şükela:  tümü | bugün
  • başlık karakter sınırlaması olmaksızın tam adı "kadına yönelik şiddete karşı mücadele ve uluslararası dayanışma günü"dür.

    25 kasım 1960 tarihinde dominik cumhuriyetinde, trujillo diktatörlüğüne karşı mücadele eden (patria, minerva ve maria) mirebel kardeşlere tecavüz edilip öldürülmelerinin yıldönümüdür.

    1981 yılında toplanan latin amerika kadın kurultayı, mirebel kardeşler anısına 25 kasım'ı "kadına yönelik şiddete karşı mücadele günü" ilan eder.
    daha sonra birleşmiş milletler de 1999 yılında bu günün "kadına yönelik şiddetin ortadan kaldırılması için uluslararası mücadele günü" olarak ilan etti.

    http://www.vermontwoman.com/…/mirabal_sisters.shtml

    -ülkemizde de bir sürü anma etkinliği düzenlendi ordan öğrendim-
  • aslı "25 kasım kadınlara yönelik şiddete karşı uluslararası mücadele ve dayanışma günü" olan günün karakter sınırına takılmış hali.

    günün ilanının hikayesi şöyle;

    "25 kasım, dominik cumhuriyeti'nde,salcedo'da ojo de agua adlı köyde doğmuş trujillo diktatörlüğüne karşı mücadele eden clandestina hareketi'nin öncülerinden olan patria, minerva ve maria mirabel kardeşlerin sistem tarafından katledildiği tarihtir. mirabel kız kardeşlerin, diktatörlüğün askerleri tarafından, tecavüz edildikten sonra vahşi bir şekilde katledildikleri, utanç gününün ve insanlık ayıbının yıl dönümüdür.

    1960 yılının 25 kasım'ında, dominik cumhuriyeti'nin kuzey bölgesinde, bir uçurumun dibinde üç kadının cesedi bulunur. bunlar mirabel kardeşlerdir.

    ertesi sabah gazetelerde bu ölümlerin bir kaza sonucu meydana geldiğini anlatan bir haber çıkar. ama gerçek göründüğü gibi değildir...

    mirabel kardeşler, ülkelerinde siyasal özgürlük için kararlılıkla mücadele ederek latin amerika'daki diktatör rafael leonidas trujillo'ya meydan okur .bu yüzden diktatörlük tarafından zulme uğrayarak pek çok kez hapsedilir ve en son olarak da 25 kasım 1960 yılında arabalarından zorla indirilerek tecavüz ve işkenceyle katledilirler... sonrasında, bu katliam kayıtlara "araba kazası" olarak geçecektir.
    mirabel kız kardeşlerden birinin kod adının kelebek olmasından da esinlenerek; o günden sonra bu üç kız kardeş, gerek dominik'te gerek dünya da "kelebekler" adıyla efsaneleştirilerek anılmaya başlarlar.

    önce 1981'de dominik'te toplanan latin amerika kadın kurultayında; 25 kasım , "kadına yönelik şiddete karşı mücadele ve uluslararası dayanışma günü" olarak kabul edilir. daha sonra 1985 yılında, bm tarafından "25 kasım, kadına yönelik şiddetin yok edilmesi için uluslararası mücadele" günü ilan edilir.1981 den bu yana dünyanın dört bir köşesinden kadınlar, efsaneleşen bu üç kelebeği anıyorlar.

    toplumsal cinsiyet eşitsizliğine, ayrımcılığa, ataerkil toplumsal şiddete, aile içi şiddete, savaşa, ırkçılığa ve milliyetçiliğe,karşı; kadın dayanışmasını örüyor, seslerini yükseltiyorlar. adeta kelebekçesine kanat çırparak uçmayı sürdürüyorlar.... " http://kadin.uzerine.com/index.jsp?objid=2033
  • "tüm kadinlara çağri

    kadina yönelik şiddet artarak devam ediyor
    erkek, devlet şiddeti son bulsun!

    25 kasım, kadınlara yönelik şiddete karşı uluslararası mücadele ve dayanışma gününde, kadına yönelik şiddetin her türlü biçimini teşhir eden, kadına karşı şiddetin önlenmesine yönelik mücadele ve taleplerimizi sunan bir sokak sergisi düzenliyoruz. aynı akşam taksim meydanında buluşup, sergimizin yer aldığı galatasaray lisesinin önüne kadar yürüyeceğiz.

