şükela:  tümü | bugün
  • üst edit: baba parası yediğim sonucuna nereden vardınız bilemiyorum ancak şöyle anlatayım; mezun olduğumdan beri çalışıyorum ve iyi kötü, borç harç içinde kendi gelirimle yaşıyorum. öğrenim kredimi de kendim ödüyorum, bu da ek bilgi olsun. ancak yıllardır acaba bu bölümü değil de diğerini seçsem nasıl olurdu, şu kursu aldım buna nasıl devam ederim, şu eğitime gitsem şu mesleği yapabilir miyim diye bir kararsızlık halindeyim. 18 yaşımda sırf fizik problemlerini çözebiliyorum diye sayısalı seçmem sonucunda puanıma göre tercih yapmamın bir sonucu da olabilir tabi bu. 30 yaşındayım ve hayatımın geri kalanında ne yapacağımı hala kestiremiyorum. aslında yaptığım işe çok severek başladım, bir takım sorunlar olsa da severek yapıyorum. bu alanda kendimi geliştirmeye devam etmeyi de istiyorum ancak istediğim kadar özgür değilim. bir parça yaratıcı bir insan olduğunuzu düşünüyorsanız ve özgür değilseniz inanın sevdiğiniz işi bile yapsanız bunalıyorsunuz.

    en büyük problemim. hala kendime farklı alanlarda master programları, kurslar, eğitimler bakıyorum. birini yapsam diğer yeteneğime yazık olacakmış gibi hissediyorum.*

    sanırım evde oturup farklı alanlarda çok yetenekli olduğunu düşünmenin sonucunda oluyor bu.
  • çalışmaya mecbur kalmadığın için karar vermemişsin.
  • 30 yaşına kadar baba parası yemiş olma durumudur.
  • allah kahretsin ki benim lan bu. en son tezli yüksek lisans yapıp tezi bi tarafıma soktum. askere gittim geldim. evde mal gibi akademik kadro ilanı beklerken bir yandan geçici iş başvurusu yaptım. bu süreçte amk kadro ilanları açılmadı. sikko iş başvurularından dönüş sıfır.

    evde mal mal oturacağıma bari doktora falan yapayım kadro şansım artar en azından diyorum. bilemiyorum. şu sıralar lanet olsun profesörlüğüne diyip itlik, serserilik kumarbazlık yapıyorum.
  • bence gayet doğal olan. tersi de gayet nor mal karşılanmalı tabi.. şu insanları yargılayıp sınıflamaktan vazgeçelim artık. 18 yaşında yaptığımız seçimleri ölene kadar devam ettirmek zorunda değiliz. henüz 30 a gelmedim, ama sevdiğim işi yapıyorum, ileride de bu alanla ilgili çalışmak isterim ama tam olarak şunu yaparım diyemiyorum. hayat sürekli karışıyor, kestirmek çok zor, bırakın insanlar istedikleri şeyi deneye yanıla da olsa 'kendi kararlarıyla' versinler.
  • yönlendiren olmamıştır. işe yarayan adamı havada kaparlar. hadi geçmiş olsun.

    ekleme; sözüm 30 yaşına gelip 'hala' ne yapacağına karar vermeyenlere.
    kurs, kurs, kurs; sertifika, sertifika, setifika; plan, plan, plan... sonuç; gazoz kapağı.
    harekete geçin, lise mezunu olup iş sahibi olanlar gibi.
  • zamanında karar vermiştir ama geç kalmıştır. diğer işlerde çalıştığı zaman gördüğü şeyler yüzünden akıl sağlığını kaybedecek duruma geliyordur. o yüzden hiçbir işte dikiş tutturamaz...

    o değil de, öyle insanlar öyle işlerde çalışıyor ki anlam veremiyorsunuz. bildiğin yapamıyor o işi. ama birilerinin zorlamasıyla bulunduğu yerde kalıyor, hatta daha iyi noktaya geliyor. işte o birilerini bulmak tek geçer yol bizdeki iş hayatında. yoksa istersen o kurumun en iyi çalışanı ol, kimse yüzüne bakmıyor.

