şükela:  tümü | bugün
  • işbu entry'nin içeriği; olayın vahametinin ilgili tüm yetkililere ulaştırılmasına karşın, sapığın tutuklanmasının sağlanamaması sebebiyle silinmiştir.

    destek olmak için çaba sarfeden, arayan soran, mesaj atan tüm duyarlı arkadaşlarıma sonsuz teşekkürler...

    sağlıcakla...

    28.02.2018 tarihli edit: merak eden ve bana mesaj gönderen güzel kalpli insanların isteği üzerine, -hiç içimden gelmese de- bir güncelleme yazıyorum. hiç içimden gelmiyor diyorum çünkü bu ülkede adalet aramak hakikaten çok zor. polisine savcısına ayrı ayrı laf anlatmaya çalışmak çok zor... istediğiniz kadar kanunda yazan hakkınızı hukukunuzu bilin, onların insaf ve anlayışıyla sınırlı haklarınız. efkarlandım şu saatte ondan yazıyorum bunları...

    neyse, daha fazla sosyal mesaj verme diyenler için yazayım mevcut durumu;

    daha önceki yazıklarımı okuyanlar hatırlar; sapığın kız kardeşime attığı annesinin gizlice çekilmiş videoları üzerine, artık annemin korkacak bişeyi kalmadı. nitekim sapığın tehdit edebileceği bişey kalmadığından, adamın şantaj zoruyla yaptığı tecavüzler sebebiyle, sapık hakkında nitelikli cinsel saldırı suçu sebebiyle suç duyurusunda bulunacağımı da söylemiştim sizlere o yazıda. (bu şantaj zoruyla tecavüz fiillerinin de sağlam delilleri var bu arada)

    neyse adamın tutuklanmasına yönelik talebimizin dikkate dahi alınmaması bir yana, soruşturmanın ankara cumhuriyet başsavcılığı'nda görevli kadın savcısı ferhan özdemir, sapık hakkında şantajdan ve hakaretten açılmış ceza davası var diyerek takipsizlik kararı verdi:) türkçesi adam tecavüz etmiş ama hakaretten/şantajdan cezalandırılacak zaten, başkaca cezalandırılmasına gerek yok dedi. şaka gibi...

    biz suç duyurusu dilekçemizde, büyük puntolarla bold şekilde bastıra bastıra "bu ayrı dosya, bak kızına şantaja konu videoları gönderdiği için kadın üzerinde baskı kalktı, ondan farklı suç duyurusu yazıyoruz" dememize rağmen verdi bu hukuk katliamı kararı. düşünün biz tutuklama hayal ederken, cezalandırılmasına dahi gerek adamın denildi...

    hakkaten şaka gibi dimi?

    üstelik dosyayı dahi okumadan verdiği karardan savcının kendisinin de haberi yok. nasıl mı? izah edeyim;

    takipsizlik kararından 9 gün sonra avukatımız cinsel saldırı fiilinin tanıklarını ve cinsel saldırı üzerine vakıf nezdinde açılan dosya içeriğini sunmak için, delil listesi dilekçesini savcılığa götürüyor. avukatın haberi yok, zira takipsizlik kararının dosyanın avukatına tebliğe çıkarılması zahmetinde bulunulmamış. nitekim bizzat kararı veren kadın savcı ferhan özdemir tarafından havale ediliyor ve açık zannedilen dosyaya kabul ediliyor bu dilekçe. hatta köşeye not alınıyor, şu şu tanıklar dinlenecek diye. dediğim gibi haberi dahi yok karardan...

    itiraz ettik tabi sulh ceza hakimliğine ama itirazı inceleyecek olanın da dosyayı okuyarak karar vereceğinden emin değilim....

    kardeşime atılan iğrenç videolara gelince.

    kardeşime sapık tarafından atılan mesajlar ayrı bir şantaj suçu oluşturuyordu. biliyorum yukarıdaki entrydeki tüm mesaj kayıtlarını sildim sinirden, teyit etmeniz zor. ama açıkça annene ulaşmazsan yeni videolar göndereceğim diyordu bu mesajlarda. neyse şantaj suçu da kural olarak şikayete tabi değil (ya da biz hukukta böyle öğrendik) o yüzden kız kardeşime yapılanlar sebebiyle de şantaj suçu sebebiyle ceza dosyası açılması gerekiyordu normal şartlarda. zira suçun mağduru farklı olduğundan bu başka bir suç ve savcılığa dilekçeyle sunduk bu mesajları da.

