şükela:  tümü | bugün
  • izlerken tüylerim diken diken oldu. ülkemiz çok zor dönemlerden geçiyor. adam meclisin içinde elinde belgeyle hesap soruyor ve karşısındaki insanlar sorduğu şeye yanıt verememelerini örtmek için sanki başka bir olay varmış gibi hiç sorulan sorulardan söz etmemeyi seçiyor. bir kez kabul etseler yaka paça içine çekileceklerini bildikleri bir konu var çünkü.
    milli istihbarat teşkilatı raporunu elinde tutup sallayarak “rıza zarrab’ın iran’a yapılan ambargoyu delmesinin sonuçları olacağının, zarrab’ın amerikalılarla işbirliği içine girmesi riski olduğunun, bunu yaparsa amerika ile ilişkilerimizi olumsuz etkileyebileceğinin” yazdığını söyledi.
    bakın, bir milletvekili, elinde tuttuğu belge de istihbarat teşkilatımızın raporu. raporda yazan şeyler çok ciddi.
    buna karşın ak partili vekiller hemen itiraz etti. günlerdir chp’nin açıkladığı belgelerin yalan olduğunu, kendileriyle paylaşılmadığını söyledi. işin tuhafı kendileriyle paylaşılmadığını söyledikleri belgelerin gazetecilerle paylaşıldığını ve o fotokopilerin bir anlamı olmadığını da ekledi.
    eren erdem sabırla “belge kağıt üzerine yazılıyor, taş tablet mi paylaşalım?” dediğinde meselenin ciddiyetini anladım.
    ak parti kafasını kuma gömüyor.
    eren erdem “madem belgeleri istiyorsunuz, tamam, kabul edin kurun komisyonu, burada hepimiz bakalım, tartışalım” dedi.
    bundan kaçınıyorlar. basitçe o belgeler hakkında kimse kendi beyanlarının aksi bir laf etmesin istiyorlar sonucu çıkıyor.
    erdem “mit’in hazırladığı bir belgeye de yalan denemeyeceğini, yalansa mit müsteşarının görevden alınması gerektiğini” söyledi.
    her şey çok basit değil mi?
    rıza zarrab’ın ne mal olduğu çok öncesinden belliymiş ve birileri “aman durun ellemeyin, mit raporu neymiş, önemsiz, şimdilik rıza’yı ellemeyelim” demiş. ben vatandaş olarak bu sonucu çıkardım.
    2 ile 2’yi topladım. 4 buldum.
    2 ile 2’yi toplayıp kim 4 bulamaz biliyor musunuz?
    hesabı yanıltmayı seçmiş olan…
    allah kimseye hesabını şaşırtmasın…

    izleyin kendiniz görün.
  • herr şeyden çok eren erdem konuşurken, arkadan bağıran vekilin ne dediğini merak ettim.

    al önünde belge var adam gösteriyor. yediğiniz tüm hurmalar 3 sayfacık bir belge ile ispatlı. hala ne diyor olabilirsin, ne cevap vermeye çalışıyor olabilirsin ki?
  • uzun söze gerek yok pişkin oldukları belli olan kişilerin pişkinliklerini pekiştiren konuşmadır. tokmak kendilerinde olmayınca böyle oluyor.
  • hani bombalar patlarken diyorduk ya bu mit ne işe yarıyor diye, meğer adamlar sözlerini bile dinletemiyormuş ki iktidar partisine. gülsem mi ağlasam mı bilemedim. eren erdem' in bahsettiği öz eleştiriyi ben kendim için yaptım ön yargılı olmamak adına ama bakalım kaç akpli bunu yapabilecek.

    bu arada eren erdem'i de çok afedersiniz g*te g*t dediği için tebrik ederim. doğruları söylemeye böyle devam. elbet bir gün anlayacaklar.
  • belgelerin belge olduğunu anlamaları için sanırım kağıdın üstünde "akpli vekillerin belge olarak kabul ettiği belgedir" diye bir ibarenin olunması gerek.