    25 kasım kadın platformu

    25 kasım 2008 , 12.00-17.00 : sokak sergisi (galatasaray meydanı)
    25 kasım 2008, 19.30: yürüyüş (taksim tramvay durağı'ndan buluşuyoruz) "
  • "kadina yönelik şiddeti hep birlikte durdurabiliriz
    1981 yılında bm genel kurulunda alınan bir karar ile 25 kasım günü kadına yönelik şiddete karşı mücadele ve dayanışma günü olarak ilan edildi. o yıldan bu yana her 25 kasımda dünyanın her yerinde kadın örgütleri ve insan hakları örgütleri şiddetin sonlanması için, yaşam hakkına saygı gösterilmesi için etkinlikler gerçekleştiriyor.

    25 kasımın kadına yönelik şiddete karşı uluslararası mücadele günü olarak ilan edilmesine vesile olan mirabel kız kardeşlerin dominik cumhuriyet’inde rejim karşıtları olarak öldürülmesi olayının üzerinden yaklaşık 45 yıl geçti. ne mirabel kardeşler şiddete uğrayan ilk kadınlardı ne de toplumsal bir gösteriye katıldığı için arjantin’de polisler tarafından yerlerde sürüklenen hamile kadın son şiddet mağduru. kadına yönelik şiddet bütün kadınların ortak yaşadığı evrensel, yaygın, sistemli olarak bütün dünyada kullanılmaya devam ediyor.

    cinsiyete dayalı şiddet, uluslararası sözleşmeler yoluyla korunan evrensel insan haklarının ihlalidir. bu ihlal, kişi güvenliği hakkının, en yüksek standartta fiziksel ve manevi sağlığa sahip olma hakkının, işkence, aşağılayıcı, insanlık dışı muamele yasağının ve yaşam hakkının doğrudan ihlali anlamına gelmektedir.

    "fiziksel, cinsel veya psikolojik zarar ya da acı ile sonuçlanan, ister özel alanda, ister kamusal alanda olsun, baskı veya özgürlüğün engellenmesi” olarak tanımlanan cinsiyete dayalı şiddet, kadınların erkeklerle eşit bir biçimde haklarını ve özgürlüklerini kullanmasını ciddi bir biçimde engelleyen bir ayrımcılık türüdür. yalnızca özel alanda değil ama aynı zamanda toplumsal alanda da cinsiyete dayalı şiddet bir araç olarak kullanılmakta ve yeniden üretilmektedir. devletlerin, hem özel alanda hem de kamusal alanda mevcut olan şiddeti görmezden gelmesi ise cinsiyete dayalı şiddeti sürekli kılan bir etkiye sahiptir. bu çerçevede, cinsiyete dayalı şiddet, herhangi bir gelenek, görenek, din, kültür ve politik iktidarla mazur gösterilmemeli, temel insan hakları ihlali olarak tanınmalıdır.

    insan hakları derneği açısından cinsiyete dayalı şiddet, bir insan hakları sorunudur ve bu bağlamda cinsiyete dayalı şiddetin önlenmesine yönelik politika ve araçların geliştirilmesinde insan haklarına felsefesine dayalı bir yaklaşımın temel alınması gerektiğine inanmaktadır.

    böylesi bir yaklaşım, türkiye'nin hemen hemen her bölgesinde neredeyse hergün gerçekleştirilen aile içi cinayetleri görmezden gelerek, sadece belirli bir bölgenin kültürel özelliği gibi sunulan öldürmeleri "töre cinayetleri" olarak adlandırmaktan vazgeçilmesi demektir. aile içi şiddetin en vahim sonucu olan ve yaşam hakkının ortadan kaldırılmasına yol açan, kadınlar açısından türkiye'yi yaşama özgürlüğünün olmadığı bir ülke durumuna getiren bu öldürmeleri ortadan kaldıracak daha kapsamlı ve sorunu tüm türkiye açısından ele alacak bir yaklaşımın geliştirilmesine acilen gereksinim vardır.

    bilinen en eski ve en yaygın bir şiddet biçimi olarak ortaya çıkan aile içi şiddetin ortadan kaldırılması için etkili, kararlı ve sonuç alıcı politikalar ve bu politikaların hayata geçirilmesini sağlayacak bütçe düzenlemeleri yapılmalıdır. bu bağlamda kadınların sosyal ve ekonomik düzeyini yükseltecek kamusal hizmetlerin genel bir politika çerçevesinde güçlendirilmesi halen bir sorun olarak önümüzde durmaktadır.