    evet tahmin ettiğiniz gibi takipsizlik çıktı ordan da. özetle "annenin ceza davası var, bunda soruşturmaya yer yok denildi takipsizlik kararında". kız kardeşimin adı dahi geçmiyor kararda tabi. ee dedik bu suçun mağduru başka, ayrı bir şantaj suçu oluşturuyor bu mesajlar. itiraz ettik, onu da reddettiler, hakim ben nerden bileyim kardeşine atıldığını. ben sadece savcının kararını okurum dedi:)

    özetle gelişmeler bunlar arkadaşlar, sıradan vatandaşlar olarak devletin umrunda değiliz yani. hakikaten kendimi geçtim, aynı duruma düşen kadınlarımıza üzülüyorum. ulan nereye sığınacak bu insanlar siz böyle yaparsanız?
  • bir avukatın işlemlerini ışık hızında yapan mahkemelerimiz, bu adam annesi için o kadar emek ederken, bir ayyaşı hala dışarıda tutuyorsunuz ya ne desem gg.

    fetöcü diye ihbar etsek ertesi gün alırsınız.

    edit : uyarılar üzerine başlığın silinebilme ihtimaline karşı o avukatın sıfatı kaldırıldı. ama siz anladınız * hiçbir şey bu konudan önemli değil.
  • inşallah adalet yerini bulur hocam, dersen ki bulmadı beni yeşillendir, ankara'da yaşıyorum, elime sopayı kapıp, gelip adamı bir temiz döverim ve çok ciddiyim.

    edito: arkadaşlardan mesajlar geliyor, kimisi hakikaten yapar mısın diyor, kimisi tebrik ediyor, kimisi adamı başkası halleder olay sana kalır diyor.
    ben öncelikle söylediğim şeyin arkasındayım, eğitimli insan olmamız kavga etmemize, savaşmamıza engel değil, sadece aklımızı farklı şekillerde kullanmayı ve farklı bakış açılarından olaylara bakmayı öğrendik.

    ben 40 yaşında, eşrefpaşalı bir insan olarak bu yaşıma kadar yüreğime de bileğime de güvendim.dayak yiyeceğimi görsem de arkadaşlarım için çok dövüştüm.güçsüzü, haksızlığa uğrayanı korumaya çalıştım. ailemi, sevdiklerimi korumak için de, ucunda ölümde olsa birçoğunuz gibi savaşırım. titreyip kendinize gelin, bireysel ve birlik gücünüze inanın, korkmayın. yoksa cahiller yakın gelecekte hepimizi keser, suriyeliler gibi kaçmaya çalışırsınız.

    ben halen daha devletime güveniyorum. eğer arkadaşın dedikleri tamamen doğru ise adamın hapse atılacağına inanıyorum. eğer adalet yerini bulmazsa yeni türkiye'de adaleti halk yerine getirdiğinden, adaleti uygulayan için çok sorun olacağını sanmıyorum.

    bir de bazı arkadaşlar adamı biryerlere çağırıp grup halinde dövelim, yok fetö diye ihbar edelim falan demişler; kancıklık yapmayın, adam gibi işinizi görün. yoksa o adamdan bir farkınız kalmaz.
  • bu olay ve benzeri şeyler hiçbir zaman başına gelmez zannedenler.
    kadına uygulanan cinayet ve şiddet meseleleri hep show haber de izlenilip tüh yahu, yazıktır falan denilecek uzaktaki bir takım insanların derdi sananlar.
    bu mesele ve benzerleri, erkeğin kadına uyguladığı şiddet, belki ve allah korusun cinayet nerede biliyor musunuz.
    hemen yanıbaşınızda, ensenizde.

    yaşım sekiz, ablam eşinden ayrılmak istiyor. babamız bir yıl önce ölmüş, evin erkeği nacizane bendeniz. abi, amca, dayı, kuzen... hiçbiri yok.

