şükela:  tümü | bugün
  • film ayrica ingmar bergman in personasindan izler tasir. ayni personada oldugu gibi ana karakterlerden sissy spacek ve shelley duvall kaza ve dogum sahnelerinin yol actigi tramvalarla yer degistirirler. ayrica personada kullanilan kisiliklerin yer degistirmesine tetikleyici olan mektup, 3 women da o kadar kuvvetli olmasa da gunluktur.
  • robert altman, zaten persona'nın en büyük esin kaynağı olduğunu ifade etmiş daha önce. ancak her haliyle film, persona'dan oldukça farklı. ilk olarak, filmin erkeklere bakış açısını erkek düşmanlığına kadar götürebilecek ilginç semboller var filmde, özellikle sonunda. sonra altman suyu çok ilginç bir şekilde kullanıyor ki bu hem açılış sahnesinde var, sonra da filmin ortalarındaki sekanslarda mevcut. ayrıca kameranın önünde dalgalanan suyu fetüsün bir metaforu olarak düşünebiliriz.

    filmde karakterler ve onların toplumla ilişkisi de çok ilginç. altman öyle karakterler yaratmış ki -özellikle millie- seyirciye hiç bir şekilde katharsis şansı vermiyor, üstelik sinir de bozuyor. millie'nin toplum tarafından dışlanması ve kendisinin bunun farkında olup olmadığının neredeyse belli olmaması onu hikayede ayrı bir yere koyuyor. ancak bu tercih hikayede bütünlüğü sağlamadığı gibi neye hizmet ettiği de pek anlaşılmıyor. yine de ortasındaki kırılma filmi o kadar ilginç hale getiriyor ki burada mulholland dr'ın akla gelmemesi mümkün değil. dahası sarışın esmer kontrastı gibi benzerlikler de akla gelince david lynch'in bu filmden etkilenmememiş olmasına imkan yok gibi.
    ayrıca ikinci yarıdan itibaren pinky'nin giydiği elbiselerdeki pembe tonunun koyulaşması, millie'nin sarılara bürünmesi; filmle ilgili küçük detaylar olsa da anlatımı kuvvetlendiren bu tercihler altman'ın estetik anlayışının titizliğini ortaya koyuyor.
    filmde açıklanayamayan daha bir çok metafor mevcut, özellikle sonuyla hikayede bir ahenk bulmak güç; ancak yine de deneysel yanları ve farklı tarzıyla robert altman'ın keşfedilmesi elzem filmlerinden.
  • robert altman 'ın görece az bilinen, fakat kanımca en başarılı işlerinden biri. ustanın, kadınları, onların gözünden bakarak anlatmayı denediği filmi, yer yer gerçeküstücü, alaycı ve son derece orjinal bir iş...

    http://hayatimizsinema.blogspot.com/…1977.html#more
  • the long goodbye 'da bizi erkeklerin dünyasında yaşatan altman bu sefer korkutucu bir sekilde bize bizi anlatıyor. 3 women imgelerle ve rüyalarla büyüleyen görsel bir şölen...
  • öncelikle filmin oldukça durgun olduğunu söylemeliyim. aksiyon filmi değil neticede ancak bir dram filminden en azından etkilenebileceğimiz esas vuruşları ben alamadım bünyemde.

    --- spoiler ---

    edgar denilen puştun 3 kadının hayatını nasıl etkileyebileceği, pinky rolündeki kızın kenafir bakışlarından hep bir cinlik beklentisi ancak bu hareketlerinin toplumdan dışlandığı neticesinde şekillenmesi ve akabinde ise pinky'nin hastane çıkışı milli'ye uyguladığı psikolojik baskı ve millie'yi alt etmesi, kadın dünyası ve rekabetine dair gözlemler.
    --- spoiler ---
  • --- spoiler ---

    filmdeki millie karakterinin kendisi için yarattığı fake karakter ve etrafın ona olan bakış açısı için bile izlenir.

    benim partilerim ve akşam yemeklerim meşhurdur der örneğin. oysaki yaptığı şey bisküvinin üzerine marketten aldığı kremayı sıkmaktır.*kimse onunla takılmak istemez, o ise pinky'e atar suçu.

    kadın ilişkileri ve psikoloji açısından ortalama üstü bir film

    --- spoiler ---
  • ne personaymış kardeşim. filmlerin yarısı personayla ilişkili çıkıyor.
  • şuur akışı film boyunca görülen su imgeleriyle gösterilerek müthiş bir sembolik anlatım sağlanmış, üzerine çok konuşulması, tezler yazılması gereken bir film. pinky'nin willie'yi pencereden, akvaryum arkasından izlemesi sırasında suyun dalgalanması, yine aynı dalgalı suların hezeyanvari geçiş sahnelerinde üst katman gibi, gel-gitler halinde kullanılmasına benziyor ve bu baş karakterin (3 kadının hepsi ya da hiçbiri) bilincindeki dalgalanmalari ve anıların hayallere, yaşanmış olayların fantezilere karışmasının sembolü oluyor. derinlikten su yüzüne vuran an(ı)lar gerçek mi, hayal mi bilemeyip sorguluyoruz.

    havuz tabanına ve duvarlara çizilen resimler insanın sudan (ana rahmi) doğup dönüşüp hırçın ve muktedir bir erkeğe geçiş aşamalarını betimliyor. ayrıca insanın evrimsel dönüşümüne de referans yaparak suyun kıyısındaki pullu ve dört ayaklı deniz canlısınin giderek büyük penisli erkeğe evrilmesi de kadınların erkek egemen düzene geçişini resmediyor. willie'nin resim yaptığı içi boş havuzun kadrajdan çıkarak odağın silah atışı yapılan kurak bölgeye kayması da bu anlatımı pekiştiriyor; adeta kadınin iç dünyasından erkeğin dış dünyasına geçişi gibi, jacques lacan'ın sembolik evrenine uzanıyor. o sahnede havuzdan yola uzanan yerdeki kıvrak şekillerin son bulduğu nokta ve atış sahasına geçiş son derece sembolik ve sanatsal anlamda aşmış bir iş.

    konuyu anlatmadığımdan spoiler uyarısı koymadım. baş karakter zamanla delirip kendine yabancılaşmis bir yaşlı kadın olabilir, hatta bardaki oyuncak yaşlı kadın kafası bile bu anlamda sembolik olabilir, bunu biraz da pinky'nin bir sahnede tıpkı oyuncak teyze gibi tedirgin edici kahkahalar atmasıyla anlıyoruz.

    hayatın ve bilincin o devinim ve dalgalanmalarini aktarmak için sembol olarak suyun pek çok sahnede kullanılmasına hayran kaldım. shelley duvall 1977'de cannes film festivalinde en iyi kadın oyuncu ödülünü bu filmdeki rolüyle almış; sonuna kadar da hak etmiş.
  • bu film ne anlatıyor çözemedim. insanarın geçisi mi, o üç kadın aynı mı? göldeki o çizimler neyin nesi? doğan ölü bebeğin erkek ve ölü soğukluğuyla gelmesi birşey ifade ediyor mu?

    önce kendi notumu düşmek istedim, yukardaki entriyler güzel çözümlemeler sunmuşlar.

hesabın var mı? giriş yap