan'ın lisans problemi sebebiyle suya düştü bence. muhtemelen bu akşamki planı kerem-mohamed-oğulcan ile başlamaktı, ancak şu an yapabileceği en iyi şey kerem-babel-yunus (?) gibi bir üçlüyle başlamak gibi görünüyor. o yüzden her şey mostafa mohamed'in iyileşip iyileşmediğine bağlı bir hale geldi, çünkü babel'den pres mres pek beklenmiyor zaten.

    zaten o iki rakip de psv'nin yanından geçebilecek takımlar değildi, ön alanda basmak bu akşam terim'in önceliği olmayacaktır. daha geride konumlanıp, akıllı savunma yaparak / fırsatını bulunca bozup hızlı hücuma çıkılmasını isteyeceğini tahmin ediyorum. tabii bu da pek yeterli olmayacaktır zira gs'nin hızlı oynayacak bir oyuncu topluluğu yok şu an; ön alana atılacak uzun toplarda savunma arkasına sarkma/sarksa da etkili ve hızlı hücumlar edebileceğini pek zannetmiyorum. kerem aktürkoğlu belli mesafelerden atılan uzun topları alıp götürmekten ziyade set oyunlarında atılacak hedef paslar ile sızan biri. dolayısıyla kontra elemanı olması biraz zorunluluktan olacak.

    çünkü kerem şu pozisyonda zivkovic'in yaptığı gibi kenarda hızlı koşarken kendine atılan pası kontrol edip topu rakipten sıyırıp akıllıca sürükleyemez mesela, çok zor: link (belki yunus...)

    o yüzden gs'nin kontra planı ryan babel'in kendine atılan topu sırtı dönük karşılayıp hızlıca arkadaşlarına aktarması üzerine kurulabilir, veya oynarsa mohamed'in. çünkü psv'nin gegenpres'ini kırabilecek hamleleri (topu iyi koruyabilme, hızlıca ayağından çıkarabilme) ya babel hem vücudu hem tekniğiyle, ya da mohamed fiziğini ortaya koyarak tek dokunuşlarla yapabilir.

    önde babel veya mohamed'in sırtı dönük oynamasının bir getirisi de şu olur bence; psv'nin sol stoperi boscagli'nin öne çıktığını üstlerde belirtmiştim, belki onun üzerine kurulacak setlerle boscagli'yi öne çekip, onun yarattığı boşluğa emre kılınç'ın, veya mohamed oynarsa babel'in / kerem'in sızabileceği bir ortam yaratılabilir, kim olursa artık farketmez. önemli olan galatasaray'ın sağ tarafından akıllı bir hücum planı geliştirmesi.

    çünkü sağ bekte kim oynayacak o da belli değil; alpaslan öztürk ismi öne çıksa da, bu kadro yapısı ve hazırlıksız durum varken kaybedecek bir şey yok denerek jesse sekidika da oynayabilir. tamamen farklı olan bu iki tercihten biri oyunu da tamamen değiştirecek. sekidika oynarsa elbette hücuma daha çok çıkacağı için oyun planı çok değişmeyecek, ama savunma anında felakete de yol açacak olabilir. alpaslan tercihi ise oyunu zaman zaman 3'lü savunma şekline bile sokabilecek, takımı hep birlikte daha öne itebilecek bir tercih. hatta direkt 3'lü savunma çıkmak da elbet bir seçenek ancak gs'nin böyle bir pratiği yok, takımı öne atacağım derken bir top kaybıyla psv'nin 4+2 hattıyla baş başa kalma riski de var.

    çünkü her şey yine başta söylediğim kapıya çıkıyor, gs'nin psv'yi kıracak bir hızlı pas oyunu yok, o yüzden gs'nin an'ları değerlendirmesi gerekiyor; sınırlı ama etkili geçişler kurgulamalı, hatta belki de bu geçişleri doğurabilecek, hedefi belli bazı çarpışmalara girebilir:

    1) ramalho'ya oyun kurdurtmayıp oyunu kendi sollarına yüklemek + max'ı kontrole almak

    2) pas hatası yapma ihtimali yüksek sangare'ye her seferinde baskı

    3) zahavi'nin orta sahaya top istemeye geldiği anlarda stoperlerin onu bırakıp götze ile vertessen'e odaklanması + topu zahavi'nin ilk etapta almasına izin vermek + sonra orta saha ile hemen baskı uygulamak

    gibi gibi... gerisi artık o anki futbol şansı.

    bunların hepsi için farklı farklı kadrolar yazılabilir, özetle binbir ihtimalli galatasaray'ın muhtemel 11'i: link

    daha sol bek mevzusu var ki şablona koymadım, ömer bayram mı oynar yoksa emre taşdemir oynar da ömer sol iç'e mi geçer bilemiyoruz. bunu geçtim daha marcao'nun oynayıp oynamayacağı bile kesin değil, falcao'dan bahsetmiyorum bile.

    bu kadar donenin ardından varılacak sonuç; karşıda her şeyi hazır ve zımba gibi bir takım haline gelmiş olan psv karşısında belirsizlikler içinde yüzen galatasaray'ın bu turu geçmesi mucizeye bağlı. o mucize gerçekleşsin istiyorum sadece, hepsi bu. hele ki ilerki yıllarda değişecek olan şl formatında türk takımları olarak daha iyi yer bulmamız adına her puana su gibi ihtiyacımız var.

    edit: fikrinizi merak ettiğim bazı sorular var: link
  • son 38 maçta 4 galibiyet..ülke puanının anasını bellediniz yahu slimanili benzialı alperli, düşme hattında gezinen fenerin bile o sezonda 3 avrupa galibiyeti vardı. son 7 sezonda 15-20 galibiyeti vardır ki 2-3 sefer katılamamasına rağmen yani.

    sivas konya falan daha faydalı ülke puanına.

    e tabi edirne’den ötede maçlar sahada oynanıyor, buradaki gibi masabaşı işler dönmüyor. kim demişti bunu ya ?

    soranlara avrupa fatih’i dersiniz, kim bilecek.

    edit: bazı fatih terime tapanlar, bu sonucun ülke futbolunun seviyesini gösterdiğini yazmış. kocaman bi siktırın gidin diyorum. bu tamamen tek bir takımın sorunudur. bjk ve fener avrupa kupalarına katıldığında genelde elinden geleni yapmakta ve her katılımlarında en kötü 3-5 galibiyet almaktadır. ama bu kepazeler 7 yılda 4 galibiyet anca alabilmişler.

