şükela:  tümü | bugün
  • 1.dalga akım; kahveyi içmek,

    2.dalga akım; kahve çeşitleri hakkında bilgi sahibi olmak, çekirdekleri araştırmak,

    3.dalga akım ise kahvenin de şarap gibi kendi kültürü olduğunu düşünüp hangi kahve ile hangi yiyecek gider, demleme çeşitleri nelerdir vs araştırmak anlamına geliyor.
  • 1. dalga akım; nescafe , jacobs gibi suda çözünebilen kahveciler
    2. dalga akım; starbucks, cafe nero, gloria jeans gibi büyük şubeleri olan, kahvelerini büyük kahve kavurma alanlarında kavuran, instant kahvelere nazaran çok daha kaliteli kahve içmeye imkan sağlayan kahveciler
    3. dalga akım ise; 2. dalga kahvecilerden yola çıkarak specialty coffee olayına farklı bir bakış getirip gerçekten kaliteli kahve çekirdeklerini alıp, haftalık bilemedin aylık olarak kendileri kavurup mümkün mertebe taze, aromatik kahveler hazırlayan kahvecilerdir.
  • trish rothgeb'in isim anası olduğu akım. temelinde kahvenin seri üretimden kaynaklı negatif taraflarını atıyoruz, geriye pozitifler kalıyor, tüketiciler de her zaman olduğu gibi aslında olması gerekene bu akım sayesinde ve elbette daha fazla para ödemeyi göze alarak ulaşıyor(du). güya.. niye? çünkü aslında olması gereken, gerçekte bir lükstür.

    sonra ne oldu? iyi niyeti paraya çeviriciler geldi ne olacak? onlara kısaca hipster falan da deniyor lakin konumuz o değil. fakat "hipster ne ola ki bacı?" diyeceklerin 1 entry ile 2 kuş vurma fırsatını ellerinden almayayım. en eski azılı solcuların* en sağcı işadamı olmasını düşünün. şimdi oradaki tespih, sakal, takke üçlüsünü teşbih, sakal, bere ile değiştirin. oldu mu sana hipster!? olmadı tabi ama oluyor maalesef.

    peki asıl mevzumuz, yani üçüncü dalga neydi? üçüncü dalga emekti. peki neyi emekti? kan mı emekti yoksa kahve mi emekti? şu an türkiye'de o olması gereken kahveler görülemediği için buradan bakınca öyle görünüyor ki, tüketicinin iyi niyeti ile beraber parasını emekti. hasadının üstünden 2 hatta 5 sene geçmiş kahveye "rezerve" yazak, 10 liralık kahveyi 120 ila 150 lira aralığında satak, eleştiren olunca hasadından çatlamış o şekerim diyekti. açık kavuruyoruz ayağına bombok kavurak, başkasının bombok kavurmasına bakıp baked diye bok atak, şekil olsun, ambiyans dolsun diye çiş dansı hareketleri ve modernize edilmiş kıç yıkama ibriği ile kahve hazırlayaktı. soğuk demleyek, içine nitrojen basak, bıyık bırakak, fincanına 7 ila 14 lira alırken bıraktığımız bıyıkları burak, enine çizgili t-shirt giyek, pandomim yapak, kolumuza atatürk dövmesi yaptıracak kadar milliyetçi olak ama adımızı ecnebi adına çevirek, kasılak, kasılak, kasılak, cafe, cafeler, cafelerimiz açak, daha çok cafe açak ama kahve adına 1 bok bilmeyekti üçüncü dalga. ya da daha doğrusu, üçüncü dalgayı olması gerekenden uzaklaştırıp, böyle bir kepazeliğe dönüştürüp, isim anasını bile ağlataktı.

    ve üçüncü dalga adına yaraşır şekilde üçkağıtçılıktı ve inşallah bir gün tüm üçkağıtçılar gibi yargılanıp rafa kaldırılacaktı.

    ve işte asistanım merova üçüncü dalganın kaldırılacağı o rafı sizler için hazırlıyor!

    merocum, kesik at başını koyduğun rafın bir altını düşündüm ben. evet orası. yok yok sığar sen merak etme, sok sokuştur, koy koyuştur.
  • türkiye'de, -nesillerdir aile işi olarak kahve işi yapmış/yapan/yapacak olan köklü italyan şirketlerine, ailelerine henüz bir kaç yıllık kahve görgüsü, bilgisi, birkaç kiloluk kahve kavurma makinelerine sahip olunca burun kıvıran kahvecilerdir.

