şükela:  tümü | bugün soru sor
  • 40 değilsem de 40a nerdiven dayadım. evde kalmış da denilebilir ama bu gönüllü bir evde kalma. anne-babam da kanıksadı artık; evlilik lafı etmiyor, durumu garipseyip-endişelenmiyorlar. birlikte yaşlanıyoruz evde. yemek, bulaşık, temizlik işlerini dahi yapıyorum uzun zamandır. annem izin vermezdi ilk evde kalmış yıllarımda ama sonraları o da bıraktı, ama evde misafir varken ya da yabancı varken yine izin vermiyor.

    alışıyor hatta vazgeçilmez oluyor evde anne babayla yaşamak. eş yok, çocuk yok, dert yok tasa yok. tek derdim arada eve gelen akraba ya da başka misafirlerin evlilik hakkındaki sinir bozan sikik soruları. bunları da savuşturunca sultan gibiyim maşallah.

    babamla kemal sunal filmlerini izleyip gülüyoruz, arada bir iki haber izleyip sövüyoruz, haftada bir mangal yakıyoruz. annemle pazara gidiyoruz. sıkıcı da değil yani, geçinip gidiyoruz işte.
  • bazı orospu çocuklarının aciz diye tanımladığı erkek.

    eğer evli değilse ailesi de bu durumdan şikayetçi değilse kimseyi ilgilendirmez. hadi ilgilendirdi diyelim, orospu evladı gibi yorum yapmanın gereği yok.

    edit: yazayım mı yazmayayım mı, yazayım mı yazmayayım mı derken dayanamıyorum yazıcam. 40 yaşında anne babasıyla yaşayan erkekten bi sik olur da, 40 yaşında anne babasıyla yaşayan erkekten bir sik olmaz diyenler "tutacak bir sik bulabilir mi" o tartışılır işte. "yolnozlok çok koyoyo, yolnozom bon yolnozom" diye ağla dur. "benimle çıkıp ayrılan kızlar 3 aya koca buluyor" diye entry yazanlara "gelinlikçideyim" diye de totem yaparsın. hah "bi sik" böyle olunuyo demek ki:) seni menopoza yalnız giresice seniii!
  • başlık resmen nokta atış yapıp beni anlatmış.
    özellikle bu kişiyi yadırgayan, aşağılayan çok bilmiş göt laleleri için yaşamdan reel bir kesit sunayım sonra final yapayım.
    tam da 40 yaşındayım ve tam da anne ve babamla birlikte yaşıyorum.
    biri 76, diğeri 73 yaşında iki üst düzey devlet memuru emeklisi. yıllarca yoğun bir sosyal yaşamları olmuş, hürmet görmüş, sayılmış sevilmiş insanlar.
    son yıllarda temelde yaşa bağlı ağır hastalıklar, ameliyatlar geçirmiş, ihtiyaçları artmış, hayatlarının hassas, kırılgan ve dezavantajlı bir çağındalar. kendilerini güvende hissettikleri, kaderlerine bırakılmadıkları, bu dünyadan göçmeyi bekler durumda olmadıkları bir hayat sürsünler istiyorum. bir market alışverişi yapıp ağır poşetlerle eve dönebilecek durumda değiller. araç kullanabilecek durumda değiller. fiziksel bir aktivite, koşturmaca vs. gerektiren hiçbir ev işini yürütebilecek, takip edebilecek güçte değiller. biri rahatsızlığında diğerinin daha da çaresizliği hissedeceği hassasiyetteler. 12-13 sene önce bu sağlık sorunlarının başladığı dönemde kendi hayatımı bırakıp yanlarına geldim ve zaman aleyhlerine işledikçe ve sıkıntılar çoğaldıkça geri dönmeyip bu formatın demirbaşı oldum.

    karşı cins için negatif bir erkekmiş: çok sikimde! sen pozitif ol dalyarak, kendi hayatına bak, karşı cins seni sevsin, beni sevmese de olur.
    hayata karşı şöyle bir erkekmiş böyle bir erkekmiş, halen annesinin elinde su içiyormuş, ütüsünü yapamıyormuş filan: lan insanların ne yaşadığını bilmeyen, elinden hangi işlerin gelip gelmediğine dair fikri olmadan yorum yapan gerizekalı, yaşama dair ne biliyosun da ahkam kesiyorsun oradan dingil!

    final: anasını-babasını kaderine mahkum edip bir kadının köpeği olan erkekten çok daha hayırlı kişidir.
  • dunyadaki ekonomik gidisat nedeniyle bol bol gorecegimiz insanlardandir. herkes yaftalamis yok sorumsuzmus, yok adam olmazmis vs vs. yahu adamin kazanci ayri eve cikmaya, evlenmeye yetmiyorsa ne yapsin? ayrica ayri eve cikma ihtiyaci duymuyor olabilir, evlenmeye ihtiyac duymuyor olabilir, adam belki aseksuel ve dolayisiyla cinsel hayati yok kime ne? ebevenylerinin belki bakima ve ilgiye ihtiyaci var belki de adam bunca yildir kilini kipirdatamadi.
    adamligi ayri eve cikmak zanneden gerzekleri ortaya dokerken beni de sacma sapan her halta duyar kasan tip haline getirmis gereksiz bir basliktir, burada vakit oldurdugum icin allah beni bildigi gibi etsin.
  • hayırlı evlat.

