şükela:  tümü | bugün soru sor
  • öncelikle şunu söylemek istiyorum. 23 yaşında izmir'de siyasal bilimler okuyan ve kendiniseküler- ulusalcıolarak tanımlayan bir seçmenim. sadece oy verirken değil, hayatımın hemen her konusunda, yani bunların önemli olduğu her konuda -mesela takip ettiğim gazeteler, kitap yazarları, kesimlere karşı alınan tavırlar- bu ilkelere göre hareket ediyorum. bunu akpartili değilim ama diye başlayıp sonrasında bi güzel akp güzellemesi yapan bir yazar olmadığımı veya troll vs gibi başka amaçlar gütmediğimi anlatmak için söylüyorum. zaten merak eden profilime girip en çok favorilen entrylerime bir göz atarsa ilk dikkatini çekecek şey bir muhalif olduğum olacaktır. peşinen söyleyeyim bu yazının sonunda da "hadi arkadaşlar akpye oy veriyoruz" diye bir yere de varmıyorum. o sebeple okuyup ağzından salyalar akıtan, kendi partisini eleştirmekten ve yön vermekten aciz akp seçmeni bu satırdan sonrasını okumasın.

    şimdi kendimi açıkladıktan sonra eğer samimiyetime güvenirseniz size tamamen aklıselimle, asla bir tansiyon yüksekliğiyle vs değil, gerçek bir iç hesaplaşmayla neden chp'ye oy vermememiz gerektiğini anlatıcam.

    şimdi ilk olarak şunu net bir şekilde ortaya koymak gerekiyor chp seçmeni kendi partisi tarafından şantaj altında. ilk okuyunca ne diyor bu diyebilirsiniz az bekliticem sizi sonrasında açıklıcam.

    şöyle anlatıyım. önce tezimi öne sürücem ardından detaylandırıcam. kemal kılıçdaroğlu, parlamenter demokrasiyi kullanıyor. ama bunu bir silah olarak değil bir yem olarak kullanıyor. kemal kılıçdaroğlu ki bundan sonra kendisinden kısaca kk olarak bahsedicem, halkın önüne bu vaadi koyarak yani büyükşehirlerin alınmasıyla ve yüksek bir oy oranına ulaşılmasıyla şuanki rejimin sorgulanabilir hale geleceğini iddia ediyor. bunun için de bizden hangi aday çıkarılırsa çıkarılsın, ekmeleddin hususunda olduğu gibi tıpış tıpış oy vermemizi istiyor. ancak bunlar olurken o bahsettiği "oy arttırma" hedefi için uygun adaylar değil tam tersi önce kendine yakın adaylar öne sürülüyor. peki bu durumda şuana kadar yazdıklarımı şöyle bir düşünürsek elimize gelen çıktı aynen şu oluyor;

    *ortada bir eski rejime dönüş vaadi var

    *ancak bunun olması için bana destek verin deniyor

    *peki ama daha fazla oy alabilmek için gereken işler yapılmıyor. mesela ince'nin istanbul adayı olması ancak bunun için partiiçi erken seçim istemesi reddediliyor

    *yeni adaylar da bu amaçla kk'ya yakın isimlerden oluşuyor

    *chp seçmeni rejimi sorgulatmak isteğiyle chp adaylarına oy veriyor

    *ancak her oy aynı zamanda kk'nın meşruiyetini de kuvvetlendiriyor. bu seçimde chpnin oyları düşerse kk'nın koltuğu riske gircekken artması halinde kk her seçimde olduğu gibi yine kendince başarılı olacak ve koltuğunu sağlamlaştıracak.

    *bu senaryoda chp rejimi sorgulatmak için gerekli oyu alsa da alamasa da sonuçta oylarını arttırıcak veya en kötü halde koruyacak ve kk mutlaka kendini korumuş olucak.

    *iyi ama bu chp eski rejimi getirebilse nolur. gül çok mu tarafsızdı. erdoğan çok mu tarafsızdı cumhurbaşkanı iken. eski sisteme dönülse bile chp yine kurucu doktrinleri korumaktan aciz. yine iş bankası hisseleri vs ile kurucu akla karşı politikalar izlenecek ve chp seyirci kalacak. yani eski rejime dönme ihtimali olsa bile eski rejimde chpnin iktidar olacağının garantisi yok. bence ihtimali de yok

    *kk eski sistemi getiricez adı altında aslında kendi koltuğuna oynuyor. asıl amaç chp'nin oylarını artırıp sistemi sorgulatmak değil, bilakis oyları kaybetmeyip kendini sorgulamadan uzak tutmak.

