şükela:  tümü | bugün
  • gelismis ulkelerde normal karsilanabilecek bir durum. ama soz konusu sey yalniz ve guzel ulkemde hala olagan bir durum olarak gorulememektedir.
  • genelde zevk için okuyan tuzu kuru ev hanımlarının ikamet ettikleri şehirde yaptıkları şeydir.

    benim sınıfımda 3 tane vardı.
  • ikinci üniversite olarak, zevkine başlanacaksa tadından yenmez.
  • güzel ülkemizde genellikle afla bir şekilde okula geri dönülüp, kalınan yerden yeniden okumaya başlamak şekilde cereyan eder.
    fakat yapan için zordur. amca veya teyze olmayı baştan kabul edersiniz. 10 sene önce yaşıtınız olanlar, size ana okulundaki çocuklar gibi gelir. amfideki uğultuları bile sizi yorar. acaba 10 sene önce ben de böyle miydim? diye sizi kendi kendinize sorgulatır. aralarına kolay karışamadığınız için ders notuydu, quizdi geri kalırsınız. en zoru da akşam işten gelip yapacak o kadar işiniz varken ders çalışıp yarın ki sınava veya ödeve (projeye) hazırlanmaktır.
  • öğrencilik hayatını seven bir kişi olarak benim de hemen olmasa da yakın zamanda yapmamın olası olduğu aktivite. evet seviyorum öğrenciliği ne yapayım. öğrencilik diye bir meslek olsa, ben emekli olana kadar öğrenci olsam. okusam, araştırsam, proje hazırlasam, tez yazsam, gezsem, eğlensem, coşsam..yani ya 4 yıllık lisans, ya doktora, ya da ikinci bir master olası gözüküyor hayatımda.
  • lisans eğitimi aldığı bölümü ortalama seven, yüksek lisansı yaklaşık dört buçuk yılda bitirecek (henüz bitmedi ve dört yıl bir ay oldu) ve işini pek sevmeyen benim gelecek yıl yapmayı planladığım eylem. mecburiyetten değil sadece kendim için, kendi istediğim bölümü, kendi istediğim sürede, kendi istediğim koşullarda okuyacağım umarım. en iyi arkadaşım da sadece beni mutlu etmek için (ya da on sekizlik kızlar için) bana eşlik edecek.

    edit: vazgeçtiğim eylemdir. buradan lisans ve yüksek lisans diplomam olmasına rağmen beni lise mezunu kabul etmeyen ösym ye selam ederim. ayrıca lisans eğitimimi aldığım öğrenci işleri ve mezun olduğum liseyi de beni aylar sonrasında cinnet noktasına getirdiği için teşekkürü borç bilirim. kendimi viyana güzel sanatlar akademisi tarafından reddedilmiş gibi görüyorum, umarım sonum iyi olur.
  • kimsenin ne düşündüğü de pek umurumda değil açıkçası.
    seneye sınava girmeyi düşünüyorum. kazanabilirsem şayet...
    gider okur, 4 sene çile çeker ama sonunda diplomamı alırım.
    34 yaşında mezun olurum o zaman.
    zorlukları da olacaktır elbette.
    göreceğiz bakalım.
  • lisede minimini bir ergenken her derdime koşan öğretmenim 45 yaşındaydı ve bana her an ölecekmis gibi geliyordu. 45 hayatın sonuydu... 20'li ve 30'lu yaşların başında da bu fikrim pek değişmedi. neye heveslensem hemen içimdeki sabotajcı beni durdurdu; sen artık 30 küsür yaşındasın, artık çok geç.. ve böylece mutsuzluktan mutsuzluğa savruldum durdum, çünkü yaşadığım hayat beni mutlu etmiyordu ama yeni bir hayat icin "artık çok geç"ti..

    38 yaşındayım. türlü bölümler okuyup, türlü işlerde çalıştıktan sonra yolum yine üniversiteye çıktı. yapmak istediğim şeyi bu yaşımda buldum belki de.. bu dönem psikolojiye başlıyorum. aylardır araştırıyorum, türkiye'de açık öğretimde psikoloji lisans eğitimi mümkün değil, fakat farklı bir bölümden mezun olsanız da, yüksek lisans psikoloji yapabiliyorsunuz, onu da ben istemedim. sonra bir imkan doğdu. almanya açık öğretim üniversitesi psikoloji lisans eğitimi veriyor, üstelik sınavlara istanbul'da girebiliyorum. çok zor olacak evet; iş, okul, dersler, sınavlar vs. çok zor olacak ama olacak, çünkü bunu gerçekten çok istiyorum.

    lisanstı, yüksek lisanstı, uzatmalardı, uzmanlıktı derken 45 yaşında psikolog olma durumum var. hani şu "hayatın sonu" dediğim yaşta ben kendime yeni bir kariyer çizebilecek, yeni bir hayat kurabileceğim. en azından öyle bir ihtimal var artık. ne olur, ne biter zaman gösterecek.. ama benim icin en önemlisi, artık anladım; "hiçbir şey için geç degil"