şükela:  tümü | bugün
1875 entry daha
  • çok fazla amerikan romantik komedi filmi izleyip, ülkedeki 30 yaş bekar kadınları o fillmlerdeki bir scarlett johansson, bir natalie portman, bir jennifer aniston, katherine heigl, emily blunt, rachel adams sanan yurdum abazan ergenlerin bitmeyen başlıklarından birisidir bu başlık.

    bizim kadınlarımız ile hiç bir zaman elinizde bir dolu kitap olduğu halde bir köşe başında çarpışamayacak, bir kitapçıda müzik markette yeni çıkan bir albüm üzerine konuşup akabinde telefonunu alamayacak, iş yerinde çalışan mesai arkadaşınızı akşam yemeğine davet edemeyeceksiniz sevgili romalılar.

    böyle başlıklarla hayallerinizi yaşıyorsunuz ancak hayallerin natalie portman gerçeklerin ancak komşu kızı olduğu gerçeğini görelim daha fazla konuyu uzatmayalım.

    18 'ini dolduran, iki film izleyen 30 yaşında bekar kadından hemen bir şeyler ummaya geliyor buraya mk.
  • eğer maddi manevi bir bağımlılığı yoksa çok şanslı kadındır.
  • genç beylere sulanmasınlar başka bir şey demiyorum
  • bu gidişle evleneceğim kadınlardır. daha 20'li yaşlardayım ama 20'li yaşlardaki kızlardan umudu kesmek üzereyim.
  • ooo "hayat belirleme komisyonu" da gelmiş. "ne yapsa suç olan kadınlar vakfı" ile bir görüşme var sanıyorum ki.
  • hakkında 25 yaşından itibaren 5 sene içinde çökeceksin, değerin azalacak martavalları okuyan avareleri göstermektedir.

    lan,
    salak,
    çökersem çökerim sana ne amına koyayım. bak direkt açık yazıyorum aq demek yetersiz geldi. bekçisi misin??

    ayrıca istersem kozmetik sektörünün nimetlerinden yararlanırım.

    sana
    neden
    bu kadar
    dert oldu?

    anlayamıyorum sevgili sığır?!

    istersem yarın bulduğum ilk salakla evlenirim, sana ne lan.
    evlenmiyorsam, benim tercihim.
    standartlarım seni ne ilgilendiriyor?
  • (bkz: arayıp da bulamadığım)
    yaş da 30 değil ama 30+ kadınlar 10 küsür seneden beridir hayallerimi süslemiştir. belki de aradığım olgunluk onlarda olduğu için. detaylar için yeşillenebilirim.
  • candır o
    bir tanedir
    hayatının en güzel vaktini yaşamaktadır
    18-20 lik kızları hayat tecrübesiyle ezer,
    muhabbeti ermişliği olgunluğu yeter
    herşeyi tam kıvamındadır, vücudu, duyguları, kişiliği, hayattan beklentileri
    kısacası kendileri milli servettir, sayıca azdırlar, kıymetlerini bilelim lütfen...
  • artık böyle boş başlıklara yazmayacağıma ilişkin kendime söz vermiştim. söyleyecek çok anlamlı bir sözüm olmadığı gibi söyleyeceklerimi anlayabileceğine inandığım bir kitlenin olduğunu da düşünmüyorum açıkçası.

    hangi normal insan 30 yaşında bekar bir kadına hakaret edip laf çarpmaya çalışır ki yoksa?

    kadınların değerinin yaşla ve yaşadığı ilişkilerle düştüğünü düşünen birileri var. insanların değeri düşer mi? düşebilir. eğer yalan söylüyorsa, hırsızlık yapıyorsa, aldatıyorsa düşebilir. gerçi ben bu durumu o kişinin değerinin düşmesi olarak değil de gözden düşmesi olarak tanımlardım. kuşkusuz ki değerli insanlar var bu dünyada; ama bu değer salt var olarak değil, çalışarak ve çabalayarak edinilmiş özelliklerin birikmesiyle ortaya çıkar. ilkeli yaşamak, dürüst olmak, yaşama anlam katmaya uğraşmak, iyi kalmak gibi özellikler birikir ve kişinin bir değeri oluşur.

