şükela:  tümü | bugün
489 entry daha
  • bu olayin doğru oldugunu varsayarak öncelikle cok büyük gecmis olsun diyorum.
    yalniz benim kafama takilan bir seyler var.
    kendimden örnek vermek istiyorum. 2005 ya da 2006 yılında o zamanki erkek arkadasima, pek cok nedenden dolayi mutsuz oldugumu belirtip, ayrilmak istedigimi söylemistim. bu sahis ayrilma fikrini duyunca çıldırmış ve beni tehdit etmişti.
    yani öyle böyle tehditler degil. neyse cok fazla detaya girmeyecegim ama gecirdigimiz bir iki yilin hatirina başta sessiz kalsam da, daha sonra cumhuriyet başsavciligina suc duyurusunda bulunmak zorunda kalmistim. savcinin odasina girip aglaya aglaya derdimi anlatmistim. hiç unutmuyorum savci bana "hem ev, hem de cep telefonun icin bi dilekce yaz, telefonlarini bi dinleyelim bakalim kizim." demisti. bu süreçte bi polis merkezinde ifade de verdim ama savciya gitmeden önce miydi, sonra miydi orasini hatirlamiyorum. hayatimin en zor, en üzücü, en büyük dersleri aldigim dönemiydi.
    neyse, tahmini bir-iki ay sonra mahkemeye ciktik ve bu sahis birkac durusma sonra çok sağlam bir para cezasinin yaninda, hapis cezasi da aldi. hapise girdi mi, hapis cezasi paraya cevrildi mi orasini bilmiyorum ama caydirici olmaya yetmişti.
    yani demem o ki; ben avukat degilim, siradan bir vatandasim ve bu üzücü olayin üstesinden geldim. devletin kurumlari saglikli bir organ gibi tıkır tıkır işliyordu. gerek kolluk kuvveti, gerek savcilik, gerekse hakimin tavrı bana kendimi o kadar güvende hissettirmisti ki... adaletin yerini bulmasina tanik olmak da ayri bir keyif olmuştu.
    bakin benim olayda sadece tehdit vardi.

    bu arkadasin olayinda tehdit, iftira, hakaret, özel hayatin gizliligini ihlal, şantaj vs pek çok suç unsuru var.
    tüm bunlara rağmen nasil oluyor da bu yaratık elini kolunu sallaya sallaya geziyor. bu inanilir gibi değil. üstelik onca kanıta rağmen.
    polislerin tavri acaba kadincagizin evli olmasindan mi kaynaklaniyor. o yüzden mi yardimci olmayip önyargiyla yaklasiyorlar. eger öyleyse bu korkunç bir şey! hic kimsenin bir baskasinin özel hayatini yargilamaya hakki yok.
    okurken çok üzüldüm. tekrar gecmis olsun.
    bu olay karsisindaki saglam durusunuzdan dolayi da sizi tebrik ederim. çok zorlu bir süreç ama geçecek merak etmeyin. her şey geçiyor, en büyük acılar bile... ınşaallah hak yerini bulacak.

    edit: kadincagiz evli degilmis, bosanmis. yazar arkadas baska bir entry'de aciklamis. uyaran arkadas balekmek e tesekkurler.
  • geçmiş olsun kardeş okurken gözlerim doldu. bu adamı öldürmek onun için kurtuluş..
    umarım sözlüğün desteğiyle bir şeyler değişir.

    yokmu leyn sözlükte delikanlı bi savcı...
  • bu olay ve benzeri şeyler hiçbir zaman başına gelmez zannedenler.
    kadına uygulanan cinayet ve şiddet meseleleri hep show haber de izlenilip tüh yahu, yazıktır falan denilecek uzaktaki bir takım insanların derdi sananlar.
    bu mesele ve benzerleri, erkeğin kadına uyguladığı şiddet, belki ve allah korusun cinayet nerede biliyor musunuz.
    hemen yanıbaşınızda, ensenizde.

