şükela:  tümü | bugün
  • konya ereğli karayolu karapınar mevkiinde tanker şoförünün uyuması sonucu, tanker ile ipek turizm'e ait şehirlerarası otobüsün çarpışmasıyla meydana gelen kaza.

    çoğunluğunu üniversite öğrencilerinin** oluşturduğu 48 kişi diri diri yanarak yaşamını yitirmiş, çarpışmadan sonra kırılan ön camdan çıkan otobüs şöförü, yedek şöför ve ön koltuklarda oturan 3 yolcu yaralı olarak kurtulmuştu.

    yolcuların yan camları kıramaması üzerine hayatını kaybetmesiyle camların sağlamlığı ve ürünle ilgili alınmayan tedbirler tartışılmış, camların kırılması için imdat çekicinin yeterli olduğu mercedes tarafından açıklanmıştı. yanlış hatırlamıyorsam o dönemde mercedes otobüs üretim direktörü çetin atsür bir haber programında,* otobüs yan camını imdat çekiciyle kırmıştı.* daha sonradan mercedes ürettiği otobüslere imdat çekicini çalınma riskine karşı ince bir halatla bağlamaya başladı. kazada otobüslerin tavan kapaklarının fırlaması bu kazadan sonra geliştirilmiş bir güvenlik teknolojisi mi, öncesinde vardı da bu otobüste bozuk muydu hatırlamıyorum.

    kazada hayatını kaybeden bir yolcunun üzerinden çıkan kağıt parçasında candan erçetin'in şarkısı yalan'ın sözlerinin yeralması, yalan'ın otobüste çekilmiş olan klibinin o dönemde haberlerde kazayla beraber verilmesini eminim ki herkes hatırlar.

    mercedes'in üründeki teknik hatalar iddiasıyla açılan davalar devam ederken konuyla ilgili uğur dündar'ın 2001 yılında yazdığı köşe yazısı okumaya değer:
    http://arsiv.sabah.com.tr/2001/12/02/y26.html
  • an itibariyle akla gelen ve büyük bir acıyla hatırlanan kaza.
  • mercedes otobüslerin yakıt tankının izalasyonunun yetersiz olduğu ve yolcu kabiniyle yakıt tankı arasında kullanılan blokların ahşap olması sebebiyle 48 kişi diri diri yanarak can verdiği kazadır. dava normal şartlar altında sümen altı edilecekken odtü makine mühendisliği öğretim üyesi hüseyin vural başkanlığındaki bilir kişi heyeti hem almanya'dan hem de türkiye'den gelen büyük baskılara rağmen 2105 sayfalık raporlarında ayrıntılarıyla, bu eksiklikleri ortaya koyup mercedes'in piyasadaki bu modeldeki tüm otobüslerini toplatılması kararını çıkartmış ve mercedesin tarihinin en büyük marka imajı sarsıntılarınıdan birini yaşatmıştır.bilir kişi raporu sürecinde,mercedes ve diğer hatırlı!! kişiler dışında bilirkişi heyetinin kararlarına mercedes lehine müdahil olmaya çalışan diğer bazı odtü makine hocaları da olmuştur. ancak hüseyin vural tüm bunlara rağmen raporu hazırlayıp ekibiyle birlikte mahkemeye sunmuştur. bu mercedesci hocalar daha hala makinada hocalık yapmalarına karşın, idealist duruşu ve bir dünya devini karşısına alan bilirkişi raporu sebebiyle hüseyin vural ile konuşmamakta iletişim kurmamaktadır.
  • (bkz: mercedes o403)
  • evvelce de nihat genç'ten okuyunca bu kazayı google'a yazarak kendimce bir araştırma çalışması yapmak istemiştim. fakat genç'in yazısında sadece konya yazmaktaydı, bu sebepten bulamadım, zaman içerisinde öyle kalmıştı... şimdi rastgele bu başlığı görmem, çoğunluğu üniversite öğrencisi yazısına denk gelmem ve anoktale'nin girdiği entry ile beraber tekrardan bu konuya yöneldim, nihat genç kitaplarımı karıştırdım ve nihayet edebiyat dersleri'nde rastladım yazıya. daha uzun olduğu aklımda kalmış fakat çaresizliğin komikleştirilmesi denemesinde diğer görüşleri ile ilişkilendirilmiş, madem paylaşılmasında fayda olunur denmiş, bunu hayatını kaybedenlere saygı mahiyetinde paylaşmakta mutlak fayda olduğunu düşünüyorum. bizi kimin öldürdüğünü bilmemiz açısından nihat genç'e teşekkürler...

