şükela:  tümü | bugün
  • bir erkek için 17'den sonra en güzel yaş. bir erkek için ama. gerçi ben 25-26 yaşımdayken çok sevdiğim bi dostum "33 yaşında hiç olmadığın kadar huzurlu olacaksın" demişti ama olmadı. amına kodumun piçi kandırmış beni. ancak onun anlatmaya çalıştığı huzur, bende kayıtsızlık olarak beden buldu. garip bir kayıtsızlık ama bu. sanki böyle unumu eledim eleğimi astım duyarsızlığı. herkese ve her şeye karşın takınılan bir hissizlik. buna karşın hiç olmadığım kadar dinginim. hiç olmadığım kadar ne istediğimi bilip ne istemediğimi bilen. ve işin en güzel yanı; neyin değerli olduğunu bu sefer gerçekten biliyorum.

    geçen gün benden 7 yaş büyük en sevdiğim kuzenimle istiklal'in arka sokaklarında dolanırken bir tinerci çocuk gelip bizden para istedi. çocuğu savuşturup küfrettim. çocuğa değil, sağlıklıyken sağlığını, akıllıyken aklını, severken sevgisini, sevilirken sevgilisini kaybetmek için götünü yırtan herkese.
    kuzen bir anda beni kolumdan çekip "kendi 17 yaşını düşünsene" dedi. "sen ne kadar farkındaydın her şeyin?"

    hiçbir şey demedim kendisine. ki haklıydı. hiçbir şeyin farkında değildim. ne 17'mde ne de şimdi. zihnimde sadece düşünceden oluşan karıncalar vardı o zamanlar. ancak onları harekete geçirecek ağustos böceklerim aylaklığın peşindeydi. bense o ağustos böceklerinin parıltısıyla mest ediyordum kendimi. her şeyin sonsuz olduğuna inanıyordum. ta ki mahallemizden bir genç şehit olup cenazesi gelene kadar.

    hiç unutmam, tabutunu açtıkları an gördüğüm o solgun yüzü. aylarca rüyalarıma girdi. ölümün o soğukluğu ve matlığı rüyalarımı işgal etti. gece olduğunda öylece düşünürdüm. belki korkuydu bu. belki de telaş. adı önemsiz. bildiğim tek şey ya da bildiğimi sandığım tek şey; hiçbir şeyin sonsuz olmadığıydı. tanrı'nın bile.

    şimdi yaş 33.. sabah güneş doğup akşam battığında ben de 33 olacağım. geriye dönüp baktığımda gördüğüm tek şeyse beni sevenleri kırmak için elimden geleni ardına koymamam. her kavgadan, her terkedilişten sonra çareyi sadece yazmak'ta bulmam. sonrası peki?

    hissizlik. ruhsuzluk..

    yanıldı o güzel adam. yanıldım. ömrümün ya da insan ömrünün bu zamanlarıyla ilgili herkesin yanıldığı gibi. zira her hangi bir pazar, en sevdiğim kişiyle kahvaltı yaparken "sana bir sürprizim var" deyip hemen elimi belime atıp, ordan bi silah çıkarıp, namlusunu ağzıma soktuğum gibi tetiğe asılabilirim.
    ya da bi 33 yıl daha insan taklidine kaldığım yerden devam edebilirim. zira alıştım. yaşamaya. zira alıştım. yaşama taklidi yapmaya. her birimiz gibi.
  • otuz yaşla beraber gelen bocalamanın, paniğin durulduğu dinginleştiği yaş. kişinin; iç kavgalarının, hesaplaşmalarının bittiği, komplekslerinden arındığı, başardıklarının-değiştirip dönüştürebildiklerinin gurunu taşıdığı, başaramadıklarını-değiştiremediklerini kabullendiği, huzuru yakaladığı, ne istediğini ne istemediğini bildiği, kendini en çok sevdiği, özgürleştiği yaş.

    hem söylerken ağzın aldığı şekil de çok güzel. otuz üç...*
  • yolun yarısına 2 kaldığından mı bilinmez geliş istikametine doğru dümen kırma isteği doğurur. güzel'di'li geçmiş zamanların özleminde, gelecek belirsizliği gölgesinde yine de özeldir. eee, tecrübe en büyük kazanım. her yaşın ayrı tadı var, yersen!!