    yaşım sekiz, ablam eşinden ayrılmak istiyor. babamız bir yıl önce ölmüş, evin erkeği nacizane bendeniz. abi, amca, dayı, kuzen... hiçbiri yok.

    ablam ayrılmak istiyor çünkü dövülüyor, aldatılıyor, ibadet etmesi bile aşağılanıyor, sürekli çirkin olduğu, yetersiz olduğu söyleniyor. fakat eve ablam bakıyor, çalışıyor sürekli, aldıkları arabayı o ödüyor, eniştem iş yerinde hırsızlık yapmış, ablam para veriyor, eniştem ablamı iş yerinde yumrukluyor.
    eniştemin annesi ablama ayrıl kızım kurtar kendini diyor. düşünün. bir insan daha haklı olamaz yani ayrılmak için.
    ablam her şeye rağmen direniyor ama bir yerde bırakıyor, dayanamıyor daha fazla, oruç açmaya niyetlendiği bir ramazan günü ağzındaki lokmayı yutamadan evde para arayan eniştem saçlarından sürükleyince, ablam sanki bir anda uyanmış gibi oluyor kendi söylemiyle. o ilk lokma ağzımda kaldı, öyle ağladım saatlerce diyor. ve ayrılıp bizim yanımıza yani elli küsür yaşındaki annem ve benim yanıma taşınıyor.

    ramazanın son günü, ertesi gün bayram. eniştem kapımızı tekmeliyor, ablamın ayrılığında ciddi olduğu dank etmiş kafasına. annem sakince konuşmak için açıyor. ablamı kolundan tutup kaçırmaya çalışıyor. kapının ağızı, annem bir kolundan tutuyor bir kolundan eniştem ablamı ben de aradayım ve tüm gücümle eniştemi itiyorum. bütün apartman ayağa kalkıyor. insanlar ablamı zorla ayırıyor ondan, polisi arıyor. polis geliyor. annem ablam eniştem ve bir iki şahit gidiyor. ben üst kat komşumuza emanet ediliyorum.

    bu baskınlar böyle kaç kez sürüyor. ablamı kah işyerinden kaçırmaya çalışıyor. fakat ablam bir fabrikada o an. sadece erkeklerin çalıştığı bir fabrika ve tüm işçiler ablamın iyi niyetini, insanlığını, ne kadar dürüst bir insan olduğunu biliyor yıllardır. aptal eniştem her biri kas yığını o işçilerden güzel bir dayak yiyor.

    uslanmıyor. ablamı aramış, akşam gelecek. ben geceleri uyuyamıyorum, ne olacak, ablamı öldürecek mi, ablam gidecek mi, hepimizi mi öldürecek ne olacak. ablam kırk kiloya düşüyor ve bir yandan çalışmaya devam ediyor.
    aynı gece teyzem geliyor, bir de teyzemin kızı. teyzem deli bir kadın, erkeklerin üstüne yürüyen, onları kavga ederse dövebileceğine inanan, hayatı boyunca hep savaşçı olmak zorunda kalmış bir kadın, onu başka gün anlatırım.
    kapıda görünce onu biraz olsun rahatlıyorum. sonra öbür ablam geliyor.
    bu sefer tamam içeri girecek ve uygun bir dille anlatılacak her şey. o da anlayacak. ailesi türkiye'nin pek sevilmeyen bir memleketinden bu arada. kavga var sözüyle iki otobüs insan toplanıp sebepsizce birilerini dövecek, linç kültürü aşılanmış, kendilerinden olanı korumaya and içmiş ruh hastası bir topluluk. fakat hiçbiri onun yanında olmuyor. çünkü ablamı biliyorlar, ona yaptıklarını, ablamın yıllarca sabrettiğini, hamileyken karnını iş yerinin ortasında tekmeleyip çocuk düşürten bir şeytan olduğunu biliyor herkes onun.

    işte o gece içeri adam gibi alınıyor, koltukta oturuyor herkes. annem, ben, ablam, teyzem... herkes kadın bir o bir ben erkek. durup duruken bir silah çıkarıp cebinden ablamın kafasına dayıyor.

