şükela:  tümü | bugün
164 entry daha
  • hayat mücadelesi çok yoğun geçmiş bir insandır. geç evlenmek ya da evlenememek maalesef çoğunlukla bir zevk meselesiymiş gibi algılanıyor. fakat pek çok nokta gözden kaçırılıyor.

    hayat herkese davrandığı gibi bazı insanlara toz pembe davranmıyor, bazen sallıyor, bazen sarsıyor hatta yıkıp geçiyor. parası pulu olmadığı için mücadele eden, biraz bulunca bunu sağlamlaştırmak isteyen, başımı sokacağım bir evim olsun, bir arabam olsun, hayatımı garanti altına alayım diyen insanlar var.

    annesini, babasını kaybeden, bütün zorlukların denizlerine karşı ufak teknesi ile yelken açmaya çalışan yüzlerce hatta binlerce insan var. ailesi olup hayrını göremeyen, yalnızlaştırılan, dışlanan insanlar var. böyle insanlara ilgi duymuyorlar. çağımızın algı eşiği değişmesine rağmen üreme mekanizması yüzyıllar öncesiyle aynı içgüdü yapısında ilerliyor. en iyisini, en zenginini en rahat ettirenini bul, seks yap, çocuğun olsun, en verimli dölü meydana getir ve öl. bu nedenle 31 yaşına gelen ve halen evlenemeyen insanla evlenmeyi düşünmeyenlere kızmıyorum.

    ancak yüzü güzel olmayan ama gönlü güzel olan milyonlarcası var. hal böyleyken bu haldeki insana gelmeyeni sorgulamayıp, halen imkansızlıktan yahut özgürlük hakkını kullanmak isteyenden hesap soran bu zihniyeti takdir etmediğimi de söylemeliyim. isterse otuzunda evlenir, isterse elli beşinde. isterse evlenmez. bu sizin sorumluluk alanınızda değil.
  • buna çok şey yazabilirim aynı yaştaki bir kişi olarak. ama özet geçmem gerekirse, ne yazık ki 20 sene önceki gibi bir hayat yok. o yüzden her şey çok daha zor ilişkide. çünkü iş hayatı, yaşadığımız robotlaşmış hayatımız, üzerimizdeki yükler bizi özgürlüğümüzün kısıtlanma durumunda korkutuyor. evlilik için çok çaba lazım. günlük hayatın derdinden bu çabayı ilişkide hem biz hem karşı taraf gösteremiyor. yıllar geçtikçe insanlar birbirine ilişkide tahammül edemez noktaya geliyor. bunda yaşadığımız boktan dönemlerin de payı var. ama gerçekten insan karşısında kendisine yük ekleyen değil de, yükünü paylaşan bir eş bulursa, onu da kaçırmamak için tüm yorgunluğu göze almalı. kısacası hangi yaş olursa olsun biraz zamana bırakmak gerek. bana göre yuva kurmayı başaramamış değil, henüz ona hazır olmayan ya da karşısında buna değecek birini bulamamış insan oluyor tanımı.
  • birkaç seneye dahil olacağım topluluk.
  • herkes sizin gibi üreyip bir aile kurmak zorunda mi? belki sadece askere gidip, duzenli bir iş hayatı, sonrasında dunyanin en sacma buluşu olan evlilik kurumuna dahil olmak ve ölene kadar belki hic istemedigi seylerin faturalarini ödemek istememiştir.
  • üst edit: 10 dakkada mesaj kutum çöktü. ay bayılazaaaim.
    bu ekşici erkekler beni benden alıyor hihihi

    başlığı anası açmış sanıp gelenler parmak kaldırsın sayımızı bilelim asdf .
    yuva kurmak. lan bu benim anamın günde 272839303 kere söylediği yüce allah'a her gün "allahım kızlarıma bir koca" diye yalvarırken yalalaninca " yuva kurmak kötü değildir, tamam baban biraz kötüdür ama o da iyilendi yaşlanınca. hem koca çok tatlı bir şey * biz ölüp çıkınca aradan size kim bakar , amcaların mı? açlıktan ölürsünüz. ben istiyorum ki gözümüz görüyorken elimiz ayağımız tutuyorken sizi evlendirelim. baban bak hasta * * o ölmeden yuva sahabı* olun. o ölürse ben mi sizi evlendireceğim * . hiçte uğraşmam valla * ben giderim köye orda yaşarım siz de burda bir başınıza sıçın koklanın * beni babam kapıya attı* * biz sizi okuttuk ." der sıralaması tamı tamına böyledir.

    yem ederim bak yalan söylüyorsam şuradan şuraya koca yüzü görmek nasip olmasın *

    başlığı görünce sinirlerim bozuldu.

    not: yaşım 30a daha var ama bu cümleleri şimdiden söylüyor sanırım seneye de giyeyim diye lol.
    vizyon fakir emenike.
  • başlıkta yeterince açıklama yapılmış fakat "yuva" kavramını açmak gerekli bana göre. yuva insanın kendini mutlu hissettiği yerdir benim gözümde ve bir yerin yuva olması için de kadın, erkek, çocuk birlikteliğine de pek gerek yok diye düşünüyorum. insan yalnız başına da bir yuva sahibi olur ya da anne ve babasıyla yaşadığı evde de yuva sahibi olabilir. sonuçta bu yuva bizim herkesten saklandığımız yerse bunun için evlenmiş olmaya da gerek olmadığını düşünüyorum.

    31 yaş çok genç bir yaş. hayatının kararını vermeyi düşündüğün bir olay için çok genç olacaksın. kimse ömür boyunca yalnız olmayı istemez fakat bu olmadı diye de insanın kendini başarısız hissetmesi oldukça saçma geliyor bana. başarı bir insanla evlenip, çocuk yetiştirmek değil. başarı kendi başına da ayakta kalmak, eğer evleneceksen bunu sırf evlenmiş olmak için değil de değecek bir insanla yapmak ve aynı zamanda doğacak çocuğuna da güzel bir gelecek hazırlamak. hayat evlilikten ibaret değil. yaşanacak çok daha güzel şeyler de var. kimse evlendiniz diye size madalya da takmayacak. yanlış bir karar verirseniz ömür boyu bunun hatasını siz çekeceksiniz.
  • doğru yolda giden insandır. planları, amaçları vardır, hayatına uygun insan bulamamıştır. herkes sizin gibi meraklı değil yuva kurmaya.
  • yuva kurmanın bir başarı göstergesi olarak lanse edilmesi psikolojik bir rahatsızlıktır ve bu kişilerin doktora görünmeleri gerekir.

    bunun yanında, etrafımda yuva kurmuş (başarılı!) bir sürü mutsuz insan var. onlara bu konuyu sorup, bu başarı ile ne kadar gururlu ve mutlu olduklarını sorarsanız, çoğu size küfür edebilir.
  • evlilik tamamen kader ile ilişkilidir. ne olması başarı, ne de olmaması basarisizliktir.
  • 30u geçtikten sonra hala bekar olup geç kalmış hissetmeye başlayan pek çok kişiden biridir. 35e kadar zorlayarak da olsa bir ilişki tutturup evliliğe götürmesi nispeten mümkün olabilir, 35ten sonra ise insana bir rahatlama gelmeye başlar, hala evlenmedin mi diye bıdı bıdı yapanlar olursa insanı 1-2 dakika düşündürebilir ama onun dışında keyifler gıcır vız gelir tırıs gider. hayat kimseye kolay değil ama bir tek kendinden mesul olana çook daha kolay.
1177 entry daha