*

şükela:  tümü | bugün
  • bir ideoloji olarak; kemâlizmin,
    24.06.2018 gecesini ertesi günle birlikte yepyeni bir türkiye’ye bağlayan gecede, tarihin kaybedenler mezarlığına gömüleceği törendir.

    (isterseniz şimdiden) mateminizi tutun. karalarınızı sıkıca bağlayın alınlarınızın çatına. ağlayın, ağlaşın; feryâd edin.. ve nihâyetinde, kabullenin: yenildiniz.

    daha doğrusu, köksüz ve mesnetsiz ideolojiniz yenildi. bu topraklardan, bu topraklarda türlü paydaş değerlerle kendi cevherini birlikte yoğurarak neşet eden kültürden boy vermek yerine tamamıyle batı mukâllidi, özümüze ve töremize, ananelerimize ve tarihimize başından ayağına yabancı olan kemâlizm; yasayla, cebren, bilfiil ve tümden zorbalığıyla çöreklenmiş olduğu ‘millet ve devlet’ nezdindeki zoraki tahtından, kendisinin yaptığı şekliyle zor ve kuvvetle değil, bütünüyle milletin irâdesiyle müzâhir 16 senelik kutlu bir yürüyüş sonunda, 24 haziran gecesi, tarihin çöplüğünde, hak ettiği yerine, ebediyyen gömülecektir.

    içinde, merkezinde, mezhebinde milletin ve millete dâir değerlerin olmadığı ve yine millete rağmen milletin irâdesine tasallût olagelmiş; ancak ve yalnız kendi insanına zulmü revâ görmüş, dışarıda teslimiyetçi ama içeride halkıyla kanlı bıçaklı, dünyaya bikâyd lâkin kendi iktidâr alanında son derecede şedid, tepeden inmeci, astığı astık kestiği biçtik, adâletten bihâber ve dahi ruhsuz, halksız, haksız köhne o ideoloji; g ö m ü l e c e k.

    kendi devrinden çok zaman evvel bu coğrafyada dalgalanmış olan mûasırlaşmak fikri ve iddiasını ele aldığı ve akabinde, aralıksız katıksız, mûasırlaşmak gâyesini kör bir batı taklidciliğine tevdi ederek; bu milletin sırtına batının bâtîn ahlâkıyla müktesebatını yüklemiş, onu, onsuz sofralarda bin senelik kâdim düşmanlarının kan damlayan dişleri arasına yem etmek üzere tüm hâsletlerinden soyundurmuş, zaten bir başına olduğu şu cihân-ı devranda, onun küfür milletine karşı kuşandığı zırhlarından, tümüyle beşeri ve ilâhi silahlarından arındırmış, böyelikle cihânşümûl bu milleti, binlerce sene önünde diz çökerek eğilen boyunların başları karşısında biçâre, sefil, yardıma muhtaç, şanlı mâzisinden nedâmet duyarmışcasına gâfil bir hâle bürümüş olan kemâlizm, ölmüştür. zirâ 24 haziran gecesi, ölünün üzerine son kerte toprağı, atılacaktır.

    bir millet ki, inancıyla cihâna hak ettiği hakk’ın nizâmını vermeye memurken düşleri, iddiaları, ülküleri cebren elinden alınmış olsun. bir millet ki, bin senelik şu coğrafyada verdiği âlemleri cismiyle var edenin ismini ilâ adına verdiği kavgasında uzun bir soluklanma arasını, zoraki de olsa, vermiş olsun. bir millet ki, ahâd olan zûlcelâl’in adıyla üç kıt’â yedi deniz, kırk iki iklime ayak bassın ve bir olan’ın maddede ve manada bir olan kanununu, insanın hâlife kılındığı yerin yüzünde, insanı insana kul edenlere, bütün aşırı gidenlere, kölelik sistemlerini deruhte edenlere hakikatin kendisi olarak tebliğ etsin de; sonra bir vakit gelsin ve maddeciliğin esaretine, insana tapıcılığın kisvesine, yerin yüzünü pervasızca sömürenlerin rıza-i cihetine bürünmüş olsun.