    "bu topraklar üstünde yaşadığım en büyük acılardan biri konya'da, 49 üniversite gencinin mercedes otobüs içinde cayır cayır yanmasıdır. sonunda mahkeme karar verdi, mercedes'i hatalı bulup, mercedes yönetim kuruluna ceza verdi. mercedesciler alman! hemen koç'u aradılar. koç, ertuğrul özkök'ü ve fatih altaylı'yı aradı. hürriyet'te sekiz sütuna manşet: "bakın şu mahkemenin yaptığına, adamlar ülkemize yatırımda yapacakmış, verdiği şu ilkel karara bakın, bu mahkemeler ne yapıyor, sermayeyi kaçıracak" gibi yazılar yazdılar. yabancı sermaye kaçacak diye 49 gencin cayır cayır yanmasını sineye çekeceğiz! diyelim almanya'da kırmızı ışıkta geçtiniz, alman, avrupalı sizi affeder mi? yabancı yatırım artık bir tehdite, şantaja dönüştü. bizi öldürün, bizi yok edin, yeter ki yatırım yapın. bu kadar kitap okudum, hayatımda bu denli aşağılık, iğrenç karakterde insanoğlu tanımadım. ülkemize yabancı sermaye gelecekse gelsin, para verecekse versin, bunu, emperyalist, sömürgecilik diye asla tanımlamam. ama gelenlerden "hukuk" sorulmayacaksa, işte, "sömürgecilik" bu. yabacı sermaye getirenler ki, getirdikleri falan da yok, hastalığımızı bildikleri için, kendilerini böyle savunup mahkemenin karar değiştirmesini istiyorlar, aynı şeyi tekrarlamaktan bıktım, türk solcuları, işte bu adamların dergilerinde yazıyorsunuz, işte bu adamlardan maaş alıyorsunuz, işte bu adamlardan ödül alıyorsunuz!"

    ve evet, bunca yazı ve paylaşıma rağmen kendi görüş, duygu ve düşüncelerimi de yansıtmam gerektiğini düşünüyorum.
    bu ülkede böyle bir olayın üzerine, susurluk kazası kadar bile gidilmemiş olması büyük bir dramdır.
    hoş, onun da ne kadar üzerine gidildiği meçhul!
    toplum nezdinde önem arzetmediği düşünülen kişilerin ölümleri, toplu olsa dahi sıradanlaştırılıyor!
    işte bunu görüyoruz, oldu bittiye nasıl getirildiğini, bunu gözlerimizin içine baka baka, aşağılıkça, rezillikle yapıyorlar.
    ve bugün bu insanların hepsi yalılarında oturuyor.
    otursunlar, haset edenin amına koyayım!
    ama işte, bu kişilerin vicdanı yok ya, ben bu düzenin, bu düzeni kuranın, buna biat edenlerin, karşı çıkmayan canlı cansız ne varsa ta amına koyayım!
    hayatını kaybeden öğrencilerden birisinin not defterinden, dönemin popüler şarkısı candan erçetin'in yalan'ının sözleri çıkıyor ya, o daha anlamlı kılıyor bu hayatı.
    ölümden başkası yalan işte...
    ey siyasal islamcılar, ey milliyetçiler, ey paragöz köpekler...
    o toprağa gireceksiniz, inandığınız değerler, din kisvesi altında nasıl hesap vereceksiniz...
    bulmuşsunuz bu milleti, bulmuşsunuz bu islam adına teslimiyeti seçmiş insanları, ceplerinizi doldurmuşsunuz, hala daha vicdan adına sömürü yapıyorsunuz.
    siz adınızı bilmediğiniz bir kişi için bırakın gözyaşı dökmeyi, fatiha okumayı bile reva görmezsiniz.
    siz çünkü modern çağın canilerisiniz...
    bugün bu insanları, evet ne yazık ki bu insanları kandırabilirsiniz, ama yarın bu insanların çocukları sizin mezarlarınıza tükürecek.
    öte alemler konusunda mütereddit olan ben, eğer sizin inancınız doğru ise, cezalandırılmayı, ne olacaksa şahsım adıma kabul ediyorum.
    yeter ki sizlerde yanın!
    ben korkmuyorum.
    ya siz?
  • kaza sonrası mercedes firmasına açılan davada bilirkişi heyeti başkanı olarak görev alan odtü makine mühendisliği hocalarından hüseyin vural, dava süresince nasıl baskılara nasıl karalamalara maruz kalındığını, nasıl tehditler savrulduğunu öğrencilerine ara sıra anlatır, özellikle ilk defa ders vereceği öğrencilerine.

    avrupa'da üretilen modellerinden daha kalitesiz ve güvensiz şekilde, yakıt tankını suntadan bozma materyal ile kaplayan mercedes otobüsünün baş rolünü oynadığı kazadır.
  • bu trajediye dair ilk entry'nin 2011 yılına ait olması beni fazlasıyla şaşırttı ve üzdü. çocukluğuma dair hatırladığım nadir televizyon haberlerinden biridir. gerçi ben sadece otobüsün yandığı kısmını hatırlıyordum ama zaten kazaya dair en önemli kısım da oymuş.

    bu kazanın sonrasındaki mahkemede bilir kişi raporunu hazırladığını öğrendiğim hüseyin vural hocamı ise tamamen farklı fakat bir o kadar idealistçe başka bir projede tanımıştım. hüseyin hocama "hocam sizde öğrencilerinizle halı saha maçı yapacak bir hava var. hiç bu kadar kendime yakın hissettiğim bir profesör görmemiştim." dedim ve o da gülerek "yasaklanmadan önce maç yapardık" demişti. bir kez daha, neden bu tarz insanlara dair pozitif önyargılarımın olduğunu görmüş oldum.
  • (bkz: #26047025)