şükela:  tümü | bugün
  • sabah saat 10 civarı, yer ıspartakule gişeler. 5 numaralı gişeye doğru bir araç giriyor, 4 numaralı gişeye bir diğer araç ve 2 numaralı gişeye bir üçüncü araç. gişelere bir kaç metre kala 2 numaralı gişeye girmekte olan araç aniden direksiyonu sola kırıp 4 numaralı gişeye atlamaya çalışıyor, o esnada 4 numaralı gişeye girmekte olan ve çok süratli gelen araç da ona çarpmamak için direksiyonu kırıp 5 numaralı gişeye girmekte olan araca sağ arkadadan çarpıyor. 5 numaralı gişeye girmekte olan araç ne olduğunu anlayamadan gişe duvarlarına sağlı sollu çarpıyor ve araçlar duruyor. tüm şoförler araçlarından çıkıyor. 2 numaralı gişeye girmekte olan aracın soförü etrafına bakıp aracına geri dönüyor ve çekip gitmek üzere harekete geçtiğinde gişelerdeki polisler tarafından durduruluyor. 4 numaralı aracın soförü çıkıp arabasına bakıyor ve kamera kayıtlarında görüldüğü kadarıyla aracındaki hasara pek dertleniyor. 5 numaralı gişeye girmekte olan ve olan bitenin farkına bile varamayan aracın soförü ise göğsünü tutarak araçtan iniyor ve yere yatıyor, bir daha kalkmamak üzere.

    112 geliyor 20 dk döndürmeye çalışıyor 5 numaralı aracın soförünü ama iç kanama var sonuç alamıyorlar. alıp hastaneye götürüyorlar, hastaneye ex olarak giriyor, 20 dakika da orada müdahale ediliyor, ne çare. bu arada olay yerinde savcıya çok geç de olsa haber veriliyor. savcı 2 numaralı gişeye girmekte olan sonra da aniden direksiyonu kıran şahsı tutuklanma talebiyle mahkeme sevk ediyor. mahkeme denetimli serbestlikle salıveriyor şahsı. aradan koskoca 4 ay geçiyor. bu şahıs gidip imza vermiyor, polis tarafından adresinde bulunamıyor. her iki aracın şoförü de 4 ağustos'tan bu güne değin geçen koskoca dört ay içerisinde hayatına mal oldukları kişinin ailesiyle en ufak bir temas kurmuyor, üzüntü bildirmiyor. facebook'ta paylaşımlarını sürdürüyor, başkanı olduğu dernek adına açıklamalar yapıp youtube'da yayınlıyor, hiç birşey olmamış gibi hayatlarına devam ediyorlar.

    böyle gitti babam. 2,5 yaşında boşanmışlardı annem ile, annem beni istemediği için ve babam çok istediği için babam ile kaldım ben. babaannem ve babamla büyüdüm. sevgilerin en fazlasını yaşayarak. her yanlışımda destek görerek, her üzüntümde paylaşarak, her başarımda gururla kutlanarak ve aslında her günümün her anını, her duygumu, her gün babamla paylaşarak. mayıs ayında checkup yaptırmıştı babam, yine kalbim çarparak bekledim sonuçları, babam sayfa sayfa fotoğrafını çekip tüm tetkiklerin whatsapp'tan yolladığında derin bir oh çektim yine, şükürler ettim sağlıklı oluşuna, gelecek on yıllar için planlar yaptım yine kafamdan. iyiydi ama ya bir gün hasta olursa diye korkular sardı içimi sapasağlam olmasına rağmen, yine de teselli ettim kendimi olsa bile çok da kötü birşey olmaz hem ben bakarım babama diye cesaret buldum sonra.

    bu sağlam raporlara falan rağmen bir garipti babam son aylarda. "hayat adil değil, herşeye hazırlıklı olmak lazım, olacakların önüne geçemeyiz" demişti bana. sonra hastalığım nedeniyle beni her gün teselli eden sesi daha ciddi, daha kesin çıktı bir gün bir gün aniden; sanki kafama kazımak beni tüm benliğimle inandırmak istermiş gibi "bak kızım, sen atlattın bu hastalığı, senin uzun ve sağlıklı bir ömrün olacak, ufak tefek sorunlar yaşayabilirsin ama hepsini atlatacak gücün var" dedi bana. "sen olunca atlatırım tabii" dedim ben de, cevap vermedi, sustu. küçücük yaşımdan beri yaşadığım korkularım kocaman oldu içimde o hiç konuşmadığı bu şekilde konuştukça. biz ayrılmayı hiç konuşmamıştık, hiç yüksek sesle "ölüm" demedik biz, hem ben kendimi bildim bileli dua ettim her gece "allahım ben babamla beraber öleyim" diye, nasılsa bunca yıldır söylüyorum kabul olmuştur diye güveniyordum kendimce.