    siz bir kadına doğurganlığı, önceden cinsellikle yaşayıp yaşamamış olması, vücudunun gençliği açısından bir değer biçiyorsanız kadını insan olarak değil mal olarak görüyorsunuz demektir. şu sözüm erkeklere: kendinizden çok daha genç ve ilişki deneyimi olmamış biriyle birlikte olmak istemenizi anlarım ama, bir insanı sırf bunlara bakarak değersiz görmenizi anlamam. anlarım da, hak vermem diyeyim. şu sözüm de kadınlara: sanki siz hiç yaşlanmayacakmışsınız gibi gelip kendinizden büyük hemcinslerinize laf çarparak cinsiyetçi olduğunuzu fark etmiyor musunuz? etmiyorsunuz sanırım.

    insanlar sosyal konumlarını başkalarıyla kıyaslayarak bulurlar. yani yaşamda kendinizi başkalarıyla karşılaştırarak konumlandırırsınız. 25 yaşında olmak tek başına bir şey ifade etmez. 18 yaşına göre yaşlı olabilirsiniz ama, 30 yaşındaki birine göre gençsiniz. buradaki asıl nokta, bundan ne avantaj elde ettiğiniz? insanlar çoğunlukla kendilerini psikolojik olarak iyi hissetmek adına karşılaştırma yaparlar. 25 yaşında olmak çeyrek asır yaşamış olmak demektir. ilk gençlik yıllarının geride kalması an meselesidir; ama henüz 30'a da çok vardır. eğer bunu düzenli aralıklarla belirtirseniz kendinizi iyi hissedebilirsiniz. buradan başka bir noktaya geçeyim. ölüm korkusunu bir yana bırakırsak yaşlanmayı neden sevmeyiz?

    evrimsel bir tarafı olsa gerek; çünkü yaş ilerledikçe doğurganlık azalır. bu nedenle talep de azalır; ama yalnızca evrimsel güdülerle hareket ediyor olsaydık diğer canlılardan bir farkımız kalmazdı. çocuk sahibi olmama kararı alan çiftler, anne olmak istemeyen kadınlar ile baba olmak istemeyen erkekler de olmazdı. hoş, çocuk sahibi olmayan ve olmak da istemeyen, ama yine de kendinden genç insanlarla birlikte olmak isteyen kadınlar ve erkekler de var. bir de kapitalizmin yaşlanmayı hastalık gibi gösterip bundan bir sektör yaratıp para kazanması diye bir gerçek var. hep genç ve güzel olmalıyız. yaşlı ve çirkinleri kimse sevmez. kırışıkları yaşanmışlıklar olan gören bir benim sanırım.

    her şeyi anlayabiliyorum; ama gelip burada nefret kusmayı bir türlü anlayamıyorum. kendime hep "söyleyecek anlamlı bir şeyin yoksa sus" diyorum. "senin doğruların sana, başkasının doğrusu da ona" diyorum. ben kendime bunları diyorum da karşıdakiler bunların zerresini düşünmüyorlar.

    siz yaşamınızı cinsellik odaklı yaşıyor olabilirsiniz. sanki herkes yalnızca ilişki içindeyken mutlu olacakmış, tek başınayken çok mutsuzmuş gibi algılıyor da olabilirsiniz. her kadının amacının çocuk doğurmak, tek taş, gelinlik, düğün, araba, para sahibi olup bunları başkalarının gözüne sokmak olduğuna kendinizi inandırmış da olabilirsiniz. tam da bu yüzden 30 yaşında bekar bir kadının evde kalmış, çirkin, tek başına yaşlanıp ölmeye mahkum olduğunu düşünüyor da olabilirsiniz. ne diyeyim? siz bu kadar maddiyatçı bir insan olduğunuz için size de maddiyatçı insanlar denk geliyor olsa gerek. benzer benzeri çekiyor en nihayetinde.

    illaki sevin demiyorum. bir şeyleri sevmeme hakkınız hep saklı elbette ama, anlayamadığınız, en azından hak vermediğiniz şeye düşman olmak zorunda da değilsiniz. ifade özgürlüğü adı altında hakaret etmeyi de bırakın. kimse sizin değerlerinize göre yaşamak zorunda değil.
  • ben otuz oldum. on sekizlik yirmilik kizlarla beraber de oldum yakin zamanda ama artik asla tahammül dahi edemiyorum konuşmalarına amaç sadece seks olsa bile.oysa ruh sağlığı yerinde olmak koşuluyla akranım ve yaşı büyük kadınlarla sohbetten o kadar zevk alıyorum ki. ayrica yatakda da çok iyi oluyolar, ten uyumunu da yakaladı mı değme keyfine.
91 entry daha