şükela:  tümü | bugün
  • uefa euro 2024'e ev sahipliği yapacak ülke, 27 eylül 2018 tarihinde yapılacak uefa yönetim kurulu toplantısı sonrasında açıklanacak. türkiye ve almanya arasında geçecek rekabette bu defa şeytanın bacağını kırarız gibi bir his var içimde.
    edit: kaynak kaynak-2
  • gerçekçi olmak lazım, hayallerde yaşamanın bir manası yok. ne siyaseten ne de ekonomik olarak bunun bize verilmesi imkansız.
  • zaten bu gidişle ev sahibi olmadan katılamayacağız inşallah olur da ölmeden bir avrupa şampiyonası izleriz.
  • dünya kupası ve diğer organizasyonları alan gelir düzeyi düşük ülkelere ne olduğuna bakmadan sevinilecek kuradır.

    inşaat hastası devletimize yeni sahalar açacak,cebimizden daha fazla vergi alınmasına neden olacak,fakirin daha da fakirleşmesine sebep olacak bir organizasyon olur.yukarıda başka bir yazar da güvenlik probleminden bahsetmiş : insanların transit geçerken tacize,tecavüze uğradığı ya da öldürüldüğü bu ülkede bu çapta bir organizasyon facia olur.
  • türkiye'nin bu organizasyona ev sahipliği yapmasına ihtimal bile vermiyorum. adamlar bize o kadar güvenmiyor ki, euro 2020'yi türkiye'ye vermemek için formatı değiştirmişlerdi. hele hele, siyaseten avrupa ile bağlarımızı bu kadar koparmışken bu turnuvanın alınmasını düşünmek hayalcilikten öteye gitmez. ayrıca uefa, türkiye'de oynanan maçları, 'yüksek riskli maç' kategorisinde değerlendiriyor ve önlemlerini buna göre alıyor.

    risk konusuna değinmişken, bir mesele hakkında daha düşüncemi paylaşmak istiyorum. o da herkesin son yıllarda dilinden düşürmediği bir konu aslında. o konu, şampiyonlar ligine katılan türk takımlarının(son 3 sezonda 2 kez beşiktaş katıldı, bu sezon da galatasaray katılıyor) 'kura şansı' hakkında yapılan değerlendirmeler olacak. yazının girişinde de belirttiğim gibi uefa, burada oynanan maçları 'yüksek' riskli statüye ayırıyor ve kuraları da ona göre çekiyor. yani uefa bizim temsilcilerimizin rakiplerini belirlerken türkiye'ye piyasa değeri çok yüksek olan devler yerine, avrupa'nın baş altı takımlarını gönderiyor. beşiktaş'ın şampiyonlar ligi serüveninde karşılaştığı takımlara bakıldığında, napoli, benfica, kiev, leipzeig, porto ve monaco'yu görüyoruz. bu takımlar arasında yazmadığım tek istisna ise bayern münich. o da ikinci turda uefa tarafından mecburen beşiktaş ile eşleştirildi çünkü bir doğu avrupa takımına bu kadar ayrıcalık yetmeliydi.

    bu yıl galatasaray'a baktığımızda da, beşiktaş'ın 'şansı'na benzer bir kura görüyoruz. ne hikmetse galatasaray, 4. kategoriden katıldığı kurada(beşiktaş da 3. kategoriden katılmıştı), turnuvanın en kolay grubuna uefa tarafından gönderildi. beşiktaş'ın başına gelenin, galatasaray'ın başına da geleceğini düşünüyorum. gs, ikinci tura eğer çıkarsa, bu 'şansın' bedelini ağır toplardan birine yem edilerek ödeyecektir.

    sözün özü bu kadar tantana etmemin nedeni, uefa'nın organizasyon düzenlerken ve sahip olduğu organizasyonu(şampiyonlar ligi) detaylandırırken şansa değil başka parametrelere baktığıdır. adamlar bu ülkeye yüksek bütçeli avrupa takımlarını ve tabii ki ulusal takımlarını zorda kalmadıkça göndermek istemiyor. bizde bu kuralara bakıp seviniyoruz. halbuki kazın ayağı göründüğü gibi değil. bu yazdıklarımı büyük resim kursuna gittiğim için söylemiyorum. en son 2014 yılında arsenal'den beri hiçbir yüksek bütçeli ve reytinge sahip avrupa kulübünün türkiye'ye gönderilmemesinin tesadüf olamayacağını düşünüyorum. bakalım önümüzdeki yıllarda da, bu 'şans' sürecek mi?