şükela:  tümü | bugün soru sor
  • yılın geri kalan 2 ayında uzaylı istilası veya dünya savaşı olmazsa 2015 yılının en önemli açıklamasıdır.

    dünya sağlık örgütü, kendini aşan bir dürüstlük örneği göstererek salam, sucuk, bacon gibi işlenmiş et ve sakatat tüketiminin kansere neden olduğu bulgusunu dünya kamuoyu ile paylaşmıştır.

    henüz "her türlü kırmızı et kanserojendir" bulgusunu paylaşma cesaretini gösterememiş, ama "bu yönde kuvvetli ipuçları var" diyerek dünya kamuoyunu kırmızı etin her çeşidinin kanserojen olduğuna hazırlamaya başlamıştır.

    http://m.hurriyet.com.tr/…n-kanser-yapiyor-40006286

    http://www.bbc.com/news/health-34615621

    edit: 'beautiful mind' nickli yazar bana cevaben yazdığı iki entry'de konu hakkındaki yorumum ve kullandığım haber kaynakları hakkındaki eleştirisini kapsamlı olarak dile getirmiş. üslubunu çok doğru bulmasam da güzel içeriği ve harcadığı emeğe istinaden bu iki entry'sinin, bir de benim cevaben yazdığım ikinci entry'nin linklerini de paylaşıyorum.

    #55806684 (beautiful mind)
    #55812618 (bendeniz)
    #55821191 (beautiful mind)
  • aslen "ısıl işlem görmüş" denen et ürünlerinden bahseden açıklama.

    fermente sucuk alın, konu kapansın.

    ayrıca, tavuğa dokunmayın, ne açıklarsanız açıklayın, kırmızı et sevmem, komple yasaklanabilir kırmızı et.
  • onu yeme bunu yeme ne yiyelim lan it şeklinde itirazda bulunduğum açıklamadır. hayır insan zaten her saniye ölüme yaklaşıyor. o halde zamanın geçmesi de insanlara zararlı deyin. zaman insanı öldürüyor. ya da su içmek insanı öldürüyor deyin. çünkü çok içilirse o da zararlı. zaten günümüzde kanserojen olmayan hiçbir şey yok ki. belki sizin kanser dediğiniz şey zaten yıllardır insanların ölme fonksiyonunu yerine getirme mekanizmasıdır. yani belki doğal bir süreçtir. mesela insan kalp krizi geçirmese ve 200 yaşına kadar yaşasa ve başka hiçbir hastalığı olmasa yine de kanserden ölecek.
  • who son yıllarda cesur açıklamalar yapmaya başladı. hayırdır inşallah diyelim. senelerdir lobiler yüzünden şeker kısıtlaması için doğru düzgün kısıtlama tavsiye edemiyordu. önce bunu yaptı. sonra tereyağı ve hayvansal yağlar aklandı. şimdi de işlenmiş etlere sıra gelmiş. tahminim bu iğrenç beslenme şeklinden dolayı hastalıklar ve sağlık harcamaları o kadar arttı ki artık mecburen bazı insanları kötü gidişattan kurtarmaya çalışıyorlar.

    şimdi bu işin uzmanı olmayan ama kendi çapımda araştıran biri olarak şunu söylemeliyim ki bütün kırmızı etler kanser yapmaz. etin bize gelene kadar başından geçenler önemlidir. aksi olsaydı eğer çok basit mantıkla bütün etobur hayvanların kanserden senelerdir pat pat ölmeleri ve nesillerinin de uzun vadede tükenmesi gerekirdi. halbuki binlerce yıllık tarihte böyle bir olay görmüyoruz. neden? çünkü o hayvanlar işlenmiş et değil doğada serbestçe gezinip beslenen hayvanları yiyorlar. mesela afrika'da leopar bu tip zebrayı veya ceylanı yiyor ve senelerce sağlıklı yaşıyor.