    ve işte bir millet ki, onunla (erdoğan ile) uyandığı uykusundan, yine onun şahsında burcuna yükselmiş kavgasıyla, imân, dirâyet ve ferâsetle, her türlü bedeli de her şekilde ödemiş olmakla beraber, kaldırıp da başını hemen dün, bugün ve dahi yarın yeniden kutlu ülküler edindiyse/ediniyorsa, yeniden hakkın davasına revân olup da hükmü ilâhiyi ilâ ile memur olmak vazifesini bir kez daha sırtlanmaya tâlipse, yeryüzünün mustazaflarınca ‘yeniden dirilişin’ kalesi olarak bir kez daha addediliyorsa şâyet; işte ‘vakit, türkiye vaktidir.’

    elbette o da bir fânidir. vücûdu elbet toprak olacaktır. lâkin yükselttiği kavga ve dava ilelebet yaşamakla kâimdir, zirâ dava ki; ezelden ebede bir olan allah’ın adıyla bâkidir.

    ama velâkin sizin davanız, ölüdür, ölmüştür. ve dahi;

    ‘üzkûrû mevtâküm bi’l şerr.’ olarak yâd edilecek bir devir, devranın da tâ kendisidir.

    yine de başınız sağ olsun. gelin ve mateminizden sıyrıldıktan sonra, hatta henüz o mateme teslim etmeden kendinizi, sizler de yepyeni, müreffeh, aydınlık ve güzel türkiye’nin terennümüne eşlik edin; ses verin, davayı omuzlanın. ve korkmayın! inanın köhnemiş bir ideolojinin iğfâl ettiği beyinleriniz ve dimâğlarınız, tertemiz pür-i pâk oluverir. rahatlarsınız. huzura erişirsiniz. öyle ki, aslınızı bulur, tanır ve bundan gurur duyarak yaşamaktan tâd almaya başlarsınız.

    yoksa, insanların, ayak üstü birer leş oldukları şehirlerde sizlere bilcümle ahlâksızlığı ve köksüzlüğü zerk eden bir ideolojiden arta kalan ölüm sonrası kaybedilene dâir travmanın etkisiyle eski tas eski hamam tükenir gidersiniz.. yazıktır.

    vesselâm.

    çaylaklık şereftir, lânetli çaylaklık şeref-i alâdır
    ve tüm yazılanlara karşı düşülen şöylesi bir şerhtir:

    acınası, üzülünecek bir hâlde ve fevkâlade çaresiz bir hastalıktan muzdaribsiniz: kemâlist kişilik bozukluğu. yazık! sizlere. yazık.. her neyse. bakınız; benim girimde herhangi bir kişi ya da kuruma yahut gruba tek bir kelime küfür, sövgü yahut hakaret yok. kimsenin şahsı ya da ailesi de hedefimde değil. zaten mesele kişiler de değilken, kişisel de değil. peki, nedir? genele ve yıllara matuf bir tartışma üzerine oynatılan kalemden ibâret; hiçbir şey yoktur ki, eleştirilemez olsun. kaldı ki tamamen beşerden boy vermiş fikri bir akım olarak aynı zamanda cebren de milletin başına asılmış zorba kılıcı olarak kemalizmi eleştirmek de pekâla hakkımız. bunda bir beis yok. yasayla, kanunla, küfür ve tehditle ‘fikrinizi, ona karşı olanlardan muhafaza edemezsiniz.’ ve maalesef bir türkiye gerçeğidir ki, böyledir. bir diğer husus ise mülazahaza yoluyla mukavemet edemekleri herkesi siyasal islâmcı, tarikât ehli, islâmi cemaat mensubu, dahası fetöcü olarak yaftalayanlar veya troll, aktroll, paralı yazar vs. gibi tıtrîlerle karalayanlaradır ki, şu kadarını bilsinler: evvelden de belirttiğim şekilde, islâmcı diye bir şey yoktur ki, siyasisi olsun. müslüman vardır; karşısında müşrik yahut kâfir olur. bu hâlde müslümanca yaşayana da islâmcı denmez. islâmın siyasisi ya da siyaseti de yoktur; zirâ islâm başlı başına siyasi bir amentü’dür, dünyayı algılayış ve yaşayış biçimi bakımından da bütün rükunuyla başlı başına tüm beşerî ideolojilerin üzerindedir. illâ siyaseten bir tanım yapılacaksa türk islâm ülkücüsü olarak addedilmeyi yeğlerim. ülkücülükten kasıt ise, elinde rakı kadehi ve tesbih, davamız kur’an yolumuz turan diye gezen zibidiler değil; gerçek manada türk islâm ülküsüne fikren ve cismen kan, can, hayat vermiş olan merhumlar ve dahi şu kertede ömrünü yaşayan büyük fikir, eylem, kavga erbâbı isimleri bilenen yahut bilinmez neferlerdir. nâmzet olarak da onların tedirsatıyle çizgilerini kendime alırım, bunu da şeref sayarım. fetöcü, maklubeci, ışık evlerinden çıkma diyerek ithâmda bulunan arkadaşlar da lütfen ithâmlarını resmileştirsinler; bimer ya da cimere iletiniz. devletimizin kayıtları orada, yedi göbek sülalemde o örgütle ilintili bir tek diri yahut ölü yoktur; olması da söz konusu değildir, zirâ nesiller boyu büyüklerimiz ve dahi ben türkiye sathındaki tarikat ve cemaat ehlinin çarpıtıldığı, kandırıldığı, kendilerinden fayda sağlandığını bilir ve inanırız. birkaçı bundan müstesnâdır, isimleri de zihnimde mahfuzdur. zaten kimse de bilmez, zirâ onların yegâne işi davaya hizmettir. dava dava diye tekrar ettiğimin ne olduğuna gelince; âmentü ne ise, davada eksiksiz odur; bu kadar. bununla beraber gürcülük şuculuk buculuk davam yoktur, 500 senedir ibrâhim milletinin mütemmim cüzlerindeniz, elhamdülillah türk’üm demekten imtinâ etmedik, etmeyiz. bununla gurur duymayı da vazife biliriz. devlete, millete ve vatana bilâşart bağlıyız. son olarak kullandığım dile takılanlar olmuş. gençler, sizlere anlatılmak istenilen odur ki, açınız ve aslı hâliyle nutuk okuyunuz. iki sayfayı üçüncüye tevdi edemeden durmak zorunda kalırsınız. dil; bir milletin medeniyet güneşidir. (öyle içi boş güneş dil teorileri vs. de olduğu gibi değil) bir ırk ki, beş bin senelik tarihinde karşılaştığı, vuruştuğu, döğüştüğü, akraba olduğu ya da her ne suretle olursa olsun kader birliği ettiği diğer her kavimden, kültürden, bir şeyler almış olsun ve nihâyetinde millî bir kimlik ortaya çıkarsın, bir bütün olarak kültür-medeniyet havzasını kendi gövdesinde, ama diğlerini de kol, bacak ve türlü azaları sayarak vücud ettirsin. işte sizler bu vukfûyeti idrâk edemeyecek nispette beyinleri hadım edilmiş, kimlikleri kısırlaştırılmışlarsınız ve ne acıdır, bunun adına da ilericilik ve aydınlanma, devrimcilik denmiştir de sizler sadece bunun parlak sözcüklerini ezberden okursunuz, başka bir şey değil. hâsılı, dil her şeydir. imamhatip mezunu ya da medreseli değilim. ama nasıl ki cezaevlerini mekteb-i yusufiye eylemiş ülkü devleri ve erleri vardı bir zamanlar, işte karınca kararınca ve imkânlarım ölçüsünde benim için de hayatın her anı ve alanı medrese-i yusufiyyenin duvarı betonla değil de fikirle, yazıyla, yazınla çevrilmişidir. son söz; o kadar aşağılık ve şereften yoksun mesajlar görüyorum ki, annelerinizin ellerinden öperim. her biri, ona layık çünkü anneler. sizler ahlâksız, şereften yoksunuz ana suç onların değil. şerefiniz ve sizler ciğerinizi de koysanız üstüne bir paket sigara parası etmezsiniz.

