şükela:  tümü | bugün
  • edit: başlık yanlış açılmış. 2018 diye değiştirilmesi gerekiyor.

    "bu, uçurumdan düşen bir adamın hikayesidir..
    adam, yere çakılana kadar düşüşünün her anında kendine şöyle der:

    şimdiye kadar her şey yolunda...
    şimdiye kadar her şey yolunda...
    şimdiye kadar her şey yolunda..."

    kendimi bildim bileli kedileri severim. evimin etrafında belki onlarcası var ve herhalde şimdi sokakta olan kedilerin anne babasını bile ben beslemişimdir.

    her gün sabah ve akşama doğru evimin yakınındaki bim'den birkaç tane 2 liralık aç bitir salam alıp bahçe kapısının yanına bırakır kedilere küçük bir ziyafet veririm. bu arada doyanlar da kendini sevdirir ve eve kadar beni takip ederdi.

    tabi bu ilişki, bir süre sonra kedilerin sabah geç uyandığımda kapımda miyavlamaya başlamaları, yolda gördüklerinde koşup bacağıma tırmanmaya çalışmaları ve bazen girişteki paspasın üstüne işemeleri gibi sevgi hareketleriyle devam etti.

    aralarında iki tanesi vardı. biri siyah beyaz, diğeri ise sarı beyaz. ikisi de diğerlerine göre oldukça iri yarıydı.
    isim vermekte kötü olduğum için birine "sarı" diğerine de "siyah" olarak sesleniyordum. sarı uysal ve ağırbaslıydı, bana en yakın davranan kedi de oydu.
    siyah ise bana karşı biraz daha temkinli yaklaşıyordu, ancak hareketli ve kavgacıydı. birkaç defa diğer kedileri yemeğin başından kovduğuna şahit olmuştum. sarı hariç. sarı ve siyah arasında kırmızı bir çizgi vardı ve sanki ikisi de bu çizgiye dokunmamak için çaba gösteriyorlardı.

    önemsemedim.. her şey yolundaydı..

    bir sabah salamı bahçe kapısının yanına bırakıp eve döndüğümde kedilerin kavga sesini duydum. camdan baktığımda siyah'ın sarı'ya saldırdığını gördüm.
    oraya koştugumda siyah hızla ayrıldı. parmağımı ona doğrultup tehdit eder gibi işaret ettim.
    o da birkaç adım geri attı, yüzündeki şaşkın ifade birkaç saniye sonra öfkeye dönüştü ve bana bakıp sertçe hırladı. ardından gözünü benden ayırmadan uzaklaştı. sarı'ya baktım. yanağında ufak bir sıyrık vardı.

    ilk başta siyah'a sinirlensem de umursamadım. yarın tekrar bacağıma sürünürdü ve hiçbir şey olmamış gibi devam ederiz diye düşündüm.
    her şey yolundaydı..

    sonraki sabah yemek vermek için dısarı cıktım. siyah yoktu. etrafa biraz bakınınca 94 model beyaz şahinin altından, yanındaki birkaç kediyle bana baktığını farkettim. mimikleri yoktu, tepki vermiyordu. sadece gözümün içine bakıyordu. gelmesi için işaret yaptım.
    tepki vermedi.
    sonra yavaş adımlarla uzaklaştı..

    o an farkettim. gerilim artık savaşa dönüşmüştü. yıllarca uyum içinde yaşamış iki grup artık savaş içindeydi.
    ve ben 2 liralık aç bitir salamlarım ile bu savaşı beslemiştim.

    sarı'ya baktım. kendinden emin halde siyah'ın arkasından bakıyordu..

    günler geçti. siyah'ı o günden sonra görmedim. gerilim ortamı yavaş yavaş yerini yine eski günlere bırakmaya başlamıştı. yine her şey yolundaydı. artık siyah olayını umursamıyordum bile.

    ta ki bu sabaha kadar..

