şükela:  tümü | bugün
  • eger oy verilebilecek mertebeye gelindi ise, sabah erken kalkılır giyinilir kuşanılır, sanki dügüne gidiyormuş gibi...büyük bir gurur ve vatandaşlık görevini yerine getirmenin verdigi huzurla zarf o daracık aralıkdan sıgdırılmaya çalışılınır. ilk seferinde kimse başaramaz -he is the one- zarf buruşur fakat aşagı düşmemekte diretir. zor bela zarfı içeriye atma başarısını gösterirsiniz. fakat düştügünden emin olsanız bile parmaklarınızın ucu ile aralarıga bir kaç dokunuş, bir kaç itekleme daha yaparsınız. sonra başınızı kaldırır sıradaki bireylere "evet...evet başardım" der gibi bakarsınız...

    kalabalıgı yararak başınız yukarıda dışarı çıkmak için seyirtirsiniz, bilirsiniz ki siz bekleyen kuru kalabalıktan farklısınızdır. çünkü siz başarmışsınızdır. diger tüm bekleyenler, "daha sıra gelmedi mi yahu" diye sızlananların yanında saga sola bakarak, emin adımlarla ilerlersiniz.

    nihayet kalabalıgın arasından kurtulup dışarı çıkabilmiş, temiz hava ve parıldayan güneş ile karşılaşmışsınızdır. bir iki adım atarsınız. fakat sanki biri adınızı söylemiş, sanki biri size seslenmişcesine, arkanıza döner bir kaç saniyeligine çıktıgınız kalabalıga doğru bakar, gülümsersiniz. daha sonra da kravatınızı saga sola çekiştirir, rüzgardan kanat gibi olan ceketinizi toparlarsınız.

    artık herşey bitmiş, eski hayatınıza geri dönmüşsünmüzdür. o andan itibaren, taki diger seçime kadar kimse sizi kastederek, "degerli vatandaşlar" demez. yada hiç kimse dertlerinizle sizden çok ilgilenen biri gibi davranma geregi duymaz. siz artık kullanışmış bir mendilsinizdir. annelerimizin özenle dantelle işledigi ve cebimize koydugu mendil degil, hoyratça kullanıldıktan sonra atılan kagıt mendilsinizdir. üzülmeyin diger vatandaşlar da aynı durumda, sadece bir kaçı seçimden sonra kendini kötü hissetmeyecek. onlar da oy kullanmayanlar.

    şimdi tek teselliginiz televizyondan seçimi takip etmek zevki olabilir.
  • oldu bittiyle yapilan secimdir,

    ecevit'in bir anda hastaneye kaldirilmasiyla baslanan surec sonunda adaylar coktan kılıclarını cekip buralara gelmislerdi,

    yasadiklarimiz sanki sonunu bildigimiz bir filmi izlemek gibiydi, o zaman nelerin olacagi asagi yukari belliydi.

    ortaya cikan troykalar, genc liderler, yeni partiler, icazetler arasinda sessiz sessiz gelen gucler vardi,

    daha secime girmesi sakincali bir aday oy pusulalarinda yaziliyorsa saibeliydi o,
    ortaya cikan yolsuzluklara ragmen gecerli sayiliyorsa saibeliydi,

    ama adina demokrasi dedigimiz olayin unsuru bile bir takim guclerin oyuncagi olmussa ne gelir elden.
  • gümrük kapıları harici,seçime katılma oranının %79.08 olduğu seçimdir.
    http://www.ysk.gov.tr/…/gumrukharic/gumrukharic.doc
    (bkz: kendi düşen ağlamaz)
  • (bkz: #28734051)
  • dikkat edilirse, sağ-merkez partilerin baraj altında kalmasına sebep olan genç parti ve cem uzan'ın oportünizm merakıdır. parti kurmak yerine baraj altında kalan diğer sağ partilerden birinden aday olsa, hem kendisi seçilebilir hem de akp'nin ezici iktidarının önüne geçilebilirdi.
  • seçim tablosunun böyle çıkmasının sebebi ülke tarihinin en büyük ekonomik krizi etkileri geçmeden yapılmasıdır. o zaman apar topar seçime gidilmesinin sebebi mhp'siz hükümet söylentilerinin çıkmasıdır. mhp yerine dsp-anap-dyp hükümeti dedikoduları çıkmıştı. bunun üzerine mhp erken seçim çağrısı yaptı ve erken seçim kararı alındı. daha sonra seçimi erteleme gündeme gelse de geriye dönülemedi.
  • darbedir.