    yaşam şartları da zor ve gittikçe daha da zorlaşıyor. verilen uç örneklere bakmayın. göçmenler de geldi ya, mesela sigortasını yapmıyor adamın, sesini çıkaramıyor. garsonluk mu yapacaksın, senin yerine onu alıyor. sana yine iş yok. kira ödenecek, faturalar ödenecek, toplum baskısı var herkes bir yerden soruyor sanki yardımcı olacakmış gibi...

    öyleyken böyle. 30 da olmadık daha ama dur bakalım...
  • gençliğini kararsızlık hali ile geçirme durumu. çabuk geçiyor zaman tutun aga hayatın bir yerinden.
  • türkiye'de meslekler; insanların, akrabalara, konu komşuya, yazlıktaki x gillere, köydeki hısma, kahvedeki hasma; hava atma ve en çok para hangi meslekte kazanılıyor mantığı ile seçilip, ülkede lise ve üniversite eğitimi seçimi milli piyango sistemi ile yapıldığı için çok normal bir durumdur.

    ülkede bir elin parmağını toplasan geçmeyecek meslek tutkusu var. "doktor olsun, avukat olsun, mühendis olsun, müdür olsun."

    ytü elektrik- elektronik bölümünü iyi dereceyle bitiren ankara'lı arkadaşım vardı. çocuk manyaklık derecesinde ahşap tutkunu. 2004 senesinde bu adam baya baya bildiğin inşaat keresteleri ile evde bank, sehpa, yemek masası vb eşyalar yapıyordu. annesi, babası üniversite mezunu. çocuğun dilinde sürekli " emekli olduğumda evimin bir bodrum katı, bahçesi olursa kendi atölyemi kuracağım" diye lan adam daha 21 yaşında bunu diyor, düşünün artık. dalga geçerdik oğlum niye marangoz olmadın diye.

    vakti zamanında ankara'da babası ile bir yere gitmişler. mobilya üretim yeri. yalvarmış yazın burada çalışayım diye de babası izin vermemiş.

    böyle bir dünya örnek verebilirim. 20 senedir gittiğim barın şuan işletmecisi marmara çeko mezunu. daha öğrenciyken barda çalışıyordu, okuldan mezun olduktan sonra bir iki özel şirkette çalıştı. sonra geri döndü. "ben bu işi seviyorum" diye.

    bilinçsiz okul seçimleri, ailelerin meslek seçimlerinde baskıcı olması, hayat içerisinde yaşanan maddi zorluklar. bunların hepsi ileride karşınıza mutsuzluk olarak çıkıyor.

    ha sen, günde 1000 tl harcayıp, iş hayatı ile ilgili hiçbir deneme yapmadıysan, babana bu değirmenin suyu nereden geliyor diye sor, gösterdiği istikamete doğru ilerle, zaten yolu bulursun.

    zorunlu edit: @yesilisev isimli yazar arkadaşın biraz da iğneleyici uyarısıyla, bir hatayı düzeltmem gerekiyor. bahsettiğim bölüm elektronik ve haberleşme mühendisliği. arkadaşın adı baykal. soy ismini hatırlamıyorum. hani belki onu da araştırmak isteyen arkadaşlar çıkabilir. teknik üniversitede sanat ve tasarım fakültesinde okuduğunuz zaman, bazen iki bölümü kafanızda bir araya getirebiliyorsunuz.
  • türkiye’de normaldir, bu kadar üniversite açılırsa diploma sahibi niteliksiz insan sayısı artar. devlette farkında iş yok en azından insanlar oyalansın istiyor. 30 yaşında hatta 33-34 yaşında doktora bitse zaten emekli gibi hisseder insan onun stresi yeter