    ablam ayrılmak istiyor çünkü dövülüyor, aldatılıyor, ibadet etmesi bile aşağılanıyor, sürekli çirkin olduğu, yetersiz olduğu söyleniyor. fakat eve ablam bakıyor, çalışıyor sürekli, aldıkları arabayı o ödüyor, eniştem iş yerinde hırsızlık yapmış, ablam para veriyor, eniştem ablamı iş yerinde yumrukluyor.
    eniştemin annesi ablama ayrıl kızım kurtar kendini diyor. düşünün. bir insan daha haklı olamaz yani ayrılmak için.
    ablam her şeye rağmen direniyor ama bir yerde bırakıyor, dayanamıyor daha fazla, oruç açmaya niyetlendiği bir ramazan günü ağzındaki lokmayı yutamadan evde para arayan eniştem saçlarından sürükleyince, ablam sanki bir anda uyanmış gibi oluyor kendi söylemiyle. o ilk lokma ağzımda kaldı, öyle ağladım saatlerce diyor. ve ayrılıp bizim yanımıza yani elli küsür yaşındaki annem ve benim yanıma taşınıyor.

    ramazanın son günü, ertesi gün bayram. eniştem kapımızı tekmeliyor, ablamın ayrılığında ciddi olduğu dank etmiş kafasına. annem sakince konuşmak için açıyor. ablamı kolundan tutup kaçırmaya çalışıyor. kapının ağızı, annem bir kolundan tutuyor bir kolundan eniştem ablamı ben de aradayım ve tüm gücümle eniştemi itiyorum. bütün apartman ayağa kalkıyor. insanlar ablamı zorla ayırıyor ondan, polisi arıyor. polis geliyor. annem ablam eniştem ve bir iki şahit gidiyor. ben üst kat komşumuza emanet ediliyorum.

    bu baskınlar böyle kaç kez sürüyor. ablamı kah işyerinden kaçırmaya çalışıyor. fakat ablam bir fabrikada o an. sadece erkeklerin çalıştığı bir fabrika ve tüm işçiler ablamın iyi niyetini, insanlığını, ne kadar dürüst bir insan olduğunu biliyor yıllardır. aptal eniştem her biri kas yığını o işçilerden güzel bir dayak yiyor.

    uslanmıyor. ablamı aramış, akşam gelecek. ben geceleri uyuyamıyorum, ne olacak, ablamı öldürecek mi, ablam gidecek mi, hepimizi mi öldürecek ne olacak. ablam kırk kiloya düşüyor ve bir yandan çalışmaya devam ediyor.
    aynı gece teyzem geliyor, bir de teyzemin kızı. teyzem deli bir kadın, erkeklerin üstüne yürüyen, onları kavga ederse dövebileceğine inanan, hayatı boyunca hep savaşçı olmak zorunda kalmış bir kadın, onu başka gün anlatırım.
    kapıda görünce onu biraz olsun rahatlıyorum. sonra öbür ablam geliyor.
    bu sefer tamam içeri girecek ve uygun bir dille anlatılacak her şey. o da anlayacak. ailesi türkiye'nin pek sevilmeyen bir memleketinden bu arada. kavga var sözüyle iki otobüs insan toplanıp sebepsizce birilerini dövecek, linç kültürü aşılanmış, kendilerinden olanı korumaya and içmiş ruh hastası bir topluluk. fakat hiçbiri onun yanında olmuyor. çünkü ablamı biliyorlar, ona yaptıklarını, ablamın yıllarca sabrettiğini, hamileyken karnını iş yerinin ortasında tekmeleyip çocuk düşürten bir şeytan olduğunu biliyor herkes onun.

    işte o gece içeri adam gibi alınıyor, koltukta oturuyor herkes. annem, ben, ablam, teyzem... herkes kadın bir o bir ben erkek. durup duruken bir silah çıkarıp cebinden ablamın kafasına dayıyor.

    o anki hislerimi, korkumu, yaşanan arbedeyi ve annemin o yaşta bir kadın olarak silahı onun elinden alışını, çığlıkları, kendini yere atışını, ama en önemlisi o ablamın kafasına silahı dayadığı o anı anlatmama imkan yok. yazıyı okuyan herkes ablamı nasıl sevdiğimi ve hayran olduğumu anlamıştır. doğduğumdan beri annemden sonra en çok yanımda olan, beni koruyan, giydiren, seven, çocuğu gibi davranan ablamı son görüşüm olduğunu düşündüğüm o an...

    bütün apartman eve geliyor, polis aranıyor. bu sefer tamam diyorum, polis alıp içeri atacak onu, buraya kadardı. ablamın kafasına silah dayadı, daha ne olabilir ki. kurtulduk artık.

