şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: 26 yaş krizi)
  • 26 yaş krizi başlığına doğrudan yönlendiriliyordu kimse krizsiz bir 26 yaşamadı mı diye düşündüm o an. ben 27'yi bu ünü ile biliyordum. 26 bitti yaşasın lanetli 27 diyerek 26'ya methiye düzmek için bu başlığa gelmeye çalışıp onu da beceremedim. 26 ile ilgili yazacaklarım da başlığı hortlatmaya çalışırken uçtu zaten.

    tanım: krizi ile meşhur yaş
  • bitirmek üzere olduğum yaş.

    ben mi yaşlanıyorum yoksa dünya mı çok hızlı dönüyor anlamadım...
  • ilk defa ateş böceği gördüğüm yaş oldu. ateş böceği görmek neyse de ilk diyebileceğim devrim niteliğinde olaylar var. en başta istifa etmek. hayatımda genel bir temizliğe gittim üstüne çok az insan kaldı. az insandan sonra "çok huzur" oldu mu bilmiyorum ama arka plan gürültüsünü susturduğu kesin. çok keskin kararlar almanın olumsuz tarafları da var hâliyle. işsizlik neyse de evsiz kaldım o biraz zorladı. genel olarak düşüş eğilimi olsa da 26'yı sevdim.

    25 için kabullenme yaşım oldu demiştim.* 26 da değişim yaşı oldu. spiritüel takılan insanlar 28'e değişim diyorlar, onların dediklerine kalacaksak dolunay var diye gergin de olalım. hoş dolunayda gerginlikten elektrik trafosuna dönüyorum ama konuyla alakası yok.

    geçen seneki kendimle karşılıklı otursak o beni tanıyamaz, fiziki değil hâl, tavır, kaygılar, idealler... üzülür muhtemelen neye dönüşmüşüm diye. aslında daha olumlu oldu her şey ama o, henüz yaşamadığı için anlayamaz. geçen sene bugün biri gelip şu an olduğum kişiyi anlatsa "böyle olacaksın 26 bittiğinde" dese itiraz edip kavga çıkarabilirdim. şimdi çoğu şeyle kavgayı bıraktım. 26 yaş sakinleştirici etki gösterdi galiba.

    26'da dut gibi sarhoş oldum ilk defa oysa hep ölçülüydüm, ergenlikte bile. üstelik o işin alkol eşiği ile alakası yokmuş. dut gibi dediğim aslında dut değilmiş arkadaşın yalancısıyım eve gelip çamaşır makinesinden çıkanları astım ama benim için zirveydi ve sadece üç kadeh şarapla. sahiden ilginç cok daha fazlasını içip reaksiyon vermezken... psikoloji önemli.

    bir empatla tanıştım düşüncelerimi dışarıdan seslendirdiği halde geçmiş ya da o an hayatımda saklanacak/çekinilecek hiçbir sey olmadığını fark ettim. bu mutlu ediyor. doğru yaşamış ya da hep iyi yaşamış olmak değil. hatalari utanç olarak görmemenin farkı. belki de o kadar ağır değildir.

    önyargısız olmaya geçen seneden daha fazla yaklaştım. bu da olumlu. suzanne'in aynasını* buldum ben, hep başkalarının aynasından baktığımı sonunda algılayabildim.

    bir insanı sevdiğim an içimden nasıl da hayat dolu bir şey çıktığını gördüm. sonra o insanin sevgisine bağlamadan da yasama sevincine tutunabilmeyi öğrendim. bir katil soğukkanlılığıyla bir insanı içimde öldürebileceğimi, en güçlü duyguları bile tek seferde söküp atabildigimi gördüm. kin ya da nefret değil, sadece kimsenin olağanüstü olmadığını kabullenme gibi. bir insanı sevmek bu haliyle çok güzel o ayrı. sanki sağlıklı sevgiyi öğrenmiş gibiyim. aklıma rousseau için pessoa'nın dedikleri geliyor; "insanlığın insan sevmez aşığı", belki de aşka aşık olmak, sevmeyi sevmek...

