şükela:  tümü | bugün
  • uçağın adı yavuz mu midilli mi?

    (bkz: goeben) (bkz: breslau)

    son olarak ilave: (bkz: almanlar yenilince biz de yenilmiş sayıldık)
  • iki sene zarfinda hem gemisi israil tarafindan basilan, hemde ucagi suriye tarafindan vurulan dunyanin yegane ulkesi durumuna dusmemizi sagliyan hadise. bu nasil "komsularla sifir problem" politikasidirki, ucagimiz dusunce hem israil, hem kibris rum kesimi, hem suriye'nin ucagimizi dusurme ihtimali var.

    ortadogu, iran-suriye-rusya, abd-israil koalisyonlari arasinda bolunmus iken, bir ulke dusununki her iki koalisyona'da dusman, her ikisi ile kavgali ve kanli bicakli. haa bu arada ayni ulkenin kendi daglarinda her sene kendi askerleri duzinelerle sehit versin, ve bu ulke komsu baska bir ulkede regime change oyununa girsin.

    bu son olay umarim rte ve yanindaki "dahi" poker oyuncusu davutogluna su basit gercegi ogretir, el oglu kavgaya girecekse girer, oyle meydanlardan ahkam kesmez. o ucak dusuruldu, cunki rusya rte'nin ruhunu cok iyi biliyor, onun dayilanip, sinirlenip bagirip cagirip, sonra sus pus oturacagini, ama is kavgaya gelince sinecegini cok iyi biliyor.

    birde ustune, rusya gemilerini savas helikopterleri ile doldurup suriyeye gonderiyor. cunki biliyor, bu hukumetin e5'te dayilanan bodur boylu munibus soforu kadar zeka, beceri ve askeri guce sahip oldugunu. amerika'lilarin ortadogu'dan cekilip, pasifige odaklandigini, o yuzden kesinlikle bir savasa girmeyeceklerini, israil'in bu yuzden iran'i vurmayacagini, o yuzden rusyanin ucagimizi dusurttugunu butun aktorler goruyor ve biliyor.

    bunu bilmiyen bir tek "dis isleri deha"si var, g20'de oda bizim stratejik derinlik uzmani sevgili disisleri bakanimiz. keske soyle azerbeycan veya kibris disisleri bakani bir kenara ceksede durumu anlatsa bizim dahiye.
  • hakkında türk halkına ve dünyaya açık açık yalan söylenmiş olduğu kesinleşmek üzere olan olay.

    evet, eğer milliyet'in haberi doğruysa bağıra yakara yapılan konuşma içerisinde üzerinde "kesin olarak" durulan nokta (bkz: bu noktada) yalanmış.

    öncelikle;

    http://siyaset.milliyet.com.tr/…1559016/default.htm

    “suriye’nin 13 deniz mili açığında doğu akdeniz’in uluslararası hava sahasında rf-4 tipi askeri uçağımıza saldırı düzenlendi. uçağımız lazkiye’nin 8 deniz mili açığa suriye karasularına düştü. uçağımız suriye karasularında değil uluslararası sularda vurulmuştur. vurulduktan sonra suriye sularına düşmüştür. bunun bilinmesi lazım. bunu saptırmak isteyen ağırlıklı olarak içeride ve kısmen de dışarıda bazı mahfiller var”

    ve şimdi;

    http://siyaset.milliyet.com.tr/…1565144/default.htm

    yani;

    en başından beri suriye'nin söylediği "uçak bizim karasularımızda, israil'in sürekli kullandığı rotada olduğu ve tanımlanamadığı için uçaksavarla vuruldu" argümanı doğru.

    yani;

    en başından beri bizim söylediğimiz "uçağı durduk yere, uluslararası bölgede füzeyle vurdular ve suriye karasularına düştü" argümanı yalan.

    ben şimdi nasıl güveneyim beni yöneten hükümete? savaş çıkarmak için açık açık yalan söylemek nasıl bir şey?? beni temsil etmiyorsunuz.. barış isteyen bu halkı temsil etmiyorsunuz..

    sizden utanıyorum.
  • uçağın sınırdan bir kilometre girdiği söyleniyor.

    f-4'lerin maksimum hızı 1485mph olarak geçiyor. bu bir saatte 1.609344 kilometre yapar.

    dolayısıyla bir dakikada 39 kilometre, bir saniyede ise 663 metre yol kat edilir.