    türkiye'de yaşanan şiddetin büyüklüğüne, yaygınlığına ve sitematikliğine karşın, kadınları şiddetten koruyacak hizmetlerin, özellikle de sığınma evlerinin ve danışma merkezlerinin sayısı son derece kısıtlıdır. genel bir politika geliştirmeden sorunu sadece bir belediye hizmeti olarak görmek, cinsiyete dayalı şiddetin ortadan kaldırılmasında kısmen katkıda bulunacak ancak sürdürülebilir olmayan sonuçlar ortaya çıkaracaktır.

    kadına yönelik şiddetin ortadan kaldırılmasına yönelik politikaların etkili olması, aynı zamanda işkence, aşağılayıcı, insanlık dışı muamele ve cezalandırma ile mücadelenin güçlendirilmesi ile de ilişkilidir. gözaltı merkezlerinde ve gözaltı merkezleri dışında kamu görevlileri tarafından gerçekleştirilen kadına yönelik her türlü şiddet son bulmalıdır.

    kadına yönelik şiddetin insanlık dışı tezahürlerinden biri de fuhuştur. kadınların kendi bedenleri üzerinde söz sahibi olmasını engelleyen fuhuş ile mücadele öncelikli olarak devletin görevidir. cezai tedbirleri artırarak fuhuşu ortadan kaldırmaya yönelik politikalar, etkisiz kalmaya mahkumdur.

    kadının giysi seçimine müdahale edilmesi, baskı altında tutulması, kamusal alandan dışlanması ise bir diğer şiddet biçimidir. özellikle kadının eğitim, çalışma ve katılım haklarını ihlal eden başörtüsü yasağına derhal son verilmelidir.

    toplumsal cinsiyet konusunda ve eğitim programlarında ilkokuldan başlayarak şiddetin bir insanlık suçu olduğu öğretilmelidir. şiddetle mücadele konusunda kadınların farkındalık düzeyinin artırılması için araçlar geliştirilmelidir. toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik eğitim programları oluşturulmalı ve yaygınlaştırılmalıdır.

    devlet organları, onaylanan ve anayasa'nın 90. maddesi yoluyla iç hukuk parçası haline gelen başta kadına karşı her türlü ayrımcılığın ortadan kaldırılması sözleşmesi ve ihtiyari protokolü başta olmak üzere bütün sözleşmelerin gereklerini hayata geçirmeye yönelik politikaları ve araçları geliştirmelidir.

    mevcut kaynakların etkili bir biçimde kullanılması ile şiddetin ortadan kaldırılmasına yönelik olarak öncelikle silahlanmaya ve askeri harcamalara ayrılan payın azaltılması, sağlığa, eğitime, istihdama, toplumsal hizmetlere ayrılan payın anlamlı ve etkili bir biçimde artırılmasına ihtiyaç vardır.

    kadına yönelik şiddeti ortadan kaldırmak, herkesin görev üstlenmesi gereken bir mücadele alanıdır. şiddet ortadan kaldırılmadan insan haklarından, demokrasi ve barıştan söz etmek olanaksızdır.

    şiddetten arındırılmış bir türkiye olanaklıdır!

    insan haklari derneği"
  • "biz kadınlar hepimiz "kelebeğiz". unutmayalım ki kelebekler kanat çırparak yol alırlar. yalnızca 25 kasımlarda 8 martlarda değil, gün gün, her gün kanat çırptıkça özgürleşeceğiz...

