şükela:  tümü | bugün sorunsallar (2)
  • adam amerikada yaşıyorum sizin kadar önemsemiyorum diyor amerikada yaşadığın için olabilir mi aptal herif.
  • biden için hem tayyip erdoğan'a hem de türkiyeye düşman demişler. ikisine birden nasıl düşman olunuyor?
    ya birini seviyorsundur ya diğerini.
  • abd seçim sistemini ve 2020 başkanlık seçimi için önemli gördüğüm noktaları basit ve kısa bir şekilde anlatmaya çalışacağım :

    -abd'de iki dereceli seçim sistemi var. halk sandığa giderek toplam 538 delege (electoral votes) seçer. seçilen bu delegelerin hepsi seçiçiler kurulu'nu oluşturmuş olur.(electoral college) bir adayın başkan seçilebilmesi için bu kurulun çoğunluğunu sağlayan minimum delege sayısına ulaşması gerekir. bu sayı da toplam delege sayısının yarısından bir fazlası yani 270. 270 delegeye ulaşan aday başkanlığı da kazanmış olur. (seçimden sonraki aralık ayının ikinci çarşamba günü kurul toplanır ve başkanı seçer ama bu kurul tamamen sembolik bir kuruldur çünkü delege hangi partiden aday gösterildiyse o partinin başkan adayını seçmek zorundadır.)

    -önemli olan adayların aldığı toplam oy değil, hangi eyaletlerdeki delegeleri kazanmış olduklarıdır. örneğin 2000 seçimlerinde al gore ve 2016 seçimlerinde hillary clinton toplam oyda rakiplerini geçmesine rağmen başkan seçilememişlerdi. delege sayıları ise her eyaletin nüfusuna göre belirleniyor. nüfusu fazla olan eyalette delege sayısı da fazla oluyor.

    -bir eyaleti %50.01 veya %99 ile kazanan arasında hiçbir fark olmuyor. bir eyalette rakibinden sadece 1 oy fazla alan kişi bile o eyaletin tüm delegelerini kazanmış olur. (maine ve nebraska eyaletleri hariç. bu eyaletlerde delege sayısı, seçim bölgeleri ve eyalet genelinde alınan oyların dağılımıyla hesaplanıyor.)

    -abd'deki eyaletlerin büyük bir bölümü, cumhuriyetçi ya da demokrat parti'nin kalesi konumunda. en çok delege çıkaran iki kale eyalet : cumhuriyetçi parti için texas 38 delege, demokrat parti için california 55 delege. seçimlerde kimin kazanacağını belirleyen eyaletler ise genellikle kale eyaletler değil çekişmeli eyaletler oluyor.

    -çekişmeli veya diğer adıyla kilit eyaletlerden toplam 161 delege çıkacak. en önemli gördüğüm beş kilit eyalet : florida (29 delege), pennsylvania (20 delege), ohio (18 delege), georgia (16 delege), north carolina (15 delege). yapılan seçim anketlerinde bu eyaletlerde kafa kafaya yarış vardı. zaten 2016'da trump bu eyaletleri kıl payı kazanarak başkan seçilmişti. iki partinin de gözü kulağı bu eyaletlerde olacaktır. trump'ın buraları kaybetme lüksü yok çünkü diğer eyaletlerin çoğunda biden kazanacakmış gibi duruyor.

    dikkat edilmesi gereken bazı şeyler :

    ohio eyaletine dikkat edin çünkü 1860'dan beri ohio eyaletini kazanan aday (grover cleveland ve kennedy hariç) başkanlığı da kazandı. (bu yıl ohio'da yapılan anketlerde durum kafa kafayaydı.)

    1984'ten beri seçimi kazanan başkanları doğru tahmin eden tarih profesörü allan lichtman, bu tahminleri 13 farklı kritere göre yapıyor. bu sene için 7 tanesi biden, 6 tanesi trump lehineydi. bu duruma göre lichtman, joe biden'ın başkan seçileceğini düşünüyor.

    bahis oranları : biden 1.50, trump 2.60

    edit : seçilen delegenin kendi partisinden gösterilen başkan adayına oy verme zorunluluğu anayasa hükmü değil ama bu durum uzun yıllar devam ettiği için örf ve adet kuralı haline geldi ve hukukta kural olarak örf ve adetlerin de bağlayıcılığı vardır.
  • hakkinda şoyle genisce bir inceleme yazmak istiyorum. vakti olan veya ilgili olanlar bilgilensin . hatta size bunlari anlatirken bende ayni zamanda daha fazla arastirip ogrenmis oluyorum.

    sirayla gidelim butun konulari tek tek ele alalim. ilk olarak neden secimler butun dunyada pazar gunu yapilirken bu adamlar sali gunu secim yapiyor ?

