şükela:  tümü | bugün
  • dünya sahaflar günü.
  • bugün bir sahaflar gününe daha geldik... yıllarca korsan kitap sattı anadolu'da sahaflar. sonra davalar falan oldu, bir sürü sahaf mahkemelik oldu, ama sonuçta bişey çıkmadı. "okuyucu getirdi" diyerek kurtuldular. halen devam eden davalar da var tabii. sahaflık, özellikle 80'lerin sonu ve 90'larda biraz ticaretin dışında bir işti. klasik bir ticaretten, al-sat ilişkisinden ziyade birçok yerel entelin geldiği, değişik konuların hararetle tartışıldığı, insanların kendilerine has espriler geliştirdiği yerlerdi. gençler buralara gidip abilerinden birçok şey öğrenirdi. hala da var tabii böyle yerler, ama çok çok azaldı. korsan işi bittiğinden beri, sahaflar eski kitaptan ekmek yiyemez oldu. ders kitapları, kırtasiye, bir miktar yeni kitap işine girmek zorunda kaldılar. fotokopi makinaları koydular ki, bunlar sahaflarda görmek istemediğimiz hareketlerdendi. alıştık ona da, belki geçer diye bekledik, geçmedi. eski sohbetleri, sahaflardaki eski ortamı bulmak imkansız hale geldi. içeri giren çıkan çoğaldı, dükkan sahibi müşterilerden ne konuşmaya, ne kitap okumaya zaman bulabildi. ama zengin de oldular elbet, ev bile aldı bazıları. eskiden poaça-simit-ayranla geçiştirilen öğünlere kıymalı pideler katıldı, yarı esnaflaştı sahaflar. neden biz büyüdük de kirlendi ki dünya? büyüdükçe güzelleşseydi ya sahaflar, dostlukların pekiştiği, komünistlerin ve şeriatçıların bir arada oturup hararetle din tartıştığı, herkesin kafasından bişeyler salladığı yerlere noldu? ben seviyordum oraları. bir sonraki sahaflar gününe kadar hoşçakalın.
  • icecek ismini nick yapan bazı suserların da dogumgünüdür ;)
    (bkz: #6555945)
  • hep takvime baktığımda neden bugüne dair böyle tarihe geçen bi olay* yok diye hayıflanırdım.
    som agizli olmak böyle bi şey heralde.

    (bkz: 26 aralik 2004 guney asya depremi)
  • mao zedong, al gore, şener şen ve lars ulrich ile birlikte benim de doğum günüm. çift rakam olmasından mıdır, yılbaşına yaklaşıldığı için bu günlerde sokaklarda, vitrinlerde bi hareketlilik başladığından mıdır bilmem ama içimi garip bir huzur ve mutlulukla dolduran sevimli gün.
  • tam emin değilim ama "albeni veya başka bir reklam" 26 aralık kıyamet diye bir şey diyolar.tabi allahtan baska kimse bilemezde
  • her sene içilen gün. adettendir mutlaka en azından bir bira doldurulur bardağa. havaya kaldırılır ama vurulmaz başkasına. sözler söylenmeden geçer. yılı sayılmaz bu günün. bir eksik bir fazla fark etmeyen yıllardayız artık.
  • dünya çıbık kardeşliği günüdür aynı zamanda.

    (bkz: multitap)

    çıbık
  • bugün doğduğu iddia edilen (iddia edilen diyorum çünkü nüfus kağıdı realitesi, neyse) biri var ki dost olabilseydik/kalabilseydik keşke onunla. sayesinde birkaç sene boyunca dünya edebiyatından seçkiler okudum. varlığından haberdar dahi olmadığım klasik müzik eserleriyle tanıştım ve de var olan arşivimi yeniden dinleyişimi sağladı o. ertelediğim pek çok konunun üstüne gidip aşırı radikal bir kararla çocukluk hayalim olan bölümü okudum. kendisine komplekse girerek birkaç kez yalan söyledim, eh oluyor 7-8 yıl. ne pahasına olursa olsun dürüst kalmanın önemini öğretti.
    söyleyemediğim, boğazımda düğümlenen sözler ve hayat sabote edici zihinsel koşullanmalarımın hepsini kökten revize etmediğim için bedenimde düğümlenen hisler ve duygular oldu yıllarca. 2019’da da onlar birkaç kez gene açığa çıkmış bulundu. meğer yeterince ağlamamışım, dışavurmamışım zamanında içime attığım hislerimi... garip hallerin sebebi bu idi. gözlerinden anladım ki ikimizi de yarım bırakmış hayat; muhtelif konularda ve hâllerde.
    nurduran duman, yarım çember'i gönderiyorum hediye olarak, bizim gibi yarım kalmışlara... okuman için daha iyi ne olabilir?