    25 kasım, insanlık tarihinde kadınlara yönelen, alçak, vahşi bir şiddetin, bir insanlık ayıbının, bir utancın yıldönümü olduğu gibi aynı zamanda kadınların erkek egemen toplumsal şiddete karşı duruşun, dayanışmanın ilmik,ilmik örülmeye başlandığı şanlı yıldönümüdür de.

    yani utancın ve onurun, yan yana. onurun, utancı, umudun-karanlığı galebe çaldığı buruk bir yıl dönümü. bir yanda şiddet, savaş, militarizm, ırkçılık ve milliyetçilik üreten sömürücü zihniyetin hüküm sürdüğü tarihin çöp sepetine doğru yol alarak alçalan, diğer yanda kanat çırptıkça yükselen, yükseldikçe özgürleşen, yeni insanlığın kadın aklında, kadın yüreğine de, kadın elinde yücelttiği; yaşam, barış, eşitlik, ve kardeşliğin, özgürlüğün, yani güzel ile çirkinin hesaplaşmaya durduğu günün yıldönümü.

    mirabel kızkardeşler...
    bundan tam 47 yıl önce, dominik cumhuriyetinde, trujillo diktatörlüğüne karşı özgürlük mücadelesini yükselten mirabel kız kardeşlerin, diktatörlüğün askerleri tarafından, tecavüz edildikten sonra vahşi bir şekilde katledildikleri, utanç gününün ve insanlık ayıbının yıl dönümüdür. mirabel kız kardeşlerden birinin kod adının kelebek olmasından da esinlenerek; o günden sonra bu üç kız kardeş, gerek dominik’te gerek dünya da "kelebekler" adıyla efsaneleştirilerek anılmaya başlarlar.

    önce 1981'de dominik’te toplanan latin amerika kadın kurultayında; 25 kasım , “kadına yönelik şiddete karşı mücadele ve uluslararası dayanışma günü” olarak kabul edilir. daha sonra 1985 yılında, bm tarafından ”25 kasım, kadına yönelik şiddetin yok edilmesi için uluslararası mücadele” günü ilan edilir.1981 den bu yana dünyanın dört bir köşesinden kadınlar, efsaneleşen bu üç kelebeğin tutuşturduğu ateşi harlıyor.

    toplumsal cinsiyet eşitsizliğine, ayrımcılığa, ataerkil toplumsal şiddete, aile içi şiddete, savaşa, militarizme, ırkçılığa ve milliyetçiliğe, faşizme karşı; kadın dayanışmasını örüyor, seslerini yükseltiyorlar. adeta kelebekçesine kanat çırparak özgürlüğe uçmayı sürdürüyorlar.

    kapitalizmden beslenen, militarizmle sarıp sarmalanan, din, töre ve geleneklerle içselleştirilen, feodal erkek şiddeti, sistem tarafından; değişik biçimler ve adlarla yeniden yeniden üretilmektedir. tv ve gazeteler aracılığı ile ırkçılık ve şovenizm körüklenerek, namus ve töre cinayetlerinin; sadece doğu, güneydoğu anadolu’ya, dolayısıyla üstü örtülü olarak “kürt’lere özgü” sorunmuş gibi yansıtılmaya çalışılmaktadır.

    kadınlar dünyanın heryerinde ulusal, sınıfsal, cinsel sömürüye uğruyor
    oysa biz kadınlar çok iyi biliyoruz ki; dünyanın her yerinde kadınlar olarak, ulusal, sınıfsal ve cinsel sömürü ve saldırılara maruz kalmaktayız. sermaye gibi, şiddetin de maalesef vatanı milleti, dini, mezhebi yoktur. bugün bu sömürü biçimleri milliyet, ülke, bölge ayrımı gözetmeksizin dünyanın her köşesinde vardır; ne yazık ki var olmaya devam ediyor.

    dünyanın her yerinde sınıfsal sömürü vardır. adına çağdaş! demokrasinin beşiği! denilen ülkeler bunun başını çekmektedir. aynı şekilde kadınlar, dünyanın her yerinde cinsel şiddetin ve cinsel sömürünün değişik uygulamaları ile karşı karşıyadırlar. ulusal şiddeti ise, bizim ülkemiz de dâhil farklı ulusların yaşadığı ve ulusal sorunun çözülmediği, demokrasinin olgunlaşmadığı bütün ülkelerde mevcuttur. yakın tarihimizden bir kaç örneğe baktığımızda korkunç bir tablo ile karşılaşırız.