    1.secimler neden sali günu ?

    en basit tanimiyla bu bir gelenek . birlesik devletlerde secimler 1845 ten beri kasim ayinin ilk sali gunu gunu yapiliyor. daha dogru 1 kasimi takip eden ilk sali gunu.

    peki neden sali ? bunun birkac sebebi var ancak bugun icin anlamini yitirmis sebepler diyebiliriz. bir an icin 1800 lu yillara döndüğümuzü dusunelim. x bir eyaletin y bir kasabasina bagli bilmem kac donumluk ciftliginizde ailenizle yasiyorsunuz. sehir merkezine gidip gelmek buyuk sorun. pazar gunleri kiliseye ayine giden cok buyuk kalabalik var . o yillar amerikasinin cok ciddi bir dini yönü var. pazar kiliseye gidildiginden pazar secim yapilamaz. pazartesi sabahtan yola ciksaniz il merkezine yani oy vereceginiz yere gitmeniz yasadiginiz yere bagli olarak 1 gune yakin surebilir yani yetisemeyebilirsiniz o yuzden pazartesi de olmaz. ayrica sehir merkezine gitmek icin buyuk ihtimalle at arabasi kullanacaksiniz o yuzden kar ve yagmur mevsimi de henuz baslamamis olmali. tabi bir de hasat mevsimi var. ulkenizin yuzde 90 i ya ciftci ya da hayvancilik yapiyor. o yuzden oy vermeye zaman ayirmak icin hasat mevsiminin de sona ermis olmasi gerekiyor. iste bu yuzden bu kriterlerin hepsini saglayan zamanlardan en iyisi kasim ayinin ilk sali gunu. bugunden bakilinca ne hasadin ,ne ulasimin ,ne kilise ve ibadetin onemi kalmamis olsa da bu gelenekten vazgecilmemis.

    gelelim secim nasil yapiliyor konusuna ?

    2.secimler hangi yontemle yapiliyor ?

    abd de secimler yine modasi gecmis ama yine geleneksel bir yontemle yapiliyor ve bu yontem cokca tartisilan bir sistem . o konuya da deginiriz.

    simdi bildiginiz gibi abd de 50 eyalet arti baskent olan washington d.c var. baskent federal bir bolge , eyalet degil . ancak baskanlik icin oy verme yetkisine sahip. abd vatandaslari secimlerde direkt olarak baskan ve b.yardimcisi adaylarina oy veremiyor. yani bir abd vatandasi trump a oy veremez. bunun sebebi de electoral system dedikleri sistem. abd vatandaslari baskan adaylarina degilde electoral college denen seciciler kurulu na girecek kisilere oy verirler. yani baskani secen vatandas degil aslinda bu seciciler kuruludur. bu 1800 lu yillar icin guzel bir sistem olabilir. cunku bir baskan adayinin cikip washington dan kalkip california ya , ya da ne biliyim kuzey dakota ya falan gidip cictlik ciftlik gezerek propaganda yapip oy falan istemesi pek mumkun olmadigindan , siz eyalet olarak kendinize temsilciler seciyorsunuz ve o eyaletin temsilcileri sizin adiniza d.c ye gidip secici kurulda baskanlik secimi icin oy veriyor.

    peki bu seciciler kurulu dedigimiz adamlar ne sekilde seciliyor ?

    iste abd de asil tartismasi suren konu bu. cunku bu secim yontemi de son derece sacma oldugundan ve gunumuze pek uygun olmayan geleneksel bir yontem oldugundan ,toplamda ulke genelinde daha az oy alan kisinin baskan secilebilmesine nadir de olsa imkan verebiliyor. bunun gibi ornekler abd tarihinde az da olsa gorulebiliyor ki en yakin ornek su anki baskandonald trump . kendisi 2016 da ulke genelinde diger aday hillary clinton dan daha az oy almasina ragmen baskan secildi .

    peki bu nasil mumkun olabiliyor ? burada temel sorun eyaletlerin secici kurula gonderecekleri temsilcileri belirlemekte kullanilan yontem. bu yontemin adi da winner take all yani kazanan hepsini alir. basit anlatimla bir eyalette en fazla oy alan parti o eyaletin sahip oldugu tum seciciler kurulu uyeliklerini kazanmis olur. misalen california nin secici kuruldaki uye sayisi 55 tir ve california eyaletinde en cok oy alan parti tum uyelikleri kazanmis olur. bu yuzden bu sacma sistem bazen , toplamda az oy alan kisinin baskan secilmesi gibi garip sonuclara sebep verebiliyor.

