şükela:  tümü | bugün
  • tuhaf vakalarla cereyan eden bir ziyarettir ki devrin bütün hercümercini, gerilimini birebir yansıtır.

    gazi'nin doğrudan kendisinin teşvikleriyle kurulan serbest fırka halk nazarında beklenmedik bir teveccüh görmüş, bu teveccüh 'yaşasın fethi bey! yaşasın serbest fırka!' nidalarıyla izmir'i sallamış, iş o hale gelmiştir ki yunus nadi cumhuriyet gazetesinde açık bir mektup yayınlayarak " mustafa kemal, serbest fırkaya karşı vaziyet almadığı takdirde chp'nin kendi başının çaresine bakacağını" bile ilan etmiş, neticede zaten çoktan kararını vermiş olan gazi, izmir mitinginden dönen fethi beye * "ben iki fırkaya da yardım edeceğimi söylemiştim. görüyorsunuz ki siz benim yardımıma muhtaç değilsiniz, halk hep size doğru akıyor. desteğe öteki fırka muhtaçtır," demiştir.

    bu şartlar altında fethi bey, 17 kasım 1930 tarihli meclis oturumunda fırkasının kendi kendisini feshe karar verdiğini ilan eder. partinin ileri gelenlerinden ahmet ağaoğlu, o günden bahsederken "yeis ve matem içinde evlerimize dağıldık," der anılarında.

    bu arada, kısa bir süre önce yapılan belediye seçimlerini ekseriyetle halk fırkası kazanmıştır kazanmasına ama bu zafer fırkanın kendi mensuplarına bile pek inandırıcı gelmemiştir. serbest fırka sadece samsun'da belediye başkanlığını kazanmıştır.

    bu gergin hava içinde gazi bir memleket gezisine çıkmak, halkın nabzını yoklamak ister. kasım 1930'da önce kayseri ve sivas'a, 22 kasım 1930 günü ise samsun'a varılır. varılır ama karşılama şekli biraz tuhaftır. durumu, aynı seyahate katılan gazeteci ahmet hamdi başar 'atatürk'le üç ay' adlı kitabında şöyle anlatır: "her tarafta fevkalade inzibat tedbirleri alınmıştı. istasyondan itibaren bütün yollar süngülü askerler tarafından tutulmuştu. halk, asker kordonlarının arkasına sinmişti. bu suretle askerden ve polisten maada hiç kimseyi göremeden, adeta bir düşman şehrine henüz giren bir kumandan gibi gazi ve bizler otomobillerle gazi'nin misafir edileceği konağa geldik..."

    vali ve idarecilerin bu işgüzarca davranışları gazi'nin hiç hoşuna gitmez. zira kendisi, belediye seçimlerini serbest fırka'nın kazandığı samsun'dan, samsun halkından sözüm ona korunmaktadır...

    daha sonra şehir namına verilen ziyafete geçilir; ama bu sefer de şehri temsil etmesi gereken belediye reisi yoktur. gazi artık iyice sinirlenerek sorar, "belediye reisi nerede? nasıl olur? şehirlerine misafir geldik..."

    hemen adam gönderilir ve belediye reisi keresteci boşnakzade ahmet bey'in ziyafete iştiraki sağlanır. gazi, reise "demek bizim geleceğimizi bilmiyordunuz öyle mi?" diye sorar. reis, "evet efendim, bendeniz de bu şerefi ümit etmiştim ama çağrılmadım," der.

    gazi, gözlerini valiye doğru çevirir ve bu çağrılmayışın nedenini sorar fakat tatmin edici bir cevap alamaz. ahmet hamdi başar,"vali oturduğu yerde gittikçe eziliyordu," diye anlatır o sahneyi.

    tatsız ziyafet devam ederken mustafa kemal sözü bir ara serbest fırkaya getirir ve süreci başından başlayarak anlatır. netice olarak da, serbest fırkanın memlekette irticanın ve inkılap dışı cereyanların faydalandığı bir fırka olduğunun anlaşıldığını ve lağvedildiğini söyler.

    konu buraya gelmişken belediye reisine dönerek "şimdi reis beyefendi, zatıaliniz de artık feshedilmiş olan bir fırkanın belediye reisi olarak vazifenizde devam etmek istemezsiniz değil mi? istifa ediniz!" der.

    belediye reisi aynı kanaatte değildir. "paşam," der "bendeniz serbest fırkayı temsil etmiyorum. bu intihap halkın şahsıma bir itimadı şeklinde tecelli etmiştir. eğer bu vaziyette istifa edersem halkın teveccüh ve itimadına karşı gelmiş olurum."

    bu beklenmedik cevap gazi'yi sinirlendirmez. sakin bir sesle "düşündüğünüz doğru... arzu ettiğiniz gibi olsun," der.

    belediye reisi, gazi'nin bu cevabından sonra saygıyla sandalyesinden kalkar ve müsaade ister; sabah belediyede işinin başında erken bulunmak zorundadır. gazi'yi selamlar, ağır adımlarla salondan ayrılır... memleket gezisinin samsun ayağı bu sahneyle son bulur.