    başımıza kanser denen illeti büyük çoğunlukla kendimiz açtık. et de bunlardan birisi. eti kimyasallara boğduk, türlü ısıl işlemlerden geçirdik. artık o et değil başka bir şeye dönüştü.

    hepiniz az çok okuyan, internetle haşır neşir olan insanlarsınız. bu işin sonu bazılarınızın gördüğü gibi büyük büyük atalarımızın beslenme modeline yani doğal beslenmeye geri dönmeye gidiyor. yüzyıllarca düzgün giden arabalarımız fabrikasyon gıda uçurumuna girdi ve şimdi uçurumdan aşağı düşmeden esas ve doğru yola dönmemiz gerekiyor.

    bu elbette günümüzde çok zor. hem vakit, hem nakit, hem de emek isteyen bir süreç. maalesef şehirlerde etrafımızda serbestçe gezinen ve gdo'suz doğal yemlerle ve otlarla beslenen hayvanlar yok. köylerde de çok az. ama unutmayalım ki bu biz talep ettikçe, bu talebi dile getirdikçe artacak. fabrikasyon üretim yapanlar yavaş yavaş doğal gıda teminiyle uğraşacaklar. bununla birlikte o zamana kadar

    - sosis, salam ve jambonu tamamen hayatımızdan çıkarmalıyız.

    - sucuk ve pastırma kasap veya ev yapımı güvenilir yerden olacak şekilde ve aşırıya kaçmadan tüketmeliyiz.

    - marketten hazır köfte ve et gibi şeyleri kesinlikle almamalıyız.

    - normal kırmızı eti ve kıymayı da mümkün olduğunca güvenilir yerlerden alıp kızartma yapmadan ve aşırı pişirmeden haftada belli bir miktar olacak şekilde tüketmeliyiz.

    - küçükbaş hayvanlar büyükbaşa göre daha doğal yetiştirilirler. hem et hem süt ürünlerinde bu hayvanlardan elde edilen ürünleri tercih etmeye çalışmalıyız. unutmayalım ki amerikalılar genellikle sığır yer ve bu sığırlar sağlıksız olarak yetiştirilir ve kanları akıtılmadan öldürülürler. dolayısıyla kırmızı etten kanser olma riski amerika gibi ülkelerde daha fazladır.
  • işlenmiş her gıda gibi işlenmiş kırmızı etin de kanserojen olduğunu biliyoruz zaten. her türlü kırmızı etin kanserojen olduğu yönünde bazı görüşler olsa da öyle çok kabul görmüş, anlamlı bilimsel veri yok. ki konu veganlıksa şu an yediğimiz bitkisel gıdaların da gdo, tarımsal ilaç vb. nedeniyle kanserojen olduğuna dair bir ton yayın var. vücudun protein,demir,b12 gibi temel ihtiyaçlarının en büyük kaynağı kırmızı etken kırmızı et sağlığa zararlıdır gibi bir algı oluşturmak saçmalıktan öte bir şey değil.
  • etin kanser türleri, kalp-damar, hipertansiyon ve obezite gibi kafaya oynayan hastalıklarla ilişkisini ilk defa dünya sağlık örgütü'nden şimdi duyduysanız türkiye'deki ezberci doktorlara ve sübvanse ettiği eti satması gereken tc'ye fazla maruz kalmışsınız demektir. olum sen hala daha tc sağlık bakanlığı önerilen gıda listesini mi okuyorsun? et ve süt ürünlerini tüketme alışkanlığımızı radikal biçimde sorgulamamız gerektiğini, dengeli bir vejetaryen-vegan beslenmenin sağlık için avantaj olduğunu dünyanın çoğu ülkesindeki sağlık örgütleri art arda açıklıyor.