    aslinda her eyalet kendisine nufusu oraninda verilmis olan secici kuruldaki uyeligini belirlemek icin istedigi yontemi belirleme hakkina sahiptir. yani mesela arizona eyaleti cikip "ya kardesim bu cok sacma bir sistem ben bizim eyaletin temsilcilerini bu sekilde gondermem mesela aldiklari oy oranina gore gondericem oylarin yuzde 45 ini alan parti uyeliklerinde yuzde 45 ini alsin " diyebilir.

    ancak bunu bu zamana kadar demis olan yalnizca iki eyalet vardir. maine ve nebraska kazanan hepsini alir yontemi yerine yine enteresan bir yontem kullanir. en cok oyu alan partiye 2 ( yaziyla iki ) temsilci uye hakki verilir. geri kalan uyelikleri ise kongre bolgeleri denen yerlerde kazanan partiler alir. yani şoyle dusunun mesela istanbul un 3 secim bolgesi var degil mi , istanbul un genelini kazanana 20 mv. kalan vekilleri ise her 3 bolgede kazanan partilere veriliyor. 1. bolgeyi kazanan yine ordaki atiyorum 25 vekilligi aliyor. neyse cokta onemli degil cunku maine ve nebraska nin uyeligi cok az.

    evet eyaletlerde secimi yaptik oylari saydik , secici kurulu belirledik . sonrasinda ise artik sembolikte olsa secici kurul aralik ayinda toplaniyor , orada asil baskanlik secimi yapiliyor ve secilen baskan ocak ayinda yemin ederek goreve basliyor.yani 3 unde kazanan aday gidip 5 inde baskan olamiyor. trump reyiz secilse de secilmese de ocak ayina kadar baskanligini surdurecek.

    baskan secilebilmek icin ise seciciler kurulunun toplam uye sayisinin yarisindan 1 fazla oy almak gerekiyor. toplam seciciler kurulu uyesi 538. dolayisiyla abd baskani olabilmek icin toplamda en az 270 uyeyi kazanmaniz lazim.

    hatirlayanlar olacaktir 2016 da secimleri trump in kazanmasi abd medyasinda o kadar sacma ve garip bulunmustu ki adamlar cumhuriyetciler tarafindan secilen uyelerin " aklini basina alacagini " ve trump a oy vermeyip hilary clinton a oy verecegini ve boylece trump in baskan olmayacagini falan dusunuyorlardi. tabiki boyle birsey olmadi yani dusunun ki cumhurbaskanini meclis seciyor ve akp milletvekilleri rte ye oy vermiyor. olacak is degil tabi ve olmadi da.

    peki burada daha az oy alan nasil baskan seciliyor ? bunun temel sebebi california ve new york gibi iki adet cok yuksek nufusa ve dolayisiyla cok fazla temsilciye sahip 2 eyaletin demokratlarin kalesi olmasi. bu iki eyaletin toplam uyelik sandalyesi 84 yani nerden baksaniz kurulun yuzde 15 civari bu iki eyalete ait. ayni zamanda demokratlar burada acik farkla kazandigi icin ( 60 - 40 , 65 - 35 ) toplamda oy sayisi hillary nin daha cok cikmisti. yani şoyle dusunun california daki toplam oy olan atiyorum 10 milyon oyun , 9.9 milyonunu da alsaniz veya 5.000.001 ini de alsaniz alacaginiz uye sayiyi 55 tir bu degismez. bu yuzden california ve new york tan cok fazla oy almalarina ragmen alacaklari uyelik toplamda 84 u gecemiyor.

    aslinda burada hemen deginmemiz gereken konulardan biri de bizim abd yi normal bir butun ulke gibi gormemiz. hayir abd bizim gibi butun ve tek bir devlet degil. abd , 50 devletin birlesiminden olusan bir federasyon. aslinda burada suclu biziz. adamlara amerika birlesik devletleri diyoruz ancak adamlarin state dedikleri ulkelere niyeyse eyalet diyoruz. hayir onlar birer eyalet degil. onlar kendi meclisi , polisi , kanunlari , belediye baskanlari ve kendine ait bir hukumeti ve baskani (bkz: vali) (bkz: governor) olan birer ulke . kendi kanunlarini istedikleri gibi uygulama haklarina sahip , tabi federal yasalara aykiri olmadigi surece. mesela yine hatirlayacaksaniz bir kac ay once abd de cikan siyahi isyanlarinda trump orduyu valilerin izni olmadan sokamamisti. yani federal devletin bir cok yetkisi var olmakla birlikte , her biri mustakil birer devlet olan bizim eyalet dedigimiz ulkelerinde cok fazla yetkisi vardir.