    ülkemizde, uygar(!) ve çağdaş(!) bir ülkenin şirketi olan ve antalya serbest bölgede faaliyet yürüten novamed adlı şirkette çalışan kadınların yaşadığı, bunun en yakın ve en canlı örneğidir. sendikalaşmak için mücadele eden, tamamına yakını kadın olan işçiler; ağır koşullarda, sendikasız, sosyal güvencesiz, angarya ve ucuza çalıştırılarak; sınıfsal sömürünün kesintisiz sürmesi ve sömürü çarkının devamı ve garantisi için; kadınların ne zaman hamile kalacaklarına kendilerinin değil, patronları karar veriyor.

    böylece doğurma hakkına müdahale ederek ve yine hafta içi değil, hafta sonu eşleriyle birlikte olmaları yönünde baskılanarak, aslında insanın en doğal hakkı ve bir o kadar da mahremiyeti olan cinsel yaşamına müdahale edilerek cinsel şiddete maruz kalıyorlar.

    savaş anaları gözyaşına boğuyor
    yine son günlerde, ülkemizde çözümsüz bırakılarak kardeşin kardeşe boğazlatılmasına sebep olan ve bir o kadar da sorunların üstünü örtmek, halkın gözünü perdelemek için kullanılan “savaş” bahane edilerek uygulanan bir şiddet mevcut.

    anaları gözyaşına boğan, onları sevdiklerinden, yavrularından mahrum bırakan, gelinleri eşsiz, çocukları babasız, anneleri evlatsız bırakan bir savaşın doğurduğu şiddettir bu. hatta savaşta düşmana! esir düşen askerlerin sağ olarak kurtulmalarına sevinmeyerek, adeta “niye ölmediniz, keşke cenazeleri gelseydi.” “sevinemedim” diyerek analara, babalara, kardeşlere, yavuklulara evlatlara ayrı bir acı, ayrı bir şiddet uygulayan etkili ve yetkili zatı muhteremleri bile görmekteyiz. halkın sorunlarının çözümü noktasında halka verebilecekleri hiçbir vaatleri bile kalmayan, sadece kan üzerinden politika yapan ucuzcu sermaye sınıfının ali menfaatleri için cenazelerin gelmesi gerekiyor(!)

    aynı bahanelerle tıpkı diğer partiler gibi, anayasal güvence altında olması gereken ve çağdaş demokrasilerin olmazsa olmazlarından olan, bir siyasi partinin kadın milletvekillerinin -suçun şahsiliği hukuk ilkesi ayaklar altına alınarak - özel yaşamının didik didik edilmesi, kadına yönelik ırkçı, milliyetçi şiddetin tipik bir göstergesidir.

    biz sustukça...
    yıllık kadın ölümlerindeki bilançolara baktığımızda 1.ve 2. dünya savaşlarında ki insan kaybından çok daha fazla kadın katlediliyor. son günlerde artan bir hızla, tecavüz ve ölüm haberleri magazinleştirilerek, kadın bedeni üzerinden reyting uğruna kadın onuru yeniden çiğneniyor, feodal yapıları, mafyayı, çeteleri, fuhuş ticaretini, dizi adına, program adına evlerimize taşıyanlar, erkek otoritesini sarsılmaz bir kale gibi sunuyorlar. ancak biz kadınlar biliyoruz ki biz sustukça, biz sessiz kaldıkça nice kız kardeşlerimiz, bu ataerkil vahşet elinde, namus adına, töre adına can vermeye devam edecek...

    daha kaç sevgi aguş “cilveli konuştuğu”, daha kaç alev er "piercing taktığı" daha kaç oya can "beyaz tayt giydiği" için öldürülecek? ve yine, “devletin bölünmez bütünlüğü, bekası” adına daha nice kız kardeşlerimiz gözaltında taciz ve tecavüze uğrayacak, daha kaç kürt kadını, yerinden yurdundan olacak, göç mağduru olarak; açlık ve işsizliğin, cehaletin pençesinde ömür törpüleyecek.

    daha kaç kız kardeşimiz berdel kurbanı olacak. daha kaç asker anası, kaç kürt anası acı kan gözyaşını içine akıtacak, daha kaç işçi kız kardeşimiz fabrika tezgâhlarında karın tokluğuna, angarya çalıştırılarak taciz, tecavüz tehdidi altında yaşayacak?

    daha kaç kadın ölecek?
    daha kaç ev kadını gecenin bir yarısında tekme tokat kapının önüne konularak, açlık ve sefalete, ölüme terk edilecek? sistem muhalifi daha kaç kadın ya da kadın örgütü anti demokratik baskı ve saldırılara maruz kalacak?