    *çünkü dediğim gibi eski rejime dönüşü sorgulatacak kadar oy alınamasa bile oylar belli ölçüde artacak. bu da ince ve ulusalcı hareketin önünü tıkayacak. diyelim ki kk yönetimi eski sisteme dönüşü sağlayacak oyu aldı. ne olacak ? eski sisteme döndük. chp yine hakim ve belirleyici unsur olamayacak

    *yani kk chp seçmenini "aman boşver stratejik düşünelim. kkden memnun değiliz ama meydanı da bunlara bırakmamak lazım. hele bi bu seçimi atlatalım" diye düşündürtüp aslında farkında olmadan kendi meşruiyetini ve etki alanını arttırmak istiyor. eski rejimde oyları koruyamayan adam bu rejimde sorgulatacak oyu alabilse kaç yazar. sen öyleyken koruyamadın böyleyken nasıl koruyacaksın.

    *zaten bu mevzu bizzat chp tarafından ortaya atılmadı mı ? "bana oy verin sizi bu sistemden kurtarayım" e iyi de belediye seçiyoruz. beka sorunu ne kadar alakasızsa senin vaadin de o kadae alakasız. e hadi iktidarı hizaya çekme görevi olabiliyor yerel seçimlerin evet ama aynı şekilde yani biz iktidardan ne kadar memnun değilsek senden de o kadar memnun değiliz. oyların artıp azalması iktidara ne kadar destek-kulak çekmekse partiiçi iktidar için de öyle. iktidar ne kadar antidemokratikse sen de o kadarsın. iki tiran arasında birini cezalandırcaksak niye diğer tiranı ödüllendiriyoruz. üstelik diğeri zaten bitik bir düşüncenin partisi. oysa senin tiranlığın ülkenin kurucu partisinde yeni akılcı, ilerici oluşumları da engelliyor. diğeri dediğim gibi zaten eskimiş bir düşünce ondan bir beklentimiz yok. ama sen, kalifiye fikirleri engelliyorsun. gladyatör filminde bir replik vardır "bir diktatörü diğerine tercih etmem" biz diğer diktadan yanıp niye seni kutsayalım

    *bu tamamen chp seçmeninin canını yakıp önünü görememesini amaçlamaktır. canını yakıp saldırmasını engellemektir. şöyle bi örnekle açıklıyım. erdoğan iş bankası meselesini ortaya açıyor ki chp seçmeninin canevine basıp onların canını yakmak. seçmen buna kızarken ve bunu korumaya çalışırken kendi söylemini oluşturmaya fırsat bulamıyor kendi saldırcak alanı yaratamıyor. sonunda da 17 yıldır muhalfette ama hep hesap veren ve hesap soramayan bir chp görüyoruz. aynı oyunu kk da oynuyor. seçmenin karşısına eski rejime dönüş vaadini koyup partiiçi muhaletefti engelliyor. dur hele önce bunu halledelime getiriyor işi. iyi de. ya başaramazsan? biz yine sana boşa oy vermiş olucaz ve biz yine sana oy verdiğimiz için sen koltuğunu koruyacaksın ve ileriki seçimlere yine seninle giricez.

    timothy snyderin tiranlık üzerine kitabında şöyle bir cümle geçer; "geleceğe yönelik beklentilere dayalı bir itaat, siyasi bir trajedidir.". yine aynı kitapta diktatörlerin en eski numarasının hep ya bir terör ya bir şiddet bahane edilerek özgür düşünce ve muhalefetin kısasüreli askıya alınması olduğunu söyler. düşününce bizim ülkemize de gayet uyuyor. darbe bahane edilip yıllarca ülke ohalle yönetildi. şimdi de beka öne sürülüp muhalefetin susturulması amaçlanıyor. "bu daha önemli şimdi" denilip demokratik değerler askıya alınıyor. buraya kadar hemfikiriz. ama dananın kuyruğu burdan sonra kopuyor. aynı oyunu kk de oynuyor. "durun şimdi inceymiş ulusalcı hareketmiş başka genel başkanmış. bunları askıya alıyorum önceliğimiz bu seçim". yani açık açık iki diktatör bozuntusu halkın gözünün içine baka baka aynı oyunu oynuyor. ben burdan sadece ekşi okuruna değil, her onurlu, aklı başında muhalif seçmene sesleniyorum. diğer tarafın seçmeninin ne partiyi ne kendilerini hizaya getirecek ne bilgisi ne kavrayışı var. ama biz böyle yaparak aynı oyuna geldiğimiz gibi bizim oy verdiğimiz partiler en azından yüksek fikirli, başarılı politikacı adaylarına sahip biz ayrıyetten bunların önünü de tıkıyoruz.