    bu sabah da yine her günkü gibi birkaç paket aç bitiri bahçe kapısının yanına bıraktım. sarı yavrulardan biriyle oynarken tüm kedilerin donup kaldığını farkettim. sarı da dahil. hiçbiri salamlara hamle yapmıyordu. ayağa kalktım. arkamı döndüm.

    onlarca siyah kedi.. onlarca.. arabanın üstünde kapının yanında, çitlerin üstünde her yerde.. önlerinde de eski bir dost.. siyah..

    bana bakmıyordu. gözünü sarı'nın üstüne dikmişti. sarı ise tepkisizdi, bu anın geleceğini bilir gibi. onun da yanına hala bana sadık olan yoldaş kediler vardı.

    işte o an... elimde açılmış aç bitir paketi ve küçük bim poşetiyle ben, kendi yarattığım kaosun ortasında, ayakta bekliyordum.. iki yanımda öfkeli gözler ve patiler kaçınılmaz felaketin gerçekleşmesi için hazırlanırken ben yalnızca bekliyordum..

    yoldaş kedilerden biri partisiyle bacağıma dokundu. "bu bizim savaşımız.." der gibi miyavladı.. geri çekildim.

    koca bir gürültü, haykırmalar ile iki taraf da birbirine girdi.
    gökten inen pençeler, hırlamalar..
    bir süre sonra tozdan hiçbir şey görünmez olmuştu. yalnızca sesler duyulabiliyordu.

    sonra sokağın ucundaki çöp kutusunun yanında sarı'yı gördüm..
    dimdik ayaktaydı ve gözleri siyah'ı arıyordu. çok sürmeden siyah da tozların içinden yavaş adımlarla yaklaştı.

    ikisi birbirine girdi. boğuşma esnasında geçen günkü yağmurun oluşturduğu su birikintisine yaklaştılar. şu birikintisinin üstündeki tahtada kavga etmeye devam ettiler. kimin iyi durumda olduğunu söylemek zordu.

    sonra sarı, ani bir hareketle su birikintisinin yanındaki tepenin üstüne çıktı. siyah hala tahtanın üstündeydi..

    sarı "bitti siyah!" diye haykırdı. "yüksekteyim, artık bu saçmalığa bir son ver" der gibi miyavladı.

    siyah ise "gücümü kücümsüyorsun" diye karşılık verdi. ve tahtanın ucuna yaklastı.

    sarı "bunu deneme" dedi, yalvarır gibi.

    siyah aniden tahtanın ucundan sarı'nın üstüne zıpladı.
    sarı, siyah'ı havada yakaladı ve karnına sert bir pati indirdi.
    siyah yere kapaklandı. siyah öfkeyle saldırmaya çalışıyordu ama hareket edemiyordu.

    sarı yaklaşıp acıyla: "sen seçilmiş olandın" dedi "senin güce denge getirmen gerekiyordu" dedi.
    "seni kardeşim gibi sevmiştim siyah!"dedi ve yavaşça uzaklaşıp gözden kayboldu.

    siyahın ayakları suya batmıştı ve öfkeyle hırlıyordu ve "senden nefret ediyorum" diye bağırıyordu..

    sonra o ve diğer tüm kediler de gözden kayboldu..

    artık yalnızca toz vardı..

    "bu, uçurumdan düşen bir adamın hikayesidir..
    adam, yere çakılana kadar düşüşünün her anında kendine şöyle der:

    şimdiye kadar her şey yolunda...
    şimdiye kadar her şey yolunda...
    şimdiye kadar her şey yolunda..."
  • ev kedilerine dokunmadıkları sürece sıkıntı edilmeyecek olaydır.
  • yıldönümüdür. geçen senenin galibi bu sene de gövde gösterisi yapmaktadır.
  • (bkz: #pınarürünleriboykot)

    (bkz: pınar aç bitir*)

    demek ki bundan sonra kediler arasında iç savaş çıkmaması için aç bitir salam kullanmayacağız.