    o anki hislerimi, korkumu, yaşanan arbedeyi ve annemin o yaşta bir kadın olarak silahı onun elinden alışını, çığlıkları, kendini yere atışını, ama en önemlisi o ablamın kafasına silahı dayadığı o anı anlatmama imkan yok. yazıyı okuyan herkes ablamı nasıl sevdiğimi ve hayran olduğumu anlamıştır. doğduğumdan beri annemden sonra en çok yanımda olan, beni koruyan, giydiren, seven, çocuğu gibi davranan ablamı son görüşüm olduğunu düşündüğüm o an...

    bütün apartman eve geliyor, polis aranıyor. bu sefer tamam diyorum, polis alıp içeri atacak onu, buraya kadardı. ablamın kafasına silah dayadı, daha ne olabilir ki. kurtulduk artık.

    silah sahteymiş. ertesi gün ağzı yüzü mosmor-döven polis bu arada sağolsun?- elini kolunu sallayarak geliyor. ablamı soruyor, yok diyoruz, gerçekten yok, kaçırdı büyük ablam onu pek kimsenin bilmediği bir eve. içeri giriyor, diyor ki ya benim olacak ya toprağın.

    annem konuşuyor, dövdün diyor, aşağıladın, aldattın parasını ona ödettin, hırsızlık yaptın, kızım bu eve bir çöp poşetinde birkaç eşyayla geldi, sana her şeyi tastamam bir ev bıraktı. nereden bulduğunu bilmediğim bir silah çıkarıyor sonra. bak diyor, kızımı öldüreceksen eğer, önce bu silahı bana sık. koyuyor ortaya silahı. al vur beni, madem ki çok mertsin. ama eğer bir daha bu eve gelirsen, kızımı rahatsız edersen. bu silahı senin kafanda patlatmayanı allah taş etsin. oğlumu hem öksüz hem yetim, kızımı kimsesiz bırakırsın, sen de gebermiş olursun. ben her şeyi göze aldım, bu silah da sahte değil diyor.

    çok şükür ki, eniştem bir daha evimize uğramıyor. çok sonra öğreniyoruz ki bir hayat kuramamış sadece ablamı nasıl kaybettiğine yanıp duruyormuş.

    ablam ise çok sevdiğim, çok dürüst, çok yakışıklı bir adamla evlendi. adam çok güzel para kazanıyor, ablam yine de çalışıyor, çünkü biliyor ki çalışmasaydı eğer, kurtulamayacaktı.

    iki tane gerçekten çok güzel kızları var. her şey yolunda gözüküyor şimdilik.

    beton gibi bir yazı, muhtemelen iki kişi okudu. keşke başlık sahibi de okusa. son değil. annesi kurtulacak. çalışacak. o arkasında olacak, bütün gücüyle destek olacak. gerekirse yakın koruma tutacak. ama annesi ve o kazanacaklar. gün gelip bugünleri anı olarak hatırlayacaklar. inancını yitirmesin. ölmek bu ülkede kadın için kader değil. arkalarında bir devlet yok, hatta onlardan başka kimse de yok. ama birbirlerine yeterler. ne olur vazgeçmesinler, pes etmesinler. doğrunun yanında olan kazanacak. ankaradaki trans dernekleriyle iletişime geçsinler, en iyi direnmeyi onlar bilir, laf aramızda trans kadınlar, trans erkekler, bu ezilme, aşağılanma, tehdit edilme ve devlet tarafından sahip çıkılmama meselesini derin derin yaşamış olanlar iş bir çaresizi savunmaya gelince on kaplan gücündedir. birbirlerine tutunsunlar, biz varız. gerekirse istanbulda her ay birimizin evinde kalır, biz birlik oldukça, onlar kazanamazlar. annen yanlış bir şey yapmadı, cezası öldürülmek olan hiçbir şey yapmadı buna eminim. ayıp değil, günah değil, suç değil.

