şükela:  tümü | bugün
  • 13 aralık 2018 ankara-konya yht kazası vesilesiyle üzerinden yaklaşık 14-15 sene geçmiş olduğu halde unutulmayan kaza.

    dün de tbmm'de tartışılırken denk geldim; dönemim sorumlularından bir vekil savunmak adına bu kazanın kişisel bir hatadan kaynaklı olduğunu, hatta kazayı yapan makinistin 80 km hızla gidilmesi gereken yerde 130 km küsür hızla gittiğini, mahkemenin da bunu raporladığını ve bunun yönetimsel bir hata olmadığı için, kişisel bir hata için bakanlığın sorumlu tutulamayacağına benzer bir ifade kullandı.

    birilerinin ısrarla anlamadığı şey o zaten memlekette. eğer bir kurumda en alttaki kişi, mesela kapıcı bile hata yapsa, eğer o kurumda görevlendirilmiş birisiyse ve üstünde hesap verdiği birileri varsa, yaptığı o kişisel hatanın sorumluluğu bir üstüne de aittir ve bu mantıkla o kurumun en üstündekilerine kadar gider o hatadaki ortak sorumluluk.

    kusurlu olan makinisti o görevde kontrol etmekle yükümlü, denetleyen bir amiri, o amirleri denetleyen başka amirleri, müdürleri, müfettişleri, daire başkanları, genel müdürleri nihayet tcdd'nin en başındaki adama ve bağlı bulunduğu bakanlığa ve hükümete kadar gider o sorumluluk yani normalde.

    sırf bu yüzden böyle bir kazada değil sadece bakan, başbakan bile istifa ediyor japonya ve benzeri insanlarında utanma duygusu olan medeni ülkelerde.

    bizim gibi sadece en alttakinin sorumlu tutulduğu ve cezalandırılmasıyla olayların üstünün örtüldüğü toplumlarda da tabii kimse olacaklardan korkmadığı için bu ve benzeri kazalar bir sonraki olası kazalara ders olmaz. kimse de bir mesuliyet hissetmez, dahası altımdakiler ne yapıyor, doğru çalışıyorlar mı, işlerini doğru yapıyorlar mı diye görevini ve sorumluluklarını da dert edinmez. sadece bir soruşturma yürütülür, kimler hatalıysa onlar belirlenir, o kadar!
  • binali yıldırım- nazlı ılıcak işbirliğinde yok edilen kazalardan birisi.
  • akp hükümetinin türkiye'deki "sıradan kötü" hükümetlerden biri olmadığına dair ilk duygumun oluştuğu olay.

    her ne kadar korkunç olsalar ve korkunç sonuçları olsa da politik facialara alışkındım, beklentilerim belliydi. yolsuzluklara da alışkındım, herkes yiyor. bazı korkunç olaylar, kontrol dışı, "gizli" güçler ve hesaplarla olan olaylar, çok can yakıcı ve korkutucu olanlar yani, bunlar da kapsamım dışında olduğu için günlük hayatımı etkilemiyordu. bombaların patlamasından hükümetleri sorumlu tutarsın ama yine de deprem gibi, dışsal bir olay gibi yaşarsın. hükümetin kendi eliyle bir yere bomba koyduğunu falan düşünmezsin.

    ancak bu kaza, beceriksizlik, kurnazlık ve basit dolandırıcılıkla onlarca insanın öldürülmesi temel bir güven duygusu yitimi yarattı bende. o zaman kimse hızlı tren-hızlandırılmış tren farkını bilmezdi. yakup kadri'nin ankara romanı dağıtılmıştı ilk seferinde. medeniyette bir adım daha atılmış gibi bir histi bu, bir sonraki adım elektrikli araba veya uzaya çıkmak olabilirdi mesela.
    kaza olduğunda herkesin kandırıldığı ortaya çıktı. bu kadar basit bir konuda, susurluk gibi aptalca ama büyük bir komplo değil, çok temel bir konuda bunun yaşanması, günlük hayata dair bir güvensizlik.
    şimdi doktorları, öğretmenleri dövüyoruz, işçi para almasın diyoruz, medya bir yana hukuktan vazgeçmişiz. hala uzaya çıkmaktan heyecanlanmak istiyoruz ama bu günlük hayat düzenlenmesine ilişkin kaza yaşandı ve bedeli ödenmedi.

    dün ilk defa gebze-halkalı trenine bindim. "tren şuradan kalktı" diye anons veriliyor, duraktaki ekranda görünmüyor. yolda bir defa on dakika kadar durdu tren, sirkeci'de elektrikleri kesildi, geldi. şöför "elektirik kesintisi olacak, hemen gelecek" dedi, korkmayın. sirkeci yenikapı arasını dura kalka elektrikler de cızırdayarak geçtik. yenikapı'da indim. seçim öncesi hazır olmadan açtıkları hattı yolcuyla mı test ediyorlar?

    aklımda bu kaza vardı. güvenmiyorum, güvenmedim, korktum.
  • istanbul büyükşehir belediye başkanı adayı binali yıldırım’ın ulaştırma bakanı olduğu dönemde gerçekleşen faciadır. dosyası ortadan kaybolmuş ve ihale de makinistlere kalmıştır.

    şimdi bu figür belediye başkan adayıdır. istanbul’da neler olabileceğini siz hayal edin.