şükela:  tümü | bugün
  • ntv'de yayınlanan kültür ve sanat programına konuk olan, ataol behramoğlu'nu görünce aklıma geliverdi.

    --- spoiler ---

    - hala şiir yazabiliyor musunuz?
    -a.b: keşke yazabilsem.
    --- spoiler ---

    bence bunun önemli iki nedeni var. birincisi zamanında o kadar şey yazılıp söylenmiş ki günümüz insanlar özgün olmakta sıkıntı yaşıyor. ( bir şekilde roman hala yazılabiliyorken...)

    ikinci, neden ise teknoloji. birçok insani duyguyu yitirmesi bir yana, duygu ve düşüncelerimizi de tekdüzeleştirmesi. hal böyle olunce da insanın bam teline dokunan, derinlemesine düşündüren, kat kat anlam içeren eserler yok oluverdi.

    başka neler olabilir diye düşündürendir.
  • nitelikli aşkların olmayışındandır
  • düz yazıya göre şiirlerin daha çok duygusal konuları ele almasındandır...

    polisiye roman yazarsınız ama polisiye şiir pek güzel olmaz, aksiyon, gerilim, tarih gibi konular da şiir konusu olmaz, eldeki konu bu kadar kısıtlıyken ve yüzyılların koyduğu bir çıta varken çıta aşılmıyor diye üzülmeye gerek yok, ya yeni bir şiir akımı çıkacak ve farklı konular yadırganmayacak ya da eskilerle yetinirken çok büyük bir yeteneğin çıkmasını bekleyeceğiz...
  • insanlık ile orantılı azaltmaktadır. zaten şiir, insanlık ile ortaya çıkmadı mı? ortadan kalkışı, nitekli yazılmaması da insanlık ole aynı anda kalktı
  • nitelikli insan olmamasıyla falan alakası yok. nitelikli insanların kendini ifade edebileceği çok daha geniş alanlar olmasındandır.
  • yeni dönemdeki nitelikli şairlerin sayıca az olması da bir başka etkendir tabiki.
  • sair olma potansiyeli olan insanlar duygularini ozgurce yasayamiyordur hayat belki de aska saraba o kadar firsat vermiyordur
  • bence türkçe'nin bugün geldiği, getirildiği nokta da bu meselenin cevaplarından biridir.

    dili arapça'nın, farsça'nın etkisinden kurtaracağım diye çırılçıplak bıraktı muhteremler.

    atatürk'ün gençliğe hitabesini anlayamayan nesillerin değil şiir yazması, kendi hislerini ifade etmesi bile mucize.

    (bkz: peyami safa/@crembears)
  • eski aşklar,eski aşıklar,eski özlemler var mı ki eski şiirler olsun dediğim önerme.
    eskiden şiirler aşkın kendisine yazılırmış,şimdi ise aşık olunan kişiye adanıyor.bu da şiirin derinliğini azaltıyor haliyle.eskiden gerçek aşkı tadan şairler eğer sevgiliye kavuşma ihtimali varsa bile hep ayrı kalırlarmış sevdiceklerinden.ayrı kalıp o aşk acısını çekmek isterlermiş.zevk alırlarmış bundan.e haliyle o duygularla yazılan şiir daha bir yoğun daha bir kutsal geliyor insana.şimdi ise biraz da tüketim çağının alışkanlığıyla çabuk vazgeçiyor insanlar.biri gelir biri gider...sadece yaşarken değil yazarken de öyle.eskiden az yazılır çok şey anlatmaya calışılırmış.sadece bir kelimeye karar vermek için yıllarca bekleyen şairler biliyorum.şimdi ikişer ikişer yazıyor şairler.biri yazılır sonra diğeri yazılır.amaç yazmak olmuş artık.yaşanmışlıklar anlatılmıyor.
    ayrıca yurdum insanının duygusallıktan arabeske meyletmesi de şiire olan ilgiyi azaltıyor bence.buna birde sosyal medya eklenince durum hepten çirkinleşiyor.çünkü insalara uzun uzun şiirler okumaktansa,bir iki cümlelik ağdalı sözler daha ilgi çekici geliyor.
  • şiir bir dert anlatma biçimidir.

    acımasız ve yıpratıcı olan zamanı anlamlandıran özlem, acı, hüzün, kaygı, yalnızlık gibi bir çok duyguyu barındırır. günümüzde hem zaman geçmiş yüzyıllara göre hızlı akmakta (teknolojik ilerlemelerle iletişimin hızlanması), hem de sözü edilen duygular dönem insanlarınca çok umursanmamakta. herkes kendi yaşadığının daha acı, daha hüzünlü, daha güçlü, daha daha daha... olduğunu sanmakta.

    dedik ya en başta, şiir bir dert anlatma biçimidir diye, dert dinleyenin olmadığı bir yüzyılda kim bakar ki derdini en güzel kim anlatmış.