    3. baskanlarin gorev suresi

    birlesik devletler baskanlari bir donemi 4 yillik bir sure olmak uzere yalnizca 2 donem icin secilebilir. 2 donemden fazla baskanlik yapabilmek suan yasal olarak mumkun olmasada bunun bir istisnasi vardir. (bkz: franklin delano roosevelt). ilk baskan olan george washington iki donem baskanlik yaptiktan sonra kendi istegiyle ucuncu doneme aday olmamis ve yazili olmayan bir teamul baslatmis. o gunden itibaren abd baskanlari yazili bir kural olmasa da iki kereden fazla baskanlik yapmamis. ancak franklin roosevelt bu durumun yegane istisnasidir. cunku onun baskanligi kazandigi 1930 larin başi bildiginiz uzere buyuk buhran donemidir. ucuncu donem devam etmesinin sebebi de 1940 secimlerinde tabiki ikinci dunya savasi gibi bir olayin olmasi ve roosevelt in ulkeyi buyuk buhrandan cikarip normal seyrine oturtan onemli bir politikaci olmasi. nihayetinde roosevelt 4. donemde secilmis olmasina ragmen (bkz: 1944 abd baskanlik secimleri) 1945 nisan in da daha 4. doneminin hemen baslarinda , gorev basindayken vefat etmesi nedeniyle 4. donemini tamamlayamamistir. 1947 de cikarilan yasaya gorede hic kimse iki donemden fazla abd baskanligi yapamaz.

    burada yeri gelmisken bir ufak bilgi daha ekleyelim. son donemde abd baskanlari 2 donem ust uste kazaniyor. yani ilk donemi kazanan ikinci donemide kazaniyor. bill clinton , george bush , barack obama bunlarin 3 u de 2 ser donem ust uste baskanlik yaptilar. bir donem kazanip ikinci doneminde kaybeden son baskan 2020 nin baslarinda hayatini kaybeden baba bush. (bkz: george h. w. bush) 1992 secimlerinde bill clinton a karsi kaybeden baba bush , baskanlik gorevi basindayken secim kaybeden son kisidir. bu arada niye baba bush diyoruz , cunku saddam i asan bush un babasi oldugu icin. yani baba - ogul baskan bunlar .

    gelelim sonuclara...

    secim nasil yapilira cevap bulduk peki bu secim nasil sonuclanir ? iste burasi baya karisik.

    4. secim sonuclari

    abd secimlerinin sonuclarini takip ederken bilmeniz gereken en onemli olgu secim sistemidir. onu yeterince anlattik. ikinci onemli durum ise swing state kavramidir. turkceye salincak eyalet olarak ceviriyor genelde gazeteci ve yorumcular. bunun sebebide bu eyaletlerin cok kucuk farklarla bir demokratlara bir cumhuriyetcilere gitmesi.

    yukarida bahsettik , meselacalifornia ve new york demokratlarin kalesiyken texas ta cumhuriyetcilerin kalesidir. 1980 den beri son 40 yildir yapilan 10 secimin tamamini texas ta cumhuriyetci adaylar kazanmistir. ama enteresan bir bilgi daha vereyim 1876 dan 1948 e kadar 72 yilda yapilan secimlerde cumhuriyetciler yalnizca 1 kez kazanabilmistir. kisacasi texas lilarin siyasi goruslerinde cok bagnaz olduklari soylenebilir degistirmeyi pek sevmiyorlar. bu arada texas i kazanan son demokrat 1976 da jimmy carter olmus.

    california ve new york ta cok benzer sekilde demokratlara oy veriyor. iste sistemin bir sacmaligina da burada deginelim yeri gelmisken. eger bir cumhuriyetciyseniz yani trump a oy verecekseniz ve california da yasiyorsaniz vereceginiz oyun zerre kadar onemi yok. cunku hic bir sartta orayi cumhuriyetciler kazanamaz. ayni sekilde new york ta da bu durum gecerli. bu yuzden abd de secime kayilim cok yuksek degildir. garanti eyaletlerde yasayan kisiler sonuc belli oldugu icin oy kullanmaya gitmezler.

    bizim ulkeden ornek vermek gerekirse , bir ilde en fazla oy alan partinin tum vekilleri kazandigini dusunun ve konya da yasayan bir chp li oldugunuzu dusunun oy vermeye gider misiniz ? gitseniz bile oyunuzun hic bir anlami olmaz bosa yorarsiniz kendinizi , ya da izmir de yasayan bir akp li iseniz yine oyunuzun bir anlami yoktur. ancak ankara ve istanbul gibi swing yani bir oraya bir buraya gidebilecek , kafa kafaya sehirlerde her bir oyun onemi vardir.

