şükela:  tümü | bugün sorunsallar (1)
  • bir rivayete göre dedem x cephesinden (hangi cepheler olduğunu bilmiyorum kesin bilgisi olanlar şu an yaşamıyor) geri gelmiş. köyde tek erkek bu kalmış. köylünün dili durur mu yok savaştan kaçtı korkak vs. laf çıkarmışlar. dedem de başka bir cepheye gitmiş ve geri gelmemiş.
  • osmanoğlu ve mevlana soyu haricindekilerin kütüğünü tutmadığınız için 4 kuşak önceki dedemin kim olduğunu bilmiyorum. teşekkürler.
  • bazılarının sattığı vatan toprağını tekrar kazanmakla meşguldü
  • orhan, kayıhan ve nilhan'ın bu şekilde eleştiri amaçlı gündemde tutulması doğru değil. özellikle osmanlıyı kutsal addedip saygı duyan bir az okumuş kesimin yoğun ilgisine mazhar oluyorlar. kendileri açısından hanedanı lekeleyen bir konumda olmalarında beis yok zannedersem çünkü gördüğüm kadarıyla reklamın iyisi kötüsü yoktur zihniyeti benimsenmiş halde. biz de burada bu duruma çanak tutuyoruz. bu saçma çıkışa karşı en güzel çözüm yok saymaktır.
  • büyük dedem, aldığı emir gereği kayınçosu ile beraber düşmanla gerilla taktiği ile savaşıp, türlü zayiat verdirmişler.
    ayrıca bizim sülalede genetik bir dil yeteneği var sanırım. düşmanın dilini hızlıca ve o kadar iyi öğrenmiş ki, bol bol casusluk yapmış.
    bu arada 17 yaşında kız kardeşi, düşmanla çatışırken şehit olmuş. yeter mi?
    not: bir avuç asker ve gönüllü savaşçı, koca bir orduyu 27 gün derenin karşı tarafına geçirmemişler.
  • çanakkalede yatıyor kısmet bu ya ben de askerliğimi geliboluda yaptım..
  • beş para etmez adamların başımıza saltanat olmasına müsaade etmişler. allahtan üç kuşak önceki dedemler yetişmişler de hepimizi sultan yapmışlar.
  • 90'lı yılların başı edirnenin bir köyünde koca nenem ve koca dedem vardı. eski insanlar, yaşlar minimum 85. koca dede gazi, kafasında hep ay yıldızlı kalpak. beni avluda koşarken yakaladı mı seslenip mavi plastik ibriği uzatır bende gider avlunun altındaki emme basma tulumbadan doldurur götürürüm kendisine. kollarını sıvar, kalpağı kafasından bir tek o zaman çıkar, muhtemelen birde uyurken. kafasını öne eğip dök işareti yaptıkça ibrikten suyu avuçlarına dökerim abdest alsın diye..

    ellerini kuruladıktan sonra deri yeleğinin cebinde ya tadelle ya hobby olur mutlaka, eğer yoksa kahveye yollar beni, ''kahveye git beni koca dedem yolladı de'' diye tembihler, bilirim ki 1 şişe tamek cepte..

    koca nenem pamuk, ufacık maviş gözlü bir kadın, yüzü hep güler, öyle güzel bakar ki sana o gözleriyle kalbin ısınır.

    ne zaman gidip yanına otursak kalkar, eskiden kartonla satılan finger bisküvilerinden ve biraz lokum çıkarır koyar tabağa getirir.

    özel televizyonların yeni yeni çıkmaya başladığı zamanlar, akşam haber saatinde içerideki siyah beyaz televizyon açılır, onun haricinde televizyon seyretmezler, alışmamışlar televizyona, ben sabahları kalkınca kahvaltı yaparken açar üzerinde bulunan kanal arama düğmesini sağa sola çevirerek bulduğum yunan kanallarından yunanca çizgi filmler seyrederim, çocuk her dilde çocuk anasını satayım...

    nenem müziğe bayılır, ufak kırmızı bir el radyosu var, bazen trt fm açar hem dinler hem titrek sesiyle eşlik eder.

    bir gün avludayız, annem ve nenem mısır ayıklıyorlar, bir kısmı haşlanacak bir kısmı közlenecek :) rüya gibi lan.. radyoda çanakkale türküsü çalmaya başlar. o boncuk maviş gülen gözlerden ilk defa yaş aktığını görürüm, uğraşsa bile saklayamaz kurban olduğum, çok sonra öğrenirim ki iki abi vermiş çanakkale'de toprağa...

    burnunda enfiye ile haremde oğlanların ve 7 milletten hatunun koynunda sızanların yavşak torunları oturdukları yerde hiç ses çıkarmadan oturmaya devam etsinler! birilerinin hesap sorması gerekiyorsa o hesabı soran değil vermesi gereken taraf olduğunuzu cümle alem biliyor, altında kalır domuz gibi inlersiniz!...
  • babaannem anlatırdı. ona da büyükleri anlatmış. köyünden otuza yakın erkek yemene götürülmüş savaşa. hiçbiri geri dönmemiş orhan efendi.
  • ankara haymana ilçesinin merkezine hamama gidenler bilir ve orda merkez camii eski adıyla hacı köken paşa camii bu camii ve hamamı yaptıran haymana'nin ilçe olması için tüm topraklarını devlete bağışlayan ve savaş sırasında ankara'dan tüm kuvayi milliye için ekmek ,para ve desteğini esirgemeyen bir adamın bilmem kaçıncı nesil torunuyum araştırdığım kadarıyla bu kadarını biliyorum. eğer beyefendi (ki bu hitabı hiç haketmiyor) savaş sırasında kendi ailesinin ne yaptığını tüm çıplaklığıyla araştırırsa değil böyle söylemlerle bizim karşımıza çıkmak , atalarının yaptıkları için bu ülkenin şehit vermiş her ailesinden teker teker af dilemesi gerekir. fakat bu erdemler şu zamanda bunun gibiler için sadece bir semt adı ve bir bakanın soyadı ne ironi ama .