    silah sahteymiş. ertesi gün ağzı yüzü mosmor-döven polis bu arada sağolsun?- elini kolunu sallayarak geliyor. ablamı soruyor, yok diyoruz, gerçekten yok, kaçırdı büyük ablam onu pek kimsenin bilmediği bir eve. içeri giriyor, diyor ki ya benim olacak ya toprağın.

    annem konuşuyor, dövdün diyor, aşağıladın, aldattın parasını ona ödettin, hırsızlık yaptın, kızım bu eve bir çöp poşetinde birkaç eşyayla geldi, sana her şeyi tastamam bir ev bıraktı. nereden bulduğunu bilmediğim bir silah çıkarıyor sonra. bak diyor, kızımı öldüreceksen eğer, önce bu silahı bana sık. koyuyor ortaya silahı. al vur beni, madem ki çok mertsin. ama eğer bir daha bu eve gelirsen, kızımı rahatsız edersen. bu silahı senin kafanda patlatmayanı allah taş etsin. oğlumu hem öksüz hem yetim, kızımı kimsesiz bırakırsın, sen de gebermiş olursun. ben her şeyi göze aldım, bu silah da sahte değil diyor.

    çok şükür ki, eniştem bir daha evimize uğramıyor. çok sonra öğreniyoruz ki bir hayat kuramamış sadece ablamı nasıl kaybettiğine yanıp duruyormuş.

    ablam ise çok sevdiğim, çok dürüst, çok yakışıklı bir adamla evlendi. adam çok güzel para kazanıyor, ablam yine de çalışıyor, çünkü biliyor ki çalışmasaydı eğer, kurtulamayacaktı.

    iki tane gerçekten çok güzel kızları var. her şey yolunda gözüküyor şimdilik.

    beton gibi bir yazı, muhtemelen iki kişi okudu. keşke başlık sahibi de okusa. son değil. annesi kurtulacak. çalışacak. o arkasında olacak, bütün gücüyle destek olacak. gerekirse yakın koruma tutacak. ama annesi ve o kazanacaklar. gün gelip bugünleri anı olarak hatırlayacaklar. inancını yitirmesin. ölmek bu ülkede kadın için kader değil. arkalarında bir devlet yok, hatta onlardan başka kimse de yok. ama birbirlerine yeterler. ne olur vazgeçmesinler, pes etmesinler. doğrunun yanında olan kazanacak. ankaradaki trans dernekleriyle iletişime geçsinler, en iyi direnmeyi onlar bilir, laf aramızda trans kadınlar, trans erkekler, bu ezilme, aşağılanma, tehdit edilme ve devlet tarafından sahip çıkılmama meselesini derin derin yaşamış olanlar iş bir çaresizi savunmaya gelince on kaplan gücündedir. birbirlerine tutunsunlar, biz varız. gerekirse istanbulda her ay birimizin evinde kalır, biz birlik oldukça, onlar kazanamazlar. annen yanlış bir şey yapmadı, cezası öldürülmek olan hiçbir şey yapmadı buna eminim. ayıp değil, günah değil, suç değil.

    ve bu hikayeler hep başkalarının başına gelir zanneden, hep başkalarının hikayelerini okuyacağız zannedenler. sıra size gelebilir. siz ne kadar mükemmel olsanız da, her an bu gerçekleşebilir. bunu yaşamış insanları anlayın diyemiyorum, ablamı kafasına silah dayanmış, küçücük bedeniyle kurbanlık koyun gibi gördüğüm ve boyumun bir metre civarı olduğu o zaman ne hissettiğimi anlamanız mümkün değil. ama ne olur köstek olmayın, olabiliyorsanız destek olun. hepimizin ihtiyacı var birbirimize. meşrebinizce ayıp olsun, yanlış olsun, günah olsun. ama olan olmuş ve bu kadın sadece hayatına devam etmek istiyor, düşünün bir insan bunu neden hak etmesin. her insan yaşamayı hak eder diye başlar ya bütün insan haklarıyla ilgili bildiriler. lütfen bu anne de kurtulsun, yaşasın, daha fazla şiddet görmesin, o uyku arası korkmaları, geceleri gelen ne olacak hissini, çaresizliği, kimsesiz hissetmeyi yaşamayan bilmez.