    ve bu hikayeler hep başkalarının başına gelir zanneden, hep başkalarının hikayelerini okuyacağız zannedenler. sıra size gelebilir. siz ne kadar mükemmel olsanız da, her an bu gerçekleşebilir. bunu yaşamış insanları anlayın diyemiyorum, ablamı kafasına silah dayanmış, küçücük bedeniyle kurbanlık koyun gibi gördüğüm ve boyumun bir metre civarı olduğu o zaman ne hissettiğimi anlamanız mümkün değil. ama ne olur köstek olmayın, olabiliyorsanız destek olun. hepimizin ihtiyacı var birbirimize. meşrebinizce ayıp olsun, yanlış olsun, günah olsun. ama olan olmuş ve bu kadın sadece hayatına devam etmek istiyor, düşünün bir insan bunu neden hak etmesin. her insan yaşamayı hak eder diye başlar ya bütün insan haklarıyla ilgili bildiriler. lütfen bu anne de kurtulsun, yaşasın, daha fazla şiddet görmesin, o uyku arası korkmaları, geceleri gelen ne olacak hissini, çaresizliği, kimsesiz hissetmeyi yaşamayan bilmez.

    ve bunu yaşamak türkiyede yaşayan herkes için bir adım mesafede artık. kız kardeşinize bir sapık musallat olabilir, annenize bir alkolik takılabilir, her şey olabilir. hepimiz o sınırın ucundayız. ya hep birlikte kurtulacağız. ya hiçbirimiz. benim annem, kızım, kardeşim, arkadaşım yapmaz demeyin, insan kodları belli olan bir robot değil. her şey insan için. en çok da vicdan gerek. ve adalet. kurtarmalıyız ki kurtulalım. ne olur.
  • güzel kardeşim sen üzme canını, yoluna gidebildiğin kadar adalet ile git.
    ağır aksak dahi olsa adalet yerini bulacaktır.
  • yazıyı okudum ve durup ciddi ciddi o adamı öldürmenin sakıncası olmadığını düşündüm. can almak, katil olmak çok korkunç bir şey. hiçbir şeyin karşılığı can almak değildir. ama şu olayda o adamı öldürmek dışında çare kalmış mı? mecburen öldürülecek o adam. çünkü devlet beni ve sevdiklerimi böyle bir olayda koruyamıyorsa, ben de elimden gelen her şeyi yaptığım halde sonuca ulaşamadıysam geriye ne kalıyor ki? böyle bir durumda adamı öldürürsem devlet hangi hakla beni cinayetten yargılayacak? burada devlet anneyi ölüme terk etmemiş, devlet annenin oğlunu katil olmaya zorlamış.
  • öyle bir ceza almalı ki bu hıyar ibreti alem olsun. bidaha böyle davranmak isteyen adam korkudan altına sıçsın. savcı meselesi ayrı acilen görevden alınması gereken savcıdır. adalete olan güveni hiç kimse sarsmamalıdır.
  • dr. fatma betül sayan kaya’ya mutlaka iletilmesi gereken çok ciddi konu...
  • savcının ve polisin vurdumduymazlığı,kendilerini bilmezlikleri beni deli ediyor. ulan adam her şeyi yapmış, daha ne yapsın? gidip darp etse,öldürse hemen gelir alırsınız ama. amına koyayım ben böyle düzenin.suçluyu korumaktan ne zaman vazgeçecek lan bunlar?
  • aklıma geldikçe sinirlerimi bozan olay. bir de kadıncağızı suçlu bulanlar var ki... iki yüzlülüğün daniskası.

    daha öncesinde bulamadığı mutluluk için yanlış kapıyı çalmış. hayat bu. herkes doğru kararı verecek diye bir kaide yok. ancak bu yaşanılan adaletsizliği örtemez, örtmemeli.

    yaşını başını almış kadınlara şantaj, tecavüz. hayvana eziyet, tecavüz. daha aklı ermeyen çocuğa taciz, tecavüz. cehennemdeyiz.
263 entry daha