şükela:  tümü | bugün
  • tarih 28 mart 1930.
    türkiye cumhuriyeti hükümeti 91 yıl önce bugün yabancı ülkelere ihtarname çekerek, bu tarihten itibaren türkiye'deki şehirler için türkçe adlarının kullanmalarını talep etti.

    tebliğe göre bundan böyle artık, resmi yazışma ve mektuplarda constantinople yerine istanbul, angora yerine ankara, smyrna yerine izmir isimleri kullanılacaktı.

    ve türkiye cumhuriyeti posta işletmeleri bu tarihten sonra üzerinde constantinople yazılı olan mektupları istanbul'a ulaştırmadı...

    bakınız, şu para osmanlı dönemine aittir (1917-18)
    görsel

    paranın üzerinde "konstantiniyye" yazıyor.

    osmanlı dönemi, vahdettin döneminde basılan bir para ve üzerinde istanbul değil, konstantiniyye yazıyor.
    neden?
    çünkü osmanlı istanbul'a konstantiniyye diyordu.

    vahdettin döneminde böyleydi.
    abdülhamid döneminde de böyleydi.

    bugünkü sözde osmanlı torunlarının ataları istanbul'a ne istanbul, ne de islambol diyordu.

    onlara göre istanbul yoktu, konstantinopol vardı, konstantiniyye vardı...
    ta ki 1929 ocak ayına kadar.

    istanbul'a constantinople, konstantiniyye vb denmesini kim yasakladı peki?
    ulu önder mareşal gazi mustafa kemal atatürk...

    1929 yılı ocak ayında istanbul'a konstantiniyye denilmesi yasaklandı.
    3 ocak 1929'da türkiye'nin posta telgraf ve telefon genel müdürü, merkezi isviçre'nin bern şahrinde bulunan uluslararası posta, telgraf ve telefon teşkilatı'na bir mektup yazarak bundan sonra "constantinople" yerine "istanbul" adının kullanılması gerektiğini resmen bildirmiştir."

    yabancılara 1929'dan 1930'a kadar 1 yıl süre tanındı ve işte 91 yıl önce bugün istanbul'un ismi resmen istanbul oldu.

    91 yıl önce bugün istanbul'un son fatihi atatürk, istanbul ismini tüm dünyaya kabul ettirmişti...

    yaşa mustafa kemal paşa yaşa...
  • milliyetçi değil halkçı bir harekettir.

    çünkü istanbul ismi de yunancadan gelir. istanbul türkçe bir isim değildir, rumlar istanbul'a istanbul adını vermişti.

    istanbul, yunanca eis ten pólin kelimelerinden gelir. tam karşılığı: “in the city".

    ancak anlam olarak daha çok " into the city " manasındadır.

    nereye gidiyorsun? şehrin içine gidiyorum.

    isim buradan gelir.

    atatürk rumların ismini değiştirse yaşa mustafa kemal paşa yaşa, atatürk rumların verdiği isme saygı duysa yine yaşa mustafa kemal paşa yaşa,

    ya tamam mustafa kemal paşa büyük adam da, siz de iyice mürit oldunuz. 3 paragraf yazı döşemiş adam, kelimenin etimolojisinden haberi yok.

    bu arada islam bol denilen bir şeyin karşılığı falan yok. islam bol ne? öyle bir etimoloji mi olur? bir takım türkler böyle bir saçmalık ortaya atmış zamanında hala denk geliyor ara ara.

    kelimenin etimolojisi eis ten pólin. kelime yunanca.

    atatürk'ün şehrin adını değiştirmesi de imaratorluk zihniyetindeki insanların değil, halkın kullandığı dili kullanmak. halkçılık. başka bir şey değil.

    buyrun wiki.
  • --- spoiler ---
    even old new york was once new amsterdam
    why they changed it ı can't say
    people just liked it better that way…
    --- spoiler ---

    bu arada" istanbul'a istanbul diyen yoktu " cüretkar yalanı için ne desem bilemedim. sayısız örnek var ama madem nazımdan gittik o zaman nabi'den gelsin. nabi' nin ölüm tarihi 1712.

    --- spoiler ---

    bilen hâk-i sitanbul’dur rüsûm-i şîve vü nâzı kenârın dilberi nâzik de olsa nâzenîn olmaz

    (bilen istanbul çevresidir eda ve nazın töresini, taşra güzeli saygılı da olsa görgülü olmaz.)
    --- spoiler ---
  • (bkz: #121270677) bizimki yine saçma sapan coşmuş. sözlüğün en saçma sapan coşan yazarı olabilir kendisi. yalnız uyanık da köftehor, en sona bir izmir marşı ekleyip beni coşturmayı başardı. izmir marşı hayattaki en büyük zaaflarımdan biridir, duyar duymaz coşarım. bir de 10. yıl marşını duyunca etrafa rastgele bir şekilde çatal kaşık fırlatmaya başlarım.

    hayır sanki öyle bir anlatmış ki konstaniyye adı kaldırılıp yerine öztürkçe istanbul adı getirilmiş sanacağız. istanbul adıyla ilgili benim bildiğim en ciddi teori yunanca eis tan poli tabirinden geldiğidir. benden önce de bundan bahsedenler olmuş. şehrin kurucusuna gönderme yapan isimden yunanca kökenli başka bir isme geçişten milliyetçi bir galeyan yaratmak saçma sapan coşmanın sözlük karşılığı olsa gerek.