    iste bu swing statelerden en onemlisi trump in memleketi olan florida olup florida yi kazanan nerdeyse yolun yarisini gecmis demektir. son 23 secimde florida yi kazanan adaylar yalnizca 2 kez secim kaybetmistir ki bunlardan biri az once degindigimiz baba bush digeri ise 1960 secimlerinde john f. kennedy e karsi kaybeden richard nixon dir. nixon da abd tarihinde ilklerin adamidir da konumuz su an o degil. bi ara belki onu da yazarim belki de yazmam bilemedim simdi.

    hmmm ne diyorduk salincak eyaletler. olaya cok kafa yormak istemiyorsaniz sadece florida yi takip edin dedik. florida o kadar onemli ki 2000 secimlerinde george bush , al gore a karsi mahkeme mahkeme surunerek zorlukla baskanligi kazanabilmistir. florida verdigi uye sayisi bakimindan cok kilit bir role sahip o yuzden her oyun kiymeti var ve o yuzden 2000 secimlerinde surekli tekrar sayim yapilmis ve her birinde nerdeyse farkli farkli sonuclar alinmistir.

    o olayla ilgili guzelde bir film vardir. yeri gelmisken şuraya birakalim ilgilenenler izlesin .kevin spacey in bas rolunde oldugu recount yani "yeniden sayim " filmini izlerseniz olaylari daha iyi kavrayacaginizi dusunuyorum. george bush o secimi 271 e 266 kazanmistir ( kazanmak icin 270 gerekli ) ve ona 271 i getiren defalarca sayilan florida oylaridir ve sıkı durun aradaki fark yalnizca 537 oydur ( yaziyla bes yuz otuz yedi ) . dusunun milyonlarca insanin oy verdigi secimin sonucu yalnizca 537 farkla belirleniyor. her iki tarafta bu sonuca defalarca itiraz etmis olsada nihayetinde amerikan yuksek mahkemesi , (bkz: us supreme court) secimleri bush un kazandigina hukmetmis ve george bush baskan olmustur. orada cok fazla hukuki olay yasandigindan oraya pek girmicem ama ilgili olan ve ingilizcesi de iyi olan varsa şuradan dava hakkinda okuma yapabilir. yok ben okuyamam diyen de filmi izlesin.

    5. sadede gel kardesim

    valla sadede gelecek olursak anketlere gore biden acik sekilde onde ancak burada yaniltici bir durum var o da abd de uygulanan erken oy verme yontemi. abd de secim gunu oy verme kabinine gitmek yerine daha onceden posta yoluyla oy kullanilabiliyor. ancak bunu yapanlar cogunlukla biden secmeni yani demokrat .

    biden a oy vereceklerin yaklasik yuzde 70 inin erken oy verme sistemini kullandigi , trump secmenlerinde ise bu yuzdenin 35 - 40 civarinda oldugu soyleniyor. demokrat secmen daha egitimli sehirli ve en onemlisi genc nufus icinde cok daha yaygin oldugundan , ozellikle bu corona gunlerinde sandik basina giden demokrat sayisi cok az olacak. toplamda 90 ila 100 milyon civari erken oy kullanilmasi bekleniyor. bunlarin cogu da demokratlara yani biden a gidecek.

    aslinda bakildiginda biden in yaptigi ozel hic bir sey yok. tum hollywood yildizlari , az unlu cok unlu , sosyal medya fenomeni kim varsa hepsi demokratlari destekliyor. trump i destekleyen neredeyse 1 tane unlu kisi yok. bu durum ozellikle sosyal medyadan cok etkilenen abd gencliginde onemli bir kirilma yaratabilir. kicinizi kaldirip oy verin demek onlara bir ise yaradiklarini gostermek tabi bir de sosyal medyada paylasilacak bir sey bir akim yaratmak ( mesela voted ( oy verdim ) broşlariyla selfie cekilmek ) genclik acisindan onemli bir durum. bu biden in avantaji.

    trump ise resmen bizim malum kisi gibi. karsisindakinin kim oldugunun zerre onemi yok , trump vs digerleri seklinde bir secim olacak. yani bir tarafta trumpcilar , ote tarafta trump karsitlari. trump in en buyuk avantaji tabiki en kritik eyalet olan florida ile hemsehrilik olayi. buradan biseyler koparacaktir. ayrica sureci de iyi yonettigini dusunuyorum secimlerde ben ve digerleri seklinde bir kampanya yapti. biden in adini bile duymayan milyonlarca insan vardir dunyada secim surecinde.

    eksileri ise korona sureci ve siyahilerle yasanan kalkisma , i cant breathe meselesi. o sureci cok iyi yonetemedi bence. ancak o olayda taviz vermemesi en azindan kendi tarafinda oylarini konsolide etmesini sagladi diyebiliriz.