    ama unuttukları bir şey var... biz kadınlar artık susmayacağız. artık kendi yazgımızı kendimiz çizmek üzere, sözümüzü birleştirerek, örgütlülüğümüzü, dayanışmamızı örüyoruz. artık yeter diyoruz!. toplumsal cinsiyetçiliği tarihin çöp sepetine atmaya yeminliyiz.

    kadına yönelik şiddete, eşitsizliğe karşı ayaktayız, alarmdayız. artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacak. nerde bir kadın eziliyorsa, nerde kadına ve çocuklarımıza yönelik, cinsel istismar varsa, şiddet varsa, katliam varsa, savaş varsa, haksızlık varsa, sömürü varsa zulüm varsa, taciz, tecavüz varsa emin olun ellerimiz yakanızdadır. hesabını soracağız.

    işte, her yıl bir öncekine göre daha da çoğalarak alanları dolduruyoruz. daha geçen gün kadın koalisyonunda kenetlendik, ankara’da. ortak sözümüzle ortak gücümüzle siyasetin ortasında, “erkek siyasetine” artık yeter demek üzere ellerimizi birleştiriyoruz. şimdi kelebekler zamanı. her birimiz birer kelebeğiz.

    unutmayalım ki kelebekler kanat çırparak yol alırlar. yalnızca 25 kasımlarda 8 martlarda değil, gün gün, her gün kanat çırptıkça özgürleşeceğiz."

    25 kasım, kadına yönelik şiddete karşı mücadele, kelebekler zamanı... kızbeş aydın (bianet)
  • 25 kasım etkinlikleri;

    "izmir

    tmmob izmir il koordinasyon kurulu kadın üyeler çalışma grubu, "25 kasım kadına şiddete karşı uluslararası mücadele günü" nedeniyle şiddetsiz bir yaşam öğrenilebilir başlıklı bir söyleşi düzenliyor. etkinlik 25 kasım 2008 salı günü saat 18.30'da tepekule kongre ve sergi merkezi akdeniz salonunda (anadolu cad. no: 40 bayraklı - izmir adresinde) yapılacak.

    tmmob makina mühendisleri odası izmir şubesi

    tel: 0 232 444 86 66 / 187- 170

    · kadın örgütlerinin oluşturduğu şiddete karşı izmir kadın platformu, 25 kasım dolayısıyla hazırladığı eylem ve etkinlik takvimini duyurdu. platform bileşenleri, 21 kasım günü “kadın ve şiddet” konulu fotoğraf sergisi düzenleyecek, sergi üç gün boyunca açık kalacak. platform, 25 kasım’da kadına yönelik şiddeti protesto etmek amacıyla saat 18.00’de alsancak kıbrıs şehitleri caddesi'nde yürüyüş yapacak. kadınlar yürüyüş için sevinç pastanesi önünde toplanacak. şiddete karşı kadın platformu geçtiğimiz yıl 25 kasım’da barınma evi açılması talebiyle büyükşehir belediyesi'ne verdikleri dilekçelerin akıbetini sormak amacıyla belediyeyi de ziyaret edecek.

    · izmir emekçi kadınlar birliği platform etkinliklerinin yanı sıra 25 kasım'a ilişkin dernek bünyesinde de bir dizi eylem ve etkinlik düzenleyecek. ekd üyeleri, 23 kasım’da saat 13.00’de karşıyaka iş bankası önünde ”kadına yönelik her türlü şiddete dur de. bir iz bırak” şiarıyla bir etkinlik düzenleyecek. ekd'liler 25 kasım’da ise, kadına yönelik şiddete karşı yürüyüş ve basın açıklaması yapılacak. saat 16.00’da karşıyaka ptt önünden, iş bankası önüne kadar yürüyüşün ardından basın açıklaması yapılacak. izmir ekd, hafta boyunca dernek binasında film gösterimi, emekçi semtlerinde ise bülten satışı gibi etkinlikler düzenleyecek.

    istanbul

    · garajistanbul, 25 kasım kadına yönelik şiddete karşı mücadele günü’nü çıkış noktası alarak, 24-30 kasım tarihleri arasında “namus oyunları” haftası düzenliyor. amaç sadece namus’u konuşmak değil; kadına yönelen şiddetin en çok bilinen, en dolaysız haline yoğunlaşarak, kadını, erkeği, şiddeti, kadının bedenini, kadının varoluş mücadelesini gündeme getirmek.