    düşük profilli birisi çıkar fotokopi üzerinden gündemi meşgul etmeye gerek yok der halbuki fotokopinin anlamı zaten "olan bir şeyin" kopyasıdır. 1984 romanındaki propaganda bakanlığı bile salakça "yoo öyle değil ki " diye inkar etmiyor.

    kaç gündür gündemi takip ediyorum bu kadar salakça inkar yöntemi hiç görmedim. ortada belgeler işte hala yok şöyle olsun da böyle olsun diye işe yokuşa sürüyorlar. köşeye sıkıştıkça aptallaştılar.

    eren erdemin yerinde olsam belge vari bir şeyi bi eski püskü taşa yazdırır genel kurula götürür "ahan da istediğiniz tarza belge" diye söylerdim.
  • akıl ve bilim yolundan sapanların zoruna gitmesi gereken ama 1 gram pişmanlık duymacakları konuşmadır.
  • cayir cayir gercekler konusulmustur. gunu geldiginde referans bir konusma olacaktir.
  • devletin ne olması gerektiği, hükümetin ne yapması gerektiğini bir kez daha gözler önüne sermiş konuşma ve meclisteki bomboş karşılığı. ulan devlet bekasını koruyamayan, korumayan hükümet mi olur. hükümet yalnızca kendi düzenin bekasını korursa bunlar olur işte. bir gün dağdan teröristi davul zurnayla karşılar ertesi gün ırmağın akışına ölür.

    peki bir toplum bu yüzyılda, bilgi çağında tüm bunları nasıl yer. nazi dönemini anladım, kabul etmedim ama anladım, propagandadan kaçamadı insanlar. peki ya bu?

    nasıl bir akıl tutulmasının içindeyiz. devlet kurumu, bu işler türkiye cumhuriyeti'nin başını belaya sokar diyecek ve sen devlet yönetiminden sorumlu topluluk ekmeğine bakacaksın. hepsini geçtim seni çoğunluğu aç milyonlar destekleyecek. bir gün rıza'ya türk bayrağı önünde demeç verdirirken, mit raporunu görmezden geleceksin ertesi gün rıza ajanmış olacak. ve her ikisinde kendini alkışlatacak milyonlar bulacaksın.
    bugünler tarih sayfalarına çoktan girdi bile.
  • “zarrab’ın bu işleri yapacağını size 17/25 aralıktan 8 ay önce mit söylemiş mi? söylemiş. ne yapmışsınız? seyretmişsiniz. geçmişte de seyrettiniz, bugün de seyrettiniz…”

    olan türkiye’ye oldu, oluyor... bir iran ajanı yüzünden ülkemizin uluslar arası itibarı iki paralık olmuş. çoluk çocuk yiyecek ekmek bulamayacak noktaya gelmişiz. aktroller dolar iki kuruş düştü diye sözlükte kına yakarken, birileri de ülke çökerken seyrediyor. "bakan" olmak bu ülkede bunu gerektiriyor demek ki.

    bu işin sorumlusu, reza mıdır rıza mıdır her ne haltsa, o iran ajanının amerika'ya gitmesine sebep olanlarken, herifin yediği ve yedirdiği rüşvetleri canıyla, malıyla ödeyen yine vatandaş tabii ki .

    adam belgeleri çatır çatır yüzlerine vururken akp milletvekillerinin yüzü bile kızarmıyor, hala laf yetiştirmeye çalışıyorlar baksanıza.
  • daha bu gundem olup yaptiklari yolsuzluklarin abd adaletince itiraf ettirilmis kismi sadece. kim bilir daha ne yolsuzluklari hirsizliklari vardir eşilse ortaya cikacak diye dusunuyoruz. belgelenmis kanitlanmis olanlarin bile yuzsuzce ustu ortuluyor. unutmasinlar uyuttuklari yuzde 49'un bile cogu inanmiyor yalanlarina artik.

    eren erdem'in dedigi gibi açıkça şerefli olup hata ettik demediler bir kere olsun.