    lacan, zizek, ve badiou ile tanıştım. çehov altıncı koğuş'u okudum. nasıl bu kadar zaman elime geçmediyse. bülbülü öldürmek, süreyya ve yaratma cesareti de bu yılın güzelliklerinden. etik kaygılarımın iskeletini baştan oturttum iyi ve kötü algım keskinleşti, yer yer değişti de. etik demişken lisans, yüksek lisans, ve doktora düzeyinde aynı anda etik dersi aldım. ilginç bir tesadüf oldu. en çok da yargıtay kararı okudum galiba. neyse ki davayı saplantıya çevirmeden avukata/akışına bırakmayı başarabildim.

    bir de aidiyet ve kimlik konusu var ki evlere şenlik. aidiyet hissetmeyeceğim diye kendime ettiklerim mi? yoksa tüm kimliklerden sıyrılmayı denerken kendimi yeni bir kimliğin içinde bulmam mı daha çok zarar verdi bilmiyorum. akışına bıraksam var olan yabancılaşma ile uzak kalabiliyormuşum zaten. günaydın netter!

    annemlerden ayrı bir hayatım oldugunu meşrulaştırmak 3 yıl sürdü evet olaya meşruiyet açısından bakıyorum çünkü öğrenciyken bir şekilde döneceğimi düşünüyorlardı. ayrı ev varken de işten dolayi ayrı mazereti. onların gözünde tek meşruiyet sebebi evlilikti, o eve bayram ziyareti dışında dönmeme konusunda. coğrafya kaderse de değiştirilebilirmiş. 14 yasindan beri ayrı yaşadığım evden ayrıldığımı 26',da meşrulaştırmak biraz sancılı haliyle. öncesinde telefonda "sizin ev, size gelecegim" gibi kelimeler kullansam bile annem kıyametleri koparıyordu. şimdi her şey olağan.

    her sene doğum günüm bittiğinde bir şeyler yazıp yıllar sonra oraya dönmeyi seviyorum ama bu sene toplayamadım. sanki en güzel, en dolu senemi kelimelerle kısıtlamak haksızlık olacak gibi. böyle kalsın şimdilik esas konuların kıyısından bile geçemeden.

    edit: madem sevgili günlük diyerek (hoş yıllık oldu bu) başladım, iki üç nokta daha var kendime not olabilecek. sonunda o yüksek lisansa başlandı. bir de ikinci üniversite var. okul, işsizliğin tek artısı da olabilir. iş demişken en eğlenceli kısmı atlamışım. mahkemeye verdiğim iş yerinin reklamlarında oynadım. reklam ciddi para dökerek, istifadan bir hafta önce çekildiği için istifa ve dava olmasına rağmen yayına girmesine engel olmadılar. hayatımın en trol olayı olarak hatırlıyorum şu an.

    parfüm yapmayı öğrendim, çiçek bakmayı, doğal boyalar yapmayı, çiçeklerle saç rengimi değiştirmeyi, bir de ormanda ateş yakmayı. beslenme konusunda doğala yaklaşamadım henüz, popüler adıyla organik beslenmiyorum. bir kere şehir şartlarında çok zor. zaten zayıftım ama istemsiz kilo verdim, günlerce yemeden içmeden geçti, sonra ne yesem çıkardığım bir dönem oldu, şimdi istesem de alamıyorum. bunun için bile sigarayı bırakabilirim. 27'ye ilk hedef olsun o zaman.

    *: 25 yaş/@ikinci netter
  • çok mutlu olduğum bir şirketten işe başladım. daha güçlü oldum. net kararlar aldım ve en önemlisi ilk kez aşık oldum.
  • geçen ayda kendisini 27 ile değiştirdiğim yaş. aynı zamanda yaşadığım ülkeyi ve işi değiştirdim. değişik bir yaş oldu.
  • çok merak ettiğim yaş. yaşayıp göreceğiz.
  • 25 yaş ile gelen aydınlanma ve kendini tanıma evresinin yerini çaresizlik ve kabullenmeye bıraktığı yaştır benim için seneye de 27 yaş krizi falan derken yaşa basmasak bari
  • kasımda gireceğim yaş yalnızlığımı artık sevmediğime karar verdiğim bir yaş oldu benim için. iş hayatından dolayı ne gençliğini yaşayabiliyorsun ne de tam bir düzenli hayatın oluyor iki arada bir derede.
  • erkekler için geri dönülmez bir yola girme riski olan yaş.