    son olarak bu secimin bize etkilerini de yazip bu tugla entryi sonlandiricam.

    aslinda nerden bakilirsa asagi tukursen sakal yukari tukursen biyik durumu. trump i 4 yildir taniyoruz baskanligi doneminde rahip meselesinde ekonomimiz uzerinden bize tehditlerini acikca gorduk. ancak surasida net ki eger rte bizim ulkede iktidarda kalmaya devam edecekse abd baskani olmasini isteyeceginiz ilk kisi trump tir. cunku herifin bu taraflarla ilgili bizi kizdiracak cok tasarrufu yok. amannn banane yesinler birbirlerini havasinda dolasiyor. ancak biden secilirse isler bi hayli karisir. bir kac ay once biden in akp iktidari ve rte ile ilgili bir videosu sosyal medyaya dusmus ve durduk yere ulkenin gundemi degismisti. hatta bunu gundeme sokan da bir eksi sozluk yazariydi.

    biden in acik bir rte ve onun politikalarinin karsiti oldugu biliniyor. biden secilirse hem suriye hem irak ta ypg ve pkk ile ilgili konularda artik sadece ruslarla degil yeniden abd ile ugrasmak zorunda kalabiliriz. hatta azerbaycan meselesine de el atarlar buyuk ihtimalle. tabi avrupa birligi ile olan kotu iliskileri soylemiyorum bile.

    velhasili bizim ulke acisindan bakarsaniz eger rte oldugu yerde duracaksa bizim icin en iyisi sari reyiz trump in secilmesi olacaktir.

    yarin neler olacak hep birlikte gorucez. uzun bir gece olur muhtemelen sabah 8 9 a kadar surer sonuclarin alinmasi cayi kahveyi atistirmaligi stoklayin. bakalim gorucez kalin saglicakla.
  • kimsenin dikkat cekmedigi bir nokta var. birisi 78 yasinda, digeri 71-72 yasinda. bizdeki liderlerin de cogu bu yas araliginda. benim anlamadigim sey su; yahu arkadas hic mi bi insanin hobisi, aktivitesi, emeklilik hayali falan olmaz ? hic mi ekstrem bisey yapmak istemezsin ? o koltuklar o kadar mi guzel de kimse ayrilmak istemiyor ? ben her gun 7-7:30 arasi uyaniyorum diye bir an once hftasonu gelse de rahatima baksam derdindeyim, yan odaya gecmeye useniyorum. adamlar, baskanlik yarisi falan yapiyor. bir de korkunc hareketli bir tempo. bizdeki de 20 yildir, nasil dayanabiliyor anlamiyorum gercekten. o kadar darbe girisimleri, kapatma davalari, bissuru acilislar, toplantilar vs. ben 33 yasindayim ve bir hafta dayanabilecegimi sanmiyorum. simdi biden secilse 78 yasinda adamsin be adam, git torun sev. bi ayagin cukurda amaci ne amk ? beni anlayabiliyor musunuz sayin yazarlar ? zira ben bu siyasileri anlamiyorum. anlamak da istemiyorum. daha fazla da uzatmak istemiyorum.
  • 27 yaşındayım adamların kaç tane başkanına şahit oldum. bush, obama, trump şimdi de muhtemelen biden... kendi ülkemde ise malum kişiden başka yüz göremedim.
  • "cnn türk’te uğur önver, abd’de trump aleyhine yayınları konuşurken “hayret, trump nasıl kendi medyasını yaratmamış, şey gibi, berlusconi gibi” dedi. aynen kanka, şey gibi, berlusconi gibi"

    bunlar tedavilik, kendileri yandaş medya olunca aklına berlusconi gelmiş*

    https://twitter.com/…tatus/1323877502306189312?s=19
  • seçimi takip ederken bilmeniz gereken bazı terimlerden ve birleşik devletler seçim sistemi üzerine biraz bilgilerimi paylaşmak isterim. belki faydası dokunur.