    ..ama taze kahve, single origin, coolluk, dans, renk, hipster bıyığıydı, latte art, derken.. e yarrak gibi kavurmuşsun kahveyi demeyi borç bilir, sirke gibi kahveyi içer iken ismail abi gibi nam nam nam diye mırıladanan blogger a da selam ederim.
  • kendi götünden uydurduğu probleme kendi götünden çözüm üretmek.

    şimdi kıbrıs şehitleri caddesi sonunda 50 metrelik daire içerisinde; starbucks, two cups of coffee, brewmood, bi de ot'un yanında yeni açılacak bir dükkan var, caribou'nun da 1 hafta önce kapandığını ekleyeyim.

    son açılan 3 dükkan bu 3. dalga, brewmood, two cups ve yenisi, belli ki tırt lan işte. böyle bi kahve ihtiyacımız yok ki bizim.

    --bu entry sanki daha fazla editlenecekmiş gibi hissediyorum--

    otun yanındaki kahvecinin karşısına da bir dükkan açıldı, şimdi sabahtan akşama karşılıklı bakışıyolar.

    kıbrıs şehitlerinin başında da yıllardır boş duran, eski akbank'ın olduğu dükkanı bisquette'nin sahibi olduğu firma kiralayıp (20-30 bin kiralardan bahsediyoruz) komşu kahve adında bir dükkan açtı.

    bizim girişimcilerdeki bu girişememe ruhunu hayranlıkla izliyorum.
  • sıfıraltı kahve günleri sayesinde kahveye bakış açım bir miktar değişti. bu akımı da ilk defa orada duydum.

    kahve içmeye herkes gibi bende 1. akımla başladım yani evde nescafe yaparak. 2. akım dediğimiz ise yukarıda da belirtildiği gibi büyük kahve kuruluşları. starbucks bunların içinde en büyüklerinden özellikle ülkemizde. buraların başarısı da standardizasyonlarından geliyor(muş). yani ankara'da bir latte aldığınızda aynı tadı gidip paris'de de bulabiliyorsunuz. kahve günleri kapsamında fatih erkan adlı bir kahve tutkunu tarafından bu kelimeler kullanıldı tam olarak. 3. dalga ise tamamen farklı bir konsepte bürünüyor. burada kolaya kaçmak pek yok. kahvenin kültürü, türleri, tadı, demleme yöntemleri gibi bir çok farklı konuya müdahil oluyorsunuz.

    kahve hakkında çok bilgim yok şöyle ki evde frencpress den öteye geçmişliğim yok ama gördüğüm kadarıyla bu kültür epey ilgi çekici. bu kültürde bile sadece para kazanmaya odaklı tipler mevcut. en dandik yanmış kahveleri bile özel hasat adı altında satmaya çalışanlar var(mış) o yüzden en pahalı kahve en güzelidir demek yerine araştırıp öğrenip bir şeyler denemek en mantıklısı.
  • son dalgayı iyi tuttuk. her yer antin kuntin kahveci doldu.

    tanım : çok popüler olan kahve akımı
  • aralarında starbucks seviyesinde bile kahve sunamayan kahveciler var. ne anladım 3. dalgadan.
  • ıstanbul da bulunanlarinin cogunu denedim ve rahatlikla soyleyebilirim ki hepsi istisnasiz bok gibi kahve satiyor. aslinda mukemmel is modeli boktan ucuz ve bayat kahveyi al abarti fiyatlara sat nasilsa kahveden anlayan insan bir avuc.
    ıclerinde bir kahveyi 20 tl ye satanindan at gibi ter kokanina ne ararsan var.