şükela:  tümü | bugün
  • diğer yaşlar neyse bu yaş da odur. sadece kimselere aldırış etmeyin yeter. "ay bu yaş çok bunalımlı", "ay işin yoksa feci gerilirsin" falan fişmekan, bunlara aldırış etmeyin. eğer işiniz yoksa bütün yaşlarda gerilirsiniz, 27'nin özel bir anlamı yoktur yani. hayatınızda diğer yaşlarda olmanız gerektiği gibi bu yaşınızda da aynı tutumu sergileyip rahat olun ama ipleri elden bırakmayın. evlerinde depresyon hırkasıyla gezenlere aldırmayın yani.

    edit: işbu entry'i al diğer bütün yaşların altına yerleştir. sadece x'in değişken olsun.
  • eskiden hatta neredeyse 1 sene öncesinde çocuklara velet diye hitab ederken, artık bir de bakarsın "hanimiş de" diyerek onlarla oyun oynuyorsundur.
  • zidane in costugu yastayim diyebilip coskunun icte patlamasidir. artik carsi pazar islerinden anlayip, dometesin kilosu, iyisi, yoresi gibi bilgilerin bellekte yer edinmesi ile bu cosku yasanir.
  • (bkz: bebeninbiri)
  • ..demek istiyorum.

    gereksinimlerimiz üzerine konuşuyoruz aslında. yaşamak, aşık olmak, evlenmek gibi. yalan söylemekte var bunun içinde. elbette hoş bir şey değil, elbette insanları soğutuyor sizden; ama söylüyorsunuz işte. ara vermeden hemde, sıklıkla, aksaklıkla. iyi olduğunuzu söylüyorsunuz, mutlu, meshud olduğunuzu. bütün hayallerinizi gerçekleştirdiğinizi söylüyorsunuz. fezaya çıkmadığınız halde çıktım ben güzeldi diyorsunuz. inat ediyorsunuz bir de, bu sürreal gerçeklikler üzerine. dest- izdivacınıza talibim diyorsunuz; inanmadan, inandırmadan sevdiğinize...

    ne büyük ahmaklık ediyorsunuz halbu ki; hala her sabah bambaşka bir ülkenin sınırları içinde uyanmadığınız için ağlamıyorsunuz. en büyük hayaliniz; taşlı, ucsuz bucaksız bir kumsalda bağdaş kurup denize taş atmakmış gibi davranıyorsunuz. inat ediyorsunuz ahvalinize, bertaraf oluyorsunuz!

    kimi kandırıyorsunuz?

    sevdiğinizden ilk ayrıldığınız zamanı ne çabuk unutuyorsunuz!

    tesadüf eseri cam kenarına düşmüş uçak koltuğunuzdan dışarı bakarken ki mahsunluğunuz var bi' de. hani şu kafanızı koltuğa yaslayıp sağa doğru çevirdiğiniz. yanınızda oturan adamın size baktığını farkederek, umursamayarak, kendini mavi bir gökyüzünün sahibi sayarak. hostesin; "ne alırdınız?" sorusuna ayılıp kendinize gelene kadar ki hani...

    alkış!

    bu zamana kadar yaşadıklarınız için değil, yaşayamadıklarınız için alkış. her sakal traşı sonrası; "acaba gençlentim mi lan?" sorusunu sorduran bu yaşınıza alkış.

    alkış ulan!

    yine bu sabah uyanamadığınız bir yeni zelanda sabahına alkış...

    kısaca; yeni bir yaşa sahip olmaktır 27 yaşında olmak.
  • ulan millet 27sinde çoktan efsane olmuş bi de üzerine ölüp oyunu tamamlıyor, biz 27de nalları diksek şu hayatta neyi başarmış olacağız, cenazemize kaç kişi gelcek diye sorgulatır.
  • oldukça radikal bir dizi karar aldığım ve halen içinde bulunduğum yaş. bir haltlar olacak ama dur bakalım...
  • genelde üreme isteği tavana vurur bu yaşta. kendimden biliyorum, bu yaşı geçmiş olmama rağmen bu tavan yapmış istek geçmedi pek.

    not: baba olabilmek için en az iki yıl daha beklemem gerekiyor, çok acı lan...
  • yaşlanmak değil, yaş almak kategorisindeki doğal süreç basamağı. panik yok, yolun yarısına hala sekiz yıl var.

    (bkz: yaş otuz beş yolun yarısı eder)
  • otuza gelip deyim yerindeyse karta kaçmaya yakın, yirmilerin başlarına gidip serserilikler yapıp dağıtmaya bir o kadar uzak demek 27 yaşında olmak. yıla bakıp yaşlanma hesabı yaparken aynaya bakıp suratında pek bir değişiklik göremediğin yaştır. belki gözlerinin altındaki çizgiler birazcık derinleşmiş o kadar. ama hadi içip sıçalım dediğinde artık eskisi kadar diplerde dolaşamadığını gördüğün, farkında olmadan otokontrol geliştirmeye başladığın yaştır.

    biraz da hesap kitap yapmak demek 27 yaşında olmak. eteklerini döküp yaptıkların ve yapmadıklarını gördüğün, sadece kendin için başardıklarının, hayal ettiğin kadar kabarık olmadığını gördüğün yaştır. sanki elinden kayıp gitmiş onca zaman, onca gençlik, onca aşk, onca sana ait her şey. bunu idrak edince de hesaplar yapmaya başladığın yaştır. çevrede senden başarılı yaşıtlarınla kendini kıyaslamaya başladığın, adını tarihe yazmışları ilahlaştırdığın ondan da öte evlenip çocuk sahibi olmuş akranlarına saygı ile yaklaştığın yaştır.

    hayatın bir kıyısından öbür kıyısına geçtiğini fark ettiğin, farkındalığının arttığı bir eşikte olmak demektir 27 yaşında olmak. sancılı, ürkütücü, tekinsiz... iki yakanın ortasındaki köprü gibi, nereye ait olduğuna tam emin olamamaktır. atladığın mı da o eşiği, daha iyi mi ya da kötüye mi gider bilememek; kararsız kalmaktır.