    abd'de kongre iki kanattan oluşur. 435 kişiden oluşan temsilciler meclisi (house of representatives) ve 100 kişiden oluşan senato (united states senate). temsilciler meclisi nüfus yoğunluğuna göre oluşurken senato her eyaletten 2 seçilmişin katılımıyla eşit temsille oluşur. abd'de seçimler bizdeki gibi tek turlu değil, iki turludur. yani bugün yapılacak olan seçimde aslında abd başkanı değil, abd başkanını seçecek olan seçiciler kurulu (electoral college) seçilecektir. seçiciler kurulunun sayısı her eyaletin gönderdiği temsilci sayısı ve senatör sayısının ve washington d.c.'nin eyalet olmaması sebebiyle senatör ve temsilci çıkartamamasının seçimde adaletsiz temsile yol açmaması için göndereceği 3 seçici ile toplam 538'dir (435+100+3). abd'de seçiciler kurulunda 538 seçicinin yarısından bir fazlası olan 270 seçiciyi elde eden aday abd'nin yeni başkanı sayılır. aralık ayının ortasında bu 538 seçici üye başkentte resmi olarak tek tek eyaletlerinin hangi başkana oy verdiğini açıklar ve abd başkanı resmi olarak seçilmiş olur. seçilen başkan ocak ayında yemin eder ve görevine başlar. tabiki bu merasim günümüzde tamamen gelenekseldir. bu sistemin varolma sebebi iste abd ilk kurulduğu yıllarda ulaşımın ve iletişimin günümüz kadar gelişmemiş olması sebebiyle ülke çapında propaganda yapılmaması sonucunda eyaletlerin belirlediği adayların başkente gidip başkanı seçmelerinin daha pratik oluşudur.

    abd başkanlık seçim sisteminde nisbi seçim sistemi uygulanmıyor. abd'de uygulanan seçim sistemi kazanan hepsini alır (the winner takes it all) şeklinde. her eyalet seçici sayısı kadar sadece bir adaya oy veriyor. örneğin florida'nın seçici sayısı 29. nüfusun %51'i demokrat başkana %49'u ise cumhuriyetçi başkana oy verse de 29 seçicinin 29'unu demokrat başkan alıyor. geriye kalan %49'un oyu çöp. bu durum günümüzde abd'de seçim sisteminin başlıca tartışmalarından birisi. sebebi ise insanları oy kullanmaktan geri tutan bir sistem olması. örneğin new york gibi hem nüfusu yüksek hem de demokrat kalesi olan bir eyalet için bir cumhuriyetçi seçmenin oyunun nisbi temsil olmadığı için hiçbir faydası yok. bu sebeple oy vermiyor. orada oy kullanananlar genelde demokratlar olduğu için de oy veren demokratların sayısı fazla olabiliyor ama ne kadar kalabalık olursa olsun toplam sonuca doğrudan bir etki yapamıyorlar. 8 kasım 2016 abd başkanlık seçimlerinde görüldüğü gibi hillary clinton ülke genelinde daha fazla oy aldığı hale trump daha fazla seçici çıkarttığı için seçimi trump kazandı.

    netflix’te explained belgeselinde izlemiştim. orada diyor ki abd’de demokratlar daha eğitimli ve nispeten daha zengin olduğu için şehirlerde yaşamaya daha yatkın. cumhuriyetçiler ise daha çok kırsal bölgelerde yaşıyor. demokrat seçmenler şehirlerde, küçük bir seçim çevresinde çok daha kalabalık yaşıyorlar lakin seçim sistemi bakımından bu durum biraz demokratların aleyhinde. sebebi ise bahsettiğim winner takes all sistemi ile alakalı. tabi ki bunda stratejik taksimat (gerrymandering) denilen durum da etkiliyor. stratejik taksimat, seçim bölgelerinin çoğunlukla iktidar tarafından bir parti lehine değiştirilmesi diyebiliriz. atıyorum beşiktaş belediyesi’ni kazanmak için fatih’i beşiktaş’a bağlamak gibi. bunu başkanlık seçim sistemi dışında abd’de bütün seçimler için konuşuyorum (eyalet senatoları, seçiciler kurulu seçimi vs.). örneğin eyalet senato seçimlerinde 3 seçim çevresi olan bir x eyaletinde 12 eyalet senatörü için her seçim bölgesi 4 senatör çıkartacak şekilde 3 seçim bölgesinde bir seçim yapılsın. a seçim çevresinde 10 milyon, b seçim çevresinde 2 milyon, c seçim çevresinde 1 milyon insan yaşıyor. a seçim bölgesindeki insanların 9 milyonu demokrat partiye oy verdiklerini düşünelim. a bölgesini demokratlar aldı ve eyalet senatosuna 4 senatör gönderdi. b ve c seçim bölgesinde ise %51 oy cumhuriyetçilerin %49 ise demokratlara gitsin. b ve c bölgesini cumhuriyetçiler kazandığı için 4’erden 8 senatör çıkartırken a bölgesini kazanan demokratlar 4 senatör çıkartıyor. 13 milyonluk eyalette yaklaşık 11.5 milyon oyu demokratlar alırken cumhuriyetçilerin 1.5 milyon + 1 oyla demokratların 2 katı fazla seçilen çıkarabilmesine neden olan olay bu winner takes all sistemi. bu bölgeye demokratlar lehine stratejik taksimat yapmak istersek, 10 milyonluk a seçim bölgesinin 3 milyon kişinin yaşadığı kısmını b seçim bölgesine gelecek şekilde seçim bölgesini belirleriz. seçim sonucunda çoğunluğu demokrat olan 3 milyon kişi b bölgesinde oy kullandığı için b bölgesinin tüm seçilenleri demokrat olur. ufak bir harita çizimiyle seçim sonucunda bu sefer 8 demokrat 4 cumhuriyetçi aday çıkartabiliriz. oyu verenler aynı, oylar aynı ama seçim bölgesinde haritaya bir çizik atarak tamamen farklı bir sonuca ulaşabiliyorsunuz. umarım anlatabilmişimdir.