    ülke futboluyla alakası ancak şöyle olabilir; sen haketmeyen birini hakemlerle falan şampiyon yaptırırsan, o takım sonra her sene gidip folloş olur gelir. çünkü liyakatla gitmemiştir oralara, haketmediği seviyede hemen sırıtır. hakkı yenilen diğer mazlum takımlar da bu kepezeliği kazandıkları maçlarla yıllarca temizler. ama bir yere kadar işte. şampiyonlar ligi gruplarına direk takım gönderemeyişimizin yegane sebebi fatihterimspor ve türk hakemleridir.

    edit 2: bakın türkiye ligindeki güçlü sayılan takımlar içinde son yıllarda avrupa’da kepaze olan tek türk takımı gsdir. başakşehir de beşiktaş da, uefa’da fener de maçlarını hep kora kor mücadeleyle oynadı. osmanlıspor kimleri kimleri yendi. ama bu gs 4-5 yiyip dönüyor. çünkü diğer 2 takım oraya hakedip katılırken bu gs hep hakem torpilleriyle, serkan çınarlarla, ümit öztürklerle ittiriliyor, eee elin avrupalısı acımıyor sonra.

    türk futbolunun sırtında koca bir kamburdur fatih terimin gassarayı. tff ve hakemler bu kambur kulübü ittirmeye devam ederse ülke futbolunu çok daha karanlık günler bekliyor.
  • ilk icraatlerinden ikisi fatih terim ve özellikle arda turan'a yüzde yüz zam yapmak olan burak elmas'a divan kurulu tarafından inceleme başlatilmasinin gerekli olduğunu gösteren maçtır.

    galatasaray'ın parasını hiçbir şekilde profesyonel nedenlerle harcamamistir.

    arda turan değil 4 milyon tl'ye, 1 milyona bile oynardı. oynamam deseydi de şu anki oyununa bakarak galatasaray ne kaybederdi bunu burak elmas açıklamak zorunda.

    hangi öngörüyle %100 zam vermisse bunu açıklamak boynunun borcu.

    bu paranın acilen burak elmas'tan talep edilmesi lazım.

    bu kafayla hiçbir zaman adam olunmayacagi bizlere bir kez daha ispatlayan maç olmuştur.

    galatasaray'ın başarısını isteyen hiçbir taraftar bu icraatleri savunamaz.
  • bakın size olacakları şimdiden yazayım. bu aylarda oynayan tüm türk takımları üç aşağı beş yukarı hep aynı sonucu veriyor ve bu durum hiç değişmiyor....

    psv kondisyon ve psikolojik olarak çok daha hazır ve motive oynayacak

    galatasaray oldukça düşük kondisyon sıfır hazırlik ve kafası kesilmiş tavuk gibi oynayacak.

    psv dikine, hızlı ve çabuk ataklar ile sonuca gidecek.

    galatasaray çok ağır, temposuz ve sürekli pas hataları ile çıldırtacak... saçma sapan geriye paslardan biri gol olup sinir edecek...

    bu hiç değişmez... her zaman hazır olan takım bizim rakipler olur.. bizim takımların futbolcularınin gözü toprağa bakar...her zaman yavaş oyun ve bireysel hata bizde hızlı ve estetik oyun rakiplerde olur.. hollanda psv barcelona falan değil... bu aylarda sırbistan, romanya takımlarıyla da oynasak hep böyle olur.. bir türlü hazır olamayız...

    fatih terim toplantıda kasıla kasıla kafasını bir sağa bir sola çevirip efelenip dayilanirken rakip takım teknik direktörü heyecanlı ve enerjik bir şekilde basın toplantısını bitirir...

    olan yine bize yani türk futboluna olur...
  • bahis siteleri reklamları kalkınca yayın akmaya başladı bak sen şu hollanda servis sağlayıcısına.

    şark kurnazı acun.
  • legal bir şekilde kaçak yayın izliyoruz resmen. yayın kaçak yayın kalitesinde. bir de pop up reklam cıksa tam olacak. tek kelimeyle rezalet yayıncılık.
  • şu anda a spor'da bi gs'li ve bi fb'li iki futboldan anlamayan yorumcu tur şanslarının 50-50 olduğunu söylüyorlar ben de bakıyorum bunlar ne diyor diye. ha bu arada muhtemel 11'de sağ bek alpaslan sol bek ömer bayram falan diyor elemanlar ama tur şansı 50-50'ymiş.* fanatikleri çıkar aklı başında bi futbolsever için tur şansı 70-30 psv arkadaşlar. bunun gs ile alakası yok. 2021 yılında herhangi bir türk takımının ikili maçlarda avrupa'daki 5-6 ligdeki takımlara karşı ihtimali en fazla bu hele deplasman golü kalkmış iken. anca maçta enteresan şeyler olacak da öyle tur atlayacağız. mesela bizim taraftar da şampiyonlar liginde ikinci tur en kötü uefa falan diyor 1 puan alıp gol atalım yeter bana. 2021 türkiyesi'nde durum maalesef bu.