şükela:  tümü | bugün
  • 16 mart gunune kadar cafede calisiyordum.2300 tl maaş ve sigorta yok.sosyal devletimiz sayesinde işsiz kaldim.cebimde faturalari odedikten sonra 3 paket sigara parasi kaldi.işe gidenler siz virusten ben açliktan ölürum.
  • başlığı yanlış açılmış kişilerdir.

    doğrusu 26 mart 2020 işe gitmek zorunda bırakılan kişiler olmalıdır.

    burada gidiyorum diyen kişilerin patronları evlerinde oturmaktadır. devletin aciz kaldığı durumda böyle şeyler normaldir.

    almanya gibi masaya 765 milyar euro koyabiliyor musun? koyabilsen dış borcun olmaz ya benimki de soru işte...
  • salgınla mücadelede hayat akışını düzenlemek için çalışanlar hariç diğer insanların sokağa çıkması ölüme davetiye gibi bir şey. devlet halkını koruyamadıktan sonra varlığının bir anlamı yok.

    ben evde oturuyorken başka birinin işe gitmesi ne demek? şantiyelerde çalışan tüm arkadaşlarım aynı tempo ile işlerine devam ediyorlar. ne izolasyon ne sosyal mesafe... lanet olsun şu beton seviciliğine.
    hiçbirimizin hayatı diğerinkinden değersiz değil. insanları hastalanıp ölmekle, işsiz-parasız kalıp sürünmek arasında bırakıp, sonra da kendi ohal'ini ilan et demek, hayat eve sığar demek, evde kal demek idarecilikse çekilin bizim mahallenin kedileri daha iyi yönetir ülkeyi.

    canla başla çalışan sağlık çalışanları, market çalışanları, çöpleri toplayanlar, temel gıda maddelerinin ve diğer ihtiyaçların üretiminden sorumlu işçiler, bu kişilere ulaşımda destek olanlar, evimizde elektrik-su-doğal gaz olsun diye her gün işlerinin başında olan insanlara yardım edebilmek için geri kalanların evde olması gerekiyor.
    ama evdeyken kafasında ay sonunda ödeyeceği faturalar olursa, iki ay sonra mutfak alış verişini yapamaz hale gelirim diye hesap yapmak zorundaysa, işsizler ordusuna katılacığı korkusunu her an taşıyorsa bu iş olmaz.
    resmen çaresizliğimizle baş başa bırakıldık. yazıklar olsun.
  • türkiye de devletin bir halta yaramadığını gösteriyor. yazık bize.
  • devletin koruyamadığı insanlar. virüsün ne kadar yayılmacı olduğunun farkında değiller. virüslü bir kişi demek bir fabrika yemekhanelerindeki 500 kişi de 14 gün sonra virüslü demektir.

    bu kararı verdiğinizde iş işten geçmiş olacak. italya da bu kararı geç vermişti hergun 650-700 ölü ile ne kadar kötü bir karar olduğunu görüyoruz.

    dünya sağlık örgütüne göre enfekte sayısı test edilenlerin 10 katı. yani 25 bin vaka var ülkemizde. bunların 2500 u biliniyor geri kalan 22500 ise her sabah toplu taşıma ile ise gidiyor. herkes 1 kişiye bulaştirsa 1 hafta sonraki sonucu düşünün.

    ayrıca test edilen kişilerin %10 u pozitif çıkmaktadır. test sayısı gelismis ulkelerdeki gibi 20 binlere çıktığında her gün 2000-2200 yeni vaka açıklayacağız.

    home ofis çalışabilenler bile patron zoruyla ise gitmektedir. evinde çalışması ile işinde çalışması arasında fark olmayanların gitmemesini sağlayın en azından. üretim dursun istemiyorsanız da üretimi dönüşümlü çalıştırın
  • herkese maske dağıtılsın dersin, devlet ortada yok!

    esnaf dükkanı kitledi napacağız kirayı dersin, devlet ortada yok!!

    doğru düzgün şeffaf açıklamalar beklersin, devlet ortada yok!!

    kısmi sokağa çıkma yasağı getirdi avrupa daki devletler biz de, devlet ortada yok!!

    virüs çok hızlı yayılıyor birşeyler yapın dersin, devlet ortada yok!!

    yaşlılara sokağa çıkmayın dersin, peki işe gidip akşam eve gelen gençlerden bulaşmayacağının bir garantisi var mı dersin, bunu cevaplayacak bir devlet ortada yok!!

    kiracılar ağlıyor, bir çözüm getirilsin ev sahipleri de mağdur edilmesin dersin, devlet ortada yok!!

    10.000 e yakın ümreci karantinayı deldi ülkeye dağıldı, devlet ortada yok!!

    sağlık çalışanlarının ekipmanları yetersiz, virüsün bulaştığı sağlık çalışanları var dersin, devlet ortada yok!!

    işe gidenler hergün hayatlarıyla kumar oynuyorlar, hiç mi düşünmüyorsun vatandaşını dersin, dersin de.. devlet ortada yok!!

    artık tek bir soru geliyor aklıma, olmayan bir devlete neden bu kadar fazla vergi, hatta verginin vergisini falan ödüyoruz biz? yok ki öyle bir devlet!!
  • cidden bu insanlar için çok üzülüyorum. hadi iş yeri yakın olanlar bi nebze daha güvende olsalar da, toplu taşıma kullanmak zorunda olan kesim zor durumda.

    sabahın erken saatlerinde yürüyüş amaçlı amaçlı çıktığımda tıklım tıklım olmasa da kalabalık olan minibüs ve otobüsleri görüyorum. içlerindeki insanlar da hiçbir önlem almamış oluyorlar.
  • aralarında bende bulunmaktayım. başıma bir iş gelirse kısmını umursamıyorum ama benden bu hastalık birilerine bulasirsa diye çok korkuyorum. annem ablam ufacık yeğen. aynı semtte yüzlerini görmeye dahi gidemiyorum.

    dün gece yapılan o rezalet açıklamada söylediği utanç verici sözü unutmuyorum. "hastalığa karşı elimizde büyük bir koz var" yakalanmamak.

    18 senedir siz ve sizin kafanız yönetti bu ülkeyi bakan bey. soydunu soğana çevirdiniz, her türlü işletmeyi sattınız, kasayı boşalttıniz. bütün salgın giren ülkeler milyarlarca dolar destek verip insanlara evde kalın derken siz beş kuruş bırakmadığınız için dua edin, yakalanmayın diye diye insanları keriz yerine koyuyorsunuz.

    dilerim hepsinin acısı bir gün çıkar sizden. sebep olduğunuz bütün sıkıntıların hesabını sormadan ölürsem gözlerim açık gider.
  • şirketin yarısı evden çalışmaya geçti, sorulduğunda kadınlar evden çalışıcak dediler. ben kadın değil miyim dedim üç sn bakıştık müdürle. sinirden çalışamıyorum da. dişim de şişti felçli gibi oturuyorum.
  • varsa ciddi bir hastalık, 15 gün sokağa çıkma yasağı uygularsın.
    kurban ve şeker bayramında 9 gün tatil yapmazsın telafi edersin bir şekilde.
    hala ohal yoksa salgını ciddiye almamızı bekleme..