    adres: tomtom mah. yeni çarşı cad. kaymakam reşat bey sk. no:11a

    galatasaray-beyoğlu / istanbul

    tel: 0 212 244 44 99

    · tecavüze uğrayan kadınların katılımıyla oluşan tacize ve tecavüze son inisiyatifi, amargi’de 24 kasım pazartesi saat 11.00’de, tüm kadınlara yönelik çıkardığı broşürü kamuoyuyla paylaşacak. tüm kadınların tecavüze uğrama riski gözetilerek hazırlanmış olan bu broşür, tecavüz konusundaki yanılgılı yaklaşımlar, tecavüze karşı haklarımız, ilgili yasalar ve tecavüze uğrayan bir kadının yapması ve yapmaması gerekenler konusunda bilgiler veriyor. basın toplantısına tüm kadınlar davetli.

    tarih: 24 kasım pazartesi
    saat: 11.00
    yer: amargi kadın kooperatifi
    katip mustafa celebi mah. tel sokak no: 16 beyoğlu/istanbul
    tel: 0 212 2510154

    · 25 kasım kadına yönelik şiddete karşı uluslararası mücadele ve dayanışma günü için tiyatro boyalı kuş ve rengahenk sanat evi’nin ortaklaşa düzenlediği ve tiyatro boyalı kuş gönüllülerinin hazırladığı forum tiyatrosu gösterisi, 22 kasım cumartesi saat 14:00’te beyoğlu'ndaki rengahenk sanat evi’nde sahneleniyor.

    · emekçi kadınlar derneği, 25 kasım kadına yönelik şiddete karşı uluslararası mücadele ve dayanışma günü etkinlikleri kapsamında istanbul'da kadın adalet mahkemesi düzenliyor. ekd üyeleri, okul önlerinde ve yaptıkları ev ziyaretlerinde bildiri dağıtarak kadınları, kendilerine kapalı olan “adalet” kapılarını açmaya ve yoğunlaşan kadına yönelik şiddeti yargılamaya çağırıyorlar.

    · istanbul tüm-igd’li kadınlar, 25 kasım “kadına yönelik şiddete karşı uluslararası mücadele ve dayanışma günü” dolayısıyla bir dizi etkinlik gerçekleştiriyor. 22 kasım 2008 cumartesi günü saat 14.00’da, tüm-igd genel merkezi’nde, “insanca bir yaşam için kadınlar tartışıyor” konulu söyleşi ve “tek başına” filminin gösterimi gerçekleştirilecek.
    23 kasım 2008 pazar günü ise, saat 12.30’da yapılacak basın açıklaması için taksim tramvay durağında buluşulacak.
    film gösterimi adresi: sıraselviler caddesi billurcu sokak ocaklı han no:5/6

    samsun

    · samsun düşevi oyuncuları 3. sayfa kadın hikayeleri ile bir kez daha seyircisinin karşısına çıkıyor. “hiçbir kadının üçüncü sayfadan bir haber olmayacağının garantisi yok” diyen samsun düşevi oyuncuları kadına yönelik şiddete karşı uluslararası mücadele ve dayanışma günü'nde gazetelerin üçüncü sayfasından esinlenilerek kaleme alınan 3. sayfadan kadın hikayelerini sahneliyor. kadın sorunları için kullanılan dilden çok daha farklı bir dile ve anlatım tekniğine sahip olan oyunda töre, laz kızı, ana, mahur beste, mahkum kadın ve gerdek adlı altı ayrı hikayede, kadının toplum içerisinde uğradığı şiddet konu ediliyor.

    diyarbakır

    · kadına şiddetle mücadele günü etkinlikleri diyarbakır'da başladı. bu etkinliklerin ilki kardelen kadın evi’nde düzenlendi. kardelen kadın evi ve bağlar kadın kooperatifi işbirliğiyle düzenlenen etkinliğe çok sayıda kadın katıldı. etkinlikler kapsamında bağlar belediyesi 25 kasım günü büyükşehir belediyesi konferans salonu’nda “susma herkes duysun şiddet son bulsun” sloganıyla bir forum düzenleyecek.

    batman

    · demokratik özgür kadın hareketi, 22 kasım’da batman’da yapılacak kadın mitingine katılım çağrısı yaptı. saat 11.00’de batman festival alanında başlayacak mitinge on binlerce kadının katılması hedefleniyor.