    şimdi, uçağın maksimum hızla seyir ettiğini var sayarsak, suriye'nin elinde uçağımızı 1.50829 saniyede vuracak bir füze sistemi mevcuttur.

    bu kadar tepkisel bir füze sistemi mevcut mu bilmiyorum, araştırmak lazım. mevcutsa bile, suriye'nin elinde böyle bir sistem var mıdır?

    dünya çapında bir tiyatroya adım adım şahit oluyoruz. gerçekten çok ilginç...

    edit: haberler güncellendikçe bu entry'deki zaman hesaplamalarının da önemi yitiyor. büyük ihtimal f-4 bir kilometreden çok daha içerideydi. ayrıca gelen mesajlarla füze sistemlerinin uçağı vurabilecek kapasitede olduğunu da öğrendim. anlık bir olay olması da çok zor zaten. yukarıdaki basit bilgileri 'uçak sınırdan bir kilometre girdiği için vuruldu' bazındaki açıklamaların absürtlüğü üzerine yazmıştım, ki uçağın telsiz sisteminin de bozuk olduğu söyleniyor (!)
  • ahmet çakar gibi girersem açık konuşuyorum beyler, hodri meydan diyorum!

    defalarca yazılmış birçok başlıkta ancak hatırlatmakta fayda var avusturya-macaristan veliahtının öldürülmesi ile benzeşmektedir.

    şimdi "uçağımızı vurdular, gidelim dalalım" diyen arkadaşlar var ya şimdi bu arkadaşların yaşları sanıyorum 16 ila 6 arasında değişiyor neden derseniz hemen açıklayayım;

    tarih 8 ekim 1996. iktidarda refah-yol hükümeti var. yunan mirage 2000 tipi uçak ile it dalaşına giren f-16 uçağımız, thanos grivas yönetimindeki mirage tarafından "gerçek atış yapılarak" uluslararası hava sahasında düşürülmüştür. uçaktaki pilotlardan nail erdoğan şehit düşmüş olup naaşı hala denizin dibindedir.

    o dönem ve sonrasında yunanistan'a ne yaptık?

    tarih 23 mayıs 2006. iktidarda akp hükümeti var. yunan f-16'sı ile türk f-16'sına it dalaşı sırasında uluslararası hava sahasında "alttan ve arkadan" çarparak düşürdü. dönemin dışişleri bakanı abdullah gül "ne yapacağımızı tüm dünya görecek" dedi. yanlış okumadınız, aynen bu ifadeyi kullandı. yüklü tazminat alacağımız ima edildi falan.

    bu olaydan yaptıklarımız neydi? yunanistan'a nota verdik, yunanistan notayı reddetti. "ne yapacağımızı tüm dünya görecek" diye efenlendiğimiz olay bizim için bununla sonuçlandı. yunanistan ise kendi pilotu olayda hayatını kaybettiği için yaralı kurtulan pilotumuz halil ibrahim özdemir'i gıyabında "ölüme sebebiyyet vermek" suçundan(!) yargılayıp, gıyabında hapse mahkum etti. buna yönelik bir girişimimiz olduğunu da sanmıyorum.

    6 farklı onaydan geçmesi gereken bir füze pardon iki füze ateşlemesi ile abd tarafından kazayla vurulan(!) muavenet olayımız da var 1992'de...

    bunları bilmemelerini yaşlarının ufaklığına veriyorum.

    silahsız bir keşif uçağımız, yanında herhangi bir eskort olmadan tek başına(!) suriye karasuları ve çevresinde keşif yapmak için uçuş yapıyor.

    devam edelim bazı elemanlar var "1 kilometre, 1 saniyede gidilir" diyor. suriye'nin açıklaması basınımız tarafından "suriye: türk jeti karasularımızı 1 kilometre ihlal etti" şeklinde aksettiriliyor ancak suriye konuyu "karaya 1 kilometre kadar yaklaşmıştır" diye ayrıntıladı olayla ilgili yapılan açıklamada. uluslararası hukukta karasuları 6 ila 12 mil arasında değişir ve suriye karasularını 12 mil olarak kabul eden bir ülkedir. 12 millik kısım takribi 22 kilometreye tekabül eder yani eğer suriye'nin açıklaması doğruysa, uçağımız karasularından 21 kilometre içeri girmiştir. yani ihlal 1 kilometre değil, 21 kilometredir. seyrüsefer cihazlarının arızalı olduğunu düşünsek bile gündüz vakti suriye kıyısına 1 kilometreye kadar yaklaştığını fark edemiyorsan ortada pilotaj bakımından ayrıca bir sıkıntı var demektir. son açıklamada da uçağın düştüğü noktanın lazkiye'nin 8 mil açığında bulunduğu belirtiliyor ki bu da suriye karasuları demektir.

    malatya erhaç'tan kalkan f-4 phantom'a eskortluk etmesi için konya'dan 2 tane f-16 kalkmamışsa kusura bakmayın ama çapanoğlu ararım arkadaş ben bu işin arkasında.