    ve bunu yaşamak türkiyede yaşayan herkes için bir adım mesafede artık. kız kardeşinize bir sapık musallat olabilir, annenize bir alkolik takılabilir, her şey olabilir. hepimiz o sınırın ucundayız. ya hep birlikte kurtulacağız. ya hiçbirimiz. benim annem, kızım, kardeşim, arkadaşım yapmaz demeyin, insan kodları belli olan bir robot değil. her şey insan için. en çok da vicdan gerek. ve adalet. kurtarmalıyız ki kurtulalım. ne olur.
  • o değil de sen ne güzel hoşgörülü modern sağlıklı düşünce yapısına sahip erkek evlatsın ki annen sana açılabilmiş. şaşırdım. seni yetiştiren anne babaya bravo.
  • hala katil olmadığınız için sizi tebrik ederim. allah sabır versin.
  • hiç şaşırmadığım bir örnek. iki buçuk senedir ailem, kuzenimle ilişki yaşayamamasının nedenini ben olarak gören bir adam tarafından türlü rezillikle tehdit ediliyor. evim basıldı. üzerime araba sürüldü. defalarca aynı şeyler. polis ve yargıdan asla bir destek ve sonuç alamayacağınızı düşündüğümü üzülerek belirtmek isterim.

    açık açık görüyorum ki devlet katil olmamı bekliyor. başka türlü bu adamdan kurtulmak mümkün değil. kendimi korumamın, bu adamı evimden uzak tutmanın bir yolu yok. polis de açıkça söylüyor zaten. o yüzden bu arkadaşın çaresizliğini anlıyorum, iyi ki buraya yazmış. belki bir sonuç alır.

    konuyu takip eden arkadaşlar bir çözüm yolu önenirse ben de faydalanırım diye umuyorum.
    eşimin ailesinden ve kendi ailemden insanların içinde olduğu bir olay olduğundan yazmaktan geri duruyorum. çünkü benim mağduriyetim bir kenara bırakılıp ahlaki sorgulamalara girişilecektir kaygısındayım. yine de alaka gösteren herkese teşekkür ederim.

    ek olarak:
    ne çok acı var. bir arkadaşımızın şu çaba ve acısını da paylaşalım isterim:
    (bkz: 4 ocak 2011 dedemin öldürülmesi)
  • edit: buraya bi entry yazmıştım ama birtakım nedenlerden dolayı entryyi komple gölgeliyorum.
    şöyle bir tanım bırakıyorum yalnızca;
    her türlü takipçisi olduğumuz olay.
  • başlığı saatler önce gördüm ve hiç birşey yazma gereği duymadım. çünkü karanlığa doğru göz kırpıyoruz.

    böyle bir manyak arkadaşıma dadanmıştı. 3 aylık sevgililikten sonra kız ayrılmak isteyince sülük gibi yapıştı. elinde şantaj yapacağı cinsel içerikli herhangi bir şey olmadığından sadece “geri dön” “nolur benimle 1 kere konuş” diye mesajlar yağdırıyordu. o dönemde de akıllı telefonlar henüz yok. engellenemiyor numara. kız facebook-instagram ne varsa kapattı. 70-80 tane fake hesap açıp mesaj atmış kıza. ayrıca hesaplarını hacklemeye çalışmış. sürekli mailine güvenlik mailleri geliyordu.
    kız sürekli telefonunun sesi kısık geziyordu. telefonuna baktığı an 600 küsür cevapsız çağrı. ertesi gün 700 küsür. bunu nasıl yapıyordu hala benim için bir muamma. eline telefonu alıp aramadığı belli, casus bir yazılım mı olur, ne olur bilemiyorum.
    sayısız e-mail.
    sayısız arama.
    sayısız mesaj.
    engellenen her şeyin yenisini alıyordu.
    kızın işyerinde olay çıkarmalar.
    kızı işten attırmalar.
    daha doğrusu patronunun “biz artık baş edemiyoruz kızım. her gün buraya gelip rezillik çıkarıyor. o yüzden sen git biraz dinlen” demesi.

    en acısı da mesajları genelde şöyleydi;
    “hala beni seviyorsun biliyorum”
    kız işyeri basıldığında küfür etmiş “hala bana bir şeyler hissettiğin için küfür ediyorsun. hissetmesen umrunda olmaz”
    kız hiç bir mesajına cevap vermediği halde “işin var herhalde ondan cevap yazmadın” gibi akabinde psikopatça mesajlar.