    http://arsiv.ntvmsnbc.com/…les/secim2007/secim2002/

    akp 2002 seçimlerinde geçerli oyların %34,28'ini almış (hatta oy kullanmayan 10 milyon kişiyi de hesaba katarsak akp'nin aldığı oy %26,5 civarıdır, aralarında benim de bulunduğum bu 10 milyon kişi bence sadece ve sadece tembellikten değil, belki de bu seçim sistemi ile oy vermek istedikleri partinin zaten meclise 1 milletvekili dahi sokma imkanı olmadığını bildikleri için veyahut da adına temsili demokrasi denen ve 5 yılda bir oy kullanıp geri kalan 5 yıl boyunca kendisi ve ülkesi hakkında alınan hiçbir karara katılamayacağını bildiğinden oy kullanmamıştır)ve %10 seçim barajı gibi dünyanın hiçbir yerinde bulunmayan bir saçmalık sayesinde mecliste %66 çoğunluğa sahip olmuştur.

    bu seçimin ve akp'nin iktidara gelişinin meşruiyeti yoktur. bunun aynısı mısırda da oldu ve mursi denilen o adam tam da akp gibi %25 oy alarak mecliste %50'den fazla sandalye kazandı, ama mısır halkı mursi gitsin diye 23 milyon imza topladı ve ardından 30 milyona yakın insanın birden toplandığı gösteriler düzenledi, eninde sonunda da gitti işte, mısırda darbe darbe oldu diye bağrınıp durmalarının sebebi de budur, aynada kendi yüzlerini ve sonlarını gördüler ondan o kadar korktular...

    demem o ki yakın zamanda dünyanın hiçbir seçiminde ben buna benzer bir adaletsizlik sonucu iktidara bu kadar kuvvetli bir şekilde gelmiş bir parti bilmiyorum, araştırma gereği bile duymuyorum, çünkü biliyorum ki dünyada %34 oyla %66 sandalye kazanıp neredeyse anayasayı değiştirecek bir güce mecliste ulaşmak mümkün değil.

    bu %10 seçim barajının güçlü hükümet, ekonomik istikrar ve saire için gerekli olduğu yalanına da beni kimse inandıramaz. dünyada bir sürü ülke onlarca yıldır koalisyonlarla yönetiliyor ve gayet de refah ve istikrar içindeler; (bkz: almanya) (bkz: belçika) v.s.

    hükümete şunu söylemek lazım, şu %10 seçim barajını kaldırın da görelim bakalım kaç milletvekili çıkarıyorsunuz, o ikide bir söylediğiniz iki kişiden birinin oyunu aldık lafınız ne kadar doğru, %10 seçim barajı yüzünden temsil edilmesinin mümkün olmadığını düşünen insanlar da oy kullandığında veya nasıl olsa partim meclise giremeyecek bari şunlara vereyim diye size verenler kendi partilerine oy verdiklerinde bakalım ne oluyor...

    ama hayır, oyunun kurallarını siz koyuyor ve sonra bu kurallarla ben bu oyunu oynamam diyene de sen oynamıyorsun sen karışma bize diyorsunuz...
  • sonuçları bakımından, türkiye tarihinin demokrasiden en uazk seçimlerinden birisi olmuştur. oy verenlerin 1/3'ü temsil edilememiş, %34 oy alan bir parti mecliste yaklaşık %65 temsil gücüne sahip olmuştur. peki bu sonuca nasıl gelindi ?

    bilindiği gibi 2001 ekonomik krizinin etkileri henüz atlatılamamış, kemal derviş'in beraberinde getirdiği bazı reformlar uygulamaya konulmuş ancak sonuçlar alınmaya henüz başlanmamıştı. başbakanın hastalığı da o dönemlerde sürekli gündemde idi. krizden güçlü ekonomiye geçiş için bu zayıf koalisyon hükümetinden kurtulmak gerektiğini düşünen istanbul sermayesi, o dönemde gündemde olan ırak harekatına hükümetin destek vermemesi nedeniyle abd'nin de desteğilyle birlikte yeni bir oluşumun iş başına gelmesi gerektiğini fark etmişti; bu nedenle halk nezdinde tabanı olan, ancak eski başarısız siyaset düzeninde boy göstermemiş, ''temiz'' yeni bir partiye ihtiyaç vardı. ak parti işte bu dönemde kurulmuş ve hızla yükselmeye başlamıştı. o günleri yaşayanlar çok iyi hatırlayacaklardır, ak parti ve chp bugün kendilerinin adeta düşmanı olan medya gruplarından (hürriyet vs) sonsuz destek görmüştü, hiç kimse bu konuda kendisini aldatmasın. medyanın her köşesinde, ''henüz yeni kurulmuş olmasına rağmen bu partinin birinci olacağı ve yeni olduğu ve eski kimliklerinden arınıp daha 'modernize' oldukları için bir defa da olsa denenmeleri gerektiği'' propagandası yapılıyordu. hatta o dönemde fatih altaylı'nın deniz baykal ve recep ayyip erdoğan'ı birlikte konuk ettiği meşhur bir teke tek özel programı olmuştur, ikiliye kolaisyon oluşturur musunuz diye sorulduğunda iki taraf da olumlu yanıt vermişti. yani seçimlerde istanbul sermaysesinin desteklediği iki parti aslında gayet açık bir şekilde ortadaydı, ak parti ve chp.