    özetle, ilişkilerinin diken üstünde olduğu ve diplomatik ilişkilerini neredeyse bitirdiğin bir ülkeye keşif uçuşu yapacaksın bunun için silahsız bir uçağı hiçbir koruma olmaksızın yapacaksın, bu uçak -suriye'nin açıklamasına göre- suriye kıyısına 1 kilometre yaklaşacak yani karasularını 21 kilometre ihlal edecek.

    ha şu var, suriye ordusu ise işte bu kadar beceriksiz adamlardan oluşuyor. ulan bu adamların bazı tesisleri 2007 yılında israil uçakları tarafından vuruldu üstelik o israil uçakları saldırıda türk hava sahasını da kullandı ama bizim phantom'u keklik gibi avlayan suriye'nin havaya savunma sistemi, 2 tane israil uçağını denk getiremedi 5 sene evvel. hava sahan ihlal edilmiş, kaldır 2 tane mig-23 yap önlemeni di mi? ne diye deniz üstündeki uçağa

    herhalde şu ürdün'e uçağı ile birlikte kaçan pilottan etkilenip pilotlar kaçar diye uçak kaldırmaktan da korkuyorlar.

    ahmet kaya ile bağlarsak;

    başım belada
    tabancamı unutmuşum helada
    nerden baksan tutarsızlık
    nerden baksan ahmakça
  • türk jetine suriye'nin müdahalesinden önce, o jetin suriye hava sahasında ne aradığını açıklamak gerekecek önce sanırım. sanmıyorum ki adamlar bizim hava sahamızdaki jeti vurma gafletinde bulunmuş olsun. hem adamın hava sahasını ihlal et hem de vay jetimi düşürdün diye celallen, böyle bir şey olacağını sanmıyorum. ama başbakan tayyip erdoğan kesin bir şey de söylemek istemiyorum.
  • nereden bakarsanız bakın muammalarla örülü vahim olay.

    herşeyden, önce pilotların hala yaşadığına inanmak isterim.

    olayın analizini yapmak için dikkate alabileceğimiz resmi açıklamalara göre, olayın -bence- anahatları şu. saat 11:58'de uçağımızla telsiz ve radar bağlantısı kesiliyor. belirli bir süre sonra uçağın düşürüldüğüne dair bir video görüntüsü ortaya çıkıyor. suriye uçağı düşürdüğünü açıklıyor. uçağın suriye hava sahasından 1 km içeride düşürüldüğü belirtiliyor. olay sonrasında, suriye uçağın tanımlanamadığını söylemiş ve hasmane tutum sergilemeyerek türk kuvvetleri ile birlikte arama kurtarma faaliyetlerine katılmıştır.

    şimdi gelelim bunların yorumuna:

    1. her uçakta telsiz ve uçağın kimliğine dair sinyali yayınlayan iff cihazı mevcuttur. sınır ihlali olduğunda, önce telsizle konuşursun, bu arada iff'ten uçağı tanımlamaya çalışırsın.*
    2. uçak tacizkar bir rotada ilerliyor olsa dahi (örneğin, stratejik önemi olan bir hedef değerlendirilmişse) önleme uçaklarını kaldırır, göz ile temas sağlarsın. böylelikle hem uçağı tanımlarsın, hem de uçakla iletişim kurmuş olursun.
    3. uçak tacize devam ediyorsa, önce inişe, olmadı indirmeye* çalışırsın.
    4. tüm bunların yanısıra, her ülkenin sınırlarını ve hatta sınırlarının ötesini izlediği radarları var. hangi uçak nereden kalktı, nereye doğru gitti, nerede seyrediyor bu sürekli gözlem ve kayıt altındadır.
    5. tüm bunlar varken, direk ateş açılması, bu ateşin de, uçak vurulduğu anda çok alçaktan uçmuyor olması şartıyla, kuvvetle muhtemel hava sahası dışında olması manidardır.

    bunlar bize bir takım soruları işaret ediyor:

    1. en önemlisi, suriye uçağımızı telsiz ve radar irtibatının kesildiği anda mı vurmuştur? aksi halde, irtibatın kesilmesi ile uçağın vurulması arasında ne kadar zaman vardır?
    2. türk ve suriye radar kayıtlarında uçağın hareketleri ve rotası aynı mıdır?
    3. uçağımızın son bakımına dair kayıtlar nedir? bakımı yapanlar kimlerdir, bakım esnasında yapılanlar ve gözlenenler nelerdir?
    4. o bölgede uçağın vurulmasından önce ve sonrasında herhangi farklı bir elektronik faaliyet gözlenmiş midir?
    5. uçağı vuran güdümlü mermi nereden, hangi saatte ateşlenmiştir?