    bulmak için o yitik dizeyi
    lanetli bir yaşamla
    takas ettim kendimi
    tuzdan duvarlar ördüm denize
    bir adım iki göz evime.

    yoksul kazılar yaptım som kaleler
    ölümü sağ gözüme gömdüm
    dirimi sığdıramadım yerin yüzüne.

    sihirli sulardan içtim, yüzdüm de…
    bu yüzden bulanıktır aklım.

    yazmak için o dizeyi
    lanetli bir aşkla ödeştim
    çirkinleştiğim oldu gece yarıları
    çirkef sözcüklerle seviştiğim.

    ilişkiler dokudum pamuk ipliği
    kimi çizsem kırılmadım, koptum
    kime dokunduysam yaralı.

    bir yarım çemberin üstünde
    geçtim içdenizlerini sevginin

    bir yanım hep yarımdır bu yüzden.

    şarkı olarak brel'den la quete.

    deli gibi çalışarak aşmaya çalışıyorum. çalışıyorsun. çalışıyoruz.
    geçecek. acıyı/acıları sindiremeyiş hâli... bedenin daha da güçlenecek. ilkin acıyı kaldırma kapasitene sonra onu sevgiye dönüştürebilişine hayret edeceksin.
    nice mutlu yaşların olsun.
    seni rahatsız etmek ve egona/idine yatırım yapmak, haybeye pohpohlanman isteyeceğim en son şeylerdir. bu konuda anlaşalım.
    kendimi tanıtmaya çalıştıkça sudan çıkmış balıktan farksız olduğumu algılattın bana. beşer; anlamak isteği ölçüde açar kendini; önyargılarından arındığı kadar insana yakınsamış biridir...

    otizm, add/adhd; otonom sinir sistemi, nöroplastite... ehe, şaka... en nihayetinde ne arzu ediyorsan o alanda çalışıp kaliteli, h-index’i bol literatürlere baş yazar olmanı ve çok sevdiğim bir abim var; onun gibi tıpta, kendi alanında hem yerel hem uluslarası bağlamda çığır açmanı dilerim.

    özür diliyorum eksik/yanlış/yarım anlattığım her şey için. lütfen beni affet.

    yaptığın her çiğliğe rağmen seni affediyorum. empati, birazcık daha empati...

    teşekkür ediyorum katmış olduğun güzellikler için... hepsi hayatın hafta sonu tadında olduğunun göstergesi... şükran, minnet, sevgi gönderiyorum sana...

    gerçekten sevdiğin birini her haliyle kabul ediyorsun bir şekilde; nedir dosttur, nedir... bunun ayırdını sağlattığın için ayrıca teşekkür ederim.

    hayatının aşkı ile tez vakitte buluşmanı ve gözlerindeki derin hüznün dinginlik, huzur ve sevgiye dönüşmesini ve senin tüm güzelliklerin kıymetini bilmeni ve nefsini törpülemeni diliyorum. yani “o”ysa gelir zaten, merak etme hocam:) e, gelmiyorsa sen buluşmayı seç onunla... bazen öyle engeller oluyor ki... ölüm bile daha imkânlı kılıyor bir şeyleri. seni çok iyi anlıyorum.
    şayet buluştuysan da sen bilirsin işte, akıllı insansın.
  • 26 aralık doğumlular bir başkadır. hele 1992 olanlar tadından yenmez. olan varsa beklerim mutlaka yeşillendirsin.