şükela:  tümü | bugün
  • anders behring breivik'in 22 temmuz 2011'de, tek başına planlayıp gerçekleştirdiği ve 77 kişinin ölümüne neden olan katliamı konu edinecek olan biyografik-drama filmi. yönetmen paul greengrass. ekim 2018 sularında vizyona girmesi bekleniyor.

    imdb

    kşz. 22 temmuz 2011 norveç'te gençlik kampı baskını
  • adamlar katliamla yüzleşti yargılamayı yaptı sorumluları cezalandırdı şimdi filmini çekip unutulmaması için uğraşıyorlar. bugün 10 ekim ankara garı katliamının yıl dönümü. değil belgesel-film çekmek anmasını yapmak bile yasak polis müdahalesi var şu sıralarda anmalara. işte gelişmişlik/ gelişmemişlik ancak bu kadar iyi anlatılabilir.

    tanım: netflixten izlenebilecek 22 temmuz 2011'de norveç gençlik kampına yapılan terör saldırısını konu alan film.
  • hiç bilgi sahibi değilken netflixte denk gelip izlememle olaylar ilerlerken hatırladığım ve gerçek hikaye olduğunu anladığım,aynı oranla da artarak ilerleyen ilgim ile iyi bir ilk 45 dakika yaşatan sonrasında durulsada kendini izletebilen yapım.7/10.
  • --- spoiler ---

    sahneler çok ama çok gerçekçi çekilmiş. özellikle baştaki ada saldırısı.
    ana roldeki ailenin olaylara olan az tepkileri ise kesinlikle soğuk ülke vatandaşı dediğimiz soğuk kanlılıktan geliyor olsa gerek. yoksa hic bir anne sanmıyorum ki kayıp oğlundan gelecek olan haberi elinde kahvesiyl beklesin.

    --- spoiler ---
    böyle filmlere her ne kadar güzel film demeye utanıyor olsam da film çekim açısından çok iyi yoksa konu içler acısı. keşke yaşanmasa böyle gerçek olaylar. yine de sorarım yapımcılara; gerçek hikayeden uyarlama olup hiç mi komedi filmi olmaz, hep mi drama...
  • bugunlerde netflix anasayfasinda surekli gosterilen filmdir.
  • baska bir bakis acisiyle filmin norvec isci partisini ve antifascist kulturu yansimadaki basarisi acisindan hayranlik uyandiran bir filmdir.
    zira turkiye'de cekilen bir suru sansasyon yaratmis zirva donem (60 lar ve ya 80 ler) dizileri ya da filmleri, ne dedigi bilinmeyen, belli olmayan siyasi kulturumuzu bire bir yansitiyor olsa da anafikir acisindan siradan bir ask dizisinden ya da alalade bir amator kisa film konusundan farki olmuyor.
    bu bakimdan ulkemiz yonetmen ve senaristleri icin 22 july filminden alinacak cok dersler olduguna inaniyorum.
  • katliam sahnesi dehşet verici, çarpıcı, tüyler ürpertici,bu kez kamerası daha durgun olsa da yine de her paul greengrass filmi gibi adeta belgesel gerçekliğinde. zaten based on a true story ve bu kabus çok başarılı bir şekilde canlandırılmış.genel olarak da iyi bir film.

    oyuncu anders danielsen lie, terörist breivik rolünde iyi bir iş çıkarıyor. ki oslo august 31st filminde de unutulmazdı kendisi.

    süresi biraz haddinden uzun olsa da görülmeye değer bir netflix filmi.
  • iyi bir film.

    katliamdan çok katliam sonrası yaşananları anlatıyor. katliam kısmı da ayrıca etkileyici.
  • norveçliler neden ingilizce konuşur....
  • şöyle bir düşününce bu kadar terör saldırısı yaşadık ve çok garip siyasi süreçlerden geçtik. darbeler atlaktık. -post truth darbesini dışarıda bırakıyorum- ama bir tane böyle yapım çıkaramadık, çıkaramayız da. biz yapmaya çalışsak elimize-yüzümüze bulaştırırız. filmde sürekli ağlayan analar, ciğeri paralanan babalara odaklanır, problemin temeline inemeyiz. hedef noktamız izleyen insanları daha fazla duygulandırmak, hatta ağlatmak olur. he işte bu film bunun tam tersi...

    böylesine acı bir katliamı ele alırken gereksiz dramalara girilmemiş, konu ekstradan ajite edilmeye çalışılmamış. bu hikayeyi ele alırken bu kavramlardan nasıl uzak durdular şaşıyorum gerçekten. filmde ağlayan, bağıran insan göremiyorsunuz, her şey o kuzeyli gerçekçiliği tamamen yalın bir şekilde olup bitiyor. bu gerçeklik o kadar yalın ki film sizi aslında daha çok etkiliyor, 'gerçeklik' yüzünüze pat diye vuruyor.

    bu yüzden de son dönemlerde izlediğim en iyi filmlerden birisi olduğunu söyleyebilirim. evet kabul gerçek bir hikayeye dayanıyor ve hikayenin gerçekliği filme ekstra bir güç katıyor. ama bu düşüncem filmin o yönünden tamamen bağımsız. çünkü hikayenin işlenişi muazzam. seçilen dar evren çok yerinde ve o ufak hikayeden olayın bütününe bağlanış gayet iyi planlanmış.

    söz konusu toplum özelinde en son knut hamsun'dan açlık okurken bu kadar kötü olmuştum. o kitap da o kadar yalındı ki okurken sinirden çalışma masamı kemiriyordum az kalsın. bu film de hemen hemen bana aynı duyguları hissettirdi. bu açıdan bakınca sağlıklı bir toplum mühendisliği ve bir ekole sahip olmanın ne kadar önemli olduğunu hatırlıyor insan.