şükela:  tümü | bugün
  • alman imparatoru 3. heinrich'in düzenlediği 3. haçlı seferine venedikliler de bütün deniz kuvvetleri ile katıldılar. ancak bu haçlı seferi kudüs yerine ortodoks bizans’a karşı yapıldı ve 4. haçlı seferi olarak adlandırılır.

    1195’te tahttan indirilen imparatorun oğlu prens aleksios hapisten kaçıp venedik’e gelmiş ve babasının yerine geçmiş olan 3 angelos’a karşı venedikliler ve öbür haçlılardan yardım istemişti. bunun üstüne , haçlı ordusu , kudüs seferinden vazgeçerek , aleksios’un isteğini bizans’ın kendilerine büyük bir para vermesi karşılığında kabul etti. venedikliler de haçlı ordusunun atlarını ve erlerini , para karşılığı bizans önüne taşımayı kabul ettiler . haçlı ordusu 24 haziran 1203’te istanbul’a geldi ve kent 17 temmuz 1203’te haçlıların eline geçti. daha önce tahttan indirilmiş olan imparator yeniden tahta çıkarıldı , oğlu aleksios da , aleksios 4 adı ile ortak imparator ilan edildi. ancak bu durum çok sürmedi , bizanslılar haçlılara vermeyi vaat ettikleri parayı ödemeyince (bkz: kahpe bizans) haçlılar davranışlarını değiştirdiler . önce istanbul önlerinde venedikliler ile öbür haçlılar, bizans imparatorluğu topraklarını aralarında bölüştüren bir anlaşma imzaladılar ; ardından da 13 nisan 1204’te saldırıya geçerek kente girmeyi başardılar .

    üç gün boyunca benzeri görülmemiş bir barbarlıkla istanbul yağmalandı ve insanlar katledildi. ayasofya’da dahil olmak üzere bütün anıtsal yapılar tahrip edildi, yüzlerce yıllık yazma kitaplar yakıldı. birçok değerli bizans eseri avrupa’ya taşındı. haçlılar kente egemen olduktan sonra daha önce mart 1204’te istanbul önlerinde kendi aralarında yaptıkları ve bizans imparatorluğu topraklarının bölüştürülmesi ile ilgili anlaşmaya uygun olarak imparatorluk topraklarını kendi aralarında payettiler. daha sonrada haçlı komutanlarından marki bonifacio di monferratto’yu imparatorluk tahtına çıkardılar . böylece istanbul’da bir katolik latin imparatorluğu kurulmuş oldu. bu imparatorluk da 57 sene ayakta durabildi. daha sonra bizanslılar istanbulu alarak ikinci bizans dönemini başlattılar.
  • asıl maksat kudüs'ü geri almak olarak gösterilmesine rağmen (asıl amaç doğu batı ticaret yollarının ele geçirilmesi,zenginleşilmesi)istanbul'un güzellikleri ve zenginliği karşısında şaşkına dönmüş olan haçlılar kudüs seferine küçük bir azınlıkla devam etmiş büyük çoğunluk istanbul'da kalmıştır.bizans ta katolik imparatorluğu ilan edilir 1261kudüs yerine bir yerde bizansı almayı seçmişler
  • 3. haçlı seferinden sonraki seferdir. he la he, tüm diğer dinler siz müslümanlara düşman. böyle böyle kuracaksınız müslüman kimliğini. yok bilmem kaçıncı, sonradan anlam atfettiğiniz seferlerle.
  • haçlılar ile venedikliler arasında yapılan anlaşmaya göre, haçlılar venedik'e adam başına iki, at başına dört mark ödeyecekti. buradan da anlaşılacağı gibi insan hayatının bir ederi yok kardeşim... atın bile insandan daha değerli olduğu bir dönem. bizim tarihçiler de kalkmış, "istanbul yağmalandı, sanat eserleri yok edildi" diyor. insan hayatının 2 mark ile ölçüldüğü yerde yok sanat eserleri çalınmış, şehir tahrip edilmiş... ya ne olacaktı!
  • insan türünün güce yönelik olan doğasını ve düşünüş yapısını tam manasıyla ve çok berrak bir biçimde gözler önüne seren hareket/tarihi hadise.
  • galiba 4.de anadolu üzerinden bir seferdi. 4 den sonra deniz yoluyla direk kuduse diye hatırlıyorum
  • bizans imparatorları ilk üç haçlı seferinde disiplinsiz haçlı birliklerini dünyanın en güzel şehri konstantinopolis'ten uzak tutmayı başarmışlardı. fakat dördüncü haçlı seferinde bizans'ın kendi içindeki karışıklık ve taht kavgası sebebiyle haçlılar istanbul'a geldiler.