    bu arada evet, 6 ay boyunca kız hiç bir aramasına, hiç bir mesajına dönmedi. iş yeri basılınca “ne var orospu çocuğu” dediğinde adam kahkaha atmış.
    malum muğla küçük şehir. kız herkese rezil oldu.
    ulan nasıl bi hastalık bu ?

    kız polise gitti, savcıya gitti, bu iti mahkemeye verdi, kızın abisi bunu arayıp “mahkemede görüşeceğiz” dediğinde “olsun. en azından orda ayşe’yi görürüm” dedi.
    tehdit ve şantaj olmadığı için mahkemede bi halt çıkmadı.

    kız nasıl kurtuldu?
    o it yeni bir sevgili yapınca.
    kız “yeni sevgilisini uyarmak isterdim ama yine bana bulaşır bu it. artık evden takip edilmediğime emin olarak çıkıp çalışmak istiyorum”falan dedi.
    şimdi başka biriyle de 3 yıldır evli. evlendiği kadın da nasıl bir boka saplandığının farkında değil. benim arkadaşım 3 aylık ilişkiden paçasını kurtaramadı, bu gitti evlendi. allah cidden yardımcısı olsun.
    ve evet o sıçmık ekşi’de de yazar.
    kadın yazarların entrylerinin altında meriçlik yapıyor.
    umarım bunu da okuyorsundur anasına orospu denilince kahkaha atan dışkı.

    edit: kim olduğuna dair çok soru aldım. o şerefsiz kıza tekrar çamur olur diye ismini veremiyorum ama şu dünyada en çok istediğim şeylerden biri gidip nick altına döşemektir herhalde. ismini veremememin yegane sebebi de aynen konu başlığında olduğu gibi arkasında adaletin durmayacağını bilmem. affınıza sığınıyorum.
    onlar ekşide tanışmadılar ama bu adam ekşide ve böyle adamlar maalesef her yerde. bırakın kezban desinler, bırakın “bi mesaj attık götü kalktı, cevap bile vermedi” desinler, bırakın “türk kızı kibiri” desinler, siz kimseyle konuşmayın. ko-nuş-ma-yın. hele hele kişisel bilgilerinizi asla vermeyin.
  • (bkz: #73259233) şu entrynin sahibi olan güzel kalpli yazar kardeşimin, haklı sorularını ayrı bir entry olarak cevaplamak istedim. ilk entry'm kitap kıvamına ulaşmış zira.

    adam beni boynuzladın diye mesaj atıyor demiş arkadaşım. annemle babam boşanalı yaklaşık 5 sene oldu. yani bu adam ortada dahi yokken. fakat anlayışla karşılayacağınızı umut ederim ki; ortada ortak iki çocuk olduğundan ara sıra görüşür annem ve babam. bu şerefsiz de onu kastediyor. entry'de adam hakkında şizofren yazarken abarttığımı düşündünüz muhtemelen.

    mesajlarda geçen tapu konusu, annene çekici mi gelmiş demiş haklı olarak arkadaşım. epey kalburüstü sayılabilecek maddi durumdayız çok şükür. bu meczup muhtemelen annemi çekebilecek son koz olduğunu düşündüğü şeye sarılıyor. annemin bu şerefsizin cebecideki evinde gözü olacağını düşünmüyorum zira yanılmıyorsam üzerine 3 tane evi olması gerekiyor.

    adam tarafından gönderilen video üzerine kız kardeşimin "canınız cehenneme" mesajı da akıllara takılmış. kız kardeşim gibi ben de annemi bu şerefsizle yan yana hayal dahi edemiyorum. adamın şantajla anneme istediği herşeyi yaptırdığını da şahitler ve açık mesajlar çerçevesinde biliyorum. bunun dışında muhtemelen kardeşim videonun oluşturduğu tiksinti ve öfkeyle annesine de lanet etti... empati yapmaya çalıştığımda çok da kızamıyorum kızcağıza... benden fazla bişey bildiğini zannetmiyorum çünkü herkesten önce aylar boyunca ben biliyordum durumu. tek başıma çırpındım duyulmasın diye, son raddede şerefsiz yedi sülalemize ulaştı malesef...

    tüm bu sorular aklına geldiği için seni asla yargılamıyorum. ben de olsam aynılarını düşünürdüm. tabi yukarıdaki açıklamalarıma ek olarak şunu söylemek isterim;

    annem benim dahi bilmediğim ne yapmış olursa olsun, entry'de açıkladığım onlarca farklı suçun mağduru olmasını meşrulaştıramaz.