    ve sözlük yönetimi; formata aykırı olmamasına ve küfür, hakaret içermemesine rağmen, ikinci defa, lanetli çaylıkla beni şereflendirdiğiniz için sizlere müteşekkirim. ayrıca bu sözlüğün ne denli bir bok çuku olduğunu da ispâtlamış oluyorsunuz. fikirlerin türlü rengine yer olmayan, mülahaza ve münazara hürriyetinden son derece kasten kısıtlı şu mecraada yazdıklarımızdan ötürü lanetli şekilde çaylaklığa sürgün edilmek, şeref-i alâdır. ama biliniz ki, bu sözlükte bir olan allah’a, o’nun dinine (musevîlik, isevîlik ve muhammedîlikten mürekkeb islâm dinine) , kitaplarına, peygamberlerine, dini vecibelere, inanç esaslarına ve insanların bunları kabullerine edilen tonla hakaret, küfür, istihzâyı bir kenarda tutanların ya da ülkenin seçilmiş cumhurbaşkanına açıkça küfür, hakaretlerle tehditler ve aşağılamalarda bulunanlara, sevenlerini tehdit edenlere zerre dokunulmazken, aksi hâldekileri cezalandırmanın sonuç itibariyle hangi amaca hizmet ettiği ve sizlerin de o yolun hizmetkarları olduğunuz aşikârdır.

    şimdi ister havlamaya devam edin itlerden de aşağı, isterseniz oturup akledin.

    ezcümle, aktroll yahut paralı bir yazar olmak ithâmlarınıza da gülüp, geçiyorum. öyle şeyler sizin kalibrenizdekilerin işidir. kendi ellerinizle yaptığınız, dillerinizle ululadığınız fikirleri putlaştırıp, tapan sizlersiniz. ‘putroll’ olarak adlandırıyorum sizleri. cahil, yobaz, iki kelimeyi bir araya getirmeyen küfürbaz sürüsü, ezberci basmakalıp fikirlerin şablonsal insanlarısınız. sizi aydınlatıp ilericleştiren muhteşem sistemin ürünüsünüz.. işte, yazık.
  • (bkz: don't feed the troll)

    edit:
    (bkz: 9 haziran 2018 boş adrese seçmen kağıdı yollanması)

    not:epey iyiymiş bu arada laik çomar filan mesaj yağmuru eğlendim sağolun, helal süper devam.

    edit 2:
    başlık başa kalmış...
    (bkz: mersin akbelen mezarlık rezaleti)
  • (bkz: dedi dalyarak)

    sizi şöyle alalım; (bkz: #77869642)
  • üşenmemiş uzun uzun yazmış hakkını yemeyelim kaliteli troll.
  • (bkz: ya bi siktir git)
    uyu amk salağı....
  • "açtığın yolda durmadan yürüyeceğime and içerim. "
  • (bkz: yav he he)
  • ben en çok, "elbette o(rte) da bir fânidir. vücûdu elbet toprak olacaktır." kısmına takıldım.
    nasıl yani?
    hani siz siyasal islamcılar, onu "allah'ın bütün sıfatlarını üzerinde bulunduran lider"(töbe töbeee) olarak tanımlıyordunuz.
    şu an çok şaşırdım biliyor musun:(