    bursa

    · bursa kadın platformu, adli tıp kurumu önünde bir eylem yaparak hüseyin üzmez'e tahliye açan raporu protesto etti. kadın platformu, böylece 25 kasım eylemlerini başlatmış oldu. bursalı kadınların takvimi şöyle:

    19 kasım 18.30 film gösterimi (esmanın sırrı)

    20 kasım 18.30 film gösterimi (gözlerimi de al)

    21 kasım film gösterimi 18.30 (demir çeneli melekler)

    25 kasım yürüyüş ve basın açıklaması 18.30 (toplanma yeri: timurtaşpaşa durağı karşısı: kızılay önü)

    eskişehir

    · istanbul üniversitesi siyasal bilgiler fakültesi öğretim üyesi doç dr. serpil çakır, 24 kasım pazartesi günü eskişehir’de “türkiye’de kadın hareketinin durumu” konulu bir konferans verecek. anadolu üniversitesi edebiyat fakültesi’nin düzenlediği konferans üniversitenin kongre merkezi mavi salon’da saat 14.00’te.

    mersin

    · geçtiğimiz hafta tecavüzcü hüseyin üzmez'i ve tecavüzcüleri koruyan yasaları protesto eden mersin kadın platformu, 25 kasım kadına yönelik şiddete karşı uluslararası mücadele ve dayanışma günü dolayısıyla bir haftalık bir program hazırladı. kesk, ekd, ihd, dtp, sdp, halkevleri, dkh, kadın emeği kolektifi, aksm ve 78'liler derneği'nin de aralarında bulunduğu çok sayıda kadın örgütünün oluşturduğu mersin kadın platformu 25 kasım hazırlıklarına hız verdi. platform bileşenleri, panel, fotoğraf sergisi, bildiri dağımı, meşaleli yürüyüş ve film gösterimleri yapma kararı aldı."

    http://www.ucansupurge.org/…=view&id=4541&itemid=77
  • az önce gelen bir haberle öğrendim ki 25 kasım kadınlara yönelik şiddete karşı uluslararası mücadele ve dayanışma günü etkinlikleri içerisinde galatasaray lisesi önünde hazırlanan sokak sergisini polis sopalarla dağıtmış. sanırım sergiye canlı performans ile katılmak istediler.

    bugüne dair planlanan etkinliklerden biri de 19:30'da taksim meydandan galatasaray'a yürüyüş. hayde bre cengaverler. akşama tam günün anlam ve önemine has bir performans gösterebilirsiniz. kim tutar sizi.
  • her hangi bir kadin arkadasinizla, kadina karsi siddeti, aci kahve esliginde deneyimleri de hatirlayarak kutlayabileceginiz gundur.

    bianet'te bir haber cikmis, ancak imza kampanyasi linki bozuk.

    kadın fotoğrafçılar sergi dağıtan polise tepki vermeye çağırıyor
    polisin 25 kasım kadın platformu'nun galatasaray lisesi önündeki sergisini dağıtmasını protesto, kadın fotoğrafçılarca imzaya açılıyor.
    bia haber merkezi - istanbul
    26 kasım 2008, çarşamba
    kadın fotoğrafçılar, istanbul 25 kasım kadın platformu'nun galatasaray lisesi önünde açtığı serginin bildirimli olmasına rağmen polis tarafından dağıtılmasını kınadıklarını açıkladılar.

    25 kasım kadına şiddetle mücadele gününde açılan sergide erkek egemen sistemin kadınlara yönelik şiddetini anlatan fotoğrafların ve diğer sergi malzemelerinin polis tarafından kırılıp dökülerek dağıtıldığını ve bir köşeye atıldığını belirten kadın fotoğrafçılar kadın-erkek tüm fotoğrafçıları tepki göstermeye çağırıyor.

    "'kadınlara uygulanan şiddete karşı mücadelemizden vazgeçmiyoruz, sokakları da meydanları da terk etmiyoruz' demek için bütün fotoğrafçıları, saldırıyı kınamaya ve imza vermeye çağırıyoruz."

    imza vermek için tıklayınız.(ezö)
  • ankara'da kadınların üzerine biber gazı sıkılıp dağılmaları için cop kullanılarak kutlanmış etkinliklerdir...

    http://www.radikal.com.tr/…11.2009&articleid=966255

    (bkz: akp'nin insan hakları ve demokrasi anlayışı)...