    bu soruların öncülleri şunlardır:

    1. suriye uçakla telsiz irtibatı kurmuş mudur?
    2. iff sinyalini görmüş müdür?
    3. bunları yapsın ya da yapmasın, suriye önleme uçağı kaldırmış mıdır? kaldırmadığı söylenmekle birlikte, neden kaldırmamıştır?
    4. en ufak bir şüphe olsa dahi, ortamda olayın öncesinde ya da sonrasında her hangi bir kaynaktan her hangi bir elektronik müdahale (gürültü, karartma, yanıltma) var mıdır?
    5. türkiye ve suriye radar kayıtlarını ve varsa skop görüntü kayıtlarını karşılaştırmışlar mıdır? karşılaştıracaklar mıdır?
    6. suriye böylesi tacizkar bir hareketi önceden gelen bir istihbarata bağlamış ve bu istihbarat nedeni ile mi sert ve uygunsuz müdahalede bulunmuştur? (uludere olayını hatırlayınız)

    ...

    daha bir çok ayrıntı ve soru var. ama en azından bildiğim şu iki gerçek var. birincisi, suriye kasıtla yapıyorsa, intihar ediyor anlamına gelir ki, zaten iç savaş tehdidiyle uğraşan bir ülkenin bunu yapması düşünülemez. aksini iddia edecekler, yani zaten böyle düşünüldüğü için suriye uçağı vurma cesareti gösterir diyenler, cahillik, fitne ve hainlikten öteye gidemezler. zira, cnn ve el cezire kanallarının dezenformasyonu ile dahi ülkesinin dış güçler tarafından işgali için neden yaratılmaya çalışıldığının farkında olan ve bundan da kaçınmaya çalışan suriye'nin nato üyesi ülkenin uçağını düşürmesi imkansıza yakındır. ancak ve sadece bu savaşı isteyenler bu uçağı düşürmüştür denilebilir.

    diğer yandan, o pilotlarla aynı kutsal ocakta nefes almış biri olarak, gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki, pilotlar şehit olmuş olsa dahi, kendileri de aileleri de, böylesi bir üzücü ve tacizkar olay yüzünden yüzbinlerin hayatına malolacak suriye-türkiye savaşının çıkmasını kesinlikle istemezler. kendileri, devre arkadaşları, astları, üstleri, ve dahi tüm türk silahlı kuvvetleri, içeride ve dışarıda, alabildiğine haksız, zaman zaman şerefsizlik ve dahi hainlik mertebesine ulaşan seviyede alabildiğine zalimane tavır ve tasarruflarla karşılaşsalar da diyecekleri tek bir şey vardır:

    vatan sağolsun!
  • güzel kardeşim bırakalım bu vatan millet sakarya işlerini. şu ülkenin geldiği duruma bakın. emperyalistlerin birincil taşeronu olmuşuz da haberimiz yok. aylardır suriye'ye seni indireceğiz oğlum diye tehditler savuruyorsun, kabadayılık yapıyorsun. tüm bunların üstüne uçağına sınır ihlali yaptırıyorsun. diyor ki hiçbir uyarı yok hiçbir şey yok. abi sen önce aylardır yaptıklarına bak, yaptığın çakallıklara bak. bu şuna benziyor, aylardır komşunu rahatsız ediyorsun, dedikodu yapıyorsun, müziği son ses açıyorsun, rahatsız ediyorsun, ısrarla gel beni tokatla diyorsun. komşun da en sonunda dayanamadı. ne oldu biliyor musun? hooop dediler, suriye'nin arkasında biz varız, sen şöyle bi geri çekil, efendilerin gelsin dediler. türkiye mesajı aldı mı? gayet net bir şekilde aldı.
  • eğer doğru ise, uluslararası hukuk gereği suriye'nin müdahalesinin meşru müdaafa sayılacağı ve türkiye'ye tazminat ödemek zorunda kalmayacağı olaydır.
    türkiye hızla emperyalist ve sömürücü ülke olma yolunda ilerlemektedir.
    tarihiyle gurur duyan bir milletin bir süre sonra tarihinden utanmasına yol açacak bir yolun ilk adımlarıdır.
  • "1 mart tezkeresini geçiremediniz bari suriye'ye dalın"

    bir dost.