şükela:  tümü | bugün
  • türkiye'nin yeni anti-amerikanizm'i

    başarısız bir darbe girişimi ile sarsılan türk hükümeti ve pek çok türk vatandaşı umutsuz bir şekilde suçlayacak birilerini arıyor. ancak gerçeklerden yola çıkarak ayrıntılı bir soruşturma yapmak yerine, abd'yi başkaldırının suç ortağı olmakla suçluyorlar. bu yeni bir anti-amerikan dalgasını ateşlemekle birlikte; hükümetin gerçek ve hayali düşmanlara karşı kapsamlı baskılarıyla birleşince; nato'ya, abd ilişkilerine ve türkiye'nin uzun vadeli istikrarına ciddi bir risk oluşturmaktadır.

    cumhurbaşkanı recep tayyip erdoğan ve diğer türk liderlerine göre 15 temmuz darbesinin arkasındaki ana suçlu, 1999 yılından bu yana pennsylvania'da gönüllü sürgünde yaşayan ve darbe teşebbüsüyle ilgisi olduğunu yalanlayan müslüman din adamı fethullah gülen. ancak hükümet yanlısı basın, siyasi liderler ve toplumun tüm kesimlerindeki sıradan vatandaşlar parmaklarıyla, darbeyle ilgisi olduğu iddialarını yalanlayan, washington'u işaret ediyor.

    ortadoğu'daki en üst amerikan komutanı general joseph votel, geçtiğimiz hafta bir güvenlik konferansında, amerikalılar ile birlikte çalışan türk subayların tasfiyesinin ve bazılarının hapse atılmasının etkilerinden duyduğu endişeyi dile getirince, erdoğan onu "darbecilerin tarafını tutmakla" suçladı. salı günü yaptığı konuşmada erdoğan, batı'yı darbecilerin tarafında yer aldığı için terörizm ile suçladı.

    bu arada, hükümet yanlısı yeni şafak gazetesi; cia'yı, afganistan'ın eski nato komutanı orgeneral john campbell'i ve woodrow wilson merkezi'nde ortadoğu programı yöneticisi henri barkey'i ayaklanmanın arkasında olmakla suçladı. barkey için öne sürülen kanıt ne peki? darbe patlak verdiğinde, istanbul yakınlarındaki bir adada akademisyenler için bir atölyeye katılması. gazete bunun "gizli bir toplantı" olduğunu ve barkey'in çok şüpheli bir aktivite olan birkaç telefon görüşmesi yaptığını yazdı. ayrıca abd'nin erdoğan'a suikast girişiminde bulunduğunu manşetten verdi.

    abd'nin, nato ile güvenlik işbirliği açısından çok kritik ve ışid ile mücadelede çok önemli bir nato müttefikini istikrarsızlaştırmaya çalışması, özellikle bölgenin çoğu kaos içindeyken, hiç mantıklı değil.

    erdoğan'ın verdiği rakamlara göre 237 kişinin hayatını kaybettiği bir darbe girişiminden türklerin şaşkınlık yaşamaları anlaşılabilir olmakla beraber, ikiyüzlü ve gülünç bir oyun oynuyorlar. erdoğan batı ülkelerini darbeyi yeterince sert kınamadıkları için eleştirdi, ancak onun asıl sızlanışı ordu, bakanlıklar, okullar ve üniversitelerden yaklaşık 66.000 kişinin temizlenmesi için krizi kullandığını ifade etmeleri üzerine gözüküyor. bu meşrulaştırılabilecek rakamların çok üzerinde ve bu kurumların karakterini radikal bir şekilde başaşağı eden ve yetkinliklerini süpürecek bir seviyede.

    amerikalı yetkililer, erdoğan'ın kendisiyle birkaç yıl önce ayrı düştüğü eski bir müttefiki olan gülen'in türkiye'ye iade talebine uyması için washington üzerinde baskı kurup eleştrilerinin dozunu arttırdığını varsayıyorlar. türkiye belgeleri sundu ancak iadesi için hukuki talepte henüz bulunmadı ve bugüne kadar amerikalılar gülen'in suçlu olduğuna dair hiçbir kanıt göremedi.

    gülen'in abd'de yaşamasının yasal hakkı olduğu ve özellikle yargı sürecinin artan bir şekilde olağan dışı hale geldiği ve tutuklulara karşı işkencenin rapor edildiği bir ülkeye karşı, adalet bakanlığı'nın iade etme kararını vermeden önce titiz bir süreç geçirmesi gerekliliğinin türklere hatırlatılması gerekir.

    türkiye'nin asıl yapması gereken iş; darbeyi kimin ve neden düzenlediğini tespit etmek. ama bu tarafsız gerçekleri toplayabilmek; komplo teorilerini bir kenara bırakmayı gerektirir.

    washington'da beklenti; gülen üzerinden gerginliklerin daha da kötüleşeceği ve türkiye'yi rusya ile yakınlaşmaya iteceği şeklinde. yine de, amerikalı yetkililer, pazartesi günü ankara'yı ziyaret eden genelkurmay başkanı joseph dunford jr., dahil olmak üzere, türklerin ışid ile mücadelede işbirliği yapmaya devam edeceğini, özel teminatlar verdiklerini söylüyorlar. şu ana kadar teminatlar tutuldu.

    uzun vadede, amerika birleşik devletleri ve nato’nun elinde daha derin bir sorun var: demokratik normlardan çok uzaklaşan hayati bir müttefik ile ne yapılacak? amerikalı yetkililer, anti-demokratik davranışlara karşı nato’nun bugüne kadar henüz tanımlanmamış bazı yaptırımlar üzerinde karar vermesi dahil bazı seçenekleri araştırmaya başladıklarını söylüyorlar.

    nato tarafından böylesi bir olası eylemden söz edilmesi bile erdoğan’ı muhtemelen çıldırtacaktır. ama batı ile zıt prensip ve pratikleri sahiplenen türkiye’nin güvenilir bir müttefik olduğunu veya nato olmadan kendi gelişimini ve güvenliğini sağlayabileceğini söylemek zor gözüküyor.

    http://www.nytimes.com/…s-new-anti-americanism.html
  • nato'dan cikaririz ab'ye almayiz tehditinden baska bir haltin olmadigi muhtemelen feto'nun parayla yazdirdigi makale.
  • son kısmıyla alenen ciddi bir tehdit içerip, biz türk halkına "la valla biz darbe marbe yapmadık, niye inanmıyonuz ibneler?" diye de sormadan edemeyen yazı..

    özetle;

    - darbeyle alakamız yok..

    - kamuda işten çıkarmalar haddini aşmış durumda ve bu hukuk açısından hiç hoş görünmüyor.. iyi gitmiyorsunuz..

    - darbeyi cidden biz yapmadık kankalar..

    - fettoş bizim vatandaşımızdır.. nasıl verelim? tamam veririz belki de, önce bir araştıralım, bekleyin az.. hem, hukuken istemediniz daha, neyi bekliyorsunuz?

    - darbe mi, o ne? bilmiyoruz ki.. hiç duymadık..

    - tamam iyisiniz, hoşsunuz.. nato'nun çok önemli bir gücüsünüz; gel gelelim, nato demokrasi ve insan haklarından bu kadar uzaklaşmış bir müttefikle ne yapacak? napacaz lan biz sizle? ooof, türkler..

    - darbeyle alakamız yok demiştik, çıkarmayın aklınızdan..

    - şimdi bizim nato'dan arkadaşlar bir şeyler bakıyorlar bakalım.. size bir yaptırım gelecek bu işten çıkarılmalar ve açığa alınmalarla ilgili.. tayyip sevmeyecek bu durumu ama, yapacağı çok da bir şey, gideceği çok da bir yer yok bu amk topraklarında.. nereye gidecek, esed kardeşine mi? ahahahahah...

    şeklinde okumlanabilir..
  • oysa ben ny times'ın abd'nin karanlık uluslarası oyunlarını ve çıkarlarını açıklamasını beklerdim.

    ülkemdeki havuz medyası ne kadar değerliyse ny times da aynı değerde benim için. aynılar sadece propagandasını yaptıkları egemen fikirler farklı.
  • kendisini iyice türkiye ile uğraşmaya adadığına göre sanırım abd hükümetinin yandaş medyası gibi birşey. abd'de hukuk olsa yüreğim yanmaz, parayı verenin düdüğü çaldığı, sürekli pazarlıklar üzerinden yürüyen saçma bir sistem.
  • bende karışık duygular uyandırdı.

    eh, bir yandan sen abd'ye karşı 'müttefik bir ülkenin meşru hükümetini zor kullanarak devirmek' gibi çok ciddi bir ithamda bulunuyorsun. ama bu ithamı çoğunlukla içeride seslendiriyorsun (ki suçu başkasına atıp darbeye kalkışan yapının yükselişindeki rolünü seçmenlerine unutturasın), abd'li yetkililere karşı ağzını açamıyorsun. abd'li komutan ziyarete geliyor, darbeyle ilgili soru sormuyorsun/soramıyorsun. bu çağda böyle ikili oynamak kimseye sökmez. böyle ağır bir ithamı yapacak kadar sapasağlam doğrudan bir delilin de yok. sen müttefikine böyle ağır bir ithamda bulunursan karşıdan da nazik bir tepki gelmeyecekti herhalde. davutoğlu önderliğinde sıçıp batırılan suriye politikası sayesinde uluslararası imajın yerle bir olmuşken üstelik. oradan bakınca 'türkiye nasıl bir müttefik?' sorusunun sorulması normal. neredeyse bütün ülke abd'nin türkiye'de kanlı bir müdaheleye kalkıştığı kanısındayken ve yöneticilerimiz bu yönde açıklamalar yaparken birileri elbet 'biz bu ülkeyle niye müttefikiz lan?' sorusunu soracaktı. bu soruyu sormalarının ne gibi sonuçları olacak, ileride göreceğiz, ama öyle kısa vadede olup bitecek bir iş değil bu, her iki taraf açısından da zor. ne türkiye kolay kolay 'nato'ya kafam girsin ben rusya'yla takılıcam' diyebilir (rusya'yla daha 1 ay evvel boğaz boğazaydık hatırlarsanız) ne de abd türkiye'ye kolay kolay 'defol git lan nato'dan' diyebilir, büyük bedelleri olur.

    ama yazı öte yandan da 'hastir lan ordan' dedirtti. nasıl bizim liderlerimizin içeriye abd'yi kötüleyip dışarıda 'dostuz, müttefikiz, endişelenmeyin' demesini kimse yemiyorsa, abd ve nato'nun 'demokrasinin bekçisiyiz, destekçisiyiz' laflarını da kimse yemiyor. şuna 'türkiye müttefik olarak bizde güven uyandırmıyor' diyemeyip 'demokrasiden endişeleniyoruz' demeniz tamamen samimiyetsiz. bu bilgi çağında sizin icraatlarınızı da herkes biliyor artık.
  • son paragraf aslında yazının en temel noktası. bu bölümde açık ve aleni şekilde üstü kapalı tehdit var. anlamamak için üst düzey gerizekalı olmak lazım.

    yazının geneline bakıldığı zaman olası bir türkiye-rusya ittifakından çekindiklerini beyan etmişler.
    ben bu yazıdan korku psikolojisini okuyorum. bölgede söz sahibi olan egemen devlet statüsünü yitiren bir abd tüm dünyada otoritesini büyük oranda yitirecektir.

    ayrıca yine aynı şekilde rusya'nın türkiye ile sıcak temasından rahatsızlık duyduklarıda apaçık görünüyor.
  • sanki yıllardan beri ikinci israil'i yani kürdüstan'ı kurmak için bu ülkeyi bölmeye çalışanlar hiç kendileri değilmiş gibi aymazca ve ikiyüzlülükle böyle şeyler yazmıyorlar mı, insanı delirtiyorlar oturduğu yerde. he yavrum he sütte leke var abd de yok.

    tanım: biz yedikte geldik canım ya hiç almayalım.
  • su ana kadar ciddi anlamda bati medyasinin bilgisizlikten, cahillikten, ozensizlikten ya da sensationalism denilen bela yuzunden sacma sapan, gulen yanlisi yayin yaptigini dusunuyordum, ya da fetullah gulen'e yakin yazarlarin para vs. karsiligi yazilar yazdigini.

    koskoca nytimes editorial board'i yukaridakilerden hicbiri degildir. demek ki gercekten bir is var bu isin icinde. erdogan ve turk medyasi hakkinda soylenen seylerin cogu temelsiz degil, ancak butun dunya'yi irak'ta kitle imha silahlarinin olduguna, olasi bir amerikan isgalinin ortadogu'ya baris getirecegine inandiran da bu ozgurluk indekslerinde hep en ust siralarda olan anglo-saxon medyasidir.