şükela:  tümü | bugün
  • bugün, yani 17 eylül 2005, saat 18'de başlayan, 24 saat sürecek, özel yayın.

    fransız tv kanalının ilk seçtiği program; 2000 yılında yapılmış bir istanbul belgeseli oldu. izlediğim kadarıyla; eminönü ve çevresinde dolaşmış olan programcılar; varoşlarımızdan, gecekondularımızdan, galata'dan, eminönü' deki balıkçılardan, kapalı çarşı 'dan bahsetmişler ve batının türkiye haritasını tam çizememe hastalıgı'ndan yine ve yine muzdarip bir haritayla, osmanlı'dan bize kala kala anadolu'nun bir bölümü, evet yanlış okumadınız, ben yanlış yazmadım, güneydoğu anadolu'yu yine ülke topraklarımıza katmamış gerzekler..

    ab 'ye giriş sürecimizde, daha sınırlarımızın nerede başlayıp nerede bittiğini bilmeyen gerzek fransız yapımcıdan samimi,doğru dürüst bir belgesel yapmasını bekleyebilir miyiz?

    zira bu ilk belgeselde istanbul'un pis yanı, bir türk'ün de anlattığı gibi; "..70'lerden sonraki göçlerle birlikte, istanbul kirlendi! ilk göç edenler istanbul'a ayak uydurmak zorundaydı, buna onları zorluyorduk. sonraki göçmenler ise, tam tersini yaptılar, geldikleri yerin kültürünü zorla istanbul ve istanbullulara kabul ettirdiler!"
    özü kullanılmış.

    kiliselerden, saraylardan ve camilerimizden pek güzel görüntüler peşi sıra verilmiştir.

    yarın "ne güzel fransızlar bizi izledi.." diye sevinecek olan, ve türkiye'yi yurtdışında pehlivanlarımızla, dansözlerimizle ve tasavvuf kültürümüzle [sanki halkımızın tamamı, tasavvuftan çok anlarmış gibi..] tanıtmaya kalkan dümbükler, ülkenin sadece bu saydıklarımdan ibaret olduğunu sanan ezikler gazete köşelerinde "hehe fransa bizi ab'ye alacak..yaşasın!!!" diye saçmalayacaklardır.

    isterim ki; fransız kanalı, ilerleyen dakika ve saatlerde, bağdat caddesi'nden de görüntüler verir de, aslında biz türk milleti olarak kafamızın ne kadar karışık olduğunu anlarlar..

    hiç umrumda değil almanya'daki seçim, hiç umrumda değil fransız kanalının yaptıkları; ben güçlü, iradeli, onurlu olmadığım sürece..

    not: şu anda pekin baran isimli bir herif, boğazda, teknesinden röportaj veriyor.

    not2: çeşitli dönemlerde haritamızı eksik gösterenler olabilir. ama bu ülkenin vatandaşı bilmeli ki; güney doğu anadolu bölgemiz, hiç bir zaman türkiye cumhuriyeti 'nin toprakları dışında olmamıştır. yine izlemeden, görmeden, dinlemeden gözü kapalı şartlanmışlar devrede! söz konusu eksik harita, türkiye cumhuriyeti dönemininin haritası olarak lanse edilmiştir!!

    not3: benim eleştirdiğim belgeselin [ilk program] devamında, göze ve bilgiye hoş gelen, doğru yayınlar olabilir, hiç lafım yok. benim "gerzek yapımcı" lafım 2000'de bu belgeseli yapan adam ve ona destek veren türk vatandaşlar.. ki 2000 'den 2005'e kadar çok şey değişti ya, neyse.. haritayı çizmekten aciz olan fransız milleti değildir, yapımcılardır. bunu bir kere daha tekrar edeyim, zira anlayamayanlar zorlanmakta..

    not4: *mustafa kemal 'in daha önce hiç görmediğimiz görüntüleri* temalı serzenişin çözümü mimar sinan üniversitesi arşivindedir. orada öyle mustafa kemal atatürk görüntüleri vardır ki; hayranlıkla izleyebiliriz. fransız kanalına olan ilgiyi, bu üniversitemizin arşivine de gösterseydi türk basını, daha evvelden arkadaşlarımızın bu haklı serzenişlerinin önü kapanabilirdi.

    not5: ilk gecenin sonunda; mimar sinan üniversitesi arşivine neden güvendiğimi, neden referans olarak gösterdiğimi destekler gibidirler, zira eski istanbul görüntülerini -nazım belgeselinde- msü logosuyla verdiler. yani "aman yarabbi, fransızlarda ne arşiv var böyle..." diye alttan almamak lazım mevzuyu.

    not6: şu kadar basit; türkiye'yle ilgili bir belgesel yapıyorsan, mustafa kemal'den en az 10 saat bahsedeceksin arkadaş! bu cumhuriyetin kurulmasında, halkımızın başka bir bayrak altında yaşamasına engel olup, halkı bağımsızlığa koşturan o! nazım'ı seviyorum ama mustafa kemal'i daha çok seviyorum!

    not7: hırant dink beyefendi de fransızca soruya türkçe cevap vermiştir! ve açık açık fransız siyasetine, ermeni sorununu ikide bir kaşıyıp, türkiye'yi tehdit eden fransız parlementosuna çok olmasa da giydirmiştir;

    ".. avrupa sadece türkiye'yi sıkıştırmak için ermenileri kullandı. ve bu ermenilerin defalarca katledilmesi demektir. bu samimiyetsizliği hiç yapmasınlar, gerekirse biz ölene kadar bu acıyı sırtımızda taşırız."

    ".. türkiye'de sadece ermeni sorunu yok. cumhuriyet, kimi noktalarda sağlam, kimi noktalarda çürük bir zemin üzerine kuruldu. bunun sıkıntılarını yaşıyoruz. kürtler de, diğer azınlıklar da, hatta müslümanlar da sıkıntı yaşıyor."

