şükela:  tümü | bugün
  • genelleme yapmak gerekirse batili toplumlarda 18'inde hadi yallah edilip basinin caresine bakmasi beklenilen genclere karsin ornegin bizde kisi hala evlenmemisse, ayri bir sehirde is veya ogrencilik durumu bahanesiyle yasamiyorsa ve aile modern takilmiyorsa buyuk ihtimalle bu genc hayattalarsa hala anne ve babasiyla yasayacaktir.
  • çok ayıp bir şey sanırım. yobazlık yau.
  • bir cok avrupa ulkesinde olan olaydir aslinda. amerika'da pek yaygin degildir, evet, ama ozellikle avrupa'nin buyuk sehirlerinde yasayan gencler yuksek kiralar olsun, bulduklari isin cok iyi para vermemesi olsun hemen ailelerinin yanina yerlesmektedirler.

    allah korusundur kendi acimdan, ama anne baba kafaysa, ev de buyukse neden olmasin? hazir yemek, camasir, kira fatura masrafi yok. oh ne ala.
  • (bkz: hala)
  • 30'unu aşmış biri olarak, 'kendimi sisteme köle etmemek' adına, sistemin ürettiği bir modele köle kalmamı tavsiye edenlere kıçımla gülüyorum.
    evet ya, çalışmadığım zamanlarda asalak gibi birilerine yapışıp yaşayarak, kan bağımı kullanarak onun emeğini sömürmeli, bu asalaklığın bedelini de, kendi koymadığım bir takım eviçi kurallara bağlı kalarak ödemeliyim. mesela sevişmemem lazım evlenene kadar, ya da onun bunun evinde gizli saklı yapmalıyım bu işi. ayıpmış gibi sürekli saklanarak, belki de güvensiz bir takım ortamların içinde bulunmak zorunda kalarak.
    dostum siktir edin onu bunu: adam olun sistem komünizm de marksizm de olsa ne biliyim ne sikimse o sistem o da olsa,
    hayatınızı kazanın. çalışın demiyorum hayatınızı kazanın diyorum çünkü çalışmak hayatını kazanmak demektir. en azından belli bir kısmını kazanmak. sistem kölelik köpeklik falan filan diyoruz ya ha onun dışındaki saatlerini satın alabilmek için, ağlamak istediğinde yalnız kalabilmek, bulaşıklarını çamaşırını yıkayabilecek, faturalarını ödeyebilme sorumluluğunu kazanabilmek için çalışın, hayatınızı kazanın ve en azından satın alabildiğiniz saatleriniz kadar hayatınız olsun. ha kıçım yemiyor, sıkılınca basıyorum istifayı, kendi sorumluluğumu başkasının sırtına yüklüyor, kan bağı üzerinden birinin emeğini sömürmeyi içselleştirebiliyorsanız bir sey demiyorum. rejim ne olursa olsun sike sike çalışacaksınız mirasyedi falan değilseniz usta. koyun bunu kafanıza. birey olmak, yetişkin olmak da sorumluluğunu kaldırabileceğin işlere girişmek demektir. gerektiğinde işsiz kalmayı, gerektiğinde sıkıntılı zamanlar yaşamayı, gerektiğinde pek çok sevdiğin şeyden feragat etme sorumluluğunu alabilmektir. geri kalanı laf-ü güzaf geri kalanı cesaretsizliğin entelektüelize edilme gayreti.

    ps: bi soruverin bakalım size dayatılan koşullardan mutsuz olduğunuzda yeni bir iş bulmadan vurup kapıyı çıktığınız zaman, sizin bu özgürlüğünüzün(!) bedelini kaç kişi kapıyı vurup çıkamayarak, kaç kişi imkanlarından feragat ederek sağlıyor size. bu kişiler bu sorumlulukları alırken, onların hayatlarından verdikleri ödünleri içiniz kaldırıyorsa, vicdanınız sızlamıyorsa, buyrun o sorumluluğu annenizin babanınız kardeşinizin sırtına yıkıverin. tabi gezegende tek özgür ruh sizsiniz.

    ha tanım da yapalım: imkansızlıklar (ama gerçekten imkansızlıklar) ailenizin size olan ihtiyacı (kişilerin sağlık sorunları, ekonomik destek sağlamak vs gibi) nedenlerle değilse çok rezil bir seydir. tabi baktığınız açıya göre de değişebilir
    ,
  • hollywood filmlerinde, klişe olarak seri katil profili çizen kişilerdir.
  • sözlük genelinde farklı bakış açısıyla değerlendirilen durumdur. tamam bu bireyler de özgürlük,kendine saygı gibi olayların farkında olabilir ama 1000 liralık mühendis ayrı eve çıktığında vereceği kira,elektrik,telefon ve ısınmadan sonra eline ne kalır? kanımca 30 yaşında eşi çocuğu işi evi arabası olan erkek e terfi etmek için bir alt versiyon olan 25 yaşında hala annesi babasıyla yaşayan erkek aşamasından geçmek ekonomik açıdan bir gerekliliktir.