    sözlükte hep bahsettiğim bir şey var, hatta bütün entelektüel birikimim bu olduğu için sadece bundan bahsediyor da olabilirim. iktidar elbette silah gücüyle kazanılır fakat bunu kalıcı kilmak için daha da önemlisi meşru kılmak için her iktidarın sembolik iktidar aygıtları, bir semboller bütünü vardır. dünyanın her yerindeki iktidarlar çağa, bölgeye, siyasi ajandalarına vs göre çeşit çeşit sembol paketleri kullanır. feodal toplumda soyluların mavi kanlı kabul edilmesi gibi, ya da ulus devletin bir millete kutsiyet atfetmesi gibi. sonuç itibariyle osmanlı cok uluslu, çok dinli bir imparatorluk, kullandığı semboller bütününü de buna göre okumak lazım. zira istanbul'a konstantiniyye denmesi tesadüfi bir durum değil. şehrin kurucusuna yaptığı gönderme kadar şehrin kurucusunun mensubiyeti de önemli burada. (tam bakmadım ama aslında kurucu da olmaması lazım, şehri ihya eden, roma'nın başkenti ilan eden, ikinci bir roma'ya dönüştüren imparator olması lazım, yoksa öncesinde de bölgede yerleşim var.) burada şehri "fetheden" fatih'in kendisine sultan, hakan ve kayzer dedigini hatırlamakta fayda var ve bu unvanlar da tesadüfi değil, inanır mısın sevgili altay horda? fatih ve devamında osmanlı zaman zaman teker teker, zaman zaman da hepsini birden kullanarak bu üç dünyanın, islam, türk ve batı dünyasının lideri olma iddiasını, burada hak iddia etmeyi denemiş, deniyor. bahsedildiği gibi istanbul'a konstaniyye diyen abdulhamid bir yandan halifelik unvanını canlandırmaya çalışıyordu bunlar ne birbiriyle çelişkili şeyler ne de cok şaşırtıcı şeyler.

    ikinci bir mesele de bütün zamanlarda dünyanın her yerinde köklü iktidar değişiklikleri köklü sembol degisikliklerine yol açar. bu fiziki olarak gerçekleşen iktidar değişimini sembolik düzeye taşıyarak hem eski iktidar tamamen silinir hem de yeniden canlanması ihtimalinin yokluğu vurgulanır. sovyet devrimi olduğunda şehirlerin leningrad, stalingrad olması; sovyet rejimi yıkıldığında da tekrar eski isimlerine dönüvermeleri tesadüfi ya da şaşırtıcı, ya da burada bahsedildiği gibi kerameti kendinden menkul şeyler değil. e cumhuriyet de bu sembolik kopuşlar konusunda bolca örnek sunar, bunlar hem rejim değişikliğinin hem de imparatorluktan ulus devlete geçişin tezahürleri, fazlası değil. hadi islama dair şeylerden arınmayı amaçlayan kopuşlardan arap etkisinden arınma üzerinden milliyetci kerametler yaratıyorsunuz da bir roma imparatorunun adıyla anılan şehri yunanca kökenli başka bir isimle değiştirmekten nasıl bir keramet yarattınız be muhteremler?

    kapanışı eklemeyi de unutmayalım:
    izmir'in dağlarında çiçekler açar
    altın güneş burada sırmalar saçar
  • osmanlılar konstantiniyye istanbul- islambol demiyorsa 18 yy'de basılmış islambol yazan osmanlı sikkelerini ne yapacağız o halde? milliyetçi hülyalarınızı beslemek için çarpıttığınız tarihi tasdiklemeyen her şeyi yok mu sayacağız?

    ayrıca halkın ağzında islambol olan kelimenin yunanca eis tan polin den gelme ihtimali çok yüksektir. dolayısı ile yunanca bir kelime yerine yunanca bir kelimenin gelmesi senin milliyetçi fantezilerini beslememesi gerekirdi sanki bilemiyorum altan...

    türkiye'nin başkenti ankara bu muhteşem türkleşmeden neden nasibini almadı acaba yada bursa yada, kayseri (caesarea) , edirne(hadrianopolis), trabzon, hiç biri türkçe değil... gerçi siz antik anadolu medeniyetlerin türk olduğuna da inanıyorsunuzdur.*

    (bkz: cedid islambol)
    (bkz: zer-i mahbub)
  • (bkz: nun)

    iyi hoş da da constantinople kelimesine nun ekini nasıl ekleyebildin çok merak ediyorum. hangi aksanla, hangi dilde okursan oku nun gelmiyor...

    tanım: istanbul'un etimolojik köklerini koruyarak isim değiştirme hadisesi.
  • başlığı görür görmez aklıma gelen: tık
  • roma imparatoru'nun isminin verildiği bir şehrin adının (konstantin'in şehri) değiştirilmiş olması neden hayırsız bir olay olsun. hiç mi kafanız çalışmıyor yoksa ilgi çekmeye mi çalışıyorsunuz?

    tarihe saygı o dönemden kalma tarihi yapıların korunmasını gerektirirdi, onu da becerememişler. tarihe saygı için tarihi değerlendirmenin en önemli şartlarından birini göz önünde bulundurun, o günlerin şartları nelermiş, benzer fetihlerde nasıl yollar izlenmiş, vs...

    buraya gelip cahil cühela şekilde her boka muhalefet yapmak yerine biraz saksıyı çalıştırın.