    insanlar yavaştan elden ayaktan düşmeye başlamıştır yardımı dokunur.
  • işsizliğin %5 genç işsizliğin % 4 olduğu, dünyada en iyi gini katsayısına sahip, ortalama 12 senelik kira geliriyle ev alınabilen, dünyada asgari ücretinin alım gücünün en yüksek olduğu, oransal olarak ar-ge'ye en çok yatırım yapan, ilk 100'de 20 tane üniversitesi olan güzide ülkemizde gayet anormal olan durumdur.

    vay ağzına sıçtığımının nerdü vay.
  • benim bu, ama bak nasıl:

    33 yaşımda kendi evimi satın aldım.

    tam evime yerleştiğim sıralarda bir adet hatunla tanıştım, 2 yıl süren flört neticesinde evlendim. bu arada hatunun isteği üzerine evimi satıp, onun istediği muhitte, onun üzerine bir ev aldık.

    38 yaşımda iken boşandık ve ben anamın babamın evine döndüm. ortak satın alınan evden (ödediğim peşinat dışında) bir iğne bile almadım bu arada.

    şu anda 40 yaşımı doldurmuş, 41'den gün saymaya başlamış durumdayım. 2 yıldan fazladır yeniden ailemle yaşıyorum ve bundan memnunum. hatta babam, "şu parayı peşinat sayıp ev alalım sana" deyip duruyordu ikide bir, en son "bu yaştan sonra götüme mi sokçam ben evi, bir yere gitmeye niyetim yok, parayı da kaliteli bir şekilde yeriz" dedim ve sustu...

    şimdi bu başlıkta bik bik eden kezban arkadaşlara sesleniyorum: hani demişsiniz ya, "bu elemandan cacık olmaz, ilişki yaşanmaz" filan?
    ben o hatayı bir kere yaptım canım, dünya sizin gibi kezbanların etrafında dönüyor sanarak. bundan sonra yemezler...
    siz de bu saplantıdan bir an önce kurtulun bence ve ötede oynayın, haydi naş!
  • çünkü 25'inde hiç zorunda olmadığı hâlde 2 aydır çıktığı kızla evlenip borç harç batağına girip, ailesi tarafından ev alınıp bir de aileye ultra bağımlı hâle getirilip, bir işe girip 9-6 9-6 sikilip, hayatının baharında ağzına sıçılması lâzımdı değil mi? anne babayla otururken de onlara bağlı bir şekilde; ama kendi parasını da kazanır.

    30'undan önce evlenen biri türkiye şartlarında akıllı değildir, ama nedir, onu bilmiyorum.

    ek: biri de, "28 yaşında ailesiyle yaşayan bir erkek kendini geliştirememiştir," filan demiş. 19 yaşımda annemi kaybettim kardeşim, üstüne 24 yaşımda askere gittim. ne annemi kaybetmiş olmam, ne de askere gitmiş olmam erkek olmam veya adam olmam için bir kriter değildir bence; ancak insanlar o gözle bakıyorlar. insanların kaç yaşında ne açıdan "adam oldukları"na bakmak yerine kendiniz biraz "insan olmayı" öğrenirseniz belki her şey çok daha kolaylaşır. çok klasik duygu draması olacak ama, belki adamın bakmak zorunda olduğu bir ailesi var? belki bakıcı tutacak para yok? belki ana babası ona bir şekilde muhtaç ve 28'inde ona bakması ve aynı evde olması gerekiyor? hayat sanki herkese aynı da amk, burada atıp tutuyorsunuz! annesinin rahatsızlığı olan ve bir süre onunla aynı evde kalmış 30 yaş üstü tanıdığım bir arkadaşım var; ne yapsın şimdi o? "eeh skerler!" deyip kendi evine çıksın ve her şeyi bıraksın mı?

    kadına ve erkeğe adam olmak diye bir şeyler baskılamayın, diretmeyin. kaldı ki "adam olmak" son derece eril bir söylemdir, bir erkek olarak diyorum bunu. insan olmak varken "adam olmak"... adam, kadının karşılığıdır. kadın niye adam oluyor ki?! hayat herkese belli bir noktada bir silleyi yedirir ve sorumluluk almaya başlarsınız, merak etmeyin.
  • tercih meselesi. ancak belli bir yaştan sonra insan kendi özel alanında kendi kurallarıyla yaşamak istiyor. anne ve babayla yaşarken ister istemez onların yaşam stiline ve kurallarına adapte olmak zorunda kalıyorsunuz. ayrıca yalnız kalmak istediğinizde de kalamıyorsunuz. o açıdan evli ya da bekar farketmez kendi evinizin olması güzeldir. ev kira değilse daha da şahanedir.
  • “benim kızım da kötü yola düştü ama ben senin kadar güzel anlatamıyorum”

    yani ben de aynı durumdayım ama böyle keyif alındığına ilk defa şahit oluyorum.