    bunların dışında gene bizim bir takım solcu abilerin desteklediği yeni türkiye partisi ve elindeki medya gücüyle birlikte cem uzan da seçimin diğer iddialı isimleriydi. seçimler için sadece bu 4 parti ciddi bir reklam çalışması yapmıştı kısacası, dolasyısıyla diğer partilerin seçim yenilgisi halkın da yılların başarısız kolaisyon hükümetlerinden dolayı kendilerinden bıkmaları sonucu çok da sürpriz olmamıştı.

    ancak seçimlerin ve dolayısıyla türkiye'nin kaderini etkileyen iki kritik sürpriz olmuştu, birincisi dyp'nin baraj altında kalması, ikincisi ise ak parti'nin hem bu dyp etkeni nedeniyle hem de beklenenin üstünde oy alması sonucu tek başına iktidar olmasıydı. aslında her ne kadar istanbul sermayesinin ak parti-chp koalisyonu istediğini söylediysek de, ak parti'nin o dönemde asıl hedefi zaten tek başına iktidar olmaktı, bunu o dönemki seçim sloganlarından da hatırlayabiliyorum: ''tek başına, iş başına''. ancak kendilerine bu konuda tartışmalı bir biçimde dyp'nin baraj altı kalmasının da çok yardımı dokunmuştu. her ne kadar dyp de oy kaybeden diğer partilerin yanında yer alsa da, gene de belli bir tabanı vardı ve en azından meclise gireceği tahmin ediliyordu, ancak olmadı. daha sonra ise; nedenini şu an hatırlayamıyorum ancak, dyp'nin aldığı oy oranı bir şekilde tekrar gündemde geldi ve dyp'nin aslında barajı geçmiş olması gerektiği falan medyada tartışıldı (sanırım güneydoğudaki bağımsız milletvekilleriyle ilgili bir konu idi), ancak o girişim de sonuçsuz kaldı ve bu sayede ak parti kesin olarak tek başına iktidar oldu. bir kaç ay sonra da tayyip erdoğan milletvekili ve başbakan oldu ve ak parti iktidarı böylece tam anlamıyla başlamış oldu. gerisi malum.
  • bu seçimde en enteresan olay genç partidir. diğer enteresan olaysa genç parti'nin oylarının geldiği kitledir.
    99 seçimlerini baz alırsak, anap+dyp+fazilet+mhp=%58. 2002 seçimlerinde fazilet yerine akp ve saadet'i koyunca da bu toplam yuvarlak hesapla %60 ediyor. diğer yandan 99 seçimlerinde dsp+chp %31'ken 2002'de ytp ile birlikte %22. %7'lik genç parti oyunun ve %2 sağa kayışın bu aradaki farktan olduğunu tahmin edebiliriz. dsp'nin bu süreçte yok olduğunu hatırlayınca, chp'nin zaten 99'da bile oy veren seçmeninin zaten hiçbir şekilde başka bir partiye gitmeyeceğini de göz önünde bulundurunca, bu kitlenin 99'da dsp'ye, bugün de büyük oranda chp'ye oy veren kişiler olduğu ortada. büyük oranda kentli orta sınıf, esasında liberal seçmen olmaya müsait kitle bu süreçte önce cem uzan'ı denedi. esasında bu, muhafazakar söylemi olmayan, harbi liberal ve popülist bir partinin türkiye'de, biraz pilav döner biraz alcatel desteğiyle oy potansiyeli olabileceğini gösteriyor olabilir. diğer yandan,95'te chp+dsp=%25. sağın toplamıysa %68. dolayısıyla ortada bir %7-8lik swing oy varmış, ve bu oy 2002'de neredeyse tümüyle gp'ye gitmiş diyebiliriz.

    özetle, 95'le 99 arasında merkez sağ ve faziletten mhp'ye ve dsp'ye oy akışı olmuş. 99'da, sağdan dsp'ye geçen oyların neredeyse tümü 2002'de genç partiye gitmiş. tahminimce, 2007'deki dyp oyu büyük oranda eski merkez sağ kemik seçmeninden değil buradan geliyor, %5. 2009 yerel seçiminden itibarense bu oy chp'ye geçmiş ve chp'yi yeniden toplamda 99'daki chp+dsp seviyesine çıkarmış.

    %60 civarındaki kemik sağ oy ise hala orada, değişmez ve kanımca uzunca süre değişmeyecek bir biçimde duruyor. %45 akp, %15 mhp.