    seçimde kullanılan bazı kalıplaşmış terimler ise şu şekilde :

    swing state : salıncak eyalet demek. eyaletin hangi partiye oy verdiği seçimden seçime değişen, kararsız seçmenin çoğunlukta olduğu eyaletler. florida bunların birisi.
    key state : anahtar eyaletler. çıkardığı seçici kurul sayısı fazla olan, seçime etkisi büyük olan eyaletler. california 55, texas 38 seçici ile bunlardan başlıcaları.
    safe state : güvenli eyaletler. her seçimde yüksek ihtimal hangi partiye oy vereceği belli olan eyaletler. california, connecticut, delaware 1992'den beri demokratlara oy verirken texas, alabama, south carolina gibi eyaletler 1980'den beri cumhuriyetçi adaylara oy vermektedir. bu eyaletler amerikan politikasında red wall ve blue wall olarak da adlandırılır.
  • afedersiniz aynı espriyi 23239234. kez yapan davarlar barındıran başlık. ağzımı bozmayayım diyorum da yeter be arkadaşım be. anladık recep tayyip erdoğan kazanmış aslında. anladık abi aslında o kazanmış yani. en çok oyu o almış. hani türkiye'de de o kazanıyor ya genelde. ona ince bir gönderme var bu şakada. bitti mi arkadaşlar? bilgi okumaya geldik çünkü. gidin kakanızı başka yere yapın gece gece asabım bozuldu ya.
  • demokrat parti seçmeni genel olarak posta yoluyla oy kullanmayı cumhuriyetçilere oranla daha fazla tercih eden seçmendi. joe biden, bilhassa pandemi nedeniyle seçmenlerinin posta ile oy kullanmaları tavsiyesinde bulunurken, donald trump gidip bizzat sandıkta oy kullanın çağrısı yaptı. hatta bundan kısa süre önce, trump'ın north carolina'daki bir konuşmasında "posta yoluyla kullandığınız oy henüz sayılmadıysa, gidin sandıkta bir oy daha kullanın" çağrısında bulunduğunu belirtmeden geçemeyeceğim. posta yoluyla kullanılan oylarda sahtecilikle ilgili çeşitli ikna edici araştırmalar söz konusuyken ve hile oranları çok ama çok düşükken, seçmenlerini buna yönlendirmesinin sistemi test etme amacı taşıdığından son derece şüphe duyuyorum.

    michigan, georgia ve pennsylvania'da posta yoluyla kullanılan oyların, pek çok eyalette olduğu gibi sandıklar kapanmadan önce sayılması önerisini cumhuriyetçi parti reddetti. oylama sonlandıktan sonra ilk olarak sandık başında verilen oylar sayıldı ve seçmenlerini sandıkta oy kullanmaya çağıran trump buralarda büyük farklarla öne geçti. posta ile seçime katılma çağrısında bulunan biden ise posta oyları sayılmaya başlandıktan sonra trump'ı yakaladı ve şimdiye dek michigan'da rakibini alt etmeyi başardı. (edit: biden georgia'da da üstünlüğü ele geçirdi.) (edit 2: pennsylvania da döndü ve başkanlık geldi.)

    kaldı ki, trump henüz mayıs 2020'de usps'in (abd posta teşkilatı) başına, cumhuriyetçi parti'ye büyük bağışlarda bulunduğu bilinen iş insanı louis dejoy'u atadı. ve seçim günü usps'in teslim edemediği yüz binlerce oy tespit edilmiş ve raporlanmış. federal yargıç emmet sullivan'ın seçim günü verdiği 'oyların acele teslimatı emrine' rağmen, bu emre itaatsizlik edilmesi sonucu usps'in savunması istenmiş. kaynak 2

    görebildiğim kadarıyla trump, düşürüldüğünü iddia ettiği senaryoyu bizzat yarattı. salgın sonrası şahsına olan desteğin düştüğünün farkındaydı, çıkış yolu olarak bunu buldu ve şimdiye dek şahane biçimde yüzüne gözüne bulaştırdı.

hesabın var mı? giriş yap