    fakat başka bir detayı not etmek gerek. dünya sağlık örgütü ve onun üst kuruluşu bm hiçbir zaman safiyane hislerle bir şey yazmaz. bm şimdi kafayı ete taktıysa, geçen yıllarda böcek çiftliği kurup dünyayı doyuralım açıklaması yaptıysa senelerdir dünyayı yönetenlerin kendi pisliğini çaktırmadan temizleye çalıştığını da görmemiz gerek. ikinci, üçüncü dünya dediler, yedi tane dünya var sandılar ama kaynaklar tükenme noktasına geldi, jeton şimdi düştü. et-süt çiftlikleri doğanın kirletilmesinin (karbon emisyonunun) yüzde 18'ini oluşturuyor. baktılar önceden sadece batı et tüketiyordu, şimdi buna çin ve hindistan da yoğun olarak katılıyor, mecbur kaldılar dünyayı sömürülmesini daha "sürdürülebilir" hale getirmek için yeni salıklar vermeye başladılar. herkes et yerse, herkes arabaya binerse bize yedi dünya lazımdı. ve yedi dünya yok. mars'ı yokladılar o da şimdilik vize vermedi.

    özetle: elli yıl önce et de et, süt de süt diye kafa ütülemesi için tv'ye sürülen doktorlar, önümüzdeki yıllarda da tersini yapacak. devletlerin de doktorların da yeryüzüne değil endüstrilere hizmet ettiği gerçeği de yerini koruyacak.

    ineği de kendimizi de bu hiyerarşiden kurtarabiliriz.
  • etin kilosunun 40 lira olduğu yerde kanserin bu denli yaygın olmasını aciklayamayacaktir.
  • sucuğu da pastırmayı da evden yapın ya da doğru düzgün yapılanları tüketin, sallamayın dediğim açıklama. sucuk, pastırma, bacon tıpkı turşu ve reçel gibi besinlerin muhafaza edilme şeklidir. yap bunları evden, bak keyfine. kırmızı et protein kaynağıdır, beyin proteinle beslenir, kaslar güçlenir.

    (bkz: et kanlı yiğit canlı)
    (bkz: katina/#16663402)
    (bkz: katina/#46287134)
  • arkadaşlar açıklamanın diğer kısımlarını yazmamışsınız ben yazayım;
    who dedi ki;
    - uluslararası kanser araştırmaları ajansı işlenmiş kırmızı eti kanserojen olarak değerlendirdi.
    - işlenmiş kırmızı etin insanlarda kolorektal kansere yol açtığını tespit etmiştir. (kolorektal bağırsaklarla ilgili bir olay sanırım teknik bilgim yok)
    - yine uluslararası kanser araştırmaları ajansı kırmızı et (işlenmemiş olan) tüketiminin "muhtemelen" kansere yol açtığını belirlemiştir.
    -genel olarak kırmızı etle kolorektal kanser arasında bir ilişki tespit edilmiş ancak kırmızı etin pankreas ve prostat kanseriyle de ilişkili olabileceğine dair kanıtlar varmış.
    - uzmanlar demiş ki günde 50 gramdan fazla işlenmiş kırmızı et tüketen insanlarda kolorektal kanser riski %18 daha fazlaymış.
    -kırmızı ete örnek: her türlü memeli kas eti; dana, domuz, kuzu, at, keçi, koyun...
    -işlenmiş kırmızı et dedikleri ; tuzlanmış, terbiye edilmiş, fermente edilmiş(sucuk mesela), tütsülendirilmiş, veya başka şekilde işlemden geçmiş veya tat katılmış etler.
    - işlenmiş kırmızı ete örnek: sosis, salam, sucuk, kuru et, konserve et, sucuk, pastırma, bacon

    ama mesela kasaptan aldığınız kıyma işlenmiş ete girmiyor. veya çiğ etler (biftek, antrikot, kaburga tarzı) alıp pişirip yerseniz bir sıkıntı yok gibi.

    bu arada aşırı sıcakta pişirilen etin de yüksek oranda kanserojen olduğunu söylemişler. biri de sormuş peki eti çiğ yersek kanserojen etkisi olmaz mı diye. who da durur mu yapıştırmış hemen cevabı, ben ne biliim amk !