    bir kere şöyle bir yazı okumuştum halife ömer'le ilgili. birgün namazını kıldırıp cemaatine soruyor "e ümmet, eğer ben birgün yoldan çıkarsam beni ne yaparsınız ?". cemaat de kılıçlarını kaldırıp "seni biz doğru yola getiririz ömer" diyorlar. ne kadar doğru bir hikaye bilemiyorum ama benim demek istediğim sevmenin borcu vardır. ve bu borç sevilen kişinin, düşüncenin, oluşumun her dediğine boyun eğmek değil tam tersi onu sürekli denetleyip onu hakettiği konuma ulaşmasını sağlamaktır. ben bu chp yönetiminin ne demokratik, ne ilerici, ne devrimci, ne ittihat ve terakkinin "halka rağmen halk için" şiarının takipçisi olduğuna inanmıyorum. ve yıllardır süren bu kısır döngüyü artık durdurmak için bu seçimde chp'ye oy vermiyorum ve sizi de bu harekete davet ediyorum.
  • sadece chp’ye değil diğer tüm partilere oy vermemekle genişletilmesini düşündüğüm kampanya.

    bu ülkede artık yeni bir yüze, yeni bir siyasi partiye ihtiyaç var.çünkü bugün akp’den memnun olmayan kesimin alternatif partisi yok aynı şekilde chp ve mhp’den memnun olmayanların da bir alternatifi yok.tek alternatif sandığa gitmemek.bir vatandaş olarak sandığa gitmemek benim için bir alternatif olmamalı.

    arkadaşlar herkes adalet istiyor, eşitlik istiyor, liyakat istiyor ancak gücü eline alan bu kavramların altını dolduramıyor.gücü eline alan kendi mahallesinden olanları ihya ederken mahalle dışındakiler kimsenin umrunda değil.işte bu yüzden tüm mahallelere hitap edicek yeni bir oluşuma ihtiyaç var.
  • muharrem inceli seçim sonrası kemal kılıçdaroğlu'nun; chp delegelerinin neredeyse yarısının ısrarına rağmen yine istifa etmeyerek, chp'nin gerçek ve otoriter yüzünü iyice ayyuka çıkarması sonrası sandığa gitmeyerek katılacağım kampanyadır.

    bugün kendi partilisine böyle davranan, yarın sana bana neler yapmaz. illa otoriter ve demokrasiyi manipüle eden bir başkan seçeceksek zaten tecrübelisi iş başında, bu saatten sonra bir de amatörüyle uğraşamam.
  • istemeye istemeye galiba katılacağım kampanya. tunç soyer'e oy mu vereceğim bir de?

    edit: troll olduğumu ima edenler olmuş. 1200 entrym arasında hükümet yanlısı tek bir paragrafımı bulsunlar sözlüğü bugün bırakıyorum.

    dost acı söylermiş. benden söylemesi
  • (bkz: asdfghjkldas)
  • başlığı görmesem verecektim, başlığı görür görmez akp'de karar kıldım.
  • sanki önceden veriyordunuz. hayır ben de ömrümde oy vermedim chp'ye. ama böyle destanlar yazmadım, analizler kasmadım. üstüne düşünmedim bile.

    git ver oyunu kafana yatan partiye-kişiye. vermezsen de otur evinde. tatava yapma aq.
  • 3 kitap okumuş, 5 alıntı yazmış.
    hz omer happy ending li yazar analizi.
  • (bkz: 31 mart'ta chp'ye oy veriyoruz kampanyası)
    fatih mehmet bucak gibi bir alfa aday yapılmışken, gel de chp'ye oy verme. hatta ikameti siverek'e mi aldırsam diye düşünüyorum