şükela:  tümü | bugün
  • tbmm'nin kurulus tarihi, cocuklar niye bayram ediyo orasi mechul..
  • çocuk bayramı kısmının son yıllarda daha bir öne çıkarılması ile, asıl önemi olan ulusal egemenlik kavramının unutturulmaya çalışıldığı günün kaynağı olan tarih.
  • türkiye büyük millet meclisi'nin, vatanı istiklâli, yüce hilafet ve saltanat makamlarının kurtarılması vazifeleri ile açıldığı tarihtir.
  • işte 23 nisan 1920 doğumlu hamide öztürk'ün ağzından 90 yıllık cumhuriyet tarihimiz. izleyiniz, izlettiriniz!

    (bkz: [http://www.youtube.com/watch?v=9mfvamhtawq http://www.youtube.com/watch?v=9mfvamhtawq])
  • ulusal egemenlik bayramidir. meclisin acildigi tarihi kutlamaktir asil amac.
    tabi bazi sorular da kafa kurcalamiyor degil. darbe donemlerinde ulusal egemenlik bayrami yerine cocuk bayramini kutlamislardir pasalar.
  • bir tarih hocamın dediğine atatürk tarafindan dünya çocuklarina bayram ilan edilen bir gün değildir. sonradan çocuk bayrami olmustur.
  • milli idare bilmem neyi bu derede kutlanırken, 17. türk devletini temelini atan ve bağımsızlık yolunda, -güncel terimle- milli iradeyi ayağa kaldıran en önemli gündür.

    bakmayın şimdilerde iyi ki izmir marşı'nı söylemiyorsunuz diyenlere en fazla 20 sene sonra onlar da bugünün nasıl bir önemli bir gün olduğunu anlayacak kapasiteye erecekler.
  • türkiye büyük millet meclisi bütün ülke topyekün işgal altındayken çok zor günlerde, hacı bayram veli camisinde kılınan cuma namazı sonrası okunan dualar, tekbirler ve kesilen kurbanlar ile açılmıştır. hacı bayram veli camisi'nden törenle getirilen yeşil sancak(sanıyorum selçuklu döneminden kalan bir emanet), meclisteki ahşap kürsüsünün üzerine serilmiş, bu sancak üzerinde vekiller yemin etmişler ve konuşma yapmışlardır.

    ilk meclis gerçek anlamda demokratik ve her fikirden insana ev sahipliği yapan bir kurumdu. ilk vekiller gerçekten çok zor şartlar altında ve türlü olanaksızlıklar içinde çalışan, bugünün vekilleri ile uzaktan yakından alakası olmayan kahraman insanlardı, ruhları şad olsun... tabi zaman gerçtikçe heryerde olduğu gibi burada da fikir ayrılıkları baş göstermeye başlamış, atatürk'ün o zamana kadar ustalıkla sakladığı gerçek niyet ve planlarını anlayan bazı vekiller(cumhuriyet'in ilanı, halifeliğin lağv edilmesi vs) mecliste kamplaşmaya başlamışlar ve meclis bu şekilde iki gruba ayrılmıştır. kurtuluş savaşı'nın sona ermesinden sonra lozan arifesinde atatürk, muhaliflerle işlerin yürüyemeceğini görünce muhaliflerin boykotuna rağmen seçime gitme kararı almış, yapılan bir takım düzenlemeler yüzünden muhalifler meclise eskisi kadarki çoğunlukta girememiş, böylece var olan iki kutuplu düzen bozulmuş ve atatürk kendi fikrine yakın insanları meclise mebus seçtirmiştir. bkz: vikipedi "1923 türkiye genel seçimleri" günümüzde muhafazakar bazı insanların "darbe ile meclisi ele geçirdiler" dediği hadise budur. çünkü bu seçimlerden sonra atatürk cumhurbaşkanı seçilmiştir. tabi bu muhalif grup da sütten çıkmış ak kaşık değildir, atatürk ve (müdafayi hukuk)ekibine karşı meclis içinde bir çok alicengiz oyunu yapmışlar ama başarılı olamamışlardır. arkadaşlar işte sonuçta bunların hepsi siyasettir. siyasetin içinde oyun da olur hile de olur her şey olur. siyasette etik ve ahlak olmaz. siyaset iyi niyet ve dürüstlükle yapılacak bir iş değildir. bugün bizim için önemli olan 100 yıl sonra bu olaylara objektif olarak bakabilmektir. atatürk bir şekilde bütün bu olaylardan zekası ve ustalığı ile lider olarak çıkmış ve ölene kadar ülkeyi tek başına yönetmiştir. bu üstün bir başarıdır. o yıllarda da atatürk'e ve yaptıklarına muhalif insanlar yok muydu? tabi ki vardı. peki o muhalifler sonuca etkili olabildiler mi? olamadılar... en sonunda boyun eğdiler ve susup yerlerine oturdular.

    velhasılı kelam, türkiye'de resmi tarih yalanlar ve uyduruk masallarla anlatılmaktadır. resmi tarihe karşı çıkanların bir kısmı da başka başka masallar anlatmaktadır. onların anlattıkları da yalan... anlayacağınız herkes yalan söylüyor... ama artık elimizin altında internet ve dünyanın en büyük kütüphanesi var. kimseye inanmak ve güvenmek zorunda değiliz. kendimiz araştırıp kendimiz karar verebiliriz. kimseye düşman olmadan veya kimseyi gereksiz yere yüceltmeden objektif olarak tarihimizi okuyabiliriz. örneğin amasya tamimini, erzurum kongresi kararlarını vikipedi'den okuyabiliriz, meclisteki toplantı tutanaklarını açıp detaylı olarak kaynağından okuyabiliriz... böylece neler yapılmış, neler düşünülmüş, nasıl ilerlenmiş, hepsini kendimiz okur öğreniriz. artık bilgi kirliliğinin tavan yaptığı bu devirde lütfen size söylenen herşeye körü körüne inanmayın. genel olarak yalan söylüyorlar çünkü. sonra yarın inandığınız herşeyin yalan olduğunu öğrendiğiniz zaman üzülürsünüz...