    olmamış ama. annesi 100 babası 96 yaşında gitmiş babam 72 yaşında hiç bir sağlık problemi yokken, hala gördüğüm en iyi yüzücüyken, yürüyüşler yapıp enerjisini koruyorken, yazıhanesinde sabahlara kadar çalışıyorken, çocuklarına, çocuklarıma her ihtiyaç duyduklarında tek başına yetişiyorken öyle gidiverdi. kaderden falan değil, başkalarının yaptığı iğrenç, bencil, kural tanımaz seçimler yüzünden.

    yıllardır çok haberde ağladım ben, şehitlere ağladım, berkin'i vapurda öğrendim hıçkıra hıçkıra ağladım, ali ismail'e günlerce durup durup ağladım, madende gidenlere, aylan'a, depremde yunus'a ve nice haksızca gidenlere ağladım hep, ailelerini düşündüm, gidenleri düşündüm yaşayacak onca günlerinin çalınmış olmasına yandım. ama trafiğin de binlerce, onbinlerce aileyi nasıl darmadağın attiğini anlayamamışım ben, üzülürdüm hep ama bunun başka türlü bişey olduğunu bilememişim, bu acının hakkını verememişim.

    burada çok sayıda trafik kazası başlığı var, tüm medyada çok sayıda haber var, kurulmuş mağdur dernekleri var, yakınlarını kaybedenlerin yıllardır uğraş verdikleri cezaların arttırılması çabaları var ama herşeye rağmen bir kabullenmişlik var. günlük, sıradan bir olay gibi trafik kazaları. başına gelince mi anladın diyeceksiniz, çok haklısınız. daha önce yeterince anlamadığım için, bu konuda birşey yapmadığım için bu mağduriyeti yaşamış herkesten binlerce kez affımı rica ediyorum. ama ben ettim siz etmeyin. yardım edin. duruşmalara gidelim beraber, kamuoyu oluşturalım, daha önceden girişimleri olanlara hep beraber destek olalım, cezalar artsın, bu toplu katliam bitsin. kimse canının, varlık nedeninin otopsi raporunu okumak zorunda kalmasın.

    edit: buradan yazan ve mesaj atan herkese nasıl teşekkür edeceğimi bilemiyorum. desteğiniz ve insanlığınız nasıl güç veriyor bir bilseniz. hepinize selam olsun.

    edit: özel mesajlardan gelen tavsiyeleriniz üzerine avukatımızla görüştüm ve onun da onayıyla change.org'da trafik kazalarında cezaların arttırılması için kampanya açacağım.

    şimdi açtım kampanyayı, imzalarınızı bekliyorum

    yine edit: sol frame'de kalması için bir el atar mısınız? daha çok imzaya ihtiyaç var. imzalayan, paylaşan, destek olan, şahane mesajlar yazan herkese binlerce kez teşekkür ederim

    edit: denetimli serbestlik değil, adli kontrol olmalıymış o. hukuk dilini bilmediğim için öyle yazmıştım. neticede haftada bir karakola gidip imza vermesi gerekiyordu ve buna adli kontrol deniyormuş. düzeltme için @detone simitci'ye teşekkür ederim.

    edit: biz 5 kardeşiz, babasını canından çok seven 5 kardeşiz, aynı güzel babadan, aynı yürekten, aynı acıyla paramparça. şimdi sizlerle benim yüzlerce kardeşim oldu. hıçkırıklarla okuyorum mesajlarınızı, yani ben insanları severim zaten ama öyle güzel, öyle içten, öyle anlayan insanlarsınız ki nasıl iyi geldiğinizi tarifleyemeyeceğim. varolun.

    edit: ne zaman sol frame'de çıksa bu başlık imza sayıları hızla artıyor. facebook'ta çok sayıda paylaşım oldu ama sözlüğün etkisi bambaşka. 1000 olmuş imzalar, ne kadar memnuniyet verici bu ama daha fazla duyulabilmek, etki yaratabilmek için çok daha fazlasına ihtiyaç var.

    edit: duruşmayı soran arkadaşlar için buradan yazıyorum. 16 aralık 2015, küçükçekmece adliyesi, 8. asliye ceza mahkemesi 09:10

    16 aralık edit: uzun uzun anlatacaktım duruşmayı ama öyle kanadım kırık ki bugün daha güçlü olacağım bir güne bırakmaya karar verdim. neticeyi merak ediyorsanız netice sıfır. ölümüne neden olduğu insanın ailesinin yüzüne bakmayan, en ufak bir üzüntü belirtisi, en ufak bir insanlık göstermeyen ve benim algı sınırlarımı aşan bir kötülük vardı duruşmada bugün. asli suçlu hiç gelmedi zaten, zahmet etmedi adaletin çağrısına cevap vermeye. imza vermediği halde, duruşmaya gelmediği halde tutuklama da çıkmadı. algılayamıyorum ben olan biteni. çok kırık kalbim, çok yorgunum üzülmekten.

    yine edit; haber

    20 aralık ----> bundan sonraki duruşma 24 şubat 2016'da saat 13:30 küçükçekmece 8. asliye ceza mahkemesi'nde. o gün gişelerdeki kamera görüntüleri izlenecek duruşma salonunda, benim buna dayanabilme ihtimalim yok. dilerim o tarihe kadar imzalar katlanarak artmış olur, sesimiz daha gür çıkar da belki taa kanun yapıcılara ulaşır.

    en önemli edit; bu da onlardan biri babamın gitmesine neden olan kazanın sebebi olan şahıslardan biri, mahkemeye gelmeyen, imza vermeyen, adresinde bulunamayan

    22 aralık: bugün itibarıyla mahkeme sanık hakkında zorla getirme kararı vermiştir

    1 şubat: bu haber 7 ocak'ta yayınlandı, ilk gördüğümde nefesim kesildi, uzun süre kendime gelemedim 182-117 tansiyonla hastaneye gidip uzun süre orada kalmak zorunda kaldım. bunlar çok sarsıcı, çok dayanılmaz çünkü her biri bu yaşadığımın gerçek olduğunu söylüyor bana, halbuki ben her gün o kabustu bitti diye uyanıyorum ama bitmediğini o kabusta sıkışıp kaldığımı görüyorum. nyahtheoriginal'a desteği için çok çok teşekkür ederim. haberaktüel
  • gerizekalıların okuyamadığı kazadır.. adaletsizliktir..

    (bkz: başınız sağolsun)
  • okumadan yazının uzunluğuyla ilgili komiklik yapacaktım... allah da beni kahretsin ne diyeyim.

    özet : güzel bir amcamızı bir hiç uğruna yitirdiğimiz kaza.
  • bu başlık sayesinde 3 tane yavşağı aninda troll listeme gönderdim.

    başlığın açılması ile inşallah eksi sözlük maharetini gösterir ve suclular gec de olsa cezalandirilirlar.

    bu ve bunun gibi olaylar memlekette o kadar cok oluyor ki... allah geride kalanlara sabir versin.
  • özet: elim bir trafik kazası sonucunda yazar arkadaşımız babasını kaybetmiş. allah'tan rahmet, ailesine sabır diliyorum.
    insanın babasını kaybetmesi gerçekten çok acı bir şey. ben kaybetmedim ama*, babam babasını kaybettiğinde koca yaşına rağmen hüngür hüngür ağlamıştı. ağlamanın yaşı yoktur, özellikle kaybettiğiniz kişi anne veya babanızsa.
  • kazaya sebep olanlardan farkı olmayan umarsızların sözlükte olduğunu öğrenmemize sebep olan başlık.
  • kural tanimaz bir soforun masum bir adamin hayatina maloldugu kaza durumu. daha vahimi ise kanunların basiretsizligi. boylesine bir olayda bile bile komiklik yapmaya calisanlar için bir tabir bulamadım maalesef.
  • olay doğruysa yazarın babasına allah'tan rahmet dilediğim ve bu ve bunun gibi durumlarda kamuoyu oluşturma sürecinde elimden gelen yardımı yapabileceğimi bildirdiğim cinayet (kaza değil).
  • adaletsiz dünyanın bir diğer güzel insanı alması.
    yazar arkadaşımızın başı sağolsun. önce hep iyiler aramızdan ayrılır.
    sabırlar diliyorum.
    cezalar koymak bu insanlara çare olmuyor. ben annemi böyle insanlar yüzünden kaybettim; ihmalden. bu ülkede ceza alanların dayıları onları kurtarıyor.
    eğitim bizim ihtiyacımız olan tek şey. sadece insanları eğitmek. başkasının annesi babası, çocukları yanlarında olması için. insan hayatının önemini kavramak için.

    şu başlığın altına ben babamı kaybetmedim şükürler olsun başın sağolsun denmez. acı böyle paylaşılmaz.
    bir an kendinizi unutun bir insana iyi bir şey yapmak istiyorsanız.
  • küçüklüğümde, 10 yaşımda falan çok ağır bir trafik kazası geçirmiştim ki 1 sene boyunca kontrollerim sürmüştü. tam olarak toparlayabilmem ise 1 senemi daha almıştı.
    velakin bu trafik terörü denen melanetin ne kadar ağır bir durum olduğunu o zamandan farketmiştim. hikayede çok ağırmış. allah kimsenin başına vermesin. senin de başın sağolsun kardeşim.