şükela:  tümü | bugün
  • varolmayan olasılıktır.

    (bkz: bir insanın sesini dijital ortamda oluşturmak)
  • (bkz: boş küme)
  • kanimca yoktur, ihtimali bile bir ülke icin ne kadar üzücüdür ki gercekligi düsünün nasil bir yüz karasidir, nasil bir utanctir. sese fotograf gibi photoshop vari programlarla "carpitmislar canim" diyenlere, bilim adamlari sesten gürültü bile kolay kolay temizleyemezken bu kadar manipule edilecek teknoloji armagan etmek isterdiler herhalde. düsünsenize öyle bir seyin mümkün oldugunu, günlük hayattan tutun da müzigin her alaninda devrim olmustu.

    kullanildigi özel kriptodan dolayi kirmizi telefon adi verilen ve tahminen gelismis ülke liderlerinin hala kullandigi sistem disindaki her sistemin kirilmasi mümkündür, bununla beraber basbakanin telefonunun da bir cesit kriptolu telefon oldugunu konusmalarin ilk saniyelerindeki birbirlerini tanima faslindan anliyoruz. bilal'in telefonunun dinlendigi zaten biliniyor, konusmada bile mevcut. icerik olarak konusmalar yapayliktan uzak ve duygulari tamamen yansitiyor, kayitta gecen kisiler, yerler dogru. iktidar yandas/paydaslarinin sorgulayici ve süpheci olmalari beklenirdi zaten, ayni süphecilik simdiye dek ak medya ve basbakan tarafindan edilen iki kelimeye dahi sökmüs degil.
  • dönüp dolaşıp öznel kişisel kanaatte düğümlenen ihtimal.

    ama konunun soru işareti uyandıran bazı cephelerine bir bakalım bakalım.

    - ilk konuşmada baba bilal'i uykudan uyandırıyor, çocuk uyku sersemi, mahmur bir sesi var ve gerçekten de olan bitenden o anda babası sayesinde haberi oluyor. o sırada saat sabah sekiz suları. o ilk konuşmada babanın sesinde de keza sabah mahmurluğu var. sanki henüz boğazından bir sıcak çay geçmemiş.

    - ilk konuşmada babanın kullandığı büyük yolsuzluk operasyonu ifadesi gerçekten de ampul gibi sırıtan bir ifade. ama bence o lafı baba önündeki tv'den veya gazetelerin internet baskılarından okuduğu haliyle aynen tekrarlıyor, o yüzden papağan gibi aynen o kalıbı bire bir kullanıyor, zaten prompter'dan bir alışkanlığı var ne görürse yorum ve muhakeme yapmadan aynen okumaya. bir de o arada babanın arka planından televizyonun sesi geliyor. eminim o anda elinde kumanda zappinge bağlamıştı baba.

    ayrıca bu kayıtlara inanmamak için bazı psikolojik faktörler de mevcut ve badem çetesi bu faktörleri çakıyla çiviyle kanırtmaya çalışmaktan geri durmuyor.

    birincisi, akp kanadı yayınlanır yayınlanmaz hızlı bir refleksle bunların montaj olduğunu iddia etmeye başladı. bu hamle, zihinlere derhal soru işaretleri yerleştirdi.

    ikincisi, hayatında suça bulaşmamış hiçkimsenin bu kadar fantastik bir olayın doğru olduğuna inanmak istemiyor olması. vicdanımız ve mantığımız bu kadar da olamaz diyerek olayı kabullenemiyor. bu da kuşku payını artıran bir faktör.

    üçüncüsü, aktroller haramzade yerine bir başka hesaptan yayınlanmasını da kayıtların hakikiliğine gölge düşürecek bir unsur olarak servis etme fırsatını kaçırmadılar. bu mini çakallık da bazı zihinlere minik kurtçuklar düşürmüş olabilir.

    gelelim o gün ailenin yaşadığı şu panik havasına:

    - bu çete gerçekten hiçbir ihanet beklemiyordu. sırtlarından bıçaklandıklarını hissettiler o sabah. memleketin yegane hakimi olarak dokunulamaz olduklarından son derece emindiler. o yüzden paraları nereye saklayacağız gibi a planı b planı gibi james bond filmi tadında özel hazırlıklar yapma disiplini kesbetmedikleri açık. gardları düşük halde yakalandılar. zaten sırf şaşkınlıklarını atmaları, hasar tespiti yapabilmeleri bir iki haftayı buldu. ayrıca, birtakım kıro müteahhit kafalı adamlardan, ondan da vahimi resmen sopranos zihniyetli bir kriminal kişilik yapılarından, adi hırsızlardan söz ediyoruz burada. somutlaştırmak gerekirse, havuz olayına giren müteahhitler yolda yürürken önde yürüyen adamın para düşürdüğünü görse o adamı uyarıp iade etmek yerine cebine atacak tıynette insanlar bunlar. bizzat ailedeki oğulların ve kızların böyle ucuzca davranacağını düşünmüyorum ama babalarının yönlendirmesiyle iş tuttukları insanların hepsi aç kurt. deforme olmuş bir akıl yürütme mekanizması sayesinde parayı cebe atmayı haklı çıkarabilecek mantık patikasından ilerleyen insanlar bunlar. misal darb-ül harb'teyiz der, vicdanını misler gibi aklar.