    "..biz ermeniler sadece kendimize özel hak istemiyoruz, biz özel hakka kavuşup, diğerleri kavuşamayacaksa, bunun bir anlamı yok."

    ".. son 30 yılda ermeni ismine kötü kavramlar, manalar yüklendi. özellikle asala ile birlikte. hatta -pkk terörünün arkasında bile ermeniler var.- dendi. bir milletvekili; -ermeni dölü- dedi. siz düşünün nasıl yaşıyoruz biz.."

    ve benzeri şeyler söylyen hırant bey, kültürel ve anayasal olarak, mustafa kemal'in bu cumhuriyeti; sosyal, adaletli, laik bir toplum olarak kurduğundan, yüzyıllarca barış içinde yaşadığımızdan söz etmedi.

    "avrupa'da böyle bir mozaikle yüzyıllarca süren bir yaşantı söz konusu olsaydı; orada ne gibi kıyımlar olabilirdi" temasından hiç sözetmedi!

    yukarıda da belirttiğim gibi; avrupa'yı ermeni meselesinde samimi olmamakla suçladı.

    not8: bu yayınları izleyen bir avrupalı ; istanbul'un tek işleyen mekanlarının vapurlar, eminönü ve kapalıçarşı olduğunu sanır.. gel bu tarafa; geç kadıköy'e, üsküdar'a, ümraniye'ye.. yok illa vapur, vapurda çay satan adam, simit yiyen yaşlı..

    rock n coke 'u çok eleştirdik ama; istanbul'un bir yüzü de bu tarz gençlerin buluştuğu alternatif konserler. onlardan kesitler ver, yani istanbul çok karışıktır, çok renklidir, türbanlı vatandaşları ver ama diğerlerini de ver. aksi takdirde sen samimiyetsizsin! dini veya milli bayramlardaki coşkuyu ver. almanya'ya göçmüş sonra geri dönmüş bilmem kimin hikayesi tüm istanbul'u asla ve asla bağlamaz! o bu toplumun bir parçası ama asla bütünü değil.

    gurbetçilik kavramıyla zerre kadar ilgisi olmayan milyonlarca insan var; ve onlar için bu gurbetçilerin yaşadıkları hiç merak konusu değil!

    not9: ilber ortaylı gece yayınında, topkapı sarayı'nı gezdirmiştir. fransızcayı akıcı bir şekilde kullanmıştır.

    not10: söz konusu harita rezaletinden sadece19 eylul 2005 tbmm olaganustu toplantisi nda, deniz baykal bahsetmistir. diger siyasi liderler uyumustur.

    not11: bu entrymin şöyle de bir özelliği var. türkiye'de yazılı ve görsel medya dahil, internet üzerinde tv 5 'in türkiye cumhuriyeti haritasını yanlış çizdiğini, harita üzerinde güneydoğumuzda bir kürdistan devleti kurmuş olduğunu ilk ben yazdım. ekşi sözlük üyeleri de ilk duyan oldu. [yapımı izlemeyenler için söylüyorum bunu tabi.] madalya istemiyorum; sadece dakik ve sosyal hayattan kopmamış erkeklere bayılan bayanlara selam ederim, onun için şey'ettim.
  • vapur çekimlerinde itinalı bir şekilde sadece türbanlı hatunlara yer veren yayın..özellikle birden fazla türbanlı teyzenin ve ablanın oturduğu oturak defalarca görüntülenmiştir..
  • su siralarda mustapha kemal ataturk belgeseli gostermekte olan yayin
  • 24 saat boyunca, farklı yönleriyle istanbul'dan bahsetmeyi amaçlayan yayın. daha önce birçok başka şehir için yaptıkları bir programın istanbul için yapılanı. bizanstan osmanlıya ve günümüze çeşitli dönemlerden haritalar da göstermekteler. reklam filmi çekmiyor, varoşları da, türbanlıyı da, karmaşayı da görüyor eloğlu, göstermek istediğimizi değil. nasıl bir gerçekçilik bekliyoruz ki, kendimizle ilgili fikirlerimiz ne kadar gerçekçi ki...
  • mösyö mitterand'ın herhalde izleyiciler anlasın diye işitme engelliler için haber bülteni sunar gibi tane tane konuşarak sorularını sorduğu program... izlediğim 10 dakikası süresince bir falsosunu görmedim, tabi anladığım kadarıyla... yalnız komik olan post production'da kesilen tercümelerin kesildiğinin fazlasıyla belli olması... adam şakır şakır fransızca soruyo soruyu, arzuhan hanım şak diye cevaba giriyor türkçe...
  • an itibariyle frederic mitterrand'ın arzuhan doğan'la roportaj yaptığı gözlemlenmektedir. bi müşterek dil bulamadınız mı? adam soruları fransızca soruyo, kadın türkçe cevaplıyo.
  • aynı sn. arzuhan doğan türkiyenin demokrasi tarihinin 80-90 yıllık olduğunu buyurmuştur bu program dahilinde...*
  • neslişah sultanın sapıklar gibi fransızca konuştuğunu görmemize vesile olmuş program... hatta lütfen üşenmeyiniz ve (bkz: oha)
  • nisantasindan eminonune, besinci kattan suleymaniye camiine, reinadan santral istanbula bizim belediyemiz ya da kultur bakanliginin asla hazirlayamacagi bir internet sitesi hazirlamis ve adresi asagidaki gibi olan program.
    http://www.cites.tv/…de/destination26-istanbul.html
  • gördüğüm kadarıyla "türkiye'de türban takmayan kadın yoktur" temalı bir programmış. tesadüf mü bilemedim.