şükela:  tümü | bugün soru sor
  • öncelikle ruh hali hatırlatması :
    ülkemizde iki önemli seçimi çok hızlı bir sürede geçtik . bunlardan ilki 16 nisan , bu günden aklımda kalan evet ve hayır olarak cepheleşmiş bir atmosfer çok az bir farkla ülkenin mevcut sisteminin değişmesi. 16 nisan seçimlerindeki katılım oranı% 85,46 bu oran çok önemli 2010 'da yapılan iktidarın ve şuan arası küs olan kesimlerin evet dediği referanduma katılım ise %77,43'e kadar ulaşabilmişti. bu seçimin farkı neydi herkesi sandıklara götüren ve genç , yaşlı demeden bu kadar neden önemsedik? çünkü biri çıkıp eski sistem işe yaramıyor ülke yönetilemiyor dedi ve alıştığımız var olan bildiğimiz her şeyin sonu oylanacaktı. belki mustafa kemal 'in dünya görüşüne uygun gördüğümüz parlamenter demokrasinin sonu olabilirdi nitekim oldu da. bugün gelinen noktada parlamentonun işlevi nedir ? bu soruya şuan için olumlu cevap veremiyorum .
    gelelim ikinci seçime 24 haziran seçimlerine bu seçim yeni sistemin ilk oylaması oldu farklı adaylar konuşuldu ama ilk aday zaten belliydi diğerleri ise muharrem ince, meral akşener , selahattin demirtaş,temel karamollaoğlu, doğu perinçek-gerçekten aday oldu- oldu . katılım oranı ne oldu sizce , tam olarak %86,2 oldu . katılım arttı katılımı arttıran neydi? fikrimce adaylardı . muharrem ince gibi meydanlarda söz düellolarından kaçınmayan bir aday , meral akşener gibi gerektiğinde parlayan ve sosyal medya üzerindeki yapılan en iyi kampanya , vicdanlı sağ kesimde bir nebze olsun ''ya bir şeyler ters gidiyor'' diyenlere yönelik bir aday temel karamollaoğlu , hapiste ve mağdur aynı zamanda ülkenin belli bir etnik kesiminde hasasiyet yaratan bir aday vardı. demirtaş istense adaylığı engellenebilirdi , chp'de birçok aday konuşuldu ama en sivrisi aday gösterildi ne gariptir ak parti bu adayı sevdi birçok demecinde bunu açık açık dile getirdiler. meral akşenere gelince ekranlar güzel bir set çekti ama sonuç olarak adaylar meydanları ateşlendirdi meydanları siyasetin içine aldılar. bu olmasa katılım ne olurdu sizce ya da farklı bir soru sorayım katılım daha az olsaydı seçim sonrası ne tartışılırdı ? bunun cevabı hepimizde farklı olduğu için daha fazla açmayacağım.
    gelelim önümüzdeki 31 mart seçimlerinin tüm bu seçimlerinden farkına bu seçim tehlikeli bir seçim . sayılı günler kalsa da meydanlarda heyecan bir çoşku olmadığını, iktidarın istediği çatışma söylemini yaratamadığını görüyorum. kaldı geriye 2,5 ay belki canlanır ama canlanacak gibi durmuyor. tartışılan bir şey var ama bu şey siyaset değil geçim işte diğer şeçimlerden farkı budur. akp için sıkıntı şu bu seçimi belirleyecek olan katılım ama sanıldığı gibi muhalefetin katılımından bahsetmiyorum iktidar partisinin tabanın sandığa gitmemesinin çok belirleyici olduğunu düşünüyorum. şimdi şunu sorabilirsiniz neden sandığa gitmesinler , giderler başka bir partiye oylarını atarlar. işte burada erdoğan'ın yıllardır seçmenini bir paradoksa hapsetti ve bu seçmen ''alternatif bir parti yok ki '' söylemine inanan bir seçmen ama yanılgı tekrar kendilerine oy vereceği yanılgısı. bu seçimde bir ekonomik sıkıntı var ve bu sıkıntı en çok dar gelirli aileler hissediyor çünkü bu ekonomik sıkıntı aynı zamanda bir gıda enflasyonunu içeriyor. sessiz seçmen en tehlikeli seçmendir o yüzden iktidar partisinin seçmenin sandığa gitmeme gibi bir tercih görülebilir. bu yüzdendir ki muhalefet seçmenine de kitle iletişim araçlarıyla umutsuzluk yayılmasını genel olarak muhalefet tabanında da katılımın azaltılma isteğini görüyorum tabi benimki tahmin ama siz yinede bir düşünün derim. bu seçim farklı seçim.
    muhalefete elbette sandığı koruma görevi düşüyor tabi sadece onlara değil bizlere de ama şunu da söyleyeyim muhalefet sandığı korursa erdoğan sandığa dokunmaz buna eminim nedeni çok basit akp'nin demokrasi tanımının tek aracı sandıktır zaten onu kirletirse kötü giden ekonomi için dış kaynak bulma ihtimali sıfıra iner . iyi geceler dediklerimi bir düşünün derim hemen öyle kenara atmayın lütfen .
    16 nisan'da ve 24 haziran'da yapılan seçimlerde sözlükteki yarattığı ruh halini anlamak için ;
    (bkz: 16 nisan 2017 anayasa değişikliği referandumu)
    (bkz: 24 haziran 2018 cumhurbaşkanlığı seçimi)
  • umrumda olmayan ilk seçim olmasıdır.