şükela:  tümü | bugün
  • bugun itibariyla icinde bulundugum durumdur. 34 yasinda kanser olmus bir insan icin hic de fena degil sözlük `::)`
  • 32 dişiyle gülen 32 numaralı formasıyla sepettopu tepen hiv vrüsü taıdığı çin en verimli çağında basketbola ara veren magic johnson'ın basketbolu bıraktığı yaştır.

    kısa bir süre oynamasına rağmen - 32 maç - 14.6 sayı 6,9 asist gibi bir rakamla oyunu bırakmıştır. hem de 7 ribaund ortalması ile.

    yaşamak için öfkelenmenin ya da öfkelenmek için yaşamanın başladığı bir çağdır. at gibi çalışıp eşek gibi para ezme zamanı geçmiştir çünkü at gibi çalışmaktan eşek gibi eğlenmeye ne takat kalır ne de eski heyecan.

    nice dönemeçlerden dönülmüş kah kelle alınmış kah kelle verilmiş, çelme atılmış çelme yenmiş nihayetinde kişisel lanetliler mezarlığına bir kaç kelle daha atılmıştır. zaten kişisel lanetliler mezarlığı ağzına kadar doludur. bir kaç kelle daha atılabilir.

    geriye bakılınca galibiyetlerden sonra bir zafer marşı olan so you win again marşı artık ay sonunda elektirik faturası ödemek gibi yavan ve tatsız gelmeye başlar.

    kişisel galibiyetlerin meziyetlerin bir anlamda anlamı olmadığı takım ya da grup halinde eh şöyle böyle gün geçiştirldiği bir dönemdeyiz. gerçi kişsel melekelerin bir anlam ifade etmesi tfeğin icadı ile bitmiştir ya. ne demiş köroğlu tüfek çıktı mertlik bozuldu.

    sesi daha çok çıkanın haklı varsayıldığı ama ufak bir zeka işi ile - indiana jones un şakşuk kılıçla sov yapan dallamayı bir kursunla gümbürtmesi misali- iş bitirmek kolaydır. ama hangi birine yetişeceksin ki?

    ya da sabahattin ali'nin şu önermesine - "etrafımız o kadar çirkefle dolu ki, temiz kalmak için bir tek çare kendi dünyamıza çekilmek ve muhitle, hiç olmazsa manen, alakamızı kesmektir." - katılı geri kalan ömürü tamamlamayı mı beklemek gerek?

    o kadar da değil. çünkü ricat etmek hasıma şehrin anahtarını teslim etme manasına gelir ki bu da bütün inandığın değerlerin bir çöp , bir vehim olduğunu kabul etmektir ki fenaoğlu fena bir durumdur.

    pei ne yapmalı? sto dyelat? nem tutom. bilmiyorum.

    iki büklümlüğe çeyrek kala ölüme ise 10 kala sorunun cevabını buldum desem yalan söylemiş olurum.

    hergünün sonpazar gibi yaşayıp kişisel lanetliler mezarlığında mezar taşlarını okuyup gn geçirmek mi yoksa bitmez tükenmez kayıkçı kavgaları ile vadeyi doldurmak mı?

    peki ne oldu şimdilerde ütopik gelen duyuş ve düşüncelere? ağır ağır satıcının ölümü misali bir sona yaklaşmak mı?

    yaşam alanlarının kısıtlandığı günden güne kısıtlandığı işgüzarların ve hödüklerin varolan yaşam alanlarını kısmak için götattığı bir yaşam nasıl bir yaşamdır?

    bugünün dünü arattığı yarının ise bir bugünü arattığı bir döngüdeyiz. bu kısır döngü nereye kadar?

    kitlelere hiç bir vakit güvenmedim bireysel kurtuluşa inandım . çünkü kitleler asgari müştereklerin en altında ortak paydaları vardır ve bu payda onları pek makbul yapmaz.

    dünya yoksul insan kötü. bu gerçeği çok erken yaşlarda öğrendiğim için müteşekkirim.

    gariptir ki günler ağır ağır geçerken yıllar su misali hızlıca geçiyor. insan çevresine bakmaya zaman bulamadan akşam iner ve eğlence biter.

    eh kendi meşrebimce bu yaşı anlattım. fondaysa saba makamından birşeyler işte.

    ayrıca içkini içtin, bonasera'yı çağır ona ihtiyacımız var.