    - p&g veya ne bileyim philip morris gibi çokuluslu şirket mantığıyla iş gören planlamalar, sunumlar, gözden geçirmeler, contingency planning dedikleri türden risklerin ve ihtimallerin analizi ve değerlendirilmesi, iş süreçleri, kalite standartları aramak beyhudedir bunlarda. üstelik sadece çok dar bir grubun haberi olması gereken sakat işlere kalkıştıklarının farkında hepsi. rte, karısıyla, kızıyla oğluyla bütün çocuklarıyla eniştesiyle abisiyle bütün aileyi işin içine sokmuş. ailem lekesiz kalsın, benim pis işlerimden haberdar olmasın dememiş çünkü bu tür hırsızlıklarda elin adamına güvenmem mümkün değil demiş. o çocuklar bir suç ortamının içinde büyüyüp serpilmişler. değer yargıları, ahlaki normları böyle bir atmosferde şekillenmiş.

    - o güvensizlik sebebiyle sınırlı sayıda elemandan oluşturulan itimat çemberi de "şayet yakalanırsak bunca nakit parayı nereye sokacağız" gibisinden çok kalabalık ekipler gerektiren, detaylı planlar yapmayı engelliyor. çembere ilave edilen her eleman, isterse şoför düzeyinde isterse iş ortağı düzeyinde olsun, bilgi sızıntısı riskini artırıyor. yani görüyorsunuz işte bilal ve kardeşleri ve amca ve enişte bizzat seferber oluyorlar paraları sıfırlamak için. yani kendileri evde oturup da para transferlerini bir takım siyah güneş gözlüklü adamlarına emirler vererek yaptırmıyorlar. istanbul trafiğinde canları çıkmış bütün gün.

    - kendi hesabıma, çok ölçtüm biçtim, defalarca ileri geri kulaklıkla dinledim. youtube'dan indirip mp3 formatına çevirdim. frekans aralıklarını göstererek ses analizi yapan audacity programında açtım. kuşkulandığım frekans segmentlerine zumlayarak inceledim. bu zumlama işlemi, fotoşaptaki zumlama gibi. fotoşapta montaj varsa abartılı zumlayarak piksellerin dikiş yerini görürsünüz. audacity belki en şahane program değil ama elimin altında o var, onunla yetinmek zorundayım. audacity'de de aynı şekilde eğer ekleme varsa, zigzag frekans iniş çıkışlarında anormallikler olur, dikiş yerleri görünür. bunları sonradan temizlemek düşünülebilir ama o temizliğin bedeli de konuşan kişinin ses tonunu, kelimeleri telaffuzunu tanınmayacak hale getirmek olur. yani kısaca mümkün değil.

    neyse, şu an için iş geliyor kişisel kanaate dayanıyor. ayrıca olayın olduğu günde ve sonrasında olan bitenin bağlamına da oturtunca benim kanaatim bu kaydın hakiki olduğu yönünde.

    ayrıca, hakiki olmasa büyüğümüz panik yapıp geceyarısı mösyö fidan'ın da katıldığı bir mini bakanlar kurulu toplar mıydı?

    ve hakiki olmasa aktroller sahte alternatifi piyasaya sürüp ortalığın havasını bulandırmak için bu kadar hızlı emir alırlar mıydı?

    sorular, sorular...

    .
  • okumaya hiç kasmayın, özet geçiyorum:

    (bkz: ilk 3 gün geziye ben de destek verdim ama sonra..)
  • gayet tatmin edici bir ihtimal değerlendirmesi nickine entry girilmemis yazar'dan gelsin:

    (bkz: 24 şubat 2014 rte bilal erdoğan ses kaydı/#40678964)

    .
  • bu ihtimali, bizim halk olarak tartışmamızın bir önemi yoktur. ortalığa böylesine korkunç bir kayıt düşmüştür ve bu savcılar tarafından 'montaj yeaa' denilerek görmezden gelinmemelidir. montaj ya da değil, bu mutlaka yargı tarafından soruşturulmalı. montaj mı, sahte mi, neymiş ortaya çıkmalı. montaj ya da sahte değilse başbakan ve bağlantılı bütün bu kişiler halka bunların hesabını vermek durumunda bırakılmalı. ama daha baştan 'yok montaj, yok sahte' diyerek böylesine büyük bir olayın üstünün kapatılmasına izin verilmemeli.
  • (bkz: bana komple yaptılar)

    sever milli gorusculer boyle bahaneleri.
  • söz konusu ihtimali tek başına bertaraf etmeye yeterli tek bir kanıt redhack'ten gelsin:

    (bkz: korkuyu montajlayamazsınız)

    .