şükela:  tümü | bugün
  • ezeli rekabette unutulmaz bir maçtır.türkiye kupasında f.bahçe stadı'nda 2-2 biten ilk maçın rövanşında ali sami yen stadında oynanmıştır.
    maça iyi başlayan taraf galatasaraydır. formda golcü tanju çolak attığı 3 golle maçın ilk yarısına damgasını vurmuş ve maçın ilk yarı skorunu belirlemiştir.
    gs taraftarları ikinci yarıda da bu temponun süreceği ve tarihi bir farkın geleceğininden emindirler. ama maçın başında uzun seneler dillerden düşmeyecek nasıl koydu aykut kocamanşeklinde bir tezarühata ismini verecek olan aykut kocaman’ın golu fenerbahçeyi ümitlendirirken gs tribünlerinden ne oluyo lan şeklinde homurtular yükselir. bu vakitten sonra yeni isim çıkar sahneye hasan vezir. üst üste attığı üç golle fenerbahçeyi kupada bir üst tura çıkarır.
  • saraçoğlunda maçlardan önce yayınlanan ve tribünleri (hala) gazagetiren maçtır.atılan her golde taraftar çoşardı...ama artık 6-0 gösteriliyo sanırım
  • ikinci yarıda fenerbahçe'nin 4 golünün de asistini rıdvan dilmen yapmıştır.
  • ilkokuldaydik ama fanatik taraftarlardik, teneffuste ilk yarinin 3-0 gs lehine bittigini ogrendik, dalga gecildik, uzulduk, okul paydos oldu, skoru sormaya cesaretimiz bile yoktu..istemeye istemeye sorduk, kendimizi bir ruyada sandik..
    oyle bir macti bu mac, ogleci oldugum icin izleyememistim ama bir fenerbahceli olarak mana degeri en yuksek macti bu mac.
  • hayatım boyunca unutamayacağım tek maç heralde bu maçtır.. 3-0 ken yoldaydım eve bi geldim 3-3 olmuş tabi gaza geldik hasan 4. golü atınca da yıkmıştık heryeri..
    (bkz: gerçekleri tarih yazar tarihi de galatasaray)
  • gelecekte şöyle geniş ve dramatik hikâyesini yazmak istediğim bir maçtır.
    ...
    9 yaşındaydım. izmir klasik yağmurlu günlerden birini yaşıyordu. sabahçıydık ve siyah önlükleri savurarak televizyon karşısına geçmiştik. süt dişlerimin bir kısmı yoktu. şimdi bir kimya öğretmeni olan arkadaşım levent’in evinde yeni model, düz kare bir jvc televizyon vardı. karşısına geçtik. ikimiz de deliler gibi galatasaray’ı tutuyoruz. net hatırlıyorum ya bu sezon ya bir öncesi ya bir sonrası galatasaray rizespor’a yenilmişti hüngür hüngür ağlamıştım. ama tam anlamıyla travmatik etki bırakan maç bu maç olmuştu futbol dimağımda. sonra 6-0’lık mağlubiyet bile bu kadar koymadı. elbette galatasaray’ı çok seviyorum. ben galatasaray’ı tutmaya başladığımda 14 yıl şampiyon olamamış bir takımdı. küçüklük aklımla bile üzülürdüm buna. çünkü yegane gündem buydu. maç günleri işe gitmeyen fenerbahçeli amcam türlü argümanlarla beni aklınca hak yola davet ediyordu. neyse efendim uzatmayalım.

    maç başladı ve goller yapmaya başladı. ilk yarı için 3 gol. bu şımartıcı bir skordu. devamını bekliyorduk. evler bitişik nizam oluğu için bizim sokakta arada camı açıp fenerli arkadaşlara taciz atışı bile yaptık. sonra tabii küçüklüğümün kaldıramayacağı bir felaket oldu. bugün bile sırrını çözemediğim irrasyonel bir forma korkusu yine su yüzüne çıktı. galatasaraylı futbolcuların kolektif bilinçaltında sarı-lacivert şüphesiz bir korkuya vesile oluyordu. sanki galatasaraylı futbolcular transferden önce gizli güçler tarafından hipnotize ediliyor ve sarı-lacivert renklere koşullandırılıyorlardı. bu renkleri görünce ayakları bir birbirine dolanıyordu.

    ikinci yarı kötü oldu. bütün sevinçlerin nasıl kursakta kaldığını ömrüm boyunca anlatmak için hep bugünü metafor olarak kullanacağım. sonradan, [sırf bu maçtaki marifetlerin yüzü suyu hürmetine] yurdeşen karahasan tarafından galatasaray’a kaçırılan hasan vezir yapacağını yapmıştı. bir yanda milyonları cerbezeli bir coşkuya boğarken, bu tarafta bir trajedi yaşatıyordu. 8 ve 9 yaşlarında iki çocuk yıkılmıştı. daha korkuncu şimdi başlıyordu. anneler bizim evde toplanmıştı ve maçtan sonra bize gidip kurabiye, kısır, poğaça filan yiyecektik. ama dışarı çıkamadık bir süre. kapı önüne yığılmış küçük yaşlarını aşan laflarla konuşan kalabalık, kurbanlık koyunları bekler gibi bizi bekliyordu. sanki kalenin dışına düelloya çağrılan şövalyeler gibiydik. evet şovalye; hatta don quijote ile sancho panza gibiydik... süt dişleri dökük kahramanlar...

    "dört dört" sesleri geliyordu dışarıdan. ben dayanamayıp ağlamaya başladım. bu kızdırmalara tahammül edemeyecektim. levent de ağlamaya başladı. biz ikimizi ağlaya ağlaya dışarı çıktık. el işaretleri, laflar, hatta balkona çıkmış olan amcamın kahkahaları.
    şimdi düşünüyordum da küçücük çocuklardık, bizden ne istemişti amcam ve diğerleri. yenilmiştik işte. ertesi gün okul gittik. orada da aşağılandık, hor görüldük. aradan yıllar geçti. bu sefer eskişehir’de soğuk ve yağmurlu bir günde, bu maçı aklımın bir kenarında tutarak bir maça gittim: (bkz: 6 kasim 2002 fenerbahce galatasaray maçı/@itaatsiz)

    netice ne oldu peki? değişen hiçbir şey olmadı. hâlâ sarı kırmızı formayı gördüğümde gözlerim güler mutlu olurum. ben galatasaraylıyım. velev ki 4 değil 6 değil 10 yiyelim. ne fark eder? ve nitekim biz güzellikler de yaşadık: (bkz: 17 mayıs 2000 galatasaray arsenal maçı/@itaatsiz)
  • dereyi görmeden paçayı sıvayıp evin içinde naralar atarken, fenerbahçenin nasıl 4 gol attığını tam olarak çözemediğim maç. *
  • fenerbahce taraftarına gururlanmaları icin bahsedilmis saatlerin yasandıgı macların en onemlilerinden. hayal meyal hatırladıgım ama hep hatırlayacagım ve unutmayacagım bir anı. böyle bir mutluluk birde barselona taraftarlarına nasip olmustur. athletic bilbao ile oynadıkları yanlıs hatırlamıyorsam 98-99 sezonu lig maçında ilk yarı 3-0'dan ikinci yarı barselonanın 5-4 aldıgı macta.
  • bu maçta fenerbahçe'ye üç gol atan tanju çolak daha sonra fenerbahçe'ye, galatasaray'a üç gol atan hasan vezir de galatasaray'a transfer olmuştur.