    şehrin zenginlikleri karşısında şaşkına dönen latinler, heykellerin üzerindeki bronz kaplamaları, gümüşleri ve altınları; kısacası bulabildikleri her şeyi çalıp italya'ya götürmek istediler.

    buna sebep olan şeylerden biri de haçlı seferlerinin özünde dinle alakası olmamasıdır. haçlı seferleri aslında o dönemde kara kuru bir yer olan avrupa'dan, doğu'nun zenginliklerine bir macera yürüyüşüdür. ne kadar işi gücü olmayan adam varsa veya ne kadar macera,şan, şöhret arayan şövalye, baron varsa yollara düşmüş ve moğollar gibi önüne geleni çalmış, çırpmış veya yakıp, yıkmıştır.

    konstantinopolis de bu yağmadan ve yıkımdan nasibini aldı. öyle bir kaç sene ile de kurtulamadı. şehrin güzelliklerini, zenginliklerini ancak 57 yılda bitirebildiler. arkalarında bir enkaz bırakıp gittiler.

    bizans şehri geri aldı ama bir daha da toparlanamadı. osmanlılar gelip son darbeyi vurana kadar orada öylece yaşadılar.
  • murat bardakçı'dan:

    "1200'lerin başında, zamanın papa'sı iii. innocentus'un teşvikiyle yeni bir haçlı ordusu toplandı, iv. haçlı seferi'ne girişildi ve askerler venedik gemileriyle istanbul civarına taşındılar. önceden yapılan planlara göre burada fazla kalmayacak ve kudüs'ü kurtarmak için hemen yola koyulacaklardı."

    "ama, işler papa'nın ve hristiyan dünyası'nı galeyana getirenlerin beklediği şekilde olmadı; bizans'ın yani istanbul'un zenginliği o zamanın fakir avrupası'nın dört bir yanından toparlanmış olan askerlerin gözlerini kamaştırdı ve kudüs yerine bizans'ı almayı tercih ettiler! taht mücadeleleri yüzünden zaten bitkin düşmüş halde bulunan bizans saldırılara dayanamadı, 1204'ün 12 temmuz günü haçlı ordusunun eline geçti, istanbul'da yarım asır boyunca devam edecek olan bir latin hakimiyeti kuruldu ve şehir, tarihin en büyük yağmalarından birine sahne oldu."

    "haçlılar, işe evleri yağmalamakla başladılar. yağmaya şahit olan geoffroi de villehardouin, 'askerler elbiselerinin üzerine işlenmiş olan haçın manasını unuttular, kasaplığa ve kundakçılığa giriştiler. evler ateşe verildi, saraylarla resmi binalar tamamen soyuldu. erkekler öldürüldü, kadınlar tecavüze uğradı, en kıymetsiz eşyalar, hatta köylülerin gömlekleri bile yağmalandı.' diye yazacaktı."

    "binaların soyulup soğana çevrilmesinden sonra, sıra zamanın en büyük mabedi olan ayasofya'ya geldi ve ayasofya sadece yağmalanmakla kalmadı, tam bir rezalete sahne oldu. askerler kiliseye katırlarla ve fransız bir fahişeyle girdiler. katırlar yağmalanacak kutsal eşyalar, fahişe de içeride yapılacak alem içindi."

    "yağma sadece birkaç dakika sürdü. işe duvarlardaki kaplamalardan başlandı, hz. isa'nın havarileriyle hz. meryem'e ait olduğuna inanılan eşyalar, mesela hz. isa'nın çarmıha gerilmesinde kullanıldığı söylenen kutsal çivilerden biri ile peygamberin başına takılan dikenli taç, altın ve gümüş haçlar ve kıymetli madenlerden yapılmış ne varsa katırlara yüklendi. kilisede bir taraflara saklanmış olan rahiplerin karınları deşilirken, rahibeler tecavüze uğradı. talana yetişemeyen katolik askerler ise ayasofya'nın şifalı olduğu, böbrek ve göğüs ağrılarına iyi geldiği söylenen sütunlarından parçalar kopartmaya giriştiler. yüklenen eşyaların altında hareket edemez hale gelip oldukları yere yığılan katırlar da kılıçlarla parça parça edildi."

    "istanbul, bu yağmadan sonra bizans'ın yerini alan latin imparatorluğu'nun başkenti oldu ve şehrin üzerine çöken kabus tam 57 sene devam etti. bizans imparatoru viii. mihail paleologos, istanbul'u 1261'de geri aldığı zaman baştan aşağı yağmalanmış bir şehirle karşılaştı. haçlılar her şeyi toparlayıp götürmüş, italya'da ve fransa'da fahiş fiyatlarla satmışlardı."
  • istanbul' da yapılmış yağmanın en güzel örneğini görebileceğiniz yer bugünkü sultanahmet meydanı, o dönemdeki adıyla da hipodrom meydanı, fetihten sonraki ismiyle at meydanı' dır. hatta bugün bile meydanın bulunduğu caddenin adı at meydanı caddesi ' dir. hipodrom meydanı' nda malumunuz konstantinapolis' in kuruluş yıllarından kalma eserler vardır. bunlar aslında o dönem meydana ismini veren 100.000 kişi kapasiteli hipodromun merkez noktasını oluşturan eserlerdir. 4.haçlı seferinde çok büyük hasarlar alan bu hipodrom zamanla yok olmuştur. bugün meydanın biraz altında yer alan naklibent sokakda hipodromdan günümüze kalan tek parçayı görebilirsiniz. bugün ise bu devasa 100.000 kişilik hipodromdan kalan bir eser daha var. hipodromda dörtlü oturma düzenine dayalı toplamda 25.000 koltuk vardı lakin, günümüze bu koltuklardan sadece bir tanesi ulaşabilmiştir. o koltuk ise bugün sultanahmet cami' nin bahçesinde sessiz sedasız uzanmaktadır.
    konunun başında bahsettiğim üzere, latinlerin istanbul' a verdiği yıkımın bugün en güzel örneği ise gene bu meydandadır. meydanda yer alan iki dikilitaştan bir tanesi bunun en güzel örneğidir. meydanda yer alan mısır hiyeroglifleri ile süslenmiş, 3.tutmosis' in mezarında getirilen dikili taş değil, diğer bomboş duran, neden oraya dikildiğine dair herhangi bir anlam veremediğiniz, üzerinde koca koca delikleri olan dikilitaş bu yağmanın en güzide örneğidir. efendim, o dikilitaş 4.haçlı istilası' na dek öyle bomboş, çelimsiz ve üzerinde çirkin deliklerle orada duran bir yapı değildi. o dikilitaşın üzeri baştan sonra, dört taraflı biçimde altın ve gümüş kaplıydı. bugün gördüğümüz o delikler de bu altın ve gümüş plakaların taşa tutturulan delikleriydi. nitekim, latinlerin istanbul' da yaptıkları yağmalama esnasında bu dikilitaş anadan doğma biçime getirilmişti. işte, bir gün sultanahmet' de o taşı görüp "be nedir ya?" diye düşünürseniz